Kapı Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kapı Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13.2.20

Günlük, Biten Kitaplar...

Bu hafta Kartal'da Sevdoş'lardaydım.
Toprak Cem sabah onu okula bırakmamı ve sonrasında Umay ile almamızı istedi. 🤗
Şuan Toprak Cem benim de okuduğum okulda okuyor. Benşm açımdan tam bir nostalji açıkçası. Hatta eski mahallemden tanıdığım kişilerş görmek içimi tuhaf yaptı.
Tabi bahçeye yeni okul yapmışlar. Eski bina "Halk Eğitim" olmuş... Anılar , anılar durumu vardı bende.... İlk okul arkadaşım birde okulun karşısına kırtasiye açtı. Onu da ziyaret ettim. İçime çok iyi geldi.

Okul dönüşü eve okulun arka tarafından geldik. Sokaklara bakarken kendi okul çıkışım,  eve dönüşüm,  arkadaşlarla yürüdüğümüz zamanlar geldi. Şimdi benim garip bir huyum var, isim hatırlamam ama gördüğüm,  konuştuğum yüzü hiç unutmam. O yüzdende eski mahalleye gidince de tanıdık görüp konuşuyorum ama isim yok 🙃

Öyle işte... :)

Biten kitaplara gelirsek....

"KIRMIZI KAZAK/ MELTEM GÜRLE"
Arkadaşım getirmişti okumam için.
Birgün Gazetesinde ki yazılarının derleme kitabı. 
Hayata dair, okuduğu kitaplara dair, alıntıları, hatırladıkları...öyle güzel anlatmış ki yazar.... Eğer anı, derleme kitapları seviyorsanız bunu da seversiniz...
Arka kapak yazısı;
Kitaplarla iç içe geçmiş denemeleri okumak uzun sürer. Yıllar önce okuduğunuz kitaplar, elinizdeki denemelerle birlikte yeni boyutlar kazanır, derinleşir, zenginleşir. Okumadıklarınız yepyeni ufuklara çağırır. Bu nedenledir ki,  okumadıklarınızı okumak, okuduklarınızı yeniden karıştırmak için sabırsızlanır, elinizdekini bırakır, “öteki metinler”le avarelik edersiniz.
Meltem Gürle’nin denemelerini de okumanız uzun sürecek, ara vereceksiniz, döneceksiniz, yeniden durup yeniden başlayacaksınız. Oturacaksınız, kalkacaksınız, araya başka kitaplar girecek. Elinizdeki kitabın kopyası eskiyecek ama okuduklarınız değil. Bu denemeler kendileri eskimeyecekleri gibi eskiden okuduklarınızı da tazeleyip yenileyecek. 


Diğer kitabım;
"AKŞAM YILDIZI/ İSKENDER PALA"

Sevdiğim bir yazardır İskender Pala... Lakin bu kitap biraz hızlandırılmış gibi geldi....
Her ne kadar "Göbeklitepe Romanı" densede bence değil. Evet ilk insanlık, ritüeller, avlanma,  kardeşlik,  sevgi, göç ....derken konuyu bağlamaya çalışmış.... Eğer "Göbeklitepe" romanı olarak düşünmezseniz yine enfes bir anlatım....


Arka kapak yazısı;

Akşam Yıldızı,  okurlarını bugünden alıp asırlar öncesinin 
Göbeklitepe’sine götürüyor. İyi ile kötünün mücadelesinde 
bir aşk yolculuğu bu… Sevginin inanca, inancın tutkuya, tutkunun hayata adım adım karıştığı noktadan 
Göbeklitepe hakkında bilinen her şeye 
yeni bir bakış, bir ters yüz ediş…
 
On iki bin yıl önce yaşayan kadim insandan günümüzün modern insanına evrilen anlam arayışı…
Duymak istediğimiz belki de ilk insanın var oluş hikâyesi…
 
İskender Pala’nın yetkin kalemi ve ustaca kurguya dönüşen hayal gücü, Göbeklitepe üzerine herkesi yeniden düşündürecek;
Akşam Yıldızı kendi gerçekliği ile ezber bozacak.


Diyor...... İşte böyle...

16.1.18

Ev Hali, AbumRabum İskender Pala Kitabı.

Bir haftayı da geri de bıraktık. Havaların bir açık bir kapalı olması ruh halimi de etkiliyor. Ara ara depresif olabiliyorum.
Hafta sonu Açık Öğretim sınavları vardı. bakalım bu sınavdan geçebilicem mi? Vallahi bir daha İşletme mişletme seçmem. Ben sözelciyim kardeşim desem de iş alanlarının aradığı şartlardan dolayı bu bölümü bitirmeye çalışıyorum. Uzuuun  bir ara vermiştim ve bu sene tekrar kaydımı yeniletme gafletinde bulundum. Hem iyi oldu hem sıkıcı benim için.😳😵
Bu hafta Toprak Cem bizde kaldı ve bizim kız da bir mutluydu anlatamam.Tabi bizdeeeee, halasının bir tanecik kuzusu bu yakışıklı.
Dün yattığımızda yatak öncesi biraz sohbet oluyor tabi. Daha çok iki kuzen arasında kikirdeşmeler, birbirlerine sataşmalar sonrası bana seslenmeler 😁
 Sonrasında Toprak Cem dedi ki;
Hala biliyor musun? Ben evimi çok özlüyorum ve eve giderken daha apartman kapısındayken de sizi özlüyorum....
Ah çocuk bilsen aynı duygular bizde de...
Bende ona " iyi ki varsın halacım ve bizde seni hep özlüyoruz, arada böyle kalmalar nasıl iyi geliyor...." dedim, öpüştük, koklaştık uyudular.

Şu İnstagram'da ki eklentilerle kendimizi şekilden şekle sokmakta arada iyi oluyor... :)

 Bu arada aslında bir kaç günde bitecek olan ama benden ötürü bitemeyen kitabım olan Bir Hz.İbrahim Romanı/ AbumRabum-İskender Pala kitabını dün bitirdim.

Bu sefer diğer kitaplarından biraz farklıydı bu kitabı, polisiye tarzında yazmış. Hatta biraz Dan Brown tarzı bile diyebiliriz. Ama rahatsız etmiyor sizi, hatta daha bir akıcılık sağlamış.
Tabi konusu günümüzde üç büyük dinin aradığı ve bulduğunda da OrtaDoğu'ya hakim olmak istemeleri yatıyor. Hz. İbrahim'in hazinesi...
Olayların geçtiği yerleri ve önemini öyle iyi anlatmış ki... inanın şimdi anlıyorum neden Mezopotamya önemli ve savaşlar neden, nasıl işliyor. Elbet roman bu kitap ama biraz da bilginiz varsa daha iyi oturuyor hafızanız da örgüler.
Arka kapak yazısı tnaıtımında şöyle yazıyor;

Karısı Saray, Avram’a çocuk verememişti. Saray’ın Hacer adında Mısırlı bir cariyesi vardı. Saray Avram’a, (…) “Lütfen cariyemle yat, belki bu yolla bir çocuk sahibi olabilirim” dedi. Avram Saray’ın sözünü dinledi. (…) Rabb’ın meleği (hamile kalan Hacer’e) (…) “Bir oğlun olacak,
adını İsmail koyacaksın. (…) Herkes ona karşı çıkacak, kardeşleri onunla hep çekişme içinde yaşayacak” dedi (Tevrat, Tekvin, Bâb 16).
İbrahim’in biri köle, biri de özgür kadından iki oğlu vardır. (…)
Bu kadınlar iki antlaşmayı simgelemektedir. Biri Sina Dağı’ndandır, köle olacak çocuklar doğurur; bu Hacer’dir. Oysa göksel Yeruşelim özgürdür, annemiz odur.(…) İşte böyle kardeşler, bizler cariyenin değil, özgür kadının (Sara’nın) çocuklarıyız (İncil, Galatyalılar 4/21-31).

Dünyanın en eski medeniyetlerine ev sahipliği yapan Ortadoğu… İnsanlığın beşiği ve Hz. İbrahim’in ayak izlerini taşıyan yurtlar… Ve Müslümanlar üzerinden süregiden savaşlar… Bir bakıma
Hz. İbrahim’in mirası peşindeki evlatlarının amansız mücadelesi…
Ortadoğu’da yalnızca fikirler, inanışlar, canlar değil, tarih de bir katliamın pençesinde. Artık hakikati görenler, Irak ve Suriye’de birinin kanı toprağa akarken uzaklarda kanı bitlenen birilerini, burada bir kurşun namludan fırladığında meçhul ülkelerde kabaran cüzdanları, burada annelerin ağıtları gözyaşlarına karışırken bir yerlere gizlice kaçırılan tarihi mirası fark edebiliyorlar. Oynanan oyuna insanlığın geçmişiyle hesaplaşması deniyor ama hakikatte geleceğini belirleme potansiyeline sahip.
Elinizdeki kitabı yalnızca Roma, Kudüs ve İstanbul ekseninde
bir casusluk romanı olarak değil, aynı zamanda
Mezopotamya’nın sosyal, siyasi ve sanatsal tarihi gibi de okuyacaksınız. İskender Pala’nın her zamanki yetkin
kaleminden nefes nefese bir polisiye...

(Tanıtım Bülteninden)

Seveni de var sevmeyeni de.... Kitaplarını severek okuyanlardanım, bu kitabını da severek ve ilgi ile okudum. 

22.9.16

Ev halleri..... İskender Pala, Oyun Parkı, Evde Sinema ..

aman da aman ütü zamanı gelmiş :)
Veeee benim gibi eşi öğretmen olan ve çocuğu okullu olan bayanların "ütü mevsimi"  başlamıştır. Hayırlı uğurlu olsun.... 🙋😁

Sevdiğim havalar bu hafta geldi; hava serin ve yağmurlu...

Geçen haftanın tadını çıkaralım dedik ve soluğu Göztepe Parkında aldık.  Tabi önceliğimiz Umay'ın parkta oynaması idi.  Hem park olarak hemde yeşillik olarak burası çok ideal.  Alın yanınıza yiyecek birşeyler serin örtünüzü yere hem kuş hem cıvıl cıvıl neşeli çocuk sesleri arasında dinlenin.




PArk kültürü önemli, çünkü okul çağına gelmemiş çocuklarımızın en çok sosyalleştiği, öğrendiği şeyleri pekiştirdiği ve en ene önemlisi enerji attığı yerlerin başında geliyor.
Aslında biz büyükler içinde alıcaksınız kahvenizi yanınıza, açacaksın kitabını kulağında da sevdiğin melodi olacak... oh keyfe gel yahu .:)))



aşkla
 E tabi bağ bahçe park derken akşamları da film gecesiydi. BU hafta iki film izledim/k.

İlki "İki Dil Bir Bavul"
Aslında film bir öğretmen ve doğuya atandığı derme çatma bir okulda geçiyor. Ödüller almış ki iyi ki almış çünkü çok güzel aktarılmış bazı şeyler.
Gerçekten de çok zor aslında aynı çatı altında, aynı ülkede yaşayıp da aynı dili konuşamamak, birbirini anlayamamak....

Film başta ağır gidecek gibi geliyor lakin hiç de öyle değil. HAtta yer yer çocukların hareketlerine, tavırlarına gülüyorsunuz... Çocuk işte her yerde aynı diyorsunuz izlerken.
Anlayacağınız izlemediyseniz bir göz atın derim...

 Diğer Film ise "Prenses Kaguya Masalı
Isao Takahata filmi ve animasyon. Japonlar bu işi çok iyi biliyor ve çekiyorlar. Tanıtım videosu burdan bir bakın .     Bir çok konuda animasyon filmleri anlatılmak istenilen çok şeyi iyi aktarıyor bana göre.
Bu filmde de öyle... Aslında ailelerin yaptığı yanlışlıklar, sevginin önemi, yaşama dair olan saygı... arkadaşlık dostluk ve yaşam sevinci...
Daha ne olsun kardeşim... :)
Sevdim hemde çok sevdim bu filmi... 

Kitaplardan da İskender Pala kitabı olan "Mesela"yı okudum. Derleme bir kitap. Sanırım 7 başlıktı, başlıklar altında eski hikayeleri, kıssaları derleyip kitap haline getirmiş yazar.
Ara kitap olarak ve ara ara rastgele bir sayfa açıp okuyabileceğiniz türde bir derleme.

Böyle işte blog...


3.5.16

İskender Pala , Yalçın Tosun ve Mirac Kandilimiz Mübarek Olsun


Mirac Kandilimiz Mübarek olsun.
Ben duanın gücüne inanlardanım. O yüzden size de, bana da dua edenlerimiz olur inşallah. Ama şuna da inanıyorum ki duanın dili, dini, ırkı olmaz. Gönülden geçen, kalple açılan ellerin duası... işte o çok önemli bir detay bana göre....
Nerde gönlü sıkılan varsa, hasta olan varsa, yada sadece iyi bir niyet bekleyen varsa kabul olur İnşallah....


Geçtiğimiz haftalardan bir gece bu kitabı bitirdim.. Enteresan bir çekim gücü var bence kitaplarının Yalçın Tosun'un. Tabi bunda çocuklara ve özgürlüğe dikkat çekmesi de olabilir. Diğer kitabında olduğu gibi bunda da yine bir ötekileştirme, eşcinselliğe dair ve çocukluğun getirdiklerine dair öyküler bulacaksınız....
Yeni ve genç bir yazar ama ödüle layık bir yazar ki bu kitabı da ödül almış bir kitap...

Bazen okurken konular çok sıradan gibi geliyor ama öyle bir cümleler kuruyor ki sizi ters köşe yapıyor, sanırım en büyük sırrı bu kitaplarının...
Yolu açık olsun, hep kalemi yazsın...



Şimdi ne desem ki... Yazarı bilenler bilir, anlatım dili iyidir... Özellikle tarihi romanlarında Divan Edebiyatından da vurgular yapması ve o yazım dilini kullanması daha bir güzellik katıyor romana.

Bu kitabında da yine İskender Pala aşkı, Divan Edebiyatını ve Barbaros Hayreddin Paşa'nın tarihini döktürmüş...
Nasıl Kaptan-ı Derya olduğunu, adaletli davranmaktan yana olduğunu, ama kızdı mı dağları yakacağını anlatmış.......
Sıkılmadan okuyabileceğiniz bir roman.
Elbet naçizane diyebilirim ki; eksiklikler, hava da kalmış bilgiler yok mu derseniz; var... Ama başlangıç için okunabilecek bir kitap. Böylece daha içerikli bir kitaba başladığınız da bazı bilgileriniz taze olur.....











30.12.15

İskender Pala/ Bülbülün Kırk Şarkısı ve ev hallleri :)

Veee yeni bir yıla başlamaya günler kaldı. Kar yağacağmış diyorlar, ben uzun zamandır haber seyretmediğimden, duyduğumu yazıyorum. Ve evet yağsın bizde camdan izleyelim o doğanın mucizesini...

Bu sene bloğumda yıl sonu değerlendirmesi için yazmaya takatim yok. Gündüz Umay'la geçtiğinden , bu sattler de yazı yazmaya oturduğumdan herhalde..... İdare edin artık.
Ama diğer bloglardaki paylaşımları zevkle ve devamı notlar alarak okuyorum. Okunacak kitaplar listesi çoğaldı....
Geçtiğimiz hafta biraz yoğunda. Arkadaşımın oğlunun 1.yaş günü kutlaması vardı. Hava soğuk ve yağmurlu olduğundan kızı babası ile bırakıp ben tek gittim. Ne yalan söyleyeyim özlemişim gittiğim yerde oturup çayımı içmeyi... :)
 Artık ne güzel şeyler yapılıyor doğum günü kutlamalarında; gelenlere hediyeler, süslü süslü pastalar ve konsept belirleme... Herşey öyle güzeldi ki Nilgün'cüm tekrardan ailenizin bir tanesinin 1.yaş günü kutlu olsun.

Pazar günü de eşimin kuzenine kahvaltıya gittik, akşam üstüne kadar çay kahve muhabbetin belini kırdık.
Eee haftaya da başladık.... bu yılbaşı tüm aile bizim evde toplanıyoruz, yarın akşamdan itibaren bende bir hazırlık koşturmacası olacak. Bu gecden postu yazayım dedim. :)
 Bugün ki ev halimiz; çayımızı kahvemizi kzımızın elinden içtik :) hele hazırlarken sanki gerçekmiş gibi sesler çıkartmıyor mu? beni mest ediyor vallahi.
Çocuklar kesinlikle evin neşesi.
 E tabi akşamda olsa gece de olsa kahvesiz olmaz diyen bir tipimdir. Saat fark etmez, günde en az bir tane Türk Kahvesi içmeyelim.
 Bu kare de yine bugünden, sabah çayı içemediysem bende kız uyuduğunda içerim kardeeeşiiiimmm diye patlatayım olayı bende. Dinelenebildiğim, oturabildiğim saatler Umay uyuduğunda oluyor çünkü.....
Yeni bir kitaba başladım yılın son günlerinde. Yazarın ilk defa bir kiabını okuyorum ama nette biraz bakındım bir iki kitabı var. Detaylı yazıyı sonraki yazıda anlatırım dostlar.
Kitap adı Bir Derya Öyküsü Adalı/Funda Kalaycıoğlu'na ait tarihi bir roman diyeyim şimdilik.

Veee Bülbülün Kırk Şarkısı Hz. Muhammed/ İskender Pala kitabım bitti.
Daha önce Peygamger Efendimizin ( S.A.V.) hayatını Nezihe Araz'ın kaleminden okumuştum. Nezihe Hanım özellikle kitabını yazarken Peygamberimizin geçtiği yolları kendisi de yürüyerek geçirmiş ve kitabını yazmıştır.Daha detaylı anlatmıştı o kitapta. Şimdi baskısı var mı bilmiyorum? Ben ikinci el olarak almıştım hemde tesadüf eseri.. hoş tesadüf yoktur ama neyse konuyu dağıtmayayım...
Bu kitapta ise bazı şeyler bir kaç cümle ile geçmiş olsa da genel olarak çook beğendim kitabı. Zaten yazarın anlatım dilini, konuları hikayelendirmesini severek okuyorum.
Yazar bu kitabında da Doğumundan öncesi, doğumu, peygamberliği, Hicreti yaşadıklarını onu seven bir bülbülün ağzından aktarıyor.
Kitap ta sevdiğim bir teknikte oldukça edebi yazılan bu roman, tarihlere göre bölümlere ayrılmıştır. Her bir bölüm Sahabe'den bir kişiye atfedilir ve kişi anlatılır. Yer yer gözleriniz dolarak okuyacağınız kitap harika bir dille akıcı bir şekilde yazılmış.
Eğer Hz.Muhammed'in ( S.A.V.) hayatı le ilgili okumak için bir başlangış yapmak isterseniz kesinlikle bu kitapla başlayın. İsimleri veolayları hafızanızda tutmanız ve başka kitaplar okuduğunuz da idrakınız daha kolay olur, size yardımcı olur bu kitap.


İŞte böyle blog gece gece yazımı da yazdım, hadi bana müsade... uyuyayım diy mi sabah erkenden kalkan bir güzellik var evimiz de. :)
Herkese iyi geceler.






9.12.15

Mihmandar iskender Pala

Mihmandar : Farsça'da "Mihman" misafir, konuk; "Mihmandar" da misafiri ağırlayan,  misafir ile alakadar olan demektir.
      
                                                                    Mihmandar İskender Pala
                                                                    Bir Eyüp Sultan Romanı
Hani bazı yazarlar vardır,  öyle güzel duygulara tercüman olurlar ki... İşte İskender Pala benim için öyle. Çok güzel yazıya döküyor ve aktarıyor okuyucuya..
Bu kitabı ile yine ruha ve akla hitap etmiş. Bazı şeyleri öyle güzel aktarmış ki bildiğiniz ama eksikleri olan bilginize ilaveler yapmış.
Bende birçoğumuz gibi Eyüp Sultan'a gitmiş,  dua etmiş ve o havayı solumuş biriyim. Şimdi bu kitaptan sonra tekrar gitmeyi planlarım, çünkü bakış açım bilgim ve ruh halim değişti.
Kitapta Eyüp Sultan ve hayatı anlatılıyor. Ve nasıl Kutlu Nebi'mize Mihmandar olduğu. Hikaye bildik. Peygamber Efendimiz (SAV)  Medine'ye Hicret eder.
Elbette herkes evine misafir etmek ister efendimizi. Peygamber efendimiz de kimseyi kırmamak için demesini bırakır ve kimin evinin önünde durursa orada misafir olacağını ve konaklayacağını söyler. Eyüp Sultan'ı eşi de öyle bir dua ederdi içinden, sonrasında gözlerini kaparlar kime gideceğini merak ettikleri için.
Kusva gelir ve sevgili Mihmandar ın evinin önünde durur... Sonrasında gelişen olayları da yazmayayım dimi okuyacak olanlarınız olur.
Artık biliyorum ki mihmandarın bahçesinde ki çınar ağacının nasıl dikildiği ve nelere şahit olduğu,  sonrasında zamanında kimlerin bu mezarı koruduğunu veee Hamed'i de es geçmemek gerektiğini.....
Hemen devamında da aynı yazarın Bülbülün Kırk Şarkısı Hz. Muhammed'in Hayatı kitabına başladım. Hep derim ve diyeceğim de;aklımızı bedenimizi beslediğimiz kadar ruhumuzu ve nefsimizi de beslemek gerek. Ve bu kitaplar  çok iyi geliyor......
İyi geceler,  Allah Yar Ve Yardımcınız Olsun...