Akasya Sohbetleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Akasya Sohbetleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23.2.17

Ufuk Çakmakçı İle Koşulsuz Mutluluk Mümkün mü? üzerine...

Ayın belirli tarihlerinde ve genelde de Çarşamba günleri Akasya Sohbetleri adı altında Akasya Avm'de sohbetler, kısa seminerler düzenleniyor.
Bu haftaki konuk; Doç.Dr. Ufuk Çakmakçı idi.
Konu da;  Koşulsuz Mutluluk Mümkün mü? 

Aslında sorunun cevabı zor.... Kendinize hiç sordunuz mu bilmiyorum. Daha önce mutlulukla ilgili kendimle konuşmuşluğum var. Hatta okuduğum kadim bilgilerle dolu kitaplardan ve yaşamdan öğrendiğim şey; ne kadar az beklenti o kadar mutluluk ve keyifli yaşam.

Çok fazla not aldım. Videoya bir parça çektim ama henüz buraya eklemeyi bilmiyorum. Keşke konuşma boyunca çekip sizinle de paylaşabilseydim... Öyle güzel gerçekçi bilgiler aktardı ki.
Ama bir sürü not aldım arkadaşlar. Sizinle de paylaşmak için.

İlk cümlesi; önemli bir bilge der ki: Gevşeyin, hiçbir şey kontrolünüz altında değil...

Ve başladı anlatmaya. Aslında "başarı+para= mutluluk getirmiyor.
Evet para kazanmak bir ihtiyaç hemde önemli bir ihtiyaç ama mutluluk değil.

Ayrıca hayatımızı ne kadar farkında yaşarsak keyifli bir yaşam sürmemiz de o kadar elimizdeymiş.

Nefes kontrolü ve meditasyonu uygulamak birçok hastalığın, kederin, öfkenin önünü kestiğinden bahsetti.

Ve aslında en önemlisi de; unuttuğumuz ve ölümsüz gibi yaşadığımız... "Doğuyoruz, yaşıyoruz, yaşlanıyoruz ve ölüyoruz" unutmamak gerek bunu dedi...

Öğrendiğimiz şeyleri pratik yapmadığımız sürece unuttuğumuzu vurguladı. 
Koşulların hiçbir zaman beklediğimiz gibi gerçekleşmediği, önemli olan bizim bununla naıl başa çıktığımız.

Varsayımlarımızın her zaman çok  doğru değil dedi.

Ve bir diğer önemli nokta; evrende var olan herşey bir diğer zıddı ile var olur...( iyilik-kötülük, gündüz-gece vs..)

Kiracı olduğumuz bu dünya da sahibiymişiz gibi davranıyoruz ve sonunda üzülüyoruz...

Önerdiği kitap: Eric From/ Sevme Sanatı

Biz aslında alışkanlıklarımızın bir bütünüyüz ve mutluluklarımız da öyle...

Kadim öğretilerin "mutluluk" demediğini onun yerine; memnun olma hali dediklerini...

Varsayımların çok tehlikeli olduğundan bahsetti. Belki de olacak düşündüğümüz şey ama biz o ana o kadar çok takılıp kalıyoruz ki; şimdi ki anı kaçırıyoruz ve stres, öfke nöbetleri başlıyor bu seferde..

Hep "hızlı sonuç" istiyoruz. OLması gereken süreci unutuyoruz...

Kadim bilgiler der ki; bırakın gelecek kendi başının çaresine bakar...

 Zihnimizde ki çok seslerle barışmamız gerekiyor.

Bunlara dair bir sürü önemli bilgiler aktardı Ufuk Bey. Dinlerken anca bu kadarını not alabildim, anı kaçırmak istemiyordum çünkü.

Gerçekten de kendimizi unutuyoruz. Ve farkında yaşamıyoruz...


Nefes ile ilgili şunu söyleyebilirim; çünkü bir ara epey bi kafa yormuştum buna... günde sadece birkaç dakikanızı ayırıp, oturduğunuz yerde gözlerinizi kapatıp en az 5 kez burnunuzdan nefes alıp ağzınızdan verdiğinizde ve bunu sürekli yaptığınızda gün içinde siz de kendinizde ki değişikliğin farkına varacaksınız.
Hatta artık alışkanlık olacak ve aklınıza geldiği an kendinizi bunu yaparken bulacaksınız.
Özellikle uyku öncesi yatakta yaptığınızda vücudunuz gevşemiz oluyor ve uykuya geçişiniz daha rahat oluyor...





28.1.17

Dr. Özgür Bolat ile Çocuk Yetiştirme Sohbeti, Çellinc 11-12,

 Dün bütün gün yatacaktım güya......
Gündüz biraz uyudum,  kızla da sağolsun eşim ilgilendi...
Derken akşama doğru arkadaşlarla haberleşip sinemaya gittik.
Ata Demirer'in yeni filmi Olanlar Oldu'yu izledik.
Diğer filmleri gibi buda çok keyifliydi... Yer yer güldüğüm o kadar ince espriler oldu ki...
Eğer şöyle aydınlık bir film izleyeyim, içim açılsın diyorsanız mutlaka izleyin. Hele o manzaralar.... bir an önce yaz gelse de tatil yapsak dedim..
Film hakkında fazla detay bende yok biliyorsunuz beni. :))
Film hala Vizyonda ve izleyecek olanlar olabilir.


özgür bolat
Çarşamba günü Akasya Sohbetler de Dr.Özgür Bolat idi konuşmacı.
Konuşma konusu: Mutlu Ve Başarılı Çocuk Nasıl Yetiştirilir?  

Daha önce yazılarından da az çok okuduğum bir yazardı ve hazır yakınımıza gelmiş gidip dinleyelim dedik eşimle. Çocuk yetiştirmek önemli benim/bizim için.

Kendini Eğitim Bilimi ve bu konuda seminerler vermeye adamış biri. Aynı zamanda sitesinde de bol bol yazılar paylaşıyor.
Seminerden aklımda kalanları sizinle de paylaşmak istiyorum.

Öncelikle her şeyden öte çocuklarımızın "birey" olduğunu kabul etmeliyiz. Onlar bizim malımız değil. Tersine evet biz onların bu hayata gelmesine, bedenen hayat bulmasına aracı oluyoruz ama kendimiz gibi olmalarını istemek, yapamadıklarımızı onların yapması için dayatmak... bunlar olmamalı hayatımızda... onlarında duygu-düşünceleri önemli. Çocuk deyip de geçmemek gerekli.

Ve birçok anne babanın ki maalesef eğitim sisteminden kaynaklı çocukları sınav kaygılı yetiştirdiğimizi anlattı.
Evet bazı çocuklar bu yarışda başarılı oluyor, şan, şöhret, ünvan, para sahibi olabiliyorlar ama hep içlerinde bir boşluk kaldığını anlattı.

Oysa ki hayatta paradan, ünvandan daha önemli şeylerin olduğunu, koşulsuz, şartsız sevmemiz gerektiğini, el alem nederli, rezil ettin bizi cümlelerinin çocuklar da açtığı "değersizlik" hissinin nasıl da ömür boyu hayatlarını etkilediğinden bahsetti.

Örneğin şöyle bir soru sordu: Kaç kişi çocuğunu aşağılıyor?
(Tabi çıt yok çünkü hiçbir anne baba bu düşünce ile çocuğuna davranmıyordur.)
Sonra şöyle dedi; kaç anne çocuğuna; aaa buna mı ağlıyorsun? vb cümleler kurdu?

İŞte bunların hepsi bir aşağılamadır aslında. Çünkü siz orda böyle söyleyerek çocuğunuzun duygularını hiçe saydınız. Sizin için ağlanmayacak olan şey onun için önemli olabilir ..
Örnekler çoğaltılabilir. Sohbet çok çok bilinçli ve keyifliydi. Sitesinden muhakkak yazılarını okuyun derim.



 Seminer saatini beklereken foto çekilmeyi ihmal etmeyen ben. :)))))





Bugün Cuma Pazarı vardı Kadıköy'ün. Uzun zamandır gitmiyordum. Beyimin ısrarı ile gittim. Veeee ne güzel kitaplar buldum... Hepside almak istediğim kitaplardı. Bir iki tanesini duymamıştım ama çeviren kişinin Nihal Yeğinobalı olduğunu okuyunca onları da aldım. :)) Allah'ım pazardan nasıl mutlu döndüm anlatamam size...,

Şimdi bide çellinc sorusunu yanıtlayayım. Unuttuğumu sanmayın. Bu aralar sık yazamadığımdan anlatacak çok şeyim birikiyor blog ne yapayım. :)

11-Dolabında ki en eski kıyafet...

Vallahi hiç eski şeyleri tutmayı sevmem. Hele hele kıyafet ise hiç tutmam. O yüzden üzgünüm fotoğraflayamadım....

12- Son 10 yılda hayatında neler değişti?

İşte bu soru fena yerden vurdu beni........ acıların ve kaybın en büyüğünü yaşadım/k... can'ım annemi biranda kaybettim/k... herşey öyle birden oldu ki... hala aklıma anlatmaya çalışıyorum... yüreğim ise hep konuşma halinde annem ile.... ............................................

Her şeyden öte can parçam kızım oldu. Sevdiğim ile düşlediğim bir evliliğim var.

Her şeyden öte ben değiştim... Daha farkında bir hayat yaşıyorum. Kelimelerin önemini anladım. Ve an- da yaşamanın ne demek olduğunu öğrendim....

İyi geceler, keyifli bir haftasonu olsun .:)