Bu haftayı da yoğun bir şekilde tamamladım sayılır. :)
Salı akşamı kardeşime gittim ve miniğim tatlım Toprak Cem'imle harika bir vakit geçirdim. Hani tarif edilemez duygularımız vardır ya miniğiminde "ala ala(hala demeye çalışıyor)" dedikçe içimin nasıl eridiğini, nasıl duygulara büründüğümü anlatamam. Hele sarılıp öptükçe daha bir başka. :))) Allah sağlıklı ömür versin tüm kuzulara. Çarşamba hava güzel olunca Sevda, ben ve Toprak Cem attık kendimiz sahile. Yürüdük, oynadık ve Sevda sporunu yaparken bizde hala-yeğen eşlik ettik. :)) Sonrası eve dönüş. Bu arada 3 kitap bitirdim. Sayfa sayıları az olunca ve deneme kitapları olunca daha bir hızlı bitiyor kitaplar. :))) Özellikle Leyla İpekçi'nin Şölen Sofrası kitabında ki hayata dair sorgularını ve yorumlarını çook beğendim.
Aşkı Seven Beş Kadın kitabı da Japonya Kültüründen ve hikaylerinden derleme 5 öykü.
Bu arada ruhumuzu da beslemek gerekli değil mi? Zihin-beden-ruh dengesini sağlamak için. Hep diyorum bununla ilgli yazmak istiyorum ama içimde ki ses biraz daha bekle diyor.... Ruhumu beslemek için de; Ö.Tuğrul İnançer'in Gönül Sohbetleri kitabını okudum.
Ömer Tuğrul İnançer ile Öteki Gündem programında tanıştım. Çok enterasan ve net bir üslubu var. Netten izleyin derim o programı. Özellikle kelimelerin dikkatli kullanılması gerektiğini anlattı....Mesnevi de geçen bir çok mecazi hikayelerin nelere vurgu yaptığından bahsetti...
Oysa ki günümüzde çok hoyratça kullanılıyor kelimeler...
Film olarak da Aliens izledik. Eşim bilmem kaçıncı kez izliyormuş ama benim ilkti.
Şimdiden iyi ve keyifli haftasonunuz olsun. :)