Bu hafta iki kitap bitirdim. Bir tanesi; "Cumba/Karin Karakaşlı" ya aitti. Daha önce de Can Kırıkları adlı kitabını okumuş ve kelimelerini sevmiştim
Bu kitabın da yazarın gazetede yazdığı köşe yazılarından derleme yapmışlar.
Tabi biraz hüzün biraz umut vardı yazılarında. Beni etkileyen yazılarından bir tanesi de kitaba da ismini veren "Cumba oldu. Özellikle Hrant Drink ile tanışması, ve o acı olay...
Daha önce bilmezdim oysa ben Hrant Drink'i. Ta ki öldürülene kadar. Dini, mezhebi veya nereli olduğu pek bağlamaz beni kişilerin. Mesela ilk tanıştığım birine" nerelisin/iz? " diye sormam... Sanki sorarsam ve öğrenirsem memleketine göre davranılacakmış gibi bir his verir bu soru bana.
O yüzden konu içinde geçmezse sormam karşımdakine.
Bir ara bu konuda da yazayım 😊
🖋 🖋️🖋️🖋️
Bir diğer kitabım ise;
KANGURU DEFTERİ KOBO ABE
Bu kitabı Dr indirim kampanyasında görmüş ve almıştım Biraz yazarı araştırınca da Japonya'nın ünlü yazarşaronsan biri olarak geçiyor. Hatta biraz Kafkaeski diye de tabir kullanmışlar
Bu kitabını sevemedim. Daha doğrusu hiçbir şey anlamadım...
Şirkette çalışan bir adam bir sabah uyanır ve bacaklarında Turp Filizleri çıktığını görür, hastaneye gider delen yarı gerçek yarı fantastik olaylar akışı başlar.......
Ondan sonrası yok bende...
Sonrası "KUMLARIN KADINI" kitabını okuyayım dedim. Daha çok o kitabı ile ünlenmiş.
Yarısına kadar okudum ama gitmiyor inanın gitmiyor Eksik bir şey var sanki .. Anladım ki anlatım dili bana göre değil.
O yüzden tavsiye konusunda kararsız kaldığım yazarlardan biri oldu Kobo Abe ...
Efenim yine yazımı yazmış ve yayınlayamadığım o arada Kobo Abe'nin "KUMLARIN KADINI" kitabını da Pdf olarak okumaya çalıştım. Ama yok hiç bana göre değilmiş yazar. İyicene emin oldum.
Okuyanın iız varsa bana da anlatırsa çoook sevinirim.
Böyle okurken sanki bir şey eksik geliyor, bir de kelimeleri ilerlemiyor...
Karin Karakışlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Karin Karakışlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8.7.18
5.4.16
Biten kitaplar, Karin Karakışlı, Paulo Coelho....Bakırköy Botanik Parkı....
Hoşgeldin "alerji".... birkaç gündür göz kaşınıtısı, burun akıntısı ve hapşuruk derken, burnum yine uçukladı ve bende "heh oldu işteee alerjim başladı" diyerek güne başladım....
Malum ilaç alamıyorum kızımı emzirmeye devam ettiğimden ki biraz daha emzirmeyi düşünüyorum; her ne kadar artık bırak kızın 2 yaş oldu deselerde bu keyifli süreci hemen bitirmeye niyetim yok :)
Gündüzleri azalttım ama emzirmeyi, daha çok uykuya giderken emiyor ve küt diye de uyuyor. Böyle böyle ona anlata anlata bırakırım diye düşünüyorum..
Sadece zor yanı bu mevsimler de nükseden alerjimi fena atlatıyor olmam. Geçen sene gözlerim fena olmuştu, devamlı batma hissi, kaşıntı ve kızarıklık yaşam kalitemi çok düşürmüştü. Gözlerimi açmak da zorlanıyordum ama tek olunca bide birçok şey bana bakınca zoraki açıyordum...
Bu sene sanki biraz daha iyiyim. Henüz gözlerim kapanmadı ama burun akıntısı ve kaşınıtısı fena a dostlar...
Seneye artık ilaçlara devam...
Nisan ayı iyi bir başlangıç oldu bana, havaların ısınması ve güneşin içeri süzülmesi enerji olarak bedenime yansıdı. :)
Bende bu ara da kitaplarımı okuyarak enerjimi değerlendiriyorum.
Can Kırıkları/ Karin Karakışlı kitabını sevgili Hayat İzlerim bloğunun yazarı Özlem'in birkaç kitaptan biri olan hediyesiydi. İlk defa okuyorum ve duyuyorum yazarı ama çok sevdim.
Sanırım benim de hep bir tarafımın hüzünlü olması bu kitabı sevmeme daha bir etken oldu. Çünkü dünyayla derdi olanın, buraya boş boş dolaşalım diye gelmediğimizin bilincinde olanların hep bir tarafı hüzünlü oluyor....
Sanırım kendi hayatından da alıntılar var bu öykü kitabında. Çok güzel cümleleri vardı, okurken yer yer durup düşündüm, ne güzel kelimelerle anlatmış bize olanları.
Bu öykü kitabında en çok Deprem yazısını ve Göç hikayelerini sevdim. Sevdim dediysem öyle eğlenceli değil, hep yaralı öyküleri yazarın...
Ama okurken sizi rahatsız etmiyor tersine içiniz de bir burukluk oluyor.... Bunlar da yaşandı diyorsunuz, hatta çevreniz de göç etmek zorunda kalanlar varsa yada depremi yaşayanlar; onların anlattıkları ve yaşadıkları geliyor aklınıza.
Diğer kitabım da biyografi kitabı olan "Bir Savaşçının Yaşamı Paulo Coelho/ Fernando Morais" kitabıydı.
Tam bir P.Coelho hayranıyımdır, türkçeye çevrilmiş her kitabını okumuşumdur. Özellikle Beşinci Dağ kitabından etkilendiğim, Simyacı kitabını tekrar tekrar okuduğum doğrudur. :)Çünkü öyle güzel yaşanmışlıklarını aktarıyor ki yazar. Bu kitapta da gazeteci abimiz yazarımızın tüm gün yanında dolaşarak ve eski günlüklerinden, eşinden, dostundan yardım alarak tam bir anı-biyografi kitabı hazırlıyor.
Meğersem yazarımız fena zamanlardan geçmiş. En son huzuru içine dönerek bulunca da gelsin kitaplara konu olan detaylar...
Ve pazar günü harika bir organizasyon ile tüm arkadaşlar toplantık; Bakırköy Botanik Bahçe de kahvaltı yaptık, sonrası çay muhabbet...
Yer olarak eğer eviniz yakınsa muhakkak gidin buraya. Gölet mi dersiniz, çocuklar için ufak bir dinozor sergisi mi dersiniz, sonrasına efendim göl de yüzen kaplumbağalar, ördekler derken ufak bir botanik bahçe....
Kahvaltısı ve hizmet de iyiydi...
Tam bir kafa dinleme yeriydi...
Haftaya güzel başladık biz, elbet haberlerden ve tecavüze maruz kalan çocukların haberleri dışında..........
Sizden naber nasıl geçti haftasonu?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






