İkinci El Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İkinci El Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24.2.17

Tanios Kalesi Amin Maalouf Ve Kış Uykusu Goli Taraghi






İranlı yazar Goli Taraghi 79 devrimini anlatmış bu kitabında. Kendisi bir dönem de sürgün yaşamış. Duyguları daha yoğun, içsel anlatıyor kitabında da. Tedirginliği, acıyı, hüsranı... yaşlılığı ve ölüm olgusunu hissediyorsunuz okurken...

İlk sayfaları çevirdiğimde biraz karışık geldi kitap. Sonrası netten biraz yazarı ve kitabı araştırdığımda ne demek istediğini daha iyi anladım.  Çünkü kitapta ki söylemler öyle derin ki.. yer yer biraz içiniz daralsa da konu çok iyi...
"Pencere aralıklarından, kapı altlarından, görünmez çatlaklardan rüzgâr doluyor içeriye. Kış geldi. Erkenden. Kışları hep birlikteydik: Ben, Haşimi, Enveri, Azizi, Ahmedi, Mehdevi ve elbette Haydari Bey. Ne çabuk geçti. 75, 77, belki daha çok yıl. Bilmiyorum. Günler aylar geçip gitti. İki yıl eksik, iki yıl fazla, ne fark eder? İhtiyarlık ne zaman başladı? Ölüm ne zaman çıkıp gelecek?" diye yazmış Taraghi romanın bir bölümünde.

Ölüm, keder, dostluk, arkadaşlık, inanç ve hüzün hepsi var kitapta. Ki kitap aslında incecik. Öyle açık açık yazmamış kısa net cümleler içinde, betimlemelerle, ara ara hatıralarını anlatırken siz hissediyorsunuz.
Eğer İran Edebiyatını seviyorsanız bu kitabı da seversiniz.
Sanıyorum başka bir kitabı daha çevrilmemiş dilimize. Aslında kadın yazarımız bayağı kalemi kuvvetli ve ünlü..
Not edin ve bir göz atın derim kitaba.




Bir solukta biten kitaplardan Amin Maalouf kitapları ve bu kitapta öyleydi. Bir efsaneden yola çıkarak kurgulamış yazar konuyu. Yalnız yazarın öyle bir anlatım gücü var ki her kitabı bu kadar mı sürükleyici ve akıcı olur.
 Tanios Kayası kitabı da dağda geçen, aşk, güzellik, şeyh, öfke, intikam, bağışlama vs... bu duyguların hepsini barındıran bir roman.
Dağ'ın şeyhi kendinde hak görerek köyün birçok kadını ile birlikte olur.
Yalnız biri vardır ki adı Lamia ve güzelliği dillere destan. Kadının korktuğu başına gelir ve şeyhden hamile kalır. Olaylar da bundan sonra başlar.
Ortadoğu'nun kaçınılmaz kaderi bu sanırım...
Ve efsane kitaptan yola çıkarak anlatılan hikaye aslında çok da uzal değil.
Yine keyifle ve hüzünle okudum bu kitabı....
Yazarı seviyorsanız kitaplığınız da yer açın bu kitaba da.


28.1.17

Dr. Özgür Bolat ile Çocuk Yetiştirme Sohbeti, Çellinc 11-12,

 Dün bütün gün yatacaktım güya......
Gündüz biraz uyudum,  kızla da sağolsun eşim ilgilendi...
Derken akşama doğru arkadaşlarla haberleşip sinemaya gittik.
Ata Demirer'in yeni filmi Olanlar Oldu'yu izledik.
Diğer filmleri gibi buda çok keyifliydi... Yer yer güldüğüm o kadar ince espriler oldu ki...
Eğer şöyle aydınlık bir film izleyeyim, içim açılsın diyorsanız mutlaka izleyin. Hele o manzaralar.... bir an önce yaz gelse de tatil yapsak dedim..
Film hakkında fazla detay bende yok biliyorsunuz beni. :))
Film hala Vizyonda ve izleyecek olanlar olabilir.


özgür bolat
Çarşamba günü Akasya Sohbetler de Dr.Özgür Bolat idi konuşmacı.
Konuşma konusu: Mutlu Ve Başarılı Çocuk Nasıl Yetiştirilir?  

Daha önce yazılarından da az çok okuduğum bir yazardı ve hazır yakınımıza gelmiş gidip dinleyelim dedik eşimle. Çocuk yetiştirmek önemli benim/bizim için.

Kendini Eğitim Bilimi ve bu konuda seminerler vermeye adamış biri. Aynı zamanda sitesinde de bol bol yazılar paylaşıyor.
Seminerden aklımda kalanları sizinle de paylaşmak istiyorum.

Öncelikle her şeyden öte çocuklarımızın "birey" olduğunu kabul etmeliyiz. Onlar bizim malımız değil. Tersine evet biz onların bu hayata gelmesine, bedenen hayat bulmasına aracı oluyoruz ama kendimiz gibi olmalarını istemek, yapamadıklarımızı onların yapması için dayatmak... bunlar olmamalı hayatımızda... onlarında duygu-düşünceleri önemli. Çocuk deyip de geçmemek gerekli.

Ve birçok anne babanın ki maalesef eğitim sisteminden kaynaklı çocukları sınav kaygılı yetiştirdiğimizi anlattı.
Evet bazı çocuklar bu yarışda başarılı oluyor, şan, şöhret, ünvan, para sahibi olabiliyorlar ama hep içlerinde bir boşluk kaldığını anlattı.

Oysa ki hayatta paradan, ünvandan daha önemli şeylerin olduğunu, koşulsuz, şartsız sevmemiz gerektiğini, el alem nederli, rezil ettin bizi cümlelerinin çocuklar da açtığı "değersizlik" hissinin nasıl da ömür boyu hayatlarını etkilediğinden bahsetti.

Örneğin şöyle bir soru sordu: Kaç kişi çocuğunu aşağılıyor?
(Tabi çıt yok çünkü hiçbir anne baba bu düşünce ile çocuğuna davranmıyordur.)
Sonra şöyle dedi; kaç anne çocuğuna; aaa buna mı ağlıyorsun? vb cümleler kurdu?

İŞte bunların hepsi bir aşağılamadır aslında. Çünkü siz orda böyle söyleyerek çocuğunuzun duygularını hiçe saydınız. Sizin için ağlanmayacak olan şey onun için önemli olabilir ..
Örnekler çoğaltılabilir. Sohbet çok çok bilinçli ve keyifliydi. Sitesinden muhakkak yazılarını okuyun derim.



 Seminer saatini beklereken foto çekilmeyi ihmal etmeyen ben. :)))))





Bugün Cuma Pazarı vardı Kadıköy'ün. Uzun zamandır gitmiyordum. Beyimin ısrarı ile gittim. Veeee ne güzel kitaplar buldum... Hepside almak istediğim kitaplardı. Bir iki tanesini duymamıştım ama çeviren kişinin Nihal Yeğinobalı olduğunu okuyunca onları da aldım. :)) Allah'ım pazardan nasıl mutlu döndüm anlatamam size...,

Şimdi bide çellinc sorusunu yanıtlayayım. Unuttuğumu sanmayın. Bu aralar sık yazamadığımdan anlatacak çok şeyim birikiyor blog ne yapayım. :)

11-Dolabında ki en eski kıyafet...

Vallahi hiç eski şeyleri tutmayı sevmem. Hele hele kıyafet ise hiç tutmam. O yüzden üzgünüm fotoğraflayamadım....

12- Son 10 yılda hayatında neler değişti?

İşte bu soru fena yerden vurdu beni........ acıların ve kaybın en büyüğünü yaşadım/k... can'ım annemi biranda kaybettim/k... herşey öyle birden oldu ki... hala aklıma anlatmaya çalışıyorum... yüreğim ise hep konuşma halinde annem ile.... ............................................

Her şeyden öte can parçam kızım oldu. Sevdiğim ile düşlediğim bir evliliğim var.

Her şeyden öte ben değiştim... Daha farkında bir hayat yaşıyorum. Kelimelerin önemini anladım. Ve an- da yaşamanın ne demek olduğunu öğrendim....

İyi geceler, keyifli bir haftasonu olsun .:)








15.3.16

Erendiz Atasü üzerine....

 Geçen yıl Üsküdar Sahaf Festivalinden almıştım "Dağın Öteki Yüzü/ Erendiz Atasü" kitabını. Tamamen tesadüf eseri, kitabın arka kapak yazısını okumuş ve almıştım. Oysa ki okuyana kadar hiç bir yerde kitabını görmemiştim. Çevremden de ismini diyen olmadı. Oysa ki nasıl müthiş bir yaşanmışlık, birikim ve anlatımla dolu bir kadınmış... Ödülü bolcana hak etmiş kitapları  (naçizane) bence....
Ailesi özellikle annesi Ulu Önder Atatürk ile tanışmış, konuşmuş bir kişiymiş. Aynı zamanda o zamanlar Atatürk'ün öncülüğü ile yurtdışında okumuş gençlerimizden biriymiş. Nasıl güzel ve önemli bir anı değil mi? Ne çok isterdim Atatürk ile tanışmayı yada uzaktan da olsa görmeyi...
Bu kitabı mutlaka ama mutlaka okuyun....
Kitabın başlangıcın da yazarımız sunuş bölümü hazırlamış ve orada bu kitabın nasıl ortaya çıktığının detayını anlatmış. Annesinin mektuplarından yola çıkarak, isimleri değiştirerek bir dönem kitabı yazmış.
Kitapta, üç kuşak kadının yaşamından kesitlerle Cumhuriyet Tarihi, çok farklı bir açıdan aktarılıyor. Kemalist ideolojiye ve Cumhuriyet ilkelerine son derece bağlı olan Erendiz Atasü, Cumhuriyet'in kurulması öncesi, dönemi ve sonrasını anlatırken bireylerin yaptıkları özverilerden, büyük bir aşkla Cumhuriyet’e sahip çıkılmaya çalışıldığından, her şeyin aslında vatan için olduğundan bahsederken konuyu hiç ucuzlatmıyor. Popüler kültüre alet etmediği gibi, vicdan muhasebesi yaparken de hiçbir şekilde duygu sömürüsüne yer bırakmıyor. Ortalıkta onlarcası çok satanlar listesinde yer alan benzer konulu kitaplarla hiç ilgisi olmayacak bir şekilde, incelikli ve sıra dışı bir gerçek/kurmaca roman olarak, geçen yüzyıla işaret ediyor. Nelere katlanıldığına ve elde nelerin kaldığına…
Kitaptan bir kaç alıntı ile bitireyim keza okuyacak olanlarınız olabilir...

Sıradan bir ailenin kızı olan annem gerçekten de 1936 yılında Dolmabahçe Sarayı’na çağrılmış, “Reis-i Cumhur’la uzunca bir süre görüşmüştür. Atatürk’ün Cihan siyaseti üzerine görüşlerini annem kendisi, Gazi’nin bizzat kullandığı – ve doğal ki, annemin unutamadığı- sözcüklerle, bana nakletmişti. Kitapta, Vicdan’ın Gazi ile ilgili izlenimi, annemin gerçeklikteki izlenimidir… Annem, kitapta anlatılan biçimde Gazi tarafından görevlendirilmiş, BBC’de “Türk İnkılâbı ve Kadın Hakları” konusunda bir konuşma yapmak üzere aynı yıl İngiltere’ye bir daha gitmiş ve bu konuşmayı gerçekleştirmiştir. (sy.6)

 Bu romanda beni büyüleyen ne var? Biliyor musun Raik, kitaptaki bütün şahsiyetlerin Virginia Woolf'un karakterinin farklı yönleri olduğu söylenir. Biz hepimiz aslında birden fazla kişiyiz Raik, biliyor musun? Sen ben hepimiz... Bende kaç Vicdan var ve sende kaç Raik... Sen bendeki Vicdan'ların kimisini dehşetle seviyorsun, ama bazısından pek de hoşlanmıyorsun belki de. Veya onların farkında değilsin. Şimdi, senin, sende bir tek ve mütecanis bir Raik'in mevcudiyetini ve bu adamın da bana sevdalı olduğunu şiddetle savunduğunu görür gibiyim. Ama ne malum?  (257).

Sonra sevgili Hayat İzlerim bloğunun yazarı Özlem'cim birkaç kitap yollamıştı bana veee ne göreyim içinden bir Erendiz Atasü kitabı daha çıkmaz mı?
Nasıl sevindim anlatamam. Çünkü şimdi ki hedefim yazarın diğer tüm kitaplarını okumak...
Bu kitap da bir dönem kitabı. Ve diğer kitapların da olduğu üzere kadınlar , kadın-erkek ilişkileri, sorular, ve farklı cümle kalıpları ile yazılmış bir roman.
İtiraf etmek gerekirse dili öyle çook sade değil. Yabancı kelime fazla kullanıyor diye düşünmeyin, tersine öz türkçe ile yazmış kitaplarını... Ama ağır ilerliyebiliyor....

Bu hafta bu iki kitabı bitirdim...
Sıra da Lale Ablanın vasıtası ile katılacağım kitap klubünün kitabı var. Kitap sayfa sayısı epey bir var, başlasam iyi olacak... Anca okur ve yorumlarım....


ERENDİZ ATASÜ

1947'de Ankara'da doğdu. 1968'de Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesinden mezun oldu. Ayni fakültede uzun yıllar öğretim üyesi olarak çalıştıktan sonra 1997'de Farmakognozi profesörlüğünden emekliye ayrıldı.
Feminist bilinçle kaleme aldığı öyküleri 1981'den bu yana, Sanat Edebiyat'81, Düşün, Çağdaş Türk Dili, Varlık gibi dergilerde; edebiyat sorunları, kitaplar, kadın özgürlüğü, laik toplum ve Cumhuriyet devrimleri üzerine deneme, inceleme ve makaleleri Saçak, Çağdaş Türk Dili, Cumhuriyet Kitap, Varlık, Papirüs gibi dergilerde, Cumhuriyet, Aydınlık gibi gazetelerde yayımlanmaktadır.
Atasü'nün dört romanı, altı öykü ve dört deneme kitabı ve çeşitli ödülleri vardır. Kimi öyküleri başka dillere çevrilmiş, İngiltere, ABD, Fransa, Almanya ve Hollanda'da yayımlanan öykü antolojilerinde yer almıştır.
DAĞIN ÖTEKİ YÜZÜ adlı romanı İngilizceye çevrilmiş ve İngiltere'de yayımlanmıştır. LANETLİLER Almancaya, BİR YAŞDÖNÜMÜ RÜYASI Yunancaya çevrilip bu ülkelerde yayımlanmıştır.
Atasü'nün yapıtları içerdikleri kadınların öznel tarihi, Cumhuriyet devrimlerinin kadın bireyin gözüyle irdelenmesi, kadın erkek ilişkilerinin ve kadın cinselliğinin kadınlar tarafından kavramlaştırılması gibi izlekler ve sorunsallar açısından olduğu kadar, biçim özellikleri, dil ve imge örgüleri bakımından da çeşitli edebiyatçılar ve edebiyat bilimciler tarafından incelenmiştir.(*)

(*)http://www.erendizatasu.com

23.1.16

Hepsi Alev Selim İleri ve bende ki zamanaızlıktan haberler.

Yok yok ben bu zamanı bir türlü etkin,  programlı kullanamıyorum.... Bir kaç gündür kız erken uyuyor. Ben de o erken saatleri değerlendirmek istiyorum ama bir türlü beceremiyorum...
Mesela bugün de erken yattı,  aldım elime tabletimi; dedim ki kendime,  önce blogda ki yeni yazıları oku sonra da kendim yazayım... Ama bu saat oldu ben anca yazabiliyorum.
Evet evet okudum yeni yazıları  ama bu aralar tableti yada telefonumu hangi amaç için alıyorsam ben tam tersini yaparken buluyorum kendimi....
Ya İnstagram'a bakıyorum ya Facebook'a  fotoğraf ekliyorum ya kitaplara bakıyorum. Yapacağım şeyi en son yapıyorum ve o arada ya kız memeye uyanmış oluyor yada benim enerjim tükenmiş oluyor. Çünkü bide kitap okumayı istiyorum ve kitabıma kalan zaman bu aralar çok az oluyor.....
Bide akşamları belirli saatten sonra başlayan ve takip ettiğim tartışma programları var,  onları da etkin dinleyemiyorum çünkü aklımın bir köşesi sessizlikte de oturmak istiyor..
Yani anlayacağınız bu aralar aynı zaman diliminde birçok şeyi aynı anda yapmak istiyorum ve hiçbirini tam yapamıyorum.................
...........
Bu da geçici bir süreç diye düşünüyorum ve kendimi avutuyorum...
Tabi bu arada bir kitap bitirmişliğim ve bir film izlemişliğim var a dostlar.
Kitap "Selim İleri / Hepsi Alev"  romanı. Yazarın hayata bakışını,  tavrını, duruşunu ve cümlelerini hayranlıkla takip ettiğim biri. Ama nedense bugüne kadar hiç kitabını okumamıştım. Hep almak için yine bilmediğim bir nedenden ötürü ertelemiştim...
Bu sene Üsküdar Sahaflar Gününden iki kitabını almıştım.  Bunlardan biriydi bu kitap da..
Yalnız yanlış kitapla başladım sanırım yada yanlış zamanda başladım. Konu olarak mitolojik bir roman. Ama ben bir türlü okurken adapte olamadım. Sırf yazara saygımdan yarım bırakmak istemedim ama tam olarak kavrayamadım da. Sorsanız içeriğini, konuyu anladım ama nasıl desem eksik kaldı bende birşeyler.
Ki yazar siyaseti,  toplumu, bencilliği ve kadınsal gücü iktarda nasıl kullanıldığını çok güzel aktarmış....
Bir daha okunmak üzere ki bu sefer doğru zamanda)  rafa kaldırdım.....
Filmlerden de "Yetenekli Eller: Ben  Carson" du. Film 2009 yılı Amerikan yapımı.
Konusu gerçek hayattan alınma ve konusu geçen doktor hala işini yapmamtaymış.
Konu olarak da bir annenin tek başına çocuklarını  okutması, onlara ne olursa olsun destek olması ve yüreklendirmesi çok güzel işlenmiş.
Küçükken kendine çok inanmasa da DR.Ben Carson annesinin ona olan inancı, desteği ile nasıl Beyin cerrahı olduğu ve neleri başardığını anlatıyor. Ki kendisi zamanında ilk yapışık ikiz olarak doğan kardeşleri ayırması ve ilklere imza atan doktor ünvanı ile meşhurmuş.
İzleyin diyebileceğim filmlerden.....
Haydin bana müsaade... İlgiyle izlediğim Önce Söz Vardı / NTV programı başladı.  :)
İyi geceler  blog.