Çağdaş Dünya Edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çağdaş Dünya Edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5.6.22

Babamın Yeri / Annie Ernaux





🏡 Yazar genel de kitaplarını otobiyigrafik olarak yazarmış. Okuma sonrası biraz bakındım da.. Kendi hayatından deneyimlerle yazmış kitaplarını.
🏡 Bu kitabına gelirsem; baba kız, baba- toplum olaylarından yola çıkarak bir aile anıları diyebilirim.... İşçi bir babanın, artık işçilik yapmak istemeyip daha nezih bir iş yapmak istemesi. Karı koca bir işletme açıp orada yaşam mucedelsei vermesi... Savaş sonrası toplumsal sıkıntılar, yokluk, ve kızının okuması için elinden geleni yapan, ama aynı zamanda ne iş yaptığını soylemekten çekinen bir baba... Okurken sık sık siz de kendi aile ilişkilerinizi sorgularken bulabilirsiniz kendinizi...

🏡
En çok karısının, toplumsal baskılara rağmen öğrenmeye ve yenilikçi tutumunu sevdim. Bir de gerçekten de bir nesil artık yaşadıkları ve gördükleri toplumsal olaylardan mıdır nedir; daha ketumlar... O babanın kızına karşı içe kapanıkligi, çevresi tarafından ayiplanmaktan korkması.... Var da var kitapta.... 

YAZAR HAKKINDA;

ANNIE ERNAUX, 1 Eylül 1940’ta, Lillebonne’da, işçi sınıfına mensup bir ailede doğdu; çocukluğunu Yvetot, Normandiya’da geçirdi. Mazbut bir sosyal çevrede büyüdü, edebiyat öğrenimi gördü ve uzun yıllar boyunca edebiyat öğretmenliği yaptı. Kişisel deneyimle toplumsal tarihi birleştiren unsurları daha ilk romanı Armoires vides’le (Boş Dolaplar) ortaya koydu. Sınıf atlama, evlilik, kadın özgürlüğü, cinselllik, kürtaj, hastalık, yaşlılık ve ölüm gibi meseleleri kendi deneyimleri üzerinden aktarırken, arka planda daima toplumsal yas¸am ve onu olus¸turan kültürel, siyasî, tarihî olaylara yer vererek, “toplumsal bellek” yazını olarak nitelenebilecek eserlere imza attı; başta Renaudot Ödülü olmak üzere birçok ödüle değer görüldü. Hâlâ Cergy’de yaşamaktadır.

 

20.3.19

Otomatik Portakal Ve Mihail Kitapları....

Geçtiğimiz hafta iki kitap bitirdim.

"OTOMATİK PORTAKAL" epeydir aklımda olan bir kitaptı. Bundan bi yedi sekiz yıl önce filmini izlemiştim. Çok etkilemişti orada ki olaylar  kurgusu ve gidişat

Ama nedense kitabını bir türlü alıp okumamıştım.
Bu sene takmıştım kafaya okuyacaktım 
Velhasıl okudum, nasıl ki 1984 kitabını bitirdikten sonra bir kaç gün kendime gelmediyse bu kitapta da aynı şeyi hissettim.
Evet yıllar önce yazılmışlar lakin anlatılanlar çok da uzak değil gibi.
Dünyanın gidişatına bakarsak...

Neyse efenim kitapta 15 yaşında ki Alex ve çetesinin yaptıkları, yarattıkları kaos ve sonrası hükümetin bu tarz mahkumları ıslah etmesi anlatılmış.
Tabi ıslah ederken siz artık eski siz olmuyorsunuz  Bu da ayrı bir tartışma konusu  Çünkü suça meyilli yönünüzü ıslah etmek için başvurdukları yöntemden sonra sizden geriye koca bir hiç kalıyor.....
......

Diğer kitabım ise; MİHAİL / PANAİT ISTRATİ



İlk yazarın Kira Kiralina ile tanıdım ve anlatım diline hayran kalmıştım.
 Sonra diğer Kitabını okudum, en son da Mihail kitabını  😊

Genel olarak yazar kitaplarında Seyehat ediyoe lakin bize anlattığı seyahatten çok yolda karşılaştığı insan profilleri, yaşadıkları  hissettikleri vs.
Bu kitabında da Adrian annesi ile yaşamaktadır. Geçimi annesi sağlıyor çünkü Adrian okumaya düşkün ve geziyor, daha çok öğrenmek için edebiyat kitap sohbetleri yapmak için.
Sonra bir gün memleketi Tuna Nehri'nde dönüyor ve eski dostlarının fırının gittiğin de köşe de Fransızca kitap okuyan Mihail'i görüyor.
Ve o an anlıyor onun iyi bir dost olacağını.
Mihail'de iyi bir okurdur. Geçmişi gizemlidir fazla detay vermiyor.
Fakir, bitki bir kişilikdir lakşn asıl mutluluğun görsellikte olmadığını anlamış biridir 
Kitapta felsefe, dostluk  Hayat vs sorgulamalar buluyorsunuz. Ve iki dost sohbet ederken sizde düşünmeye başlıyorsunuz kendinizi...

Eğer okumadıysanız naçizane tavsiyemdir bu müthiş kitap. 😊

9.3.19

Doğadaki Son Çocuk Ve Stefan Zweig Kitapları...

Geçen hafta ince ama içi dolu kitaplar bitirdim.








Doğadaki Son Çocuk kitabını okurken kendi çocukluğum geldi aklıma....
Çünkü kitapta geçen bir çok şeyi kendi adıma yaşadım.
Oturduğumuz apartmanın bahçesi ağaç ve çiçeklerle dolu idi daha doğrusu benim dönemim de  bahçe kavramı daha fazla idi.
Şimdi ise çocuklar eve tıkılıyor.

Kitap da yazar üstüne basa basa doğa ile insanın, çocuğunun uyumundan bahsediyor.
özellikle dışarıda oynamayan çocukların daha içe kapanık, daha çok elektronik eşyaya bağımlı, depresyona yatkın, obez vb... süreçleri anlatıyor örnekler vererek.

 Trafik, annelerin “çocuğum üşütür hasta olur” kaygıları da çocukların doğadan uzaklaşmasını sağlıyor. Çocukların yeni oyun alanları ise, zamanlarını geçirdikleri ekranlar ve alışveriş merkezleri.
O kadar kızıyorum avmde çocuklu anneleri görünce. Alışveriş için anlarım, bırakacak yerinde yoktur vs.. Ama sırf "hava alsın çocuğum" diye dışarı çıkartmayı avmye getiren annelere lafım....

Örneğin şimdi ki çoğu çocuk "iğde"yi bilmiyor biz ise ağaçtan koparıp yerdik, erik, incir de öyle. Dedemin ( ruhu şad olsun) bahçesi vardı ve çok severdi ekip biçmeyi...mis gibi güller eker, onlarla konuşurdu. Sonra kayısı, şeftali, erik ağacı vardı...
Yalnız tabi biz küçüğüz olmuş olmamış bakmadan koparırdık sonra da kaçardık... çok kızardı... :)))

Bende mümkün mertebe sokağa çıkartırım Umay'ı, hele avmye  alışveriş için götürüyoruz oda üç yaşından sonra başladık denemek için bazı kıyafetleri. Onun dışında parkları biz açıp biz kapatıyoruz neredeyse... :) 


Diğer iki kitabım ise S.Zweig'den. :)

Biliyorsunuz ara vermiştim S.Zweig okumalarıma. Bir arkadaşım "Korku "kitabını tavsiye etti. Almaya gittiğimde de kitabı satan arkadaş "Mecburiyet"i tavsiye etti.
İkisini de aldım. Ne iyi ettim de aldım.
Kısacık novella romanlardan.

"MECBURİYET" kitabında yazarımız başka bir memlekette ressamdır. Kendi ülkesinde savaş vardır ve savaşa katılmak, insan öldürmek istememektedir.
Tabi okurken siz de sorguluyorsunuz "hangisi doğru?"diye.... insan öldürmemek mi? yoksa "vatanın için kan dökmek mi?"

Zor bir karar.... Zaten yazarın yaşamını, kaçarak yaşamasını ve intihar etmesini düşünürsek kitaplarında bu etkiyi görmek mümkün...

Gerçekten de başarılı bir eserdi.
"KORKU"

Konusu itibari ile bir kadının tek düze giden hayatına renk katmak için kocasını aldatması, kocasının bunu öğrenmesi, karısının gözlerini açmak için başvurduğu oyun... derken kadının hissettiği pişmanlık, korku sonrası hayatına nasıl da korkunun hakim olması... daha  fazla anlatamıyorum çünkü kitap çok kısa ve yazarsam özetten de öte olacak. Benim gibi hala okumadıysanız not edin...

22.3.18

Kirpinin Zarafeti / Muriel Barbery


 Küçük Paloma, Renee'yi şöyle anlatıyor bizlere;
     ''Bayan Michel'de kirpinin zarafeti var: Dışarıdan dikenlerle zırhlı, tam bir kale ama bence içinde kirpiler kadar doğrudan bir rafinelik var. Onlar haksız yere duyarsız, uyuşuk görülen, şiddetle yalnız ve korkunç bir şekilde zarif hayvanlar.''

Çoook uzun zaman önce hem lale Ablanın paylaşımında hemde Macera kitabım bloğu yazarı özlem'in paylaşımında görmüş ve aklımın bir köşesine bu kitabı not etmiştim.
Geçtiğimiz ay da KırmızıKedi yayınları indirimli kitaplar arasına koymuştu bu kitabı.
Aslında uzun zamandır kitap almıyorum. Kendime inanmıyorum ama almıyorum. Elim de yaklaşık on  kitap kaldı. Onları bitireyim bu sefer karışık değil sevdiğim yazarların okumadığım kitaplarını almak var listemde.
Kitabın filmi de beğenilenler arasında uygun bir zamanda izleyeyim diyorum. Fark ettim ki artık çok fazla okuduğum kitapların filmlerini izlemek sarmıyor beni. Tersine sıkıyor. Sanırım bazı detayları bilmek ve "şimdi şöyle olması gerekiyor" düşüncesi filmden kopartıyor.... O yüzden eskiye oranla daha az izliyorum kitaptan uyarlama filmleri.
Kitabı bir kaç yayınevi farklı kapaklar ile basmış. Benim aldığım KırmızıKedi yayınevi'nin Işık Ergüden'in çevirisi idi ve çok kaliteli bir çeviri olduğunu söylemeliyim.

📖📙Kitaba gelirsek; Fransız yazarın anlatım dilini ve verdiği örnekleri sevdim. Özellikle vurguları ve bakış açısını anlatırken felsefi bir dil kullanması; çocuğun gözünden ve kapıcı bir kadının gözünden bakış açılarını anlatması çok hoştu.
Okurken düşünmeden edemedim; bazı kişiler kendilerini tek akıllı zannederler oysa ki kimse göründüğü gibi değildir.

📖📙 Aklıma hemen bazen istemese bile belediyelerin farklı işlerinde çalışan kişiler geldi. Örneğin sokağımızı süpüren çalışan, otobüs şoförü yada çöp toplama çalışanları... haberler de çıkmıştı hatırlarsanız; bir üniversite mezunu genç iş bulamadığından "çöpçülük" yapıyorum demişti.
Gerçekten de kimseyi küçümsememek gerekiyor. İnsanları çoğunlukla işi ve kıyafeti ile değerlendirse de bazılarımız; işin içine girince öyle olmayan ne hayat hikayeleri çıkmıyor mu?

 📖📙 Aslında anlatmak istediği şeyler var yazarın ve hem sade hem de biraz felsefi biraz yaşam algısı biraz da gerçekçi yaklaşarak sorgulamış. Anlatılacak çok şey var, benim gibi hala okumadıysanız bir göz atın pişman olmazsınız. :)
Hatta diğer kitaplarına da bakacağım.