Selâmlar. Yoğun, gri, yağmurlu bir haftayı sokaklarda geçirmiş biri olarak diyorum ki; böyle havalarda evde oturmayı özledim yahu ☺️
Bu hafta eşimin okulunda toplantılar olunca kızçeyi almak bana düştü. Bir bakıyorum sabah, bir bakıyorum okul çıkış saati. O arada okula gitmişken arkadaslarla kahve içiyoruz, eve dön yemek derken akşam olmuş. Bu sene listeler yazmadım ama aklıma mottolar, manifestler yazmıştım. Onlardan biride daha çok hareket ve sokağa çıkmaktı. Bıraksanız bütün haftayı evde, kahve, kitap, müzik üçlüsü ile geçirebilirim ☺️ bu yüzden en ufak bir şeyde sokağa atıyorum kendimi. Canım çıkmak istemese bile çıkıyorum. Sonrada; iyi ki çıkmışım diyorum :)
yeni bir diziye sardım izlemesi keyifli. Netflix dizisi " Younger"
40'lı yaşlarında olan kızımız iş arar fakat bukamaz. Yaşını 26 olarak söyler ve yayınevinde çalışmaya başlar. Olaylar da bundan sonra başlıyor.komik, eğlenceli ve düşündürücü bir dizi. Bölümler de 20'şer dakikalık.
Okuduğum kitaplara gelince de;
Kitap bitince insanın içinde tuhaf bir sakinlik bırakıyor...
Benim için kitap; ustalık, ölçülülük ve gösterişsiz güç üzerineydi. Kahramanlık bağırmıyor, felsefe nutuk atmıyor; her şey “olması gerektiği kadar”. Doğu estetiğiyle Batı aksiyonu arasındaki o soğuk denge çok etkileyici. Bir de şu fikir hoşuma gider: En zor şey, zirvede sakin kalabilmek.
. Kahramanlık bir poz değil, bir hâl. Okurken hızdan çok dengeye, sonuçtan çok duruşa odaklanıyor insan. Bitirdiğimde kalan şey aksiyon değil; sakinlikti.
Şibumi’nin felsefesi çok derindi. Tam anladım mı emin değilim. Sindirmek, durmak ve belki bir gün tekrar okumak gerek. Bazı kitaplar hemen açılmaz; bekler.
Felsefesi derin, hatta biraz ketum. Şibumi’yi okudum ama bitti diyemem. Kitapta geçen tanımı;
Şibumi, gösterişten tamamen arınmış bir mükemmellik hâlidir.
Çaba görünmez, ustalık bağırmaz. Etkilemek gibi bir derdi yoktur ama yine de derinden etkiler. Basit, sade, doğal ve sessizdir; tam da bu yüzden güçlüdür. Fazlalık yoktur, iddia yoktur. Sadece olması gerektiği gibi olmak vardır.
"Şibumi; gösterişsiz bir ustalık, sessiz bir derinliktir."
Aslında böyle okuyunca ne kadar sade, basit gibi okunuyor ama öyle değilmiş..... Okudukça,. okudukça fark ediliyor...
Okurken böyle böyle notlar almışım. Kitabı çok sevdim. Aslında yazarın her kitabı bu kadar kolay ve akıcı okunmuyor, o yüzden bu kitap harika bir tanışma kitabı.
Kaydetmeyi unutmayın. Sizde hangi kapılar açılacak okurken?
Yazarın güçlü bir entelektüel arka planı var ama asıl mesele bilgi göstermek değil. Kitap, bilginin insanı özgürleştirip özgürleştirmediğini sorguluyor. Çok bilmek mi önemli, yoksa anlamak mı? Bu ayrım metnin alt katmanında sürekli dolaşıyor.
İnsan tek başına olgunlaşmıyor. Tekâmül, karşılaşmalarla oluyor. Bazen bir insanla, bazen bir fikirle, bazen bir kitapla… Ve her karşılaşma aslında bir eşik. Ya büyüyorsun ya direniyorsun.
Felsefi olarak bu, biraz kader–irade dengesine dokunuyor.
Karşımıza çıkan insanlar tesadüf mü, yoksa içsel ihtiyacımızın bir yansıması mı? Tekâmül sürecinde karşımıza çıkan kişiler çoğu zaman bizi rahatlatan değil, sarsan kişiler oluyor. Çünkü dönüşüm konforla değil, yüzleşmeyle geliyor.Tekâmül doğrusal bir ilerleme değil. Düşüşler de sürecin parçası. Yazarın bunu sezdirme biçimi çok kıymetli. Olgunlaşma bazen kayıpla, bazen hayal kırıklığıyla, bazen yalnızlıkla mümkün oluyor.
kitap bana şu soruyu bıraktı:
“Benim hayatımdaki karşılaşmalar beni nereye doğru dönüştürüyor?”
Bazı karşılaşmalar tesadüf değildir.
Ruhun, ihtiyacı olan dersi çağırır.
Bir insan çıkar karşına;
sarsar, aynanı tutar, kaçtığın yerleri gösterir.
O an anlarsın ki tekâmül, huzurlu sularda değil,
dalgaların içinde olur.
Her yüzleşme bir eşiktir.
Ya eski hâlinde kalırsın
ya da kendinin bir üst versiyonuna doğru yürürsün.
‘Kitap’ın Yolcuları’ bana şunu fısıldadı:
Olgunlaşmak, başımıza gelenleri değil,
onlarla kim olduğumuzu seçmektir.”
.... Doğru sıralama yapılmazsa bu bir çözüm değildi. Mağdurun ümitsizliği, üzüntüsü ve öfkesi kabul görmeden önce ihanet eden kişi suçu kabulü yüzünden övülmemeliydi. Bu kabulün yokluğunda pişmanlık yere bir taş gibi düşerdi.
Bir aile portesi... İçeride yaşanan travmalar, susmalar, gözden gelmeler ve olayı yaşayan çocuğa yapılan sessiz baskı.... Bu kadar iyi anlatılırdı.... Konu #miras olunca, çok da kardeş olunca ve iletişimde olmayınca zor bir süreç sanıyorum "miras"
Aslında konu burada paradan çok bir kızın yaşadığı olaylar... Ne yazık ki ailemizi seçemiyoruz, ne yazık ki her kadın, her kardeş güçlü olamıyor... Herkes gerçeklerle yüzleşmek istemiyor....
Hikaye, anlatılanlar çok ağır... Eğer hâlâ benim gibi okumadiysaniz listeye ekleyin derim....
Bu kitabı Sevgili Zelişim ve Tuba ile okuduk. İyi ki kitaplar var✌🏻☑️📖
Böyle işte. Ocak ayının özeti böyle.☺️





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder