Dedalus Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dedalus Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5.3.25

Kitaplarım ve Biz ☺️

 Günaydın 🪷💫 hayırlı ramazanlar. İbadetlerin en güzel ayına kavuştuk bu yılda. Rabbim dualarımızı kabul eylesin 🤲🏻📿🌹 

Ne güzeldir ki dualarımız var. Bazen canımız sıkkınken bazense şükretmek için açarız ellerimizi, gönlümüzü. Ve biliriz ki bağırmasak da bizi her daim duyan var. Çok şükür 🙏🏻 

Mart ayına hızlı bir giriş gibi oldu kendi adıma. Ne zaman Şubat bittide üçüncü aya girdik diye diye geçti bir kaç günüm 🙈 bu ay kutlu doğum haftası gibi geciyir bizim. Umay kızın doğduğu ay. ☺️ Dualarım çok ama en çok ettiğim;  Rabbim iyi insanlarla karşılaştırsın 🙏🏻 " oluyor. 

Gününde kendi aramızda bir pasta kestik. Bayramdan sonrada sınıf arkadaşları ile pasta keseriz. Ve bu ayı kapatırız 😀 diye düşünüyorum 

Okuduğum kitaplara da gelirsek;

#mineilebirlikteokuyoruz grubumuzun Şubat ayı kitabı #beşinciçocuk idi. Kitapta iki birbirine ve hayata dair beklentisi benzer olan karı kocanın kalabalık aile kurma isteği ile başlıyor. İlk dört çocuk ile her şey yolunda giderken beşinci çocuk ile işler değişmeye başlar. Hamilelik süreci ile başlayan sağlık sorunlari, doğum sonrası çocuğunda farklı doğması ile durumlar değişiyor.
Okurken sık sık acaba benim başıma gelse nasıl davranırdım dedim. Çünkü hem diğer çocuklarına davranışı hem son çocuğu ile verdiği mücadele, başlarda davranışlarında ki kibir, biz hallederiz hâllerinin nasıl da değiştini ve sonlara doğru annenin de kendi ile hesaplaşması çok iyiydi. İnce ama dolu dolu bir kitap okuduk.....




Sığ Sularda Dans, farklı kültüre mensup iki ailenin, Sutherlandlar ve Wintergreenler’in, birkaç kuşak boyu suren ilişkilerini, kimlik arayışlarını, bağlanma sorunlarını ve aile bağlarının birey üzerindeki etkisini odağına alıyor. İskoçya ve İngiltere arasında geçen roman, sıradan insanların hayatlarındaki dönüm noktalarını işliyor.
Bu kitapta da ana karakterimiz kendisine miras kalan adada ki eve yerlesiyir ve ondan sonrada köklerine dair, neden aidiyet hissedemedigine dair iç sesinden yola çıkarak yaşama karışıyor... Her bir karakter bir diğeri ile baglaniyor anlatirken ve sizi başka başka hikâyelere götürüyor. Ve siz tam kızacakken o kişinin hikayesinden sonra birazda olsa kendinizi hak verirken buluyorsunuz....
Özellikle sonunu çok beğendim. Kitabı genel anlamda çok beğendim. 
#birkutukitap sayesinde tanıştım bu kitap ile. 
#gulsahinkitapligi   
 

8.3.22

Biraz biz Biraz Kitaplar....

 Selam :)

Bugün "Dünya Kadınlar Günü" , kutlu olsun günümüz....

Böyle günleri kutlamayı sevdiğim söylenemez.... sınıflandırma gibi geliyor bana. Anneler, babalar, sevgililer günü de öyle...😬 ( aman yanlış anlaşılmasın; kutlayan kişilere saygım sonsuz)

03 Mart kızımın doğum günüydü. Perşembe günü babanesi, dedesi ile aile içi ufak bi pasta kestik. Sonrası en yakın arkadaşı Umay'a "Zülfü Livaneli/ Sevdalım Hayat" konseri hediye etti. Anneler ve kızları olarak konsere gittik. Tek kelime ile coook güzeldi.

Sonrası da cumartesi de üç yakın arkadaşı ile evde kutlama yaptık. Havalar ısınıca da, parkta tüm sınıfı çağırdığı bi kutlama yapacağız... Anam şimdiki çocuklar da çok şanslı... :)

Tabi henüz kendisini ve müziğini bilmiyordu, güzel bir tanışma oldu. Ufak tefek komikliklerimiz de oldu.


Mesela;

Umay Kız; anne anlattıklarından bir şey anlamıyorum ama herkes alkışladığı için alkışlıyorum :)  ( anlattığı anıları için diyor)😄

Ben de " evet annecim şuan sana uzak geliyor bazı şeyler ama ileride, biraz daha büyüdüğünde anlayacaksın" dedim... 

Bazı sanatçıları sahnede izlemek çok büyüleyici ve bence Livaneli'de öyle...... 


Onun dışında hayat aynı devam ediyor bizim için. Haberler de olan olaylar dışında..... düşündürücü ve iç sıkıcı haller içinde oluyorum zaman zaman. Sonrada.... enseyi karatma Gülo diyorum.....

Dün markete gittim.... napsın kadınlar, ellerinde yağ şişeleri.... 4-5 Lt bitmiş 2 lt alıyorlar........İçimden dedim ki; stoklamak da nereye kadar.....bunun sonu ve çözümü bu değil ki...........

Dün Kadıköy'e indim sabahtan, nasıl sessiz sakin idi... en güzl anlarıydı bence :) üstüste binmeden dolaşabilmek, rahat rahat bakınabilmek dükkanlara..

Klasik uğrak yerim Penguen Kitap Evi'ne uğradım. Kitaplara doyasıya baktım.... kahvemi alıp, kitaplar arasında " Semenderlerle Savaş/ Karel Çapek" kitabımı okudum. Prospero Serisinden 8.kitap olur kendileri. Biraz fantastik, biraz hayal gücü ve kurgu ile anlatılan; ayaklanma, silahlanma, distopya tarzı bi kitap.......

Bitirdiğim kitaplara gelirsek de;


Çok sevdiğim bi yazar olan #aminmaalouf ve uzun zamandır da okumayı bekletiyordum #empedoklesindostları kitabını. 😔 Açıkçası, yani yazarken be üzülüyorum ama gerçekten de... Hiç Amin Maalouf kitabı gibi değildi. Tabii illaki hep aynı tarz, tür de yazacak diye bir şey söz konusu değil. Lakin..... Biraz nette "Empedokles" kimdir, felsefesi nedir diye araştırdım. Konu çok güzel ama işleyiş fenaydı. Sanki yazarın ilk kitabı gibiydi 😬🙈 Velhasıl... Öyle işte... Siz okumuş muydunuz?
📍 📍 📍 📍 📍 📍
Empedokles M.Ö. 490-430 yılları arasında yaşamış antik Yunan filozofudur. Kendisinden önceki arkhe tartışmalarına katılmış ancak onlardan farklı olarak çoğulcu bir anlayışortaya koymuştur. Nesnelerin özünde dört unsur olduğunu ileri sürmüştür. “Dört unsur teorisi” içerisinde yer alan hava, su ve ateş kendisinden önceki filozoflar tarafından tekil arkhe olarak savunulurken, Empedokles bu ilkelere toprağı da ekleyerek çoğulcu yaklaşım ortaya koymuştur. Empedokles’e göre evrendeki herşey dört unsurun farklı oranlardaki karışımlarından oluşmaktadır. Evrendeki oluş ve bozuluş, budört unsurun birleşmesi ve dağılmasından kaynaklanmaktadır.Empedokles’e göre bu unsurları bir arada tutan sevgi, ayrılmasını sağlayan ise nefrettir. Empedokles’in sevgi ve nefret kavramlarını kullanım şekli yaşam içerisindeki karşılıklarıyla metaforik bir bağ taşımalarına rağmen,anlamı kavramı aşan niteliktedir. Empedokles’e göre bu evrene sadece sevgi veya nefret hâkim olduğunda değişim durmaktadır. Değişimin varlığı bu iki gücün temel unsurlar üzerinde etkili olmasına bağlıdır. Nefret gücü, evren ve evrendeki bütün nesneleri dağılma ve yok oluşa sürüklemektedir.
📍 📍 📍 📍 📍

Empedokles, bilgisinin doğal güçleri denetlemek için anahtar olduğunu, bilgisiyle insanların rüzgarları durdurabileceğini, yağmur yağdırabileceğini ve hatta ölüleri Hades ülkesinden geri getirebileceğini ileri sürmüştür. Bu düşünceleri nedeniyle kendisinin büyücü olduğu söylentisi ortaya çıkmıştır.

Diğer kitabım ise;

Öyle içten ve yaralayıcı bir kitaptı ki... #gölgelerisahiplenenkadın
Yerli kabileleri ve halkların çektiği sıkıntıları yer yer rüyaları ile, yer yer büyüklerden anlatılan masallarla aktarılan yaşanmışlıklar.... Ve hepsi de "size daha iyi bir yaşam surmeniz için" başlığı altında sunulan, yargılanan ve dışlanan halk....... Arka kapak yazısı da bir çok şeyi anlatıyor..
⚖️ ⚖️ ⚖️ ⚖️ ⚖️ 🏕

Gölgeleri Sahiplenen Kadın Amerikan yerlisi bir kadın tarafından bir Kızılderili kadın hakkında son elli yılda yazılmış ilk kitaptır. Kitap tüm dünyanın Kızılderilileri bıraktığı yerde, yani ölümün kıyısında başlar. Ephanie Atencio, içinden zorlukla çıkabileceği bir bunalım içindedir. Kocası tarafından terk edilmiştir ve çocuklarına bakacak halde değildir. Yaralarını sarmak için el yordamıyla da olsa geleceğini aramak zorundadır. New Meksiko'dan ayrılıp San Francisco'ya gider. Orada anımsama ve kendi parçalarını doğru yere koyma süreci başlar. Bir Nisei olan Thomas Yoshuri ile evlenir. Thomas ona, gereksinim duyarsa kendisinin de arzu ettiği yapıya kavuşacağını düşünür. Kocasını hem tanır hem de tanımaz. Ve onun aracılığıyla kendini tanıyamaz. Giderek beyaz kadın arkadaşı Teresa ile daha fazla zaman geçirmeye başlar. Teresa ile bile bir yere kadar konuşabildiklerinin farkına varır. Daha sonra bir yazı tek başına geçirir ve orada son anımsamaya ve geleceğe giden yola ulaşır. Kendini erkeklerin içinde aramaktan vazgeçer. Artık en önemli bağlantısının kendi halkından olan kadınların ruhları ve kendi dünyasının kadınları ile olduğunu keşfetmiştir.
#gulsahinkitapligi #imgekitabevi

Bir diğeri de;



 Kısacık ama dolu dolu bir romandı #mtsenskliladymacbeth
Öyle fazla detaylarla, uzatmalara sizi boğmayan, ara ara güldüren ara ara "yok artık" dedirten bir roman. Kocasını çeşitli entrikalarla aldatan bir kadındır Katerina. Kitabın ismide Shakespeare'in Macbeth kitabında ilerleyen entrikalardan dolayı almaktadır....
👩🏻 Arzu, günah ve bu duyguların sizi yönlendirmesi... Evli bir kadının arzularının peşinden günaha girmesi.... İnce detaylarla işlenmiş. #birkutukitap sayesinde kitap ile tanıştım. Kendilerine de teşekkürler.
Bir de kitabı Rusça aslından çeviren #uğurbüke ye de teşekkürler 🙏🏻

📍 "Leskov, kökleri en derin biçimde... halkın içinde olan, bütün yabancı etkilerinden uzak kalan yazardır.”
Maksim Gorki

22.8.21

Biraz Günlük Biraz Kitaplarım..

 Uzun çok uzun zamandır yataktan kolum, bacağım ağrıyarak kalkıyorum. Aslında nedenini de biliyorum. Hareketsizlik. Son neredeyse 2 yıldır yaşadıklarımız iyicene hareketsizliğe itti beni. Tabi yapı olarak, kahvemi yapıp elime kitabımı alıp saatlerce oturmaya müsaitim. Evet dışarı çıkıyoruz ama onda da sandalyelerimizi alıp oturuyoruz 😬

Artık vücudum sesleniyor ve ben daha ne kadar erteleyeceğim bilmiyorum. İşin kötü yanı her şeyi bilip harekete geçmemem... Kendime kızıyorum hem de çokkk … Kendime söz verdim, harekete geçeceğim..

Bu yazı havuza giderek değerlendirdik ve çok iyi geldi. Hele suyun o müthiş sesi sabahın dinginliğinle birleşince müthişti.  O sıcaklarda evde olmak zordu, tatile de gitmedik, ortam malum.... 

Bu arada Hasanpaşa'da Gazhane müzeye çevrildi... çok geniş bir alan ve içerisini de çok güzel yapmışlar. Bilim Müzesi, Karikatür Müzesi, etkinlik alanları, tiyatro sahnesi veeeeeee en güzeli kendi adımıza "kütüphane" olması ve akşam 21:00'e kadar açık.

Hemen Umay'la üye olduk, kitap aldık :) Umay çok mutlu oldu.

İşin güzel yanı kütüphanede ki kitapların hem yeni hem de çok çeşit olması idi. Okumak istediğim bir çok kitabı gördüm, elimdeki kitaplar bitsin soluğu orada alacağım. :))

Atiye dizisini bitirdim. Aslında çok fazla göze batan şey vardı lakin sırf kurgu ve konusundan dolayı izledim. Yoksa daha çok fırın ekmek yememiz lazım diye düşünüyorum...

Grace And Frankie'nin yeni sezonu başladı henüz başlamasam da izlemeye, reklamını görmek bile heyecanıma yetti... İzlerken gülmek ve keyif almak ayrı bir keyif.....

Bu ay doğum günümdü. Severim doğum günlerini, genelde sevdikleriniz hatırlar sizi ve o mesajlar, kutlamalar mutlu eder beni :)

Yalnız bu sene ki hediyem beni bam telimden vurdu.... Kardeşimgiller hediye düşünürken Toprak Cem; fazla düşünmeyin ben ne alacağınızı biliyorum demiş...... yanımızdayken dizilerden sohbet etmiştik. Bende Anne Whit An E dizisini çok sevdiğimi söylemiştim. "Neden"diye sormuştu, bende kızın karakterini ve hayata bakışını kendime yakın buluyorum demiştim.

Veee bana Yeşilin Kızı Anne kutulu setini hediye gönderdiler..... Nasıl mutlu oldum anlatamam. Gözlerimden yaşlar pıt pıt aktı....Keşke dünyayı iyi kalpli çocuklar yönetse...

Bu aralar ince kitaplar okudum... Bir iki öykü kitabını yarım bırakmak zorunda kaldım....




Bu aralar sıcaklardan yeşillik alana kaçtığımız günler de okuduğum kısacık bir novella #ölmek
📌 Öleceğini bilmek, bence insana yapılabilecek en büyük korku tohumu ekmek..... Çünkü "ölümsüz" müşüz gibi yaşadığımızı düşünürsek...
#dedaluskitap genel de novella tarzında ve kült kitaplar çeviri konusunda sevdiğim yayınevlerinden Diğer yayınevinden çıkan kitaplar da hep içi dokunan, sizi sorgulatan kitaplardandı.



O kadar naif ve güzeldi ki hikaye.... Evet sonu hüzünlü idi lakin Sevgili Cengiz Aytmatov'un o kendine has kelimeleri ve anlatımı ile hikaye sizi alıp götürüyor..... #birkutukitap ile gelen bu kitabı bir solukta okudum.....




Sevdiğim yazarlardan biri de #yukiomişima dır. Özellikle kişinin derinlerde hissettiği duyguyu, dışa vurumu ve psikolojiyi iyi aktarır biz okuyucuya.
📌 Bu deneme kitabını ekitap olarak okudum. Lakin ilk bu kitapla mı başlamak gerekir "Mişima" ya emin olamadım. Çünkü hayatından, yazdığı kitaplardan, karakterlerden yola çıkarak yazılmış bir Mişima kitabı..
📌 📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌
24 Kasım 1970, Mişima titizlikle ölümüne hazırlanıyor. Yaşı kırk beş. Çok sayıda eseri var. Ünü dünyaya yayılmış. İntiharının, yaşamayı seçtiği dini, toplumsal, edebi ve siyasi ortamın, yani ülkesi Japonya’nın yüzyıllara dayanan geleneklerine ve dayattığı ayinsel gerekliliklere harfiyen uymasını istiyor. Bir arkadaşı kafasını kesmeden önce kendi elleriyle karnını deşiyor. Korkunç bir ölüm, ancak yazarın gençliğinden beri büyülendiği metafizik boşlukla kavuşması aynı zamanda.
Marguerite Yourcenar ise keskin zekâsıyla, hem yakın hem de yabancı olduğunu hissettiği bu kişisel maceranın peşine düşüyor. Batılı büyük bir yazarın, Doğulu bir başka büyük yazarın hem eserine hem de yaşamının belirli anlarına ışık tutarak, tutkularını, zaferlerini, zayıflıklarını, içsel çöküşlerini ve cesaretini gözler önüne serdiği bir tür saygı duruşu. Diye yazıyor tanıtım bülteninde.....



Pek şiir kültürüm olmadığından bazı şairleri geç tanıyorum. Daha doğrusu kendimde fark ettim ki; ben şiir okumaktan çok dinlemeyi seviyorum... Hele de güzel okuyorsa okuyan 😊
Hemşirem vesilesi ile Trt1'de geçmiş dönem oynayan diziye başlamıştım. #yedigüzeladam
Dizisini nasıl kaçırmışım bilmiyorum.... Müzikleri, konusu, Maraş olayları.... İzlemediyseniz tavsiye ederim.
Sonra bu nehir söyleşi kitabını okudum.... Bu tarz, nehir söyleşi kitapları arada okumak iyi oluyor.... Ketebe Yayınları'da sessiz ama sağlam ilerliyor sanki ne dersiniz? 😉

📌 📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌

Eğitimci, yayıncı, dergi yönetmeni ve editör, siyasetçi gibi sıfatların yanında Erdem Bayazıt’ı

bugün aramızda yaşatan en önemli vasıfları hiç şüphesiz şairliği ve bir nesle ağabeylik

yapmış olmasıdır. Lise yıllarından başlayarak şiiri, edebiyatı gündelik hayatlarında yaşatan

Yedi Güzel Adam’ın gür seslilerinden biri. Büyük Doğu’dan Diriliş’e, Edebiyat’tan Mavera’ya kadar

son 60-70 yıllık İslamî edebiyat ortamında yer almış, bu dergilerde yazıp çizmiş, gençlere yol

göstermiş, onlara okuma aşısı yapmış bir ağabey. Erdem Bayazıt’ın dünya görüşünü, şiir ve deneme yazılarının yanında gazete ve dergilere verdiği röportajlarda da görüyoruz. Görüş ve düşüncelerini sadece şiir ve düzyazı ile ifade etmemiş, söyleyecek sözü olan bir kimse olarak aynı zamanda konuşarak ve anlatarak dile getirmiştir. Ünlü şiirinden mülhem “Sana Bana Vatanıma Dair Konuşmalar” adı ile yayımlanan elinizdeki kitap, ömrünün son 25 yılında kendisiyle yapılmış röportajlardan meydana gelmektedir.



Uzun zamandır merak ettiğim bir kitaptı. Çünkü bazı genetik geçişler var ve fark ettikçe anlamlandirmaya çalışıyoruz.... Bu kitap ile biraz daha netleşti kafamdakiler. Bazı duygu geçişlerini elimizde olmadan hissediyoruz, bazen biz bile şaşırıyoruz verdiğimiz tepkiye... İşte ❗ diyor kitap 3 nesil aktarılıyor bazı genler ve özellikle "stres, travma, yaşanılan duygular" vb gibi duygu geçişlerinde çok net hissettiriyor kendisini bu akış....
📌 Hani eskiler derdi ya; aman öyle konuşma ya da şöyle davranma, ya da haram yeme senden değil çoluk çocuğundan çıkar " diye... İşte onun bilimsel açıklaması...... Bir iki alıntımi paylaşayim. ✨

📌Ailemizin hikayesi, bizim hikayemizdir. Hoşunuza gitsin ya da gitmesin, bu bizim içimizdedir, bize aittir.

📌 Hayat bizi geçmişte çözümlenmemişbir şeyle geleceğe gönderir...
📌

📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌

Seninle Başlamadı geleneksel psikoterapinin, ilaçların ve diğer müdahale yöntemlerinin uzun süredir çözemediği zorlukların ortadan kaldırılmasında dönüştürücü bir yaklaşım sunmaktadır.

*Seninle Başlamadı travma terapileri alanında, farkındalık uygulamaları konusunda insanı anlamak için ileriye doğru güçlü bir adım atmanızı sağlıyor. Cesur, yaratıcı ve şevkat dolu bir çalışma.*

-Sharon Salzberg, Yazar Lovingkindness and Real Happiness

*Mark Wolynn, bilemediğimiz ve acı çekmemize sebep olan çözülmemiş travmalarla bizi atalarımıza derinden bağlayan yolları aydınlatma konusunda muhteşem bir iş başarıyor. Bize derinden anlayışı, diyalog görselleştirmelerini ve şefkatle yeniden bağlanmayı sağlayacak teknikler ve beceriler sunuyor.*




Uzun zamandır listemde olan bir kitabı daha okumanın keyfindeyim. 🤗 Pdf olarak okudum..... Leyla Erbil sever misin? Okusanız seversiniz..... Çok ince detayları bile alamayan, öyle cümleler kuruyor ki sizin bam telinize dokunuyor..........
📌 #leylimleylim kitabı Sevgili #ahmedarif in mektuplarından oluşuyor.... Bu yayın için yazar epey uğraşmış Leyla Hn. mı ikna için.. Bir yandan haklıda.... Şahsına yazılmış mektuplar. Lakin sanatçı, edebiyatçı olunca biz okurlar da Bi merakla okuyoruz... Bizde haklıyız 🙈 Şair ruhlu olunca mektuplarda ki duygular da öyle... Ama en çok o serseri ruhunu sevdim Ahmed Arif'in.... Ah o bekleyişler, hasret, gelecek bir cevap mektubunu beklemedeki sabır.... Şimdi bizde var mı emin olamıyorum... Bir mesaj bile yazınca eğer geç cevap gelirse takındığımız tavırlar....... 😬😒
İşte benden böyle 🤗




#adahikâyeleri yazarı itibari ile Ülkesinde büyük öneme sahip bir yazar.

Kitabın kapağını ve ismini çok sevdim ama içindeki hikayeleri bir türlü ilerletemedim... Okudum ama çok sevdim mi derseniz "hayır".... Bazen oluyor böyle, hikayenin içine giremiyorum olmuyor bir türlü... Bu kitapta da böyle oldu....
📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌
Aleksandros Papadiamandis; Yunan tarihine, kutsal kitaplara ve yerel halkın inanışlarına göndermeler yapan masalsı bir öykü dünyasının kapılarını Ada Hikâyeleri ile aralıyor. Aslı Çete'nin Yunancadan çevirisi ve ön sözüyle...

22.5.20

Biten Kitaplarım....

Bu aralar hem pdf hem elimin altında ki kitapları okuyorum. Birde canım sıkkın olunca daha çok kitap okuyorum. Sanırım kitaplara sarılıyorum böyle dönemlerde...iyi geliyor,  akıl sağlığım için....

Bir Kutu Kitap uygulaması var, biliyor musunuz bilmiyorum? Güzel bir uygulama. Belirli ücretler de kutular var. Üyeliğinize göre her ay kitap gönderiyorlar. Benim üyeliğimde üç adet kitap geliyor. Bazen yeni çıkmış ya da çıkacak kitaplar da geliyor. Açıkçası heyecanlanıyorum her ay..😊
Sitesine de bakmıyorum ki hangi kitaplar gelecek görmeyeyim.

O kitaplardan biri de;
"ÇİVİSİ ÇIKAN DÜNYA" derleme kitabı. Anlatmak istediğini arka kapak yazısı iyi özetlemiş. İleride Covid19 ile ilgili anekdotlar saklamak isterseniz güzel bir derleme olmuş.
Covid-19 salgını hepimizi gafil avladı. Salgınların mazide kaldığını zannediyor, modern yaşam tarzımızın içten içe yol açtığı sorunları görmezden geliyorduk. Fakat şimdi öyle bir durumdayız ki dünyanın dört bir yanındaki her birey, ister kendisini ister başkalarını korumak için olsun, her an ne yaptığına dikkat etmek zorunda. Çivisi Çıkan Dünya: Covid-19 Salgını Üzerine Muhasebeler’de makalelerini bir araya getirdiğimiz önemli düşünce insanları, her an neler yaptığımız/yapmamız gerektiği sorununu kapsamlı bir arka planda ele alıyorlar. Ama bunu yaparken komplocu bir “büyük resim” çizmek yerine felsefe, sosyoloji, antropoloji, siyasal iktisat, biyoloji gibi disiplinlerin birikimine ve eleştirel düşüncenin gücüne yaslanarak ayakları yere basan ve ufku daha iyi bir gelecek ihtimaline dönük bir tartışma sahası açıyorlar. Bu salgınla sahici bir yüzleşmeye girişeceksek, Çivisi Çıkan Dünya’daki seslerin her kesimden insana söyleyebileceği çok şey var. 
 
“…panik gerçek tehditlerle başa çıkmak için uygun bir yol değildir. Panik içinde tepki vermek aslında tehdidi çok da ciddiye almadığımızı gösterir. Sadece haddinden fazla tuvalet kağıdı satın almanın ne kadar saçma olduğunu düşünün: sanki ölümcül bir salgında tek derdimiz yeterli sayıda tuvalet kağıdıymış gibi.”
Slavoj Žižek

☘☘☘☘☘☘☘☘☘☘☘☘

Diğer kitabım;


"NAJ / HAKAN ŞENOCAK"

Dedalus Yayınlarından çıkan öykü kitabı. Bu yayınevinin de kitapları iyi oluyor. 
Özellikle kitaba da ismini veren Naj öyküsüne bayıldım. 
Diğer öyküler de güzel ama ben çok keyif alarak okuyamıyorum. Beni içine çok alması lazım hikayelerin...
Fantastik ile gerçeklik arası öyküler. Eğer öykü seviyorsanız size hitap edebilir.

Diğer kitabım ise,  grup olarak okuduğumuz;


"BENİM DURUMUMDAKİ ERKEKLER/ PER PETTERSON"
 Norveç Edebiyatı. Yazarın anlatım dili biraz kasvetli, içe dönük hatta yer yer kahramnımız içine konuşuyor. Fazla sormuyor,  olduğu gibi görüp anlatıyor.
Şu dönemde yer yer içimzi daraltsa da yazaeın kalemi kuvvetli. 
Konusuna gelince; boşanmış ama etkisinden kurtulamamış bir baba. Bazı yaşadığı anların anısının etkisi üzerinde uzun süre kalıyor. Arayışta ama tam olarak aradığını da bulamıyor...derken kızları ile ilişkisini sıcak tutuyor. Fakat soru sormak gibi bir huyu yok. Bazen okurken,  sorsana be adam kızına işte! Dediğim yerler oldu 😬
Diğer kitaplarını da okumak istiyorum.

12.12.19

Biraz Benden..biraz biten kitaplardan....

Dönem dönem içime iyi gelecek kitaplar arıyor ruhum. Bunda sanıyorum ki evde olmamın da sebebi var. Çünkü çalışmayı daha çok seviyorum,  beni motive ediyor.
Yalnız şöyle bir ironi de var evde olmaya da alıştım. Bu ikilemden dolayı da ara ara ruhum daralıyor. Bazen kendimi işe yaramaz gibi hissediyorum,  nasıl anlatsam bilemiyorum bu duygumu. Sanki çok gezmemem, çok almamam gerekiyormuş gibi hissediyorum. Sonra bir dönem geliyor bu duygum gidiyor.
İşte böyle bir dönemde daha önce çok gördüğüm,  lakin mesafeli durduğum "SAKİN/ EGE SOLEY" kitabı yine karşıma çıktı.

İçini biraz karıştırdım ve almaya karar verdim.
Aslında tüm yollar biraz sakinlik, biraz dinginlik, biraz yavaşlamaya çıkıyor. Bunu ister meditasyon ile yapın, ister yoga, isterseniz namaz kılarak.... Enerji, dua ve iç sesimizi dinlemek aslında ruh-beden-zihin üçlüsü için önemli. Bunları biliyor olsam da ara ara okumak iyi geliyor.
🕐 🕐 🕐 🕐
Koşmayı bıraktığımız gün, vardığımız gün.
Aramayı bıraktığımız gün, bulduğumuz gün.
Konuşmayı bıraktığımız gün, duyduğumuz gün.
Bizim olduğunu sandığımız şeylerin hiçbir zaman gerçekten bize ait olmadığını anladığımız gün, artık her şeye sahip olduğumuz gün.

Kendimize sorduğumuz tüm soruların cevabı, aklımızı sakinleştirdiğimiz ve sessizce hayatı dinlediğimiz anlarda saklı. Ege Soley Sakin’de o değerli anlara ulaşmanın, yaşamın akışına güvenmenin ve kendi sesini daha iyi duymanın yol haritasını veriyor. (Tanıtım Bülteninden)
Diyor...... Yazarın anlatım dili öyle tatlı ki....anca böyle adlandırabilirim....

Sonra ki hafta "YUNANLI BİR KIZ ARANIYOR/ friedrichdürrenmatt


#friedrichdürrenmatt aslında oyun yazarı imiş.  Bir çok oyunu sahnelenmiş ve Almanca konuşulan ülkelerinin yazınında en ünlü yazarlardan.
📕 Bu kitabını okurken yer yer tiyatro oyunu izler gibi okudum. Aralarda masalsı anlatımı,  sonrası gerçekçi laflar,  cümlelerle sonunun nasıl geldiğini anlamadım kitabın. 📖 Her şeyin bir ilanla başladığı,  bazı nüfuslu kişilerin arasında ki diyaloglar, inancın, siyasetin , paranın insan üstünde ki etkilerini komik ve bir o kadar da dan dan söylerek anlatıyor yazar.
Kısa ama öz anlattığı hikâye hâlâ günümüzde de etkisini gösteriyor.... Tek sıkıntı kitapta çok fazla kelime hatası vardı.

İşte böyle......