Georges Perec etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Georges Perec etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29.9.20

Şeyler / Georges Perec Ve Bahri Karaçay...

 (bugün hava ne kadar güzeldi... öyle özlemişim ki yağmur sesini, kokusunu ve camda bıraktığı o damlaların görüntüsünü😍🙏)

 Hafta da bir gün ile okula gitmeye başladı bizim kız. Ve ilk sorduğu " Anne okula girerken koşabilir miyim?" oldu. Tabi hayır der miyim?! Aslaaaaaaa :)

Sırtında çantası, okul kapısından bir koşusu vardı anlatamam....Bu hafta da iki gün gidecekler. Öyle heyecanlı ve mutlu ki... tabi bizim aklımızda kalmıyor değil.. vakalar arttıkça.. lakin o kadar ihtiyaçları vardı ki çocukların okula gitmeye. İki ucu boklu değnek denir ya aynen öyle. Gitseler bir türlü gitmeseler başka türlü. Elbet evde eğitim verilir, verilmez değil ama okul ortamında kazandığı bazı davranışları ne kadar istesek de evde veremiyoruz....

Onun dışında da pek bi değişiklik yok. Evin öğretmen beyi de haftaiçi-h.sonu evden uzaktan eğitim ile derslerini yapıyor.... 

Bende kalan zamanlarda kitaplarıma gömülüyorum :)

Onlardan biri de arkadaşımın kendine alırken banada getirdiği, Tübitak Yayınlarından çıkan "Mutlu Beyin" kitabı.

 Kitabın güzel yanı, öyle akıcı ve naif anlatmış ki Bahri Bey okurken sayfalar nasıl akmış anlamıyorsunuz. Ve en önemlisi de beynimizin bölümlerini anlatırken verdiği örnekler ile daha bir iyi oturuyor bazı davranışlarımız. Hatta bir kitabı daha varmış; DNA ile ilgili ona da bakmak gerek dedim okurken. Şöyle oturduğunuz yerden bir kaç bölüm okumak iyi gelecek bu kitaptan :)

 📌 📌 📌Eski Mısırlılarda hatta eski zamanlarda en önemli organ kalp idi. Çok zaman sonra beynin onemi kavranmış 

 İlk bölümler biraz teknik bilgilerle dolu olmasına rağmen ilgi ve merakla okumaya devam ettim...

🧠 Bir çok duygumuzun beynimizde ki hangi frekansları etkilediğini,  neden sonuç ilişkisini anlatmış. Öyle tatlı anlatmış ki 😊... Tabi eğer çok fazla  bu tarz bilim kitapları okuduysanız sizi sıkabilir. 

Tanıtımı şöyle;

Yaşamın Sırrı DNA kitabının yazarı, nörobilim alanında genler düzeyinde yirmi yılı aşkın süredir araştırmalar yapan bilim insanı Bahri Karaçay, bu kez bizleri beynin sürprizlerle dolu gizemli dünyasında keyifli bir yolculuğa çıkarıyor. Mutlu Beyin evrenin en karmaşık organı olan beyin hakkında çok yakın geçmişte elde edilen son derece ilginç gerçekleri anlatıyor. Beyinle kişilik arasındaki ilişkiden; erkek ve kadın beyni arasındaki benzerlik ve farklılıklardan; okur-yazar, başarılı, müzisyen, âşık, mutlu ve yaratıcı beyinlerde neler olduğundan bahsediyor. Mutlu Beyin aynı zamanda hafızanın işleyişi ile birlikte korku ve endişe yaşayan, suç işleyen, öte yandan kendi çocuklarını dahi tanıyamayan farklı beyinlerin sırlarına da perde aralıyor."

Diğer kitabım ise çok sevdiğim bir yazardan;

"Şeyler/ Georges Perec"


 

 Pdf olarak okudum lakin kitaplığımda da olmasını istediğim bir yazar. Geçtiğimiz sene Notos Dergisinde kendisine yer verilmişti. Okuduklarımdan anladığım kadarı ile değişik bir kafa yapısına sahip kendisi ve beyni devamlı inceliyor, üretiyor ve sorguluyor. Yoksa bu kitaplarında ki bir sürü kelime, kelime oyunları ve detaylar olmazdı :)

Zamanında iyi bir reklamı oldu mu bilmiyorum ama geride kalan yazarlardan ve istiyorum ki daha çok bilinip okunsun.... 

Hayatına göz attığınız da şunlar yazıyor...

1969 yılında basılan kitabı ”La disparition” (Kayboluş), yazarın dehasını ortaya koymaktadır. Hiç ‘e’ harfi kullanmadan 300 sayfa yazdığı kitabı, bir adamın ortadan kayboluşunun hikayesidir.

İnsanlığı ve yaşadığı dünyayı her yapıtında yeniden keşfeden Perec, yazılarında bulmacalara, sözcük oyunlarına ve ironiye çokça tum olan yazarın her yapıtı aslında otobiyografiktir. Ailesi ve yahudi olduğu için çektiği acıların yansıması eserlerindeki melankoliyle birlikte karşımıza çıkar. Özellikle 1973’te yazdığı ”La Boutique Obscure” (Karanlık Butik), 1975’te kaleme aldığı ”W, or, the Memory of Childhood” (W, ya da Bir Çocukluk Hatırası) ve 1978’de yayımlanan ”Je me souviens”te (Anımsıyorum) bu açıkça gözlenmektedir.

Dili, oyunlar ve bulmacalarla kurulu bir labirentte, çıkışları derin felsefi düşüncelere açılan bir labaratuvara çevirmiştir. Hayattayken oldukça başarı kazanan ve onurlandırılan yazar, 1981 yılında Avustralya‘da Queensland Üniverstesi‘nde yaratıcı yazarlık dersi verdi. Bu sırada yarım kalan romanı ”53 Jours” (53 Gün)ü yazıyordu. Sigara bağımlılığı yüzünden akciğer kanseri olunca Fransa’ya geri dödü ve 3 Mart 1982‘de öldü.

 Arka kapak yazısı şöyle;

Jérôme'la Sylvie, özgürlüklerinden hiç ödün vermeden her şeye sahip olmayı düşlerler. Oysa öğrencilikten çıkıp daracık odalardan, "bir pantolon, bir kazak"tan, kötü yemekhane yemeklerinden kurtulmanın ve düşledikleri yaşama ulaşmanın bir bedeli vardır. Nesnelerle örülü yaşam giderek daha da ulaşılmaz bir imgeye dönüşür.

Perec, Şeyler'de, 60'lı yılların, Jérôme'la Sylvie ve arkadaşlarının bu hikâyesiyle Fransız toplumunun keskin bir tanımını veriyor. Dahası her şey ne kadar tanıdık...

 Alıntılarım;

 

📍Zengin olmayı isterlerdi. Zengin olmayı bileceklerini sanıyorlardı. Zengin insanlar gibi giyinmeyi, gülümsemeyi, bakmayı  bileceklerdi.

Gerekli inceliklere, ölçülülüğe sahip olacaklardı.

Zenginliklerini unutacaklardı, bileceklerdi zenginlikleriyle gösteriş yapmamayı.

Övünmeyeceklerdi bununla. Soluyacaklardı zenginliği. Zevkleri  yoğun olacaktı. Zevk alacaklardı yürümekten, gezmekten, seçmekten,  değerlendirmekten. Yaşamaktan zevk alacaklardı. Bir yaşama sanatı olacaktı yaşamları.


📍Lüks adını verdikleri olguda asıl sevdikleri, bu lüksün  ardında yatan paradan başkası değildi çok kez. Zenginlik belirtilerine  kaptırmışlardı kendilerini;

yaşamdan önce zenginliği seviyorlardı.

📍Hamur işi seven bir erkeği betimleyebilir misiniz? Çamaşır makineniz  hakkında ne düşünüyorsunuz?

Makinenizden memnun musunuz? Çok  köpük yapıyor mu? İyi yıkıyor mu? Çamaşırı yırtıyor mu? Çamaşırı  kurutuyor mu? Çamaşırınızı kurutacak bir çamaşır makinesini yeğler misiniz? Ya maden ocaklarındaki güvenlik önlemleri, yeterli midir, yoksa sizce yeterli değil midir?

📍Herşey yeniydi. Duyarlıkları, zevkleri, yerleri, ne varsa onlan şimdiye değin bilmedikleri nesnelere götürüyordu hep. Başkalarının  giyiniş tarzına dikkat ediyorlardı; vitrinlerde mobilyaları, kravatları,  bibloları farkediyorlardı; emlak komisyoncularının ilanları önünde  düşlere dalıyorlardı. Daha önce hiç ilgilenmedikleri şeyleri  anlıyorlarmış gibi geliyordu onlara: bir mahallenin ya da sokağın hüzünlü ya da neşeli, sessiz ya da gürültülü, ıssız ya da kalabalık olması onların gözünde önem kazanmıştı.

Kafalarını meşgul eden bu  yeni düşüncelere hiçbir zaman hiçbir öge hazırlamamıştı onları;

uzun  bilgisizlik dönemlerine şaşarak, saf saf kendilerinden geçerek  keşfediyorlardı bunları.

Neredeyse durmadan bunları düşünüyor olmalarına hiç ya da hemen hemen hiç şaşılmıyorlardı.

25.8.19

Yaşam Kullanma Kılavuzu / Perec

Havalar mis gibi....hele akşamları balkon enfes.....😊
Bu aralar okuduğum en ilginç ve müthiş kitaplardan biri oldu #yaşamkullanmakılavuzu
Daha önce hiç #georgesperec okumamıştım. Geçen ayki Notos Dergisi'nin de konuğu kendisi idi.
📕 Bayağı enteresan biri imiş Perec.
Mesela bu kitabını 10 yılda tasarlayıp 2 yılda yazmış. Öyle enteresan detaylar var ki kitapta. Lakin okurken sizi rahatsız etmiyor.
Mesela artık merdivenlere daha bir dikkat edicem.
Bir de hiç " E" harfi kullanmadan 300 sayfalık bir romanı varmış kendisinin. Tabi bunlar biraz yetenek, biraz da zeka, akıl işi. Gerçekten de bazı beyinler başka çalışıyor. Ve iyi ki yazıyorlar bizde okuyoruz.
📕 Yapboz parçaları gibi tüm detaylar. Tanıtım bülteni şöyle der:
Paris'te kuşaklara yayılan kiracıları ve sahipleriyle bir bina…Bunların parça parça, kat kat yaşamları, kimi zaman ayrıntılarla, bir yığın gereksiz şeyle birlikte ve de gerçek öyküleriyle anlatılıyor. Bu romanda bir servis merdiveninin, bir asansörün bile tarihi vardır. Bunların tümü bir yapboz oluşturur ama bir yapboz hiçbir zaman onu oluşturan unsurların tek tek irdelenmesiyle anlaşılamaz ve parçaların tümü yapbozun nihai amacı konusunda bir fikir vermez.
Çok sevdim çok.......

16.8.19

Biten Kitaplar, Yeni Başlanan okumalar....

Veeeeeee #anarşık bitti..... Kürdan beni çok güldürdün çok yaşa emi.....
☘ Novella tarzı bir roman Anarşık.  Uzun zamandır böyle ince dokundurmalarla kitap okumamıştım. Özellikle bazı yerler de ki o mizahi laflar beni bitirdi.
🤭

Yer yer güldüğümüz ama en çok da içinde yaşadığımız çok bizden biri Kürdan.  Hayatı roman gibi.... Yokluk,  kimsesizlik,  umut.... Hepsi varda var...
Ve başına gelmeyen kalmaz.
Tabi şu ince detayı atlamamak lazım; hiç bir şey göründüğü gibi değildir. Okuyanlar anladı beni 😏




Kürdan lakaplı Mahmut’un cenazesi kaldırılmıştır. İmam efendi, mezara indirilenin Kürdan olmayabileceğine dair şüphesini fısıldayınca,
tüm tanıklar sorguya çekilir. Ancak yedi tanığın ifadesi işleri iyice içinden çıkılmaz hale getirir. Peki Kürdan ölmediyse gömülen kimdir? İmam Efendi cenaze namazında “er kişi niyetine” diyeceği yerde “hatun kişi niyetine” derken bir bildiği mi vardır, yoksa kalbi temiz olduğu için dili mi sürçmüştür? Kürdan arada bir nereye kaybolmaktadır?

Sanayi sitesindeki ustasından kamyon şoförüne, hayat kadınından
muhabbet tellalına, patronundan kabadayısına İzmir’in arka sokaklarında neşeli bir macera. Fuat Sevimay mizahi üslubuyla okuru Kürdan’ın peşinde bir arayışa çıkarırken, acımasız sistemin karşısında vatandaşın çaresizliğini de gözler önüne seriyor.
(Tanıtım Bülteninden)
Hamur Tipi : 2. Hamur
Sayfa Sayısı : 84
Ebat : 13,5 x 19,5
İlk Baskı Yılı : 2017
Baskı Sayısı : 1. Basım












Bitti....lakin içim de karakterler,  olaylar bitmedi.....Tabi bunda bazı karakterler ve isimlerinin de hayatımdaki yerleri sebebi ile daha bir içimde yer etti.
🏔 Nasıl da sadece bize anlatılanları biliyoruz duygusunu bu kitapla bir kez daha hissettim. 
🏔 Bazı karakterleri çok sevdim bazılarına kızdım. Lakin fazla açık veremiyorum kitap yeni 😉
🏔Hatai Başkan, John Gable, Aziz sizi unutmıycam..... Hele bana hatırlattıklarınızı hiç....
🏔 Bu yaz okuma hızım düştü diye kaç kez demiştim 😉 #dergahdağınsaklıyüzü
Kitabı elimden hiç bırakmak istemedim, bazı cümleler de ve detaylar da daha yavaş okudum,  çocukluğuma, anılarıma gittim.....
🏔 Özellik "İsmail" karakteri tam ismi çok içimi yaktı....fazla detay verememek çok zormuş yahu....keşke size de anlatsam hikâyeyi...
Ama anlatmam kitap yeni,  alacak olanlarınız olur.....
Kader ölçüsü, içimizde ki his....yaşadığımız anlar......hepsi var Dergah'ta....
Emekli bir asker olan John Gable aldığı bir haberle geçmişe döner ve başına geleceklerden habersiz Amerika’dan Türkiye’ye doğru yola çıkar.
Binlerce kilometrelik bu yolculuk Hakkâri’de görev yapan Binbaşı Cem Elvan ve emir eri İsmail’i de içine alacak bir serüvene dönüşecektir.
Onlar birbirlerini bekleyedursun, geçmişe ait ruhlar da yerlerinden çıkıp bu üç adamın kaderine ortak olacaktır.
(Tanıtım Bülteninden)

Hamur Tipi : 2. Hamur
Sayfa Sayısı : 280
Ebat : 13,5 x 19,5
İlk Baskı Yılı : 2019
Baskı Sayısı : 1. Basım






Bu kitabı bir arkadaş önerdi. Daha önce hiç duymamıştım. Ve yine tanımakta geç kaldığım yazarlardan diye düşündüm.
Çünkü öyle güzel ki anlatımı. Şuan PDF olarak okuyorum. Lakin diğer kitaplarına da bakmayı düşünüyorum.
Kitabın tanıtımı şöyle;

On yıl boyunca tasarlanan, iki yılda yazılan, belki bir günde bir solukta okunacak, belki bir haftada hazmedilemeyecek, herkesin istediğini bulabileceği bir yapıt olan Yaşam Kullanma Kılavuzu düzensiz büyük bir düzen ya da son derece düzenli bir düzensizlik…yani yaşamın kendisi…Edebiyat türleri açısından sınıflandırılması oldukça zor bir yapıt…Betimlemeler, sıradan öyküler, olağanüstü yazgılar, kataloglar, bilgelik dolu egzotik olaylar, mükemmel biçimde tasarlanmış cinayetler, karanlık kara büyüler, mucize bir eski kitap, bir seyahat kitabı, kapsamlı bir sözlük, şefkatin hiç eksik olmadığı bir ironi... Perec’in her şeyi tıkıştırdığı bu kitap büyük bir yapboz! Kaba güldürüyle atbaşı giden barok bir gerçekçilik!

Henüz başlardayım lakin okurken nasıl ilerliyor sayfalar fark etmiyorum bile....