Japon Kültürü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Japon Kültürü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7.2.18

Ikigai Japonların Uzun Ve Mutlu Yaşam Sırrı Kitabı...

Selamlar ey okuyucu!

İki gün önce bitirdim bu kitabı. İki saatte biten bir kitap. Aslında kişisel gelişim kitabı gibi görünse de aslında sizi biraz da silkeleyen bir kitap.
Uzak Doğu öğretilerini benimsediğim ve kendime yakın bulduğumu artık kaç bin kez söylemişimdir ama yine de tekrar demek istiyorum :)
İkigai Japonca'da yaşamına tutunma gayen, amacın vb. anlama geliyormuş.
Benim için başucu kitabı oldu. Eğer kendimi bırakırsam açıp okuyacağım bir kitap.

Bu şarkıyı uzun yaşayan bir teyzeden dinlemiş yazarlar. Malum artık haberlere de sık sık konu oluyor Okawai'de en uzun yaşayan insanlar bulunuyormuş ve onlarla konuştukların da ortak bir noktaya varıyorlar. Düzenli ve sürekli yaptıkları şeyler var. Mesela; torağı ekiyorlar, yeşil çay ve yasemin çayı tüketiyorlar her gün, düzenli uyku, arkadaşları ile sohbet vs...
Özellikle insani ilişkileri çok fazlaymış, günümüzde artık arkadaşlarımızın bile bir çok önemli olayını sosyal medyadan duyduğumuzu ve kutladığımızı düşünürsek.......

Kitapta çok fazla İnsanın Anlam Arayışı /  Viktor E. Frankl'inin kitabından da alıntılar, benzeşmeler ve karşı görüşler var.
Temel mantık süreklilik ve düzen aslında.
Tabi sağlıklı beslenme, egzersiz ve ruhumuzu da iyi beslememiz gerektiğini vurguluyor.
Kitabın bana iyi gelmesinin sebebi bir yandan da bu oldu. Çünkü öğrendiğim bir çok öğreti de ruh-beden-zihin üçlüsü çok önemli yaşamımızda.
 Kendim de uzun zamandır şikayetçi olduğum bir şey vardı. Öncelikler sıram şaşmıştı biraz. Mesela en ufak boşluğumda işim varsa bile hemen kitabıma elime alıp okuyordum ve diğer yapılması gereken işimi erteliyorum. Birde hızlı yaşıyorum sanki her an bir şey olacak gibi hissediyorum oysa ki öyle bir şey yok...
Ya anı kaçırırsam diye her şeyden biraz yaparak zamanı kaçırıyorum aslında.
Aynı anda birçok şeyi yapmak istiyorum falan filan liste uzar bende... bu bir örnekti sadece.
Oysa ki hani Kızılderili bir deyişi vardır; insanlar o kadar hızlı yürüyor ki ruhları arkadan geliyor( böyleydi sanırım değilse bile ana fikir buydu )
Evet yavaşlamam gerekiyor ve önceliklerimi belirleyip ondan sonra da bana kalan bolca zamanda da kitaplarımı okumalıyım. Yoksa birçok şeyden kopmaya başlıyorum.... Aslında bazı şeyleri neden böyle yaptığımı biliyorum da... bana kalsın.
Özellikle doğru nefes ve meditasyon önemli aslında hayatımız da. Bunu bir fark eder ve kavrarsak çok şey değişiyor bedende...
Bir de birkaç egzersiz vardı kitapta. Aklıma en çok yatanRajio taiso videosu için bir tık
bu egzersiz oldu. İki videodan oluşuyor ve tüm bedeni çalıştırıyor.
İŞte böyle, kitabı çok anlattım biliyorum normalde çok detay vermeyi sevmiyorum kitaplar hakkında sanki büyüsü kaçıyor gibi geliyor ama bu kitap başka.







11.4.17

Heyecanlıyım.../ Ve Nausicaa of the Valley of the Wind Rüzgarlı Vadi Filmi.

Selamlar...



Bugün güzel bir gelişme oldu hayatımda ve sizinle de paylaşmak istedim. :)

Uzun zaman önce çalışmaya karar verdim. Yakın zamanda da iş arayışlarına başlamıştım.

Neredeyse 5 yıldır çalışmıyorum ev hanımıyım....

Tabi bunda bir dönem canım annemin hastane sürecinin olması da etkendi.
Tek başına bırakamazdım ve çok şükür ki her zaman yanında oldum anneciğimin.
Nurlar içinde, ışık içinde uyu annemmmm........ .............................

Ve sonrası çocuğuma kendim bakmak istiyordum; ilklerini ben yaşayayım, anne sevgisi ve güveni ile büyüsün istiyordum.
Ve kızımı 3 yaşına kadar eşiminde yardımı ve desteği ile kendim/iz  büyüttüm/k.
Artık sene başında okula da vermeyi düşünüyoruz.
Ve benim artık çalışma zamanım gelmiş oluyor demektir.
Çünkü kız okula gittiğinde ben ne yapıcam evde.
Hani bu lafımdan yanlış anlaşılmak istemem ama ev hanımı olma hali bana göre değil.
Evet kimi sever; evde olayım, işimi gücümü yapayım, akşama yemeğimi hazırlayayım yeter bana der.
Ve ben bunu diyen bayanlara asla ama asla karşı değilim.
Kişinin ne istediğini bilmesi çok güzel bir şeydir. 

Yalnız bu durumda biraz bizim kızı da düşünüyorum, önce sordum kendime "çalışarak kızımı yalnız bırakmış olacak mıyım?" diye...
Ama sonra dedim ki önemli olan kaliteli zaman geçirmek. Okuduğum kitaplarda, hatta bloglarda paylaşınları da okuyorum... arkadaşlarım da var çalışan anne... 
Sonuçta en önemli zamanlarında yanındaydım. 
Hatta belki çalıştığım için şimdi daha bir kaliteli zaman geçireceğiz anne baba olarak...

Tabi bu durum benim için ilk sanırım bundan biraz endişelerim...



Kendime bakacak olursam bende çalışmayı seven biriyim. Sabah hazırlanayım çıkayım, çalışayım isterim.
Hem ruhen de iyi gelecektir bana. Şu genç yaşımda evde oturmak istemiyorum.
 Elbet evde olmanın konforu ayrı. Her boşlukta açıyorum kitabımı okuyorum..
Ama biliyorum ki gece uyumadan önce de okuyacağım yada işyerinde bir boşluğum olursa yine okurum canımmm :))

Lafı fazla uzatmayayım dimi?
Bugün Ataşehir'de özel bir anaokulu ile görüştüm ve Halkla İlişkiler bölümünde yarın iş başı yapacağım.
Tabi biraz heyecanlıyım. Hem aynı zamanda mesleğim ama uzun ara verince bir garip oldum.
İlk iş günüm için şans dilemeyi ve dua etmeyi unutmayın bana emi .


Bu arada izlediğim ve çok beğendiğim anime filmi de paylaşmadan yazımı bitirmeyeyim. :)




 Bu filmi geçen gün sinema kanallarından birinde denk geldim. Çok severim anime filmleri..
Helede bu yönetmeninse daha da  bayılırım.

Film 1984 yılı yapımı ve ödül almış. Nasıl almasın ki...
Anime ile hüzün, zaman, duygu, dünyamızın gitgide nasıl batırdığımızı, doğaya karşı saygılı olmamızı ve yok etmememiz gerektiğini öyle güzel aktarıyor ki bize..
Konusuna gelince;

Dünya 'Ateşin 7 Günü' adındaki yıkıp, yok eden bir savaşın sonrasında yaşamanın neredeyse mümkün olmadığı bir yerleşim yerine dönüşmüştür. Savaş sonrası ortaya çıkan zehirli bir gaz sebebiyle tüm doğal yaşam sona ermiş, insanoğlu da yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Çok az sayıdaki insan kolonileri bu gazdan arındırılan irili ufaklı adalarda yaşamaktadır. Prense Nausicaa'nın halkı da bu insan topluluklarından biridir. Prenses Nausicaa, doğaüstü güçleri sayesinde canlı olan tüm varlıklarla ve ormanlarla konuşup anlaşabilme yeteneğine sahiptir. O bu zehirli gaz dolu ormanlara karşı halen daha umutludur ve bir kurtuluş yolu bulabileceği inancını taşır.








5.4.17

Sakura Ağaçları Mevsimi..

Günaydınnnnnnnnnnnnnnnnnnnn.        :)))

Belki de 3-4 senedir burnumuzun dibinde olan Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi'ne gitmeye niyetleniyorum. NGBB site adresi için bi tık
Niyetleniyorum diyorum çünkü ne zaman Sakura Ağaçları mevsimi gelse ve bende hazırlansam gitmeye hep bir mani çıktı.
HAtta geçen sene "oh gidebiliyorum sonunda" dediğim zaman kapısına kadar gittik ve kapalı olduğunu söylediler.
Askeri Okul'un gösterisi varmış ve kapatmışlar.
Hoppala biz tabi geri döndük........
Yok deim ya bu böyle olmaz ben seneye kaçırmıycam gidicem dedim veeeeee o sene bu hafta geldi ve biz pazartesi günü gittik...
Aman Tanrım gidebildim dedim kendime..... :)))))

Gerçekten de görüntüsüne hayran kalmamak mümkün değil. NGB Bahçesinde biraz daha dağınık ekilmiş ama değerdi görmeye. Biz gittiğimizde hafiften dökülmeye başlamıştı hatta aradığımda telefondaki bayan; bir an önce gelin bir iki güne dökülmüş olur dedi hepsi...

Ayrıca bahçeye giriş ücretsiz. Piknik alanı gibi yerler de yapmışlar. Cafesi yok. O yüzden yiyecek-içeçek anlamında herşeyinizi si kendiniz götürüyorsunuz ve kuş ve su sesleri arasında oturup, hem sohbet hem piknik yapabilirsiniz. Biz gittiğimizde kalabalıktı. ÖZellikle okullardan da toplu gelimler çok oluyormuş buraya.
Japon Edebiyatını severim hatta birgün çok isterim Sakura Mevsimi gitmeyi. Çünkü nette gezindiğimde karşıma çıkan fotoğraflara hayran kalmamak elde değil. O ağaçların toplu halde açmış halleri, sokaklardaki görüntüsü muhteşem.

 Sakura ilgili biraz araştırma yaptığımda nette karşıma şu bilgiler çıkmıştı;

Japon kültüründe çok özel bir yeri vardır.
Çiçekleri makbuldür. Çiçekleri ağır ağır açar ama çok çabuk dökülür. Hem hayatın başlangıcını yani baharı müjdeler, hem de kaçınılmaz sonunu simgeler. Japonya'da baharın müjdecisi olmasına rağmen, daha solmadan en güzel halindeyken dallarından düşmesi sebebiyle edebiyatta ölüm ile yaşamın birlikteliğini ifade eder.  
Zıtlıklar yaşamın her anında birliktedir;
Siyah ile beyaz gibi, iyi ile kötü gibi, yaşam ile ölüm gibi...
Japon Kiraz Çiçekleri: Yeniden Doğuşun Simgesi
 
Samuray tarzı yaşamı kabullenmiş olan Japon halkı için kiraz çiçeği büyük anlam taşımaktadır. Bunun nedeni Kiraz çiçeklerinin en güzel çağlarında solmadan direk olarak yere düşmeleridir. Samuraylar kiraz çiçeklerine bakarak olası bir savaşta her an ölümü akıllarına getirmekte ve felsefi bir boyuta gitmektedirler. 
Kiraz çiçekleri samuraylar için hem yaşamı,
hem de ani bir ölümü hatırlatmaktadırlar.
Ağaç, Japon kültüründe mükemmel güzelliği ve aynı zamanda hızlı, acısız ölümü ifade eder. Bir şeyin hem üstün güzellik hem de hızlı şekilde ölmeyi nasıl aynı anda sembolize ettiği sorusunun cevabı ise Japon kültürünün ölüme bakış açısında saklıdır.

Bu çiçek martın son haftası ile nisanın ilk haftası açar ve Japonya'da bu dönem kutsal sayılır. Öyle ki hava durumundan sonra bir de “Sakura Durumu” verilir. Çiçeklerin açtığı bu dönem Japonya’nın en çok turist kabul ettiği dönemdir.
Sakura’nın dalda kaldığı zamanın çok kısa olması,
Japon kültüründe hayatın gelip geçici olduğunu ifade eder.

Not: burdan alıntıdır. daha fazla detay için bi tık.