Dünya Klasik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dünya Klasik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15.12.25

Son dönem okuduklarım...

 Selâmlar, son dönemlerde okuduğum kitapların yorumlarını bırakmak istiyorum bloğumada. ☺️


"Zaman kördür, insansa ahmaktır. "


"Notre Dame'in Kamburu" aslına bakarsanız bildik bir hikâye. Yıllarca çizgi filmi olsun, filme uyarlaması olsun izledik.... Fakat okumak başka. Özellikle o alt detaylar çok ince işlenmiş.... 

Viktor Hugo detayları seven bir yazar, bu kitapta da Paris'e dair, sokaklarına, kilisesine, toplumsal davranışlara kadar o kadar çok detay ve betimleme var ki anlatamam... Yer yer özellikle ilk bir kaç kitaplık bölümde, Paris'i anlattığı kısımlarda çok sıkıldım. Çünkü bahsettiği hiçbir sokağı bilmiyorum ve o uzun anlatımları okumak bana iyi gelmedi 🙈 sonra hikâyenin başladığı kısma gelince 'oh be' dedim. :))


Konuyu biliyorsunuz, kitaba başlarken on sözünde der ki; yazar kiliseyi gezerken, duvarda" KADER" yazısına denk gelir ve o kelimeden o kadar etkilenir ki; bu kitap, o sözcük vesilesi ile yazıldı....

     Özellikle "ayaklanma" bölümü muhteşemdi.... Kitapta yok yoktu; özellikle din ve toplum üzerinden yürütülen olaylar, iç dünyamızın karanlık yönlerinin açığa çıkartılması olayları dil zenginliği açısından betimlerle harmanlanmış.... Dış görünüşü yüzünden hâlâ dışlananlarin olduğunu bilmek üzücü..... Okurken Esmeralda'ya çok üzüldüm... İşte burada "Kader" olgusundan ne demek istediğini anlıyorsunuz...


Özellikle sonuna hayran kaldım. Tabiki yazmıyorum çünkü spoiler vermeden dile getirmek zor...

Geriye serinin son kitabı "SEFİLLER" kaldı.... Bakalım bu kitapta bizi neler bekliyor...




#AgustinaBazterrica


İnsanlığın barbarlığını sorgulatıyor "Leziz Kadavralar" herkes okuyabilir mi emin değilim! Konusu itibari ile başta itici geliyor, sonuçta bir distopik Dünya ve insan etinden bahsediliyor. Yalnız bahderken insan eti olarak değil de hayvan eti olarak geçiyor ve resmen bizim hayvanlara baktığımız, uyguladığımız şekillerde yazılmış. Bilmeseniz konuyu, hayvan mezbaasından bahsediliyor sanırsınız. Tabi altta yatan duyguyu çok iyi işlemiş yazar. Tekinsizlik, toplumsal uyum, politik sebepler ile yapılanlar çok iyi işlenmiş.

Çok beğenerek okudum. Canım Aylam tavsiyesi ile almıştım. Yine yanıltmadı arkadaşım ✌🏻❤️


Arka kapak yazısı;


İnsan olmanın anlamını, medeniyet ile barbarlığın sınırlarını sorgulayan Leziz Kadavralar, bir yandan kederli bir baba-oğul hikayesi anlatırken diğer yandan kan dondurucu fakat tanıdık bir toplum portresi çiziyor. Hayvan eti bir salgından dolayı tüketilemez olduğundan yemelik insan "yetiştiren" bir dünya yaratan Bazterrica, psikolojik unsurlarla derinleşen bu politik anlatıda Latin Amerika yazınından aşina olduğumuz tekinsizlik duygusunu özgün ve çarpıcı bir biçimde şahlandırıyor ve çağımızın korkunç fakat kanıksanmış hakikatlerine ayna tutuyor.

Leziz Kadavralar, distopya edebiyatında yeni bir sayfa açılabileceğini gösteren, kapitalizmi, sömürüyü, tüketim kültürünü ve nihayetinde uygarlığın geldiği noktayı acımasızca eleştiren, güncelliğini uzun süre koruyacak ve unutulmayacak bir roman.


Çevirmene çok teşekkürler 🤗 #sedaersavcı


 #gulsahinkitapligi #lezizkadavralar #sirenkitap @sirenkitap


“Algı Kalesi, zihnin karanlık odalarını açtıran ve özellikle zaman algısı üzerine çarpıcı sorular bırakan bir kitap. Okurken yalnızca düşünmüyor; yerleşik doğruların sarsılıyor. Zamanın aslında akıp giden bir şey değil, ona yüklediğimiz anlamlarla şekillenen bir algı olduğunu öyle net gösteriyor ki, ‘geçmiş dediğim ne, gelecek sandığım ne?’ diye kendinle yüzleşiyorsun. Her bölüm, algılarımızın nasıl yönlendirilebildiğini tokat gibi hissettiriyor. En çok da şu etkiledi: Zamanı kontrol edemiyoruz belki ama algımızı değiştirdiğimiz anda zamanın akışı bile değişiyor. 


Bakış açısı ve anlamlandırma önemli, bu kitapta da bunu görüyorsunuz. Masalsı bir anlatımla vurgulamış.

 

1.6.22

Bağışlanmış Bir Günahkarın Özel Anıları ve İtirafnamesi jAMES HOGG


 

"Diğer tüm vazifelerimiz tanrısal vazifelerimize boyun eğmeli." Ne kadar dikkat isteyen bir cümle... Diye not etmişim defterime....

⚖️ ⚖️ ⚖️ ⚖️ ⚖️ ⚖️ ⚖️ ⚖️ ⚖️

Bazı kitapları yorumlamak kendi adıma o kadar zor ki... Evet anlayarak okudum ama ne anlatıyor derseniz, o kadar çok cümle kurasım geliyor ki... İşte #bağışlanmışbirgünahkarınözelanılarıveitirafnamesi kitabıda öyle benim için. İçinde din var, Tanrı var, kibir var, mahalle merakı var, aile içi psikolojik baskı var.... Ve en önemlisi ana karakterin, Tanrı adına kibrine yeni düşerek Şeytan ile işbirliği var..... Ana karakter Robert'in ara ara iç sesini dinleyip, yola geleceği sıra da ise... Yoldan sapmasi için ateşin olayları bir anlatımı var anlatamam 🙈 ve düşününce bazen böyle oluyor gerçekten de... Mesela bir yalan söylediniz ya da bir hata, bir günah işlediniz... Sonra başka bir olay olduğunda daha rahat yalan söyleyebiliyorsunuz, çünkü bir kez yapmıştınız, inandırmıştınız karşınızdakini.....
Ozellikle dini fanatizmi anlatımı çok iyiydi.. Daha nasıl anlatılırdi bilemiyorum... Kitabın başında ki ve sonunda ki önsoz ve son söz de epey detay ve spoiler var 😬
Kitabın konusuna gelirsek, arka kapak der ki;
Yeryüzünde kurtuluşu Kalvinizmde ve onun seçilmiş kullarına sunduğu dinî kariyerde arayan Robert Wringhim, İskoçya’da karşılaştığı gizemli yabancıya tekinsiz bir yakınlık duyar. Bu yakınlık zamanla onu bir din adamı olmaktan uzaklaştırıp en yakınlarını bile katleden bir seri katile dönüştürecektir. Robert’ın karşılaştığı gizemli yabancı şeytanın ta kendisi midir yoksa Robert psikotik bir kişilik bölünmesi mi yaşamaktadır? James Hogg’un bir günahkârın derin bunalımı etrafında ördüğü teolojik kurmacası 19. yüzyılın en güçlü Aydınlanma parodilerinden biri.

📍📍📍📍Bu kitaptan hiç haberim yoktu ve sağ olsun okuma grubundan arkadaşlarım vesilesi ile haberdar oldum. İyi ki kitap dostları var. 🌸 🙏🏻 ❤️
📍 📍 📍
Son sözüm de eğer hala okumadıysanız mutlaka not edin derim nacizane.... 

YAZAR HAKKINDA;

Eski bir çoban olan çiftçi Robert Hogg ve Margaret Hogg’un ikinci oğulları olarak 1770’te İskoçya-Ettrick Hall’da doğdu. 1776’da babasının iflası sebebiyle eğitimine ara vermek zorunda kaldı. 1785’te civardaki bir çiftlikte çobanlık yapmaya başladı. Birkaç yıl sonra James Laidlaw’a ait çiftlikte çalışmaya başladı. Hogg’un kitaplara ilgisini fark eden Laidlaw, kütüphanesinden bazı kitaplarını ona ödünç verdi. 1793’te şiir yazmaya başladı ve ertesi yıl ilk şiiri “Mistakes of a Night” (Bir Gecenin Hataları) Scots Magazine’de yayımlandı. Şiire yeteneği ünlü İskoç yazar Walter Scott tarafından keşfedildi. İlk baladları Mountain Bard (Dağların Ozanı) adıyla 1807’de yayımlandı. Aynı yıl İskoçya kırlarında çobanlığın püf noktalarını anlattığı kitabı The Shepherd’s Guide (Çobanlar için Rehber) yayımlandı. 1810’da yerleştiği Edinburgh’da Wordsworth, Southey, De Quincey gibi yazarlarla tanıştı. The Spy (Casus) adlı bir edebiyat dergisi çıkarmaya başladı. Bazı sayılarında müstehcenlik nedeniyle okurdan tepki gören dergi ertesi yıl kapandı. 1813’te yayımlanan The Queen’s Wake (Kraliçenin Uyanışı) ve 1815’te yayımlanan The Pilgrims of the Sun (Güneşin Hacıları) adlı kitaplarıyla İskoçya ve İngiltere’de tanınan bir yazar oldu. 1815’te Buccleuch Dükü’nün bağışladığı Altrive’deki çiftliğe yerleşip hayatının sonuna kadar yazmaya devam etti. 1820’de Margaret Phillips ile evlendi. 1832’de ilk kez ziyaret ettiği Londra’da büyük bir yazar olarak karşılandı. Londralı genç bir yayıncı, Hogg’un düzyazı yapıtlarından bir derleme hazırlayıp Altrive Tales (Altrive Öyküleri) adıyla yayımladı. Walter Scott’ın ölümünün ardından kaleme aldığı The Domestic Manners and Private Life of Sir Walter Scott (Sir Walter Scott’ın Ev Hali ve Özel Yaşamı) 1834’te önce New York, ardından Londra’da yayımlandı. Şiirlerinin yanı sıra düzyazı alanında üç eser verdi: Three Perils of Man (Erkeklerle İlgili Üç Tehlike, 1823), Bağışlanmış bir Günahkârın Özel Anıları ve İtirafnamesi (1824) ve The Domestic Manners and Private Life of Sir Walter Scott (Sir Walter Scott’ın Ev Hali ve Özel Yaşamı, 1834). 1835’te Altrive’de hayatını kaybetti ve Ettrick Mezarlığı’na defnedildi.