Anı-Biyografi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anı-Biyografi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19.3.21

Philippe Soupault ve William Shakespeare


 Selam. :)

Yine evde geçen bir haftadan selamlar. 

Geçen hafta hava biraz güneşli olunca kahvaltıyı Kalamış Park'ta yapalım dedik. Çıkınlarımızı hazırşadık ,sandalyeler omuzda, masa koltuk altında dogru çimenlere. :)

Çok özlemişiz çimeni, havayı, sokağı. Bir kaç saat oturduk. Kalabalıklaşmaya başlayınca, hop eve döndük.... Bu haftaya yetti ama o kadarcık hava almak. 

Pandemi sayesinde yeşilliklerin, sahilde oturmanın hem tadına hem de keyfine vardık.

Onun dışında aynı bir çok şey hayatımızda. Bunada şükür.

Kız okulaü devam ediyor, keyfi yerinde, mutlu. Her ne kadar kaygılaım hat safhada olsa da belli etmiyorum. Şu an yapabileceğim bir şey yok, kendimizi korumak dışında.

Geçen gün aklıma ne geldi.... Bir ara Hasan Ali Toptaş hakkında haberler çıkmıştı, hatırlarsınız.

Bir anda da kesildi.... Tabi çok üzüldüm, çünkü kelimelerini, kitaplarını ve yorumlarını çok ama çok beğendiğim bir yazradır. Hatta o zaman düşündüm de "kitaplarını okur muyum?" diye.... kararsızım. Şu an elim gitmiyor. Belki de biraz daha o konuyla ilgili bilgi okumaya ihtiyacım var, ondan sonra daha net olur kafamda ki sorular...... İnanın "doğru olmasaın lütfen doğru olmasın" deyip durmuştum..... hatta bir gün bekleyip öyle diğer haberleri okumuştum...... Yazık tabi, tacizin, karşı tarafı rahatsız etmenin her şekli yıpratıcı.... 

 

 Bu arada yine bir  Netflix dizisini bitirdim. "ATEŞBÖCEĞİ YOLU KIZLARI" dizisi. Kristian Hannah kitabından uyarlama bir diziymiş. Henüz kitaplarını okumadım, aslında çok da merak ettiğim bir yazardı lakin bir türlü sıra gelipte alıp okuyamadım...


Dizide ki oyuncular kadar konuyu da beğendim. Gerçekten de böyle dostukların giderek azaldığının ve bireyselleşmenin arttığı bir dönemdeydik. 

Pandemi ile sohbetin, bi kahve eşliğinde arkadaş muhabbettinin de kıymeti anlaşıldı bence. Tabi ki istisnalar var, zaten kıymetini bilen, hayatını farkında yaşayan bireyler için değişen bir şey olmamıştır bence.


 

 
 Çok da bilmediğim bir yazar Shakespeare. 🙈 İki ktabını okumuştum. Bir arkadaşımla. başlayacağımız kitabın bu kitaptan esinlendiği gibi bir konuşma olmuştu. Tam emin değilim tabi, bende yine de alıp okumak istedim.
 
Veee hani bazı yazarlar vardır ölümsüzdür ve çağının çok ötesini de o içlerinde ki ön görü ile görürler ya... İşte Shakespeare öyleymiş. 😊
📍 Okuduğum 3.kitabı. Ara ara alıp okumak iyi geliyor. FIRTINA kitabı için nette şöyle deniyor efenim...
📍Fırtına, William Shakespeare'in beş perdeden oluşan, trajik-komik hatta fantastik, oyunlarından biridir. Genellikle 1610 ya da 1611'de yazıldığı varsayılmaktadır ama bazı otoritelere göre daha önce yazılmıştır. Shakespeare'in başka yazarlarla işbirliği yapmadan, tek kendisinin yazmış olduğu son tiyatro eseridir. Wikipedia
📍 Benim yorumuma gelince haddime mi, fazla söze ne hacet. Yine kişilikler üzerine, insan doğası üzerine ve başımıza bir olay geldiğinde ki davranışlarımız üzerine iyi bir oyun.....

 
 
 
 
 
 
 
 


 Philippe Soupault Görünmeyen Yönleriyle kitabında, dostları ile olan anılarını kısa kısa anlatmış. Tabi bu dostlar kim derseniz; dönemin ünlü şairleri ve edebiyat yazarları. Ve çevirmene de ayrı bir teşekküre tmek isterim.
📍 Okurken çok imrendim, öyle dostlara sahip olmak herkese nasip olmaz tabi. 🤗
Mesela; James Joye, Marcel Proust, Georges Bernanos,....
Şöyle yapın Bi köpüklü kahve, başlayın okumaya nasıl bittiğini anlamayacaksınız. 📚
📌 Gerçeküstücülüğün öncülerinden şair Philippe Soupault Görünmeyen Yönleriyle’de bir araya getirdiği anı-denemelerini ilk kez 1963 yılında yayımladığında 66 yaşındaydı. Geçmişe ve hafızanın derinliklerine yeniden dönme isteği ve yazınsal yaşamının kısa da olsa bir çetelesini tutma arzusuyla kaleme almıştı bu metinleri. Soupault, Marcel Proust ile nasıl tanıştığını, Georges Bernanos ile Rio ve Paris’te yaptıkları sohbetleri, James Joyce’un Finnegan Uyanması’nın çevirisi için nasıl özenlice çalıştığına dair tanıklığını, Apollinaire ve Cendrars gibi isimlerle olan dostluklarına ilişkin anılarını aktarırken fonda Paris sokaklarını, Dadaizm macerasını ve 20. yüzyılın en önemli sanatçılarının geçiş törenini büyük bir keyifle izliyoruz.

(Tanıtım Bülteninden)
#tozanalkan

7.10.19

Düne dair....

Selam.🤗

Geçtiğimiz salı günü Gergedan Kitapevi'nde "Defne Suman" söyleşisi vardı. Yazarın bir tek "Kahvaltı Sofrası" kitabını okumuştum. Hatta Gamze diğer kitabının da güzel olduğunu söylemişti, listemde lakin henüz sırası gelmedi......



Aslında ben daha çok kendisini, ses tonunu ve anlatımını merak ediyordum. Sebebi ise kitabını beğenmiş ve bloğuna baktığımda o kadar iyi enerji geçmişti ki okurken... Merak etmemek elde değildi benim için :)
Ve evet beklediğim enerjiyi hissettim ve iyi ki gittim edim. Arkadaşım Ayla ile gittik, o da kitabı okumuştu.

Bitirdiğim kitaplardan biri de "Yalnız Hatta Yapayalnız Sait Faik Abasıyanık/ Özlem Esmergül" kitabı idi.

Okumadığım çok az kitabı kalmıştır Sevgili  S. F. Abasıyanık'ın. Ki hep söylerim çok nadir öykü, hikâye kitabı okurum lakin kendisinin öykülerini çok severim. 
Yazar bu kitapta bize SFA'nın günlük yaşamını romanlaştırmış. Aşklarını,  yaşama bakışını,  ailesini,  nasıl geçindiğini anlatmış. 
Ve en güzeli de o dönem hep güzel insanlar bir aradaymış. En çok Orhan Veli'nin erken hayata vedası etkilemiş kendisini bir de iki kadını çok sevmiş....  İnsana dair bir çok şey etkilemiş yazarı, yoksulluk,  çocuklar, insan ilişkileri hep ana teması olmuş. Tabi bir de denize ve balığa olan tutkusu. Kitap genel anlamda sade idi. Tek beklentim "keşke fotoğraflar da olaydı satır aralarında" idi....

5 arkadaş Marcel Proust okumasına başladık. Beraber okuyunca daha zevkli oluyor bazı kitaplar. Hele böyle içeriği dolu dolu kitapları... Tam bir edebi şölen idi. Artık buda diğer yazının konusu ;)

2.5.19

Anneannem Fethiye Çetin Kitabı...

#anneannem Ne desem nasıl desem!
🥀 Bir #anlatı kitabı Anneannem.... Sevgili Fethiye Çetin'in köklerine daha doğrusu annesinin köklerine doğru akan....
Konuşulmayan ve daha da konuşulmayacak konulardan biridir yaşananlar... Ve ölümü ile daha da içe işleyen bir hikâye.
🥀 Bizim ailede de geçmiş çok bilinmez.... Örneğin ne ananem nede baban emin geçmiş akrabaları. Mesela sorsanız hiç bilmem annemin annesinin yada babanemin annesinin adını.... Geçmiş zaman sorduğum da aldığım cevap hep aynıydı. " küçük yaşta evlenip geldik Kartal'a yerleştik. Sonrası ne köye gittik ne köyden geldiler." yani anlayacağım hatıralar silik ve zamanla da yok olmuş....
🥀 Okurken yer yer ağladım... Ah dedim Heranuş neler yaşamışsın da..nasıl dayanmışsın... Susmak,  içe atmak kolay değildir..... Hele zorunda kalmak daha da zor......
Bir dönem Ermeni oldukları için yerlerinden sürülen,  çocukları başkalarına verilen,  müslümanlığı seçmelerine rağmen bir şey olduğunda "dönme" diye anılan....elbet siyasi boyutunu bilmiyorum hiçbir zaman da siyasi  boyutla ilgilenen biri olmadım. Beni üzen,  yaralayan insani boyutu.....
🥀Her şeye rağmen evlenip çocuklarına kol kanat geren,  geçmişi sinesine gömen kadın. Ruhun Şad olsun 🙏🏻🌹
🥀 arka kapak yazısı anlatır herşeyi...

Bu coğrafyada yaşayan herkesin şu ya da bu şekilde bildiği ama üzerinde konuşmamayı tercih ettiği saklı yaşamlar. Ermeni ve Hıristiyan iken Türk ve Müslüman olmuş binlerce çocuktan biri: Heranuş ya da diğer adıyla Seher.
Torunu Avukat Fethiye Çetin anneannesi hakkındaki gerçeği yıllar sonra öğrendi. Anneannesinin akrabaları Gadaryanlara ise onun ölümünün ardından ulaşabildi. Konuşacak çok şey, sorulacak çok soru vardı.
"Yaşamı boyunca akla hayale gelmeyecek zorluklara göğüs germiş, çocuklarının ve yakınlarının karşısına çıkan engellerle baş etmiş bu kadın, gerçek kimliği söz konusu olduğunda neden kendini bu kadar çaresiz hissediyordu? Neden ailesini ve kimliğini savunamıyor, isteklerinin arkasında duramıyordu?"
Anneannenin her acı hatırayı anlatıp bitirirken tekrarladığı cümlede gizli belki de bu soruların cevabı: O günler gitsin, bir daha geri gelmesin...


12.4.19

Biten Kitaplarım....

Yağmurlu, soğuk bir günden selam. :)

Bu aralar ev, okul arası mekik dokuyoruz. Tabi bir de okul sonrası park.
Akşam 5'e kadar parktayız. Nasıl keyifli mutlu bizim kız anlatamam. Elbet bende.

Biraz yorucu oluyor elbet, bank üzerinde oturup gözlerle devamlı kontrol... Her ne kadar geçen seneye göre daha bilinçli olsa da bırakamıyorum. Onun dışında da evde işlerim biter bitmez kitabıma gömülüyorum. Çünkü son bir kaç aydır okuma hızım çok düştü....Sanıyorum bunda İg'de fazla zaman geçirmem de sebep oluyor. Şöyle bir bakayım diyerek bir açıyorum sayfayı bir bakıyorum saatler geçmiş...Onu oku, ona yorum yaz derken....ohooo....

Mart ayını "Anne Frank'ın Hatıra Defteri" ve " Dağ Yolunda Karanlık Birikiyor / Yaşamak - Bir Çaba Hüseyin Kıran" ile kapattım.



Vikipedi'de şöyle yazıyor;
   Anne Frank'in Hatıra Defteri, iki yıl boyunca Hollanda'nın Nazilerce işgali sırasında ailesiyle birlikte saklanıyorken Anne Frank tarafından tutulan günlüğünü içeren kitap. Aile 1944 yılında tutuklandı ve Anne Frank, Bergen-Belsen toplama kampında tifüsten öldü. 


Elbet okurken içiniz burkuluyor......Yani bi çocuğun gözünden olaylar, bir hücre gibi bir evde yıllarca saklanmak, yakalanma korkusu, sırf Yahudi oldukları için uğradıkları, yaşadıkları , korkuları, mücadeleleri.....Ve hep bir umutlarının olması...

Bildiğim kadarı ile artık bu kitabı İŞ Kültür Yayınları basmayacak, anlaşmaları bitmiş. Ama bulursanız bu yayınevinden okuyun derim Can Yücel çevirisi ile.

Diğer iki kitabım da Yapı kredi Yayınları'ndan. Hüseyin Kıran ilk kez okudum. Kelimelerini sevdim ama okuduğum zaman sanırım bana uymadı. İçim biraz daraldı. Ki aslında anlatmak istediği, verdiği örnekler ve cümleleri çok iyiydi...
Daha çok toplumsal karanlığı, bizi ve bize anlatıyor... Az öz yazmış ama dolu dolu yazmış.

Arada kaldığım bir kitap oldu. Belki daha sonra tekrar okumalıyım.
Siz okudunuz mu?


29.6.18

Aslında Hayal Ve Virginia İle Vita Kitapları Hak...

Selam.
Dün kız babanesinde kalınca bana da iki kitabı bitirmek düştü. :)

Bir tanesi;

"ASLINDA HAYAL/KÜRŞAT BAŞAR"

DR'ın internet sitesinden alıntıdır.
Bu kitabı Sevgili Natali'nin İnstagram sayfasında görmüş ve aklıma not etmiştim.
Geçen gün Migros'da  indirim de görünce aklıma geldi ve aldım. :)
Daha önce "Başucumda Müzik" albümünü okumuş sevmiştim. Daha sonra da televizyon programını severek takip ediyordum. Her ne kadar programında azıcık konuşsa da. :)))


Anı-Biyografi kitabı. Çocukluğundan başlayıp hayatına dair notlar, anılar ve anlatılar var. Ama okurken sayfalar nasıl akıp gitmiş anlamıyorsunuz bile.
Yazdığı kitapları nasıl duygular eşliğinde yazdığı veya yazmaya nasıl başladığına dair notlar var.
Eğer daha önce hiç bir kitabını okumadıysanız bununla başlayabilirsiniz.

Mesela küçüklüğünden beri yemek yemeği sevmez, yeterince yer ve kalkarmış sofradan. Küçükken büyükleri çok uğraşmış sıska halinden kurtulması için. Oysa ki sadece yaşayacağı kadar yemeği severmiş ve hala da öyle olduğunu yazmış.
Hayal kurmayı ve okumayı çok severmiş. Devamlı okurmuş. Bir de müzik aşığı bir adammış.
Gerçekten de iyi bir entelektüel olduğunu anlıyorsunuz kitabı okuyunca.
Bana hep Kürşat Bey'in enteresan bir enerjisi varmış gibime geliyor. İyi anlamda elbet. :)

Bir diğer kitabım ise;


fotoğraflar internetten alıntıdır.
 "VİRGİNİA İLE VİTA/ CHRİSTİNE ORBAN"


Virginia Woolf'a hayran olmamak elde değil. Döneminin cesur kadın yazarlarından biri bana göre.
Tabi ben bu kitaba kadar kendisinin aynı zaman da kadınlardan da hoşlandığını bilmiyordum. Şaşırdım mı? evet şaşırdım.
Çünkü hayata dair bakışı, yaşama biçimi ve devamlı depresif halleri bu ihtimali hiç getirmiyordu aklıma...

Kitaba dönecek olursak;
yazım dili çok yavan ve kitap ilerlemiyormuş geldi bana. Okudum ama çok zorlanarak okudum. Sırf konunun hatrına okudum diyebilirim.
Ki nette biraz bakındığım da; okumanız gereken kitaplar listesine girmiş.
Karar size kalmış artık.

İyi geceler. :)
Selamlar.

7.5.18

Felaketzedeler Evi / Guillermo Rosales

Felaketzedeler Evi

Küba'nın dâhi yazarı Guillermo Rosales, kırk yedi yaşında intihar etmeden önce, o güne dek tüm yazdıklarını yakar. Bu yüzden, sadece iki kitap kalmıştır ondan geriye: Onun büyük bir yazar olarak tanımlanması için yeterli olan ilk romanı Felaketzedeler Evi ve bir öyküler toplamı.
Rosales'in, ağır bir şizofreniden muzdarip olduğu günlerde kaldığına benzeyen bir yeri anlattığı Felaketzedeler Evi, Gökhan Aksay'ın İspanyolca aslından çevirisiyle, Türkçede ilk kez yayımlanıyor.

Jaguar yayınevi'nin sitesinde yazar hakkında böyle yazıyor.
Ben kitaba;  İnstagram'dan takip ettiğim ve yorumlarına güvendiğim kişilerin okuduğu kitapları incelerken rastladım ve not ettim.
Bu Jaguar Kitap'tan okuduğum 3.kitap ve yayınevinin seçili eserleri yayımladığını düşünmeye başladım. Çünkü incelediğimde tekrar bastıkları veya yeni kitaplar da hep başarılılar...
Kitaba gelirsek....
Yer yer "off yaaa, yapma beeeee, olur tabi nolcak bakımsız, denetleme yapılmayan yerden ne beklenir" derken buldum kendimi. Aslında okuduklarımız gerçeğin tezahür edilen kısmı.
Kült romanlardanmış, 1987 yılında yazmış yazar ve daha sonrasında intihar ile hayatına son vermiş.

Baş karakterimiz William Küba'dan Miami'ye gelmiş sürgün bir yazardır. Karşılarında zengin bir adam bulmayı bekleyen akrabaları bunun yerine aklını kaybetmiş bir adam bulunca onunla ilişiklerini kesmişlerdir, halası hariç. Halasının da ondan pek haz ettiği yoktur ve en sonunda onu bakımevi olarak geçen akıl hastanesine götürür. Kitap boyunca William'ın burada yaşadığı şeyleri tüm açıklığı ile okuyoruz. Bir yandan da Küba Devrimi'ni eleştiriyor yazar.
 Sanıyorum yazarın iç sıkıntıları ve yaşadığı dönemde ki siyasi olaylar da hayatının dönüm noktası olmuş.

Kitabın sonun da yazar ile ilgili kısa bir otobiyografi de var.
Mesela yazar yazar ve sonra da yırtıp atarmış. Saklamak istemezmiş.... Huzursuzlukları hep varmış. İnsanlığa, dünyaya inancını kaybetmiş vs...

İnce ama dolu dolu kitaplardan biri idi.





3.10.17

Ev Hali, Sevdalım Hayat Z.Livaneli ...

 Artık Umay akşamları erken yatıyor... Bize de vakit kalıyor. Sabahlarıda erken kalkıyor... Benim için hem iyi hem kötü. Gece artık çok geç saatlere kadar oturamıyorum. Oysaki yazın ne güzeldi üçlere dörtlere kadar oturuyordum.
Okul düzenimiz artık tamamdır. Çocuklar nasılda adaptepe oluyorlar yeniliklere... 👧
Okul kavramı oturdu kafasına bizim kızın. Yeme düzeni bile değişti. Okulda öğlenci olduğundan, tek öğün besleniyorlar ve eve aç gelmiş oluyor. Önceleri tek çeşit yerdi ve bir saat sonra falan diğer yemeği isterdi. Şimdi iki çeşit yemeği aynı anda yiyor.
Hatta uyumadan önce de ya tost, ya ekmek peynir yada biraz çorba içip yatıyor.
Sanıyorum bu gidişle yemediği yemekleri de yiyecek okul sayesinde. :))

Yeşillikleri bu şekilde saklamayı nette görmüştüm deneyeyim dedim. İnsatgram'da gelen yorumlar da eğer buzdolabında saklamazsam ve suyunu değiştirmezsem çabuk bozulacağını söylemişti arkadaşlar.
Gerçekten öyle... Hele o suyu nasıl fena kokuyor..
Benim derdim buzdolabında da uzun süre dayanmamasıydı.
Burdan yeni evlenecek olanlara sesleniyorum. İÇİ GENİŞ BOZDOLABI ALIN.
Benim gibi dar alırsanız; hem yiyecekler çabuk bozulur hemde tıkış tıkış olunca buzlanma sorunu yaşarsınız benden demesi... 
Velhasıl böyle de olmadı çünkü bu kavanozları buzdolabına koyarsam yemeklere yer kalmıyor, bende eski usul havlu kağıda sarıp buzdolabı poşeti ile sebze bölümüne koydum..


Geçenler de bahsetmiştim Kobo'dan size. Almak istediğim bazı kitapları bu siteden E-Kitap olarak almıştım. Bunlardan biri de Zülfü Livaneli'nin Sevdalım Hayat kitabı idi.
Nasıl bir hayattır dedim okurken.
Öncelikle aydın bir kişiliği var ve hep de öyle olmuş hayatı boyunca. Çocukluğundabile böyleymiş.
Gerçekten de bazı şeyler, bazı yaşam biçimlerimiz çocukkende ortaya çıkıyor ve biz büyükler farkına varırısak o yönde çocuklarımıza örnek olabiliriz.
Çok zor dönemlerden geçmiş yazar.
Oysaki tek derdi, tek yaşama biçimi okumak, yazmak, üretmek olmuş hayatında. Ama o kadar çok engellenmiş, kıskanılmış ki...
Hem sağ koldan hem sol koldan....
Birde parti yanlısı olmaması da etkili olmuş.
Aslında yazarı ilk bu kitap ile okumak lazım. Çünkü yazdığı kitapların nasıl ortaya çıktığını, konularını daha farklı bir gözle okuruz diye düşünüyorum...

İçimi acıtan en çok işkence görmesi ve sürgün yaşamsı konuları oldu.
Ki hala içim acır o sokakta kavga edenleri gördükçe.....

Duyarlı, hassas, bir döneme ait anı-biyografi kitabı idi.
Birde okurken eşinin sabrına ve ona destek olmasını çok takdir ettim.. Kolay değil göçebe gibi yaşamak, eşini bir anda içeri almaları ve sebei yokken bile görüşememek...

Velhasıl iyi bir kitaptı...

21.8.17

Elia İle Yolculuk Ve Çöplük Kitapları...

Zülfü Livaneli'nin Dünya görüşünü, yazılarını ve romanlarını severek takip ediyorum.
Kesinlikle bir dünya adamı, sanatçısı yazar.

Bu kitabında da yönetmen, yazar dostunun ricası üzerine annesinin memleketine yolculuğa çıkıyorlar.
Tabi dolu bir yolculuk oluyor. Anı-Biyografi tarzında bir kitaptı Elia İle Yolculuk.

Okurken "ah ne güzel dostluklar" diye içimden geçirdiğim çok oldu.

Gerçekten de dost biriktirmek herkese nasip olmuyor.  Yaşar Kemal ile dostluklarına dair anılarnı dinlerken de çok imrenmiştim.

Hem birbirlerinin eksilerini artı yapan, artılarını daha bir katlayan dostluklar önemlidir.

Tabi bu anlatımlar da yazarın kaleminin gücünü de yadsımamak gerekir.

&&&&&&&&&&&

 Çöplük/























19.6.17

Gözüyle Kartal Avlayan Yazar Yaşar Kemal/ Zülfü Lİvaneli

Yaşar Kemal...
Zülfü Livaneli....
Kırk yıllık dostluklarını, sevgili koca çınarın vefatından sonra kendisine gelen yoğun istek üzerine bir kitap olarak toparlamış Zülfü Livaneli.

Düşünsenize hergün telefonlaşıp konuşuyorlarmış. Çoğunluk edebiyat üzerineymiş sohbetlerinin...

Tabi zamanında, ilk gençlik yıllarında ve ilk yazı hayatına başladığında birlikte çok şey yaşamışlar.
Aranmışlar, tutuklanmışlar, işkencelere tanık olmuşlar, yurtdışında sürgün hayatı bile paylaşmışlar....

Kitapta çok fazla altını çizdiğim cümlem oldu.

Daha önce okul yıllarında okumuştum kitaplarından  bazılarını ama aklımda hiçbiri yok.
Bence bazı kitaplar büyüyünce okumalı, okutulmalı.

Geçtiğimiz seneler de her Kadıköy'e indiğimde uğradığım YKY Yayınlarından bir iki kitabını aldım.
Daha alacaklarım çok. Özellikle İnce Memed serisini okumak istiyorum ama öyle hemen değil sindire sindire.
Aslında bu kitap bir ön okuma kitabı gibi olmuş.
Çünkü hayatına ve yazıma başlayışı ile ilgili harika bilgiler içeriyor. Yarı biyografi kitabı olarak düşünebilirsiniz.


Daha öncesi sokak çocukları ile gazeticilik döneminde yaptığı sohbetlerden oluşan kitabını okumuştum.
O kadar insani ki Yaşar Kemal.
Bence tam bir vatansever.
Okuduklarımdan bunu anlıyorum.
Ülkesinin, insanlarının, toplumunun birlik ve beraberlik içinde yaşamasını istiyor.

Hepimiz gibi.....

Bu kitapta en çok hümanist yönü ön planda..
Birde aldığı ödüller ve kendisinin mütevaziliği var kitapta...

Tabi dile kolay hayatı ciddiye alanlar, sadece kendini değil ülkesini, vatanını, komuşusunu düşünenlerin hep bir derdi oluyor yaşamla...
Bence bu iki önemli yazarın da öyle olmuş yaşamları..
O yüzden kitabı okurken bazen tebessüm ettim bazen de hüzünlendim.
Ama iyi ki sevgili dostu Z.Livaneli bize sohbetlerinin bilmemiz gerekeni kadarını aktarmış.
Ruhun şad olsun ışıklar içinde uyu Yaşar Kemal....
 






11.6.17

Sona Ermek Selim İleri Kitabı Üzerine...




 Perşembe günü neredeyse bizim için artık gelenekleşen Kitap Kulübü toplantımızı iftar eşliğinde yaptık.
Hepimiz bir şeyler yapıp yada alıp geldik, soframızı kurduk, çayımızı demledik ve sohbete daldık.
Geçen sene kitabı çok beğendiğimiz için fazla kitaptan konuşmamıştık, bu seferde çoğumuz kitabı yarıda bırakmış ya da okumamıştı.
Ben deniz sonuna kadar okudum yahu :)))))

SONA ERMEK / SELİM İLERİ idi kitabımız.
Daha önce hiçbir kitabını okumamış da olsam televizyondan, haftada bir yaptığı programdan bilirim kendisini. Hatta engin bilgisine, kültürüne, saygınlığına bir o kadar da hayranımdır.

Bu kitapla da başlangıç yapayım diğerlerini de alır okurum diyordum ama... yanlış başlangıç bu kitap.
Sizde benim gibi yazarın başka bir kitabını okumadıysanız bu kitapla başlamayın.
Çünkü bu kitabı biraz da anılarından yola çıkılarak yazılmış yarı biyografik bir roman.
Ama anlatım dili, konuların akışı o kadar durağan ki... bir bakıyorsunuz aşık olduğu kadını anlatıyor, hop ordan çıkıyor kraliçe diye adlandırdığı kadını anlatıyor. Ben bir türlü kraliçe kim anlayamadım....
Ordan hep yazmak istediği tarih kitabı anılarına geçiyor.
Biz okuyucu da helak oluyoruz tabi anlayacağız diye.
Ve grubumuz da hemen hemen hepimiz aynı fikirdeydik, biraz zorlama olmuş bu kitap o yüzden de "olmamış".

Onun dışında yine kitaplardan, anılardan, bahsederek güzel bir akşam geçirdik.

İyi ki iyi ki diyorum Sevgili Lale Abla( lalenin bloğu yazarı) beni de geçtiğimiz sene davet etmiş.

Yine bol sohbetli bir akşamdan anılarıma güzellikler katıldı.

İyi geceler blog.







28.2.17

Şirin Devrim ve bir dönem anı kitabı...

 Cuma günleri Tarihi Salı Pazarı kuruluyor. Bu sefer yiyecekten çok ikinci el eşya, giysi, elektronik ve kitaplar vs.. oluyor. Benim önceliğim eski kitaplara ulaşmak. :))
Ve kendime de epey kitap bulup alıyorum. Çoğu zaman satan kişi kitabın değerini bilmediğinden, kalın veya ince kitaba göre fiyat veriyor. Ve bu fiyatlar da genel de 1 ,2,3 veya 5 Tl oluyor ki 5 Tl olan kitap çok  çok çok az...

Şakir Paşa Ailesi/ Şirin Devrim kitabını bu şekilde pazardan almıştım.
2003 yılında da Şirin kitabını almış ve okumuştum. İkinci kitap ile daha bir pekişti bilgilerim.
 Bir aile düşünün. II.Abdülhamit döneminde sadrazamlık ve paşalık yapmış amca; yine yüksek askeri rütbelere ulaşmış olan baba; Atatürk'ün yakın silah arkadaşları olan damatları; Türkiye'nin ilk kadın sanatçılarından olan kızları: yine sanat dünyasının ünlü isimlerinden olan torunlar; resim, gravür, heykel, tiyatro,edebiyatla dolu hayatlar ve bol bol skandal...cinayet, keder, hüzün...çocukluk anıları ve bitiş...

Tabi okurken şaşırdığım yerler de oldu... Nasıl bir aile dediğim de...
Ama bir gerçek varki sanat dünyasına ilkler kazandırmış bir aile. Kızların o dönemde cesurça yaşayışları ve verdikleri kararlar...

Hem hüzün hem merakla okudum. 
Eğer anı kitabı okumayı seviyorsanız okuyun...



Anılar Akın Akın kitabını da eş zamanlı okudum. Bu kitabı bana Twitter'dan tanıştığım; yaklaşık bi 4 yıl olmuştur tanışıklığımız ama yüzyüze sohbet bu seneye nasip oldu; Canan'ın hediyesi.. Bu kadar mı denk gelir dedim kendi kendime..
Çünkü Halikarnas Balıkçısı olarak bilinen Cevat Bey'da Şakir Paşa Ailesinden.....

Babasını öldürmesi sebebi ile hapis yatan sonrası Bodrum'a sürgün edilen ve aileinde ki birkaç kızkardeşi tarafından red edilen, annesi tarafından hiçbir zaman terk edilmeyen biri... ve doğa, deniz, balık ve insan tutkunu biri... kitapları da bu şekilde hayat buluyor.
Kızı da yaşadıkları hayatı anılar kitabı ile ölümsüzleştiriyor...

Anlatım dili biraz ilerlemiyordu, okudum ama ... okuyacak olanlarınız vardır fazlasını yazmayayım...



30.1.16

Yaşar Kemal'li Anılar Arif Keskiner , Ev halimiz....

 On beş tatil gelsin şöyle yaparız böyle yaparız, şuraya gideriz derken biz çok az dışarı çıkarak tatili yarıladık bile... Hatta Ocak ayını bitirdik yahu.. :) Tabi bunda havaların soğuk olması, kimle konuşsam; "aman sakın çocuğu çıkartma salgın var herkes hasta" muhabbeti. Vallahi korktum çıkartmaktan. Evet elbet hasta da olacak ama biraz daha geç tanışsın bazı hastalıklarla.


Yine kafam da bir sürü planla yazıyorum yazımı ama buraya o kadar azını aktarabiliyorum ki.....


Bu hafta "Arif Keskiner/ Binbir Renk Binbir Çiçek  Yaşar Kemal'li Anılar"  bitirdim. Eee tabi konu ve anılar Yaşar Kemal olunca kitap da güzel oluyor. ::)

Arif Bey anılarından, birlikte yaşadıklarından, hayattan, Yaşar Kemal'in yakın çevresinden olan anılarını yazmış. Yer yer sıkıldım. Anladım ki bu kitabı okuyacaksanız benim gibi roman okur gibi okumayın. Ara ara açıp bölüm bölüm okuyun...

Anılarını yazarken Arif Keskiner; yer yer Yaşar Kemal'in çevresinde olan, dostlarından olan kişilere dair de anekdotlar veriyor. Örneğin Arif, Abidin Dino kardeşlerin hayatları gibi...Orhan Kemal, Nazım Hikmet, Aziz Nesin'e kadar birçok aydın, yazar kişi ile dosttur Yaşar Kemal. 
Aslında kendim de şunu fark ettim; evet iyi bir kitap okuyucusuyumdur ama geç başladığım için ve daha çok yabancı klasikleri okuduğumdan Türk Edebiyatımızdan çok eksiğim var. BUnlardan biride Yaşar Kemal kitapları...
Son yazdığı Karıncanın Su İçtiği Bir Ada Hikayesi kitap serisini okumuş ve çooooook beğenmiştim.
Ve artık seri olarak okumak istiyorum kitaplarını yazarın.
Hele de bu anı kitabından sonra daha başka bir anlam kazanacaklar bende hikayenin, romanın kahramanları.

Örneğin Yaşar Kemal tam bir Halk Ozanı, Ağıt Toplayıcısıymış... Kitaplarında ki bir çok kahramnalar çevresinden, gözlemlediği kişilerdenmiş. ÇukurOvalı olmaktan duyduğu gurur ve birçok yazarımızın da oradan çıkması ayrı bir gurur kaynağı yazar için.

En çok neye üzüldüm biliyor musunuz? O zaman da yazarların hele de halk yazaıysanız, çiftçinin, köylünün yanındaysanız daha bir dikkat çekiyormuşsunuz ki yazarımızın evi de hemen hemen her hafta aranırmış.... ne taslakları gitmiş bu aralamalar da ve yazarımız onları bir daha bulamamış....
Hala durum değişmiş değil... birçok yazar, gazetecimiz içerde.....

Güzel bir ara kitap oldu benim için. 
Şimdi yeni kitabım "Sonra Hayat Yeniden Başlar Mustafa Mutlu" ya ait. Gazete köşesinden severek takip ettiğim bir yazar. İLk defa bir kitabını okuyacağım ki başlangıç cümlesi beni çok etkiledi. Onu da sonra ki yazımda anlatırım size. :)
  Bir fotoğraf da kızımla benden gelsin. Umay poz ver diyoruz Allah'ım bir şımarıyor anlatamam size. Bazen de arkasını dönüyor ve poz vermiyor :))))))

Kızımla ilgili ve yaşadıklarımla ilgili de yazmak istiyorum bir ara. Ama o ara hangi ara olur işte onu bilmiyorum. :)


Şİmdiden iyi geceler, iyi pazarlar. :)