Seminer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Seminer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4.5.18

Betül Arım Gösterisi ve Zaman Yeli Kitabı....


 Geçen gün İnsatgram'a bu fotoğrafı ekleyim şöyle yazmıştım; "hiç bitmeyen bir ev toparlamaca varmış." diye...
Gerçekten de öyle özellikle çocuğu olanlar anlar beni. kendimi devamlı evi toparlarken buluyorum. İşin garibi " bugün hiçbirşeye elimi sürmiycem" diyorum ama bir bakıyorum hop ben "şunu kaldırayım, şunun yeri şurası" derken buluyorum.....
Neyse efenim aynı şeylerle sizi sıkmayayım.
Sonuçta anladık ki sosyal medyada gözüktüğü gibi olmuyor ev halleri :)))

Geçen hafta Kadıköy Halk Eğitim Merkezi'n de "Betül Arım İle Dışarıda HiçBir Şey Var!" oyununa gittik eşimle.

Enerjisine hayran olduğum bir kadın. Daha önce de Youtobe kanalında ki kısa kısa olan videoalarını izliyordum.
Bu tek kişilik oyununda duyduklarınız sizi şaşırtmıyor, hatta çoğunluk "evet ne var bizde biliyoruz" dediği ama iş uygulamaya geldiğin de ötelediği şeylerin kendi hayatında devam etirerek nasıl da etkisini gördüğünü anlattı.
Aralar da müzik ve ses ekibi ile desteklemiş ve anlatım ile birleşince siz de oyundan çıkarken enerji dolu, aa çok doğru söylüyor derken buluyorsunuz.

Ne mi anlatıyor?

"Kendimize de teşekkür etmemiz gerektiğini, an-ı ve yaşamı farkında ve bilinçli yaşamamız gerektiğini, pozitif düşünce gücünün önemi ve etkilerini, polyanacılık değil ama bazı durumları olduğu gibi kabul edip yola devam etmek gerektiği v.b." gibi önemli öğretilerden bahsetti."
Son sözünü de hayatını etkileyen kitaları söyleyerek ve Gandi'nin meşhur sözü ile kapattı.
Kitaplar ne derseniz; DÖRT ANLAŞMA, DÜŞÜNCE GÜCÜ bir kaç tane daha söyledi ama aklımda kalmadı.
Bu kitapları da okuduğum ve bende etkilendiğim içn hatırlıyorum sanırım. :)

Bitirdiğim kitaba gelirsek de;

Gürsel Korat'ı ilk "UNUTKAN AYNA" kitabı ile tanıdım ve kelimelerine vuruldum.
Anlattığı hikayeler iç burkan olsa da sizi sıkmadan, daraltmadan anlatıyor. Kısa ve öz.

Bu kitabı da meğersem Kapadokya üçlemesinin ilk kitabı imiş.Diğer ikisi Güvercine Ağıt ve Kalenderiye.

Kitabın girişinde kör bir Latin askeriyle sağır bir kilise ressamı karşılaşırken, zihnimin bir o yana bir bu yana koşturmasıyla sürdü okumam. Türkmen gibi giyinip konuşan kör bir Latin askeri, Selçuki beyi gibi giyinmiş Hıristiyan Beyine rastladığına şaşıran sağır ressam. Bin Tanrılı Hittilerden gelen çift başlı kartalın yanına bir de çift aslan eklenivermesi… Garip bir dinginlik ve hüznün eşlik ettiği okumaya ince bir sızıyla son vermek, savaşlar, yaşananlar, zaman … Ah zaman… 

Diğer kitplarında sıra.

Eğer daha önce hiç okumadıysanız yazarın kitabını şans verin kendisine...pişman olmazsınız.

 

23.2.17

Ufuk Çakmakçı İle Koşulsuz Mutluluk Mümkün mü? üzerine...

Ayın belirli tarihlerinde ve genelde de Çarşamba günleri Akasya Sohbetleri adı altında Akasya Avm'de sohbetler, kısa seminerler düzenleniyor.
Bu haftaki konuk; Doç.Dr. Ufuk Çakmakçı idi.
Konu da;  Koşulsuz Mutluluk Mümkün mü? 

Aslında sorunun cevabı zor.... Kendinize hiç sordunuz mu bilmiyorum. Daha önce mutlulukla ilgili kendimle konuşmuşluğum var. Hatta okuduğum kadim bilgilerle dolu kitaplardan ve yaşamdan öğrendiğim şey; ne kadar az beklenti o kadar mutluluk ve keyifli yaşam.

Çok fazla not aldım. Videoya bir parça çektim ama henüz buraya eklemeyi bilmiyorum. Keşke konuşma boyunca çekip sizinle de paylaşabilseydim... Öyle güzel gerçekçi bilgiler aktardı ki.
Ama bir sürü not aldım arkadaşlar. Sizinle de paylaşmak için.

İlk cümlesi; önemli bir bilge der ki: Gevşeyin, hiçbir şey kontrolünüz altında değil...

Ve başladı anlatmaya. Aslında "başarı+para= mutluluk getirmiyor.
Evet para kazanmak bir ihtiyaç hemde önemli bir ihtiyaç ama mutluluk değil.

Ayrıca hayatımızı ne kadar farkında yaşarsak keyifli bir yaşam sürmemiz de o kadar elimizdeymiş.

Nefes kontrolü ve meditasyonu uygulamak birçok hastalığın, kederin, öfkenin önünü kestiğinden bahsetti.

Ve aslında en önemlisi de; unuttuğumuz ve ölümsüz gibi yaşadığımız... "Doğuyoruz, yaşıyoruz, yaşlanıyoruz ve ölüyoruz" unutmamak gerek bunu dedi...

Öğrendiğimiz şeyleri pratik yapmadığımız sürece unuttuğumuzu vurguladı. 
Koşulların hiçbir zaman beklediğimiz gibi gerçekleşmediği, önemli olan bizim bununla naıl başa çıktığımız.

Varsayımlarımızın her zaman çok  doğru değil dedi.

Ve bir diğer önemli nokta; evrende var olan herşey bir diğer zıddı ile var olur...( iyilik-kötülük, gündüz-gece vs..)

Kiracı olduğumuz bu dünya da sahibiymişiz gibi davranıyoruz ve sonunda üzülüyoruz...

Önerdiği kitap: Eric From/ Sevme Sanatı

Biz aslında alışkanlıklarımızın bir bütünüyüz ve mutluluklarımız da öyle...

Kadim öğretilerin "mutluluk" demediğini onun yerine; memnun olma hali dediklerini...

Varsayımların çok tehlikeli olduğundan bahsetti. Belki de olacak düşündüğümüz şey ama biz o ana o kadar çok takılıp kalıyoruz ki; şimdi ki anı kaçırıyoruz ve stres, öfke nöbetleri başlıyor bu seferde..

Hep "hızlı sonuç" istiyoruz. OLması gereken süreci unutuyoruz...

Kadim bilgiler der ki; bırakın gelecek kendi başının çaresine bakar...

 Zihnimizde ki çok seslerle barışmamız gerekiyor.

Bunlara dair bir sürü önemli bilgiler aktardı Ufuk Bey. Dinlerken anca bu kadarını not alabildim, anı kaçırmak istemiyordum çünkü.

Gerçekten de kendimizi unutuyoruz. Ve farkında yaşamıyoruz...


Nefes ile ilgili şunu söyleyebilirim; çünkü bir ara epey bi kafa yormuştum buna... günde sadece birkaç dakikanızı ayırıp, oturduğunuz yerde gözlerinizi kapatıp en az 5 kez burnunuzdan nefes alıp ağzınızdan verdiğinizde ve bunu sürekli yaptığınızda gün içinde siz de kendinizde ki değişikliğin farkına varacaksınız.
Hatta artık alışkanlık olacak ve aklınıza geldiği an kendinizi bunu yaparken bulacaksınız.
Özellikle uyku öncesi yatakta yaptığınızda vücudunuz gevşemiz oluyor ve uykuya geçişiniz daha rahat oluyor...