Toplum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Toplum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24.6.17

İyi Bayramlar...

Ramazan Bayramınız Mübarek olsun...

Şeker bayramı diyince aklıma birçoğumuzun çocukluğunda olduğu gibi kapı kapı dolaşıp şeker topladığımız anılar geliyor..

Bu ailecek bizim ilk annemsiz bayramımız...
İçim buruk, kırık, yaralı...
Ama ne yapıcaz işte biz yaşayanlar için hayat devam ediyor....

Bir hafta öncesinden bayram temizliği yapılırdı. Sonrası kadayıf tatlısı..
Baklava ve yaprak sarması babaannemin evinde olurdu bide babanem sağouk ayran çorbası yapardı her bayram.
Şimdi hepsi anılar da kaldı. Ruhları şad olsun...

Anılar, anılar, anılar...

İyi bayramlar efenim tekrardan...













12.6.17

İftar Sofarsı... J.J. Rosseau Söylev Kitabı Hak...


Bizim evde orucu bir ben birde bir ara kardeşim ile tutardık.
Annem hem tansiyon hastası olduğundan hem astımından dolayı tutmazdı. Biz öyle bilirdik en azından.
Ama yine de nedense ezan vakti soframız kurulur, babam muhakkak her akşam tatlı ile gelirdi eve.
Birde tabi iftarda ağırlanan misafirler olurdu.

Oldum olası çok severim kalabalık sofraları ve sofra hazırlamayı.
Ama öyle aceleye gelmeyecek eğer ben kuracaksam sofrayı. Yavaş yavaş herşey tam olarak hazırlamayı seviyorum.
Her ne kadar bazı günler hızlı olsa da kurduğum sofralar, nisafirim geleceği zaman hazırlanmayı sevenlerdenim.
Öyle mutfakta hamarat değilimdir, bildiğim yemeklerden kurarım soframı. Bu aralar değişik şeyler denemeyi istiyorum o ayrı :)
 Bu ramazan ayı hep biz dışardaydık daha kısmet olmadı misafir ağırlamak.
Ama öyle keyifli oluyor ki sevdiklerinle masanın etrafında oturmak, yediğini paylaşmak, sohbet etmek....
Sofralarınız hep kalabalık olur İnşAllah daha doğrusu sevdiklerinizle kalabalık olsun...

Gelelim kitabıma; bu hafta bitirdiğim kitaplardan biri de;
 
Tabi yazarın başka hiçbir kitabını okumadım o yüzden bu kitap ile başlangıç oldu.
Şöyle bir Geçmiş yaşamını okuyunca yoksul bir hayatı olmuş ve o yaşamı bilen biri olarak yazmış kitaplarını.
Hem hayatın da hem yazılarında "ahlak ve erdem" en önem verdiği bireysel özellikler.
O yüzdende bu kitabında da sanatın, ihtişamın, lüksün arttığı toplumlar da ahlaksızlık ve erdemsizliğin de artacağını bu yüzden de sorulan soruya cevabının "Hayır" olduğunu söylüyor.




24.8.16

Hayata Dair, Oya Baydar ve Surönü Diyalogları...

Eşimin ısrar ve çabalrı sonuç verdi bende sabahın köründe kalkıp Kpss sınavı için kayıt yaptrdım.
Şakası bir yana çok istiyor ama cesaret edemiyordum. Sonuçta sıkı bir çalışma istiyor bu sınav ve kendimde o gücü bulamayışım hep erteletiyordu bana. Bu konularda çok iyi bir destekçidir kendisi. Dün akşam sınava hazırlanmam için kitap da almış... Birde bir söylenir ki çalışmazsam... gelde çalışma yani..........

Sabah baba kız uyurlarken düştüm yola. Allah'tan 19.kişiydim ve saat 09:00 gibi işim bitti. Hal böyle olunca bide uzun zamandır Kadıköy'e inmeyince "hadi Gülşah bugün baba kız günü yapsın evdekiler sende tek takıl" dedim ve sabahtan indim Kadıköy'e.
Aman Allah'ım nasıl sakin, sessizdi anlatamam size sokaklar. Bende mutlu mutlu tadına vara vara dolaştım sokaklarda.. Tabi öncesi çayımı içtim.
rıhtım
Uzun zamandır rıhtım da bulunan Starbucks kafesine gitmemiştim.Cafeyi büyütmüşler ve kat çıkmışlar. Öyle güzel olmuş ki. şöyle arkadaşlarla oturup muhabbet edelim derseniz harika bir mekan olmuş. Özellikle üst kattaki bölümlere koltuklar, yuvarlak masa ve bar konsepti yapmışlar ki... sanki evinizde gibi Tavsiye ederim.

Sonrası olmazsa olmazım YapıKredi Yayınevi oldu. Baktım doyasıya kitaplara ve bir iki kitap aldım.
Ordan da Eminönü Vapur İskelesinin üstünde ki İstanbul Kitapçısı Cafesine gittim. Burayı Beltur işletiyor ve fiyatlar da manzara kadar güzel. :)


kadıköy rıhtım
 Yine çayımı söyledim vapur ve denize karşı... O arada yanıma aldığım SurÖnü Diyalogları Oya Baydar kitabını bitirdim.... Okurken içim cız etti... Çünkü hala devam eden bir Doğu'da kanayan bir yaramız var... canlar başka canların gözünün önünde ölüyor ve biz ekranlardan sadece gösterilmesi gerekenleri izliyoruz...

Tabi bazı yazılanlara katılmasam da orada yaşananlar, her iki tarafında kendini haklı görmesi ...birçok şeyi haklı çıkartmıyor.
Yazar daha önce de gitmiş Sur'a ve o bölgeye. Yine bu sefer de gittiğinde örgütten birileri ile konuşuyor ve okudukça üzülüyorsunuz...
Yazar hem yazıyor hemde savaş dursun, daha fazla canlar yanmasın diye mücadele veriyor. Ve yakın çevresinde bazı arkadaşlarına söylediğinde, şu cevabı alıyor ve şaşırıyor; eğer oraya gidersem bir daha hiçbirşey hayatımda eskisi gibi olmayacak...

Bu çok önemli bir duygu. Hepimizin bir hayatı ver acıları paylaşmaya başlayınca çok şey değişiyor düzenimiz de...

Bu kitabı okuyun ve düşünün derim... ne olursa olsun "ama onlar da hak ediyor" dememek için...
Tabi kitapta Dağa çıkanlar savunulmuyor yada haklılar denmiyor. Halkla, isteklerine dair, ölülerine dair, yaşamlarına, umutlarına, beklentilerine dair karşıklı konuşma şeklinde yazılar var.
 Yazar bu konuda çok mücadele veren biri... İLk kitabıydı okuduğum, devamı gelir artık bende....

İŞte böyle blog, şimdide gündem hoş değil nasıl olsa... endişelenmeler uzun zaman daha bitmeyecek... büyümek böyle birşey sanırım....


oya baydar surönü diyalogları


4.8.16

kaygılı ama umutlu günler geçerken.

Adnan binyazar/ Kızıl Saçlı Kontes
 Uzun zamandır yazmadığımın farkındayım. Ama bir türlü yazacaklarımı, hangilerini paylaşmam gerektiğini bir türlü toparlayamadım.
Malum gündemimiz hep aynı...
Tek duam Rabbim ülkemize zeval vermesin...
Bu topraklar kolay kazanılmadı.....

Tabi yazmadığım zamanlarda günlük hayatımızı akışına kavuştu... Her ne kadar devamlı haber kanallarını izlesek de bir nebze rahatladık...
O arada arkadaşlarla bir Avşa Adası tatili yaptık.. Tatil yaptık ama devamlı konuşmalar da sosyal medyadan gündeme bakıp, yorumlar yaptık.
Deniz ve kumsal çok iyi geldi hepimize... Sabahtan akşama devamlı denizdeydik....

Temmuz Ayında Can Yayınları 5 TL kampanyası düzenledi ve haberdar olunca birkaç kitap da ben aldım... Benim baktığım DR'larda hep öykü kitapları vardı. Romanlar azdı. İyicene anladım ki öykü kitapları fazla okuyamıyorum... Çok sık okursam sıkılıyorum. Ara kitap olarak okumalıyım.
Örneğin Kızıl Saçlı Kontes/ Adnan Binyazar
 Belki kalemi kuvvetli bir yazardır ama ben bu öykü kitabında bir türlü ilerleyemedim ve yarım bıraktım... Başka bir kitabını daha okuyup karar vermekte yarar vardır değil mi? Ya da sizden okuyanınız varsa ne dersiniz?

Lupita Ütü Yapmayı Seviyordu
 Kitap Kulübü kitabımız olan Lupita Ütü Yapmayı Seviyordu/ Laura Esquivel 
Bu kitaba tek kelime ile bayıldım. Hele her cümlenin başı " Lupita .... seviyordu" diyerek giriş yapması, yaşadıklarını günlük bir dille aktarması bir okuyucu olarak çok keyifliydi... Bu kitabı okuyun derim. Gerçekten de Latin Amerika Edebiyatı sizi sıkmıyor ve konuları genelde sürükleyici oluyor. Bu kitapta da yazar biraz günlük hayata biraz da Ülkenin Politik olaylarına değinmiş...

Thomas Mann Aldanan Kadın bu kitap resmen içimi baydı... Aslında listemde yazarın Büyülü Dağ kitabı vardı fakat bu kitabı da tanışmak için aldım yazar ile... sanırım yanlış bir seçim oldu... Ki yazarın bu kitap ölmeden önce yazdığı ve hayatında ki gerçeklere dayanan bir kitapmış.
Bir kadının genç bir öğretmene aşkı ve çocukları ile yaşadığı diyaloglar anlatılıyor... bakış açısı, ölüm vurgusu çok iyi ama konu işleyişi zor ilerliyor....

aldanan kadın
Mother's Day filmi gayet renkli bir izlenimlik akıcı bir filmdi. Şöyle sıkılmadan, fazla düşünmeden keyifle kahvaltı sofrasında yada oturuken izleyeyim derseniz iyi bir seçim. Öyle aman aman bir konusu yok tek güzelliği aydınlık ve iyi oyuncuları oynatmış olmaları...
mother's day
cumhuriyet çocuğu


















Nihal Yeğinobalı CUmhuriyet Çocuğu tek kelime ile enfes bir kitaptı. Özellikle bir döneme tanıklık etmek ve onu okuyucu sıkmadan anlatmak kolay değil. Ki yazarımızın kalemi de çok kuvvetli.
Bu kitabı ikinci el olarak tamamen arka kapak yazısına bakarak almıştım. Meğersem diğer kitapları da çok iyiymiş. Hatta dilimize Genç Kızlar olarak yabancı isimle basılmış kitabından sahibiymiş.
O dönemde kitabını kendi ismi ile bastıramadığı için rumuz kullanmış ve kitap yıllarca best seller olarak anılmakta...

Yeni yazıda görüşmek üzere  :))

15.7.16

İstanbul Gezisi ve Salı pazarı Turu...

Geçtiğimiz hafta arkadaşlar aradı ve hadi gelin Eminönü'ne geçelim dedi. Bende neredeyse 1 yıldır geçmemiştim... Aslında bir ara tam gezi palnı yapıyordum ki kendime Taksim'de ki patlama olunca herşeyi ertelemiştim.. Ki hala bazı yerlere gitmek tedirgin ediyor beni.... Çocuk olduktan sonra bu tedirginlik daha fazlalaştı... 

Neyse velhasıl biz geçtik karşıya... Öncelik elbette olmazsa olmazımız Mısır Çarşısından geçmek oldu... Tabi alışkın olmadığımız bir görüntü vardı; poliler vardı her yerde ve arama yapıyorlardı... Elbet güvenliğimiz için ama tedirgin olmadan edemiyoruz...

Ordanda Tahtakale Cad.sinden yukarı neredeyse bütün takıcıları geze geze hatta bir sürü takılar alarak yukarı ŞarkHan'a çıktık.
Bilmeyenleriniz varsa muhakkak uğrayın bu hana. Aslında bundan 4-5 sene evvel daha güzeldi içi ama şimdide de görülmeye değer. Daha çok uzak doğu eşyaları ve kıyafetleri var...Birçok şeyi toptan yada tek tek alabiliyorsunuz ve fiyat olarak da çok uygun.
Efenim şapka da pek renkli pek güzeldi ama anca poz verecek kadar taktım... :))
 Eve dönüş yolunda yokuşun orda ki otoparktan harika bir İstanbul manzarası mevcuttu...
Boşuna İstanbul adına şiirler, romanlar, hikayeler yazılmıyor... Özellikle metropol bir şehir olması bir harika... Cami de var, kilise de... hanlar da var apartman daireleri de....

Bu hafta da bir Tarihi Salı Pazarı yapalım dedik beyimle...
Sever misiniz bilmem ama? Çok severim pazarı gezmeyi..
Aradığım bir çok şeyi bulduğumda hele daha bir keyifli oluyor pazar...
Şimdi sıra da cumartesi günleri Pendik'te kurulan pazar var, neredeyse 10 yıldır gitmiyorum... bi gideyim göz atayım dimi ama .... özlemişlerdir beni... :)))

Dün acı bir olay yaşandı Fransa'da.... Terör artık tüm Dünya'nın sorunu ama ülkeler kendi başlarına gelmeden anlamıyorlar sanırım... Oysa ki Dünya'da barış için elele vermek gerek... ayırım yapmadan, beslemeden bu olayları.........
Acı düşen evlereRabbim sabır versin....

Hayırlı Cumalar... keyifli haftasonunuz olsun efenim.









4.9.15

Ölüm..........hemde en acısından.................

Hepimizin şahit olduğu bir fotoğraf karesi var.
Şuan buraya yüklerken bile boğazım düğümlendi, içim tekrar tekrar acıdı...
Mülteci olmak, savaştan kaçmak..... kendimi koyuyorum onların yerne ve fena oluyorum......
Allah kimseye evlat acısı yaşatmasın.... Dini, dili, ırkı ne olursa olsun.

Çok şey yazıldı, çizildi, kınandı..... çözümler olmadıkça neye yarar ki......

Düşünüyorum, düşünüyorum işin içinden çıkamıyorum. Ne zaman ülke olarak bu hallere geldik.
Ki bizler kürt, alevi, sunni, boşnak komşularımızla iç içe yaşayan bir milletiz. Hatta Avrupa Yakasında oturanların komşuları arasında Ermeni, Yahudi, Hristiyan'ı bile vardır.
Hiç hatırlamıyorum eski komşuluklarımız da; komşularımızla mezheplerinden dolayı sorun yaşadığımızı. Genelde sorunlar politikacılar, siyasetçiler arasında oluyor.
Fakat son yıllar da sokaklara taştı, terör olayları arttı, hele de doğuda bir çok evin ocağına ateş düştü, bağırları yandı anaların.........,,

Öyle korkuyorum ki savaştan......

Diğer blogdan Güngör paylaşımının başlığını ve içeriğinde öyle güzel anlatmış olanları. Yazısının başlığı;
Bizi Allah'a Şikayet Et"... demiş. Gerçekten de şikayet etsin ölen yavrularımız insanlığımızı, bencilliğimizii.......

Daha fazla yazamayacağım....... bu konu hakkında. Tek dileğim savaşlar biran önce bitsin ve bu insanlar göç etmek zorunda kalmasınlar yurtlarından......






30.7.15

Kadın Olmak....



 Ne demek "Kadın halinle sen bir sus".....

Ki bunu diyen kişi hayatı, maneviyatı kendince sofu olarak yaşayan biri. En azından davranışlarından, konuşmalarından bunu anlıyoruz. Ki saygım sonsuz herkes ibadetini kendi yaşam biçiminde yaşar. Bana da asla laf söylemek düşmez. Konuyu nereye bağlayacaksın derseniz; Peygamber Efendimiz bile hep eşleri ile dertleşirken, fikirlerini sorarken bir beyfendinin böyle demesi ne kadar ayıp.

Ayrıca ben, biz kadınız diye neden SUSACAKMIŞIZ EFENDİM....

Kadınım diye hep ezilen olmak zounda değilim.
Sadece kocasının ev ve yatak işini görmek için yaratılmış da değiliz.
Evet fiziki olarak farklılıklarımız, kas kuvvet ve sayılarımız farklı olabilir ama fiziksel olarak,  yoksa akıl olarak farkımız yok. 
Kadınım diye pısırık olmak zorunda değilim.
Evet kadınım ama bir erkekten daha fazla sorumlulukları taşıyorum/z...
Veee kadınım diye SUSTURULMAK hiç hoşumuza gitmiyor......

Hani klişe bir laf var ya bu zihniyette erkekler yüzünden Dünyada kadın olmak hakikaten zor çok zor... Liste uzar gider boşlukları sizler doldurun.
Kimse de kusura bakmasın susamam... Hele haksizlık, adaletsizlik varsa bir yerde sırf kadınım diye ASLA susmam.....