30.5.14

Biten Kitaplardan...bizden....yazılar.


 Günler nasıl çabuk geçiyor anlamıyorum bile. Yine bir haftanın daha sonuna gelmişiz...
Bu haftayı yine Umay Hn. :) hava alsın diye Kadıköy sokaklarında geçirdik. Moda Parkı da uğrak yerimiz. Mis gibi ağaçların altında dinlenmek, kuş sesleri eşliğinde bir harika oluyor.
Kızım birkaç gün sonra 3 aylık olacak. Ve hergün yeni bir şeyle karşılaşıyoruz.
Örneğin emerken altta kalan parmaklarıyla etimi sıkıştırıyor ve yüzüme bakıyor. Birde eğer karnı doyduysa oyun yapıyor ve bir emiyor bi başını çeviriyor. Tabiiii kiiii takipçi bir anne olarak ben bu numaraları yermiyim yememmmmm :)))))  Ama arada yer numarası da yapıyorum çünkü doyamıyorum kendisineee :)
3.ayda Rota Virüsü için iğne olması gerekiyor ve bu iğne isteğe bağlı. Bizde biraz kararsız kaldık. Çünkü kimi kişiler yaptırmayın derken kimileri de yaptırın diyor. Aile Hekimliğindeki sorumlu hemşire de;
" bence yaptırın, çünkü zamane çocukları sonbaharda bu virüse yakalanabiliyorlar" dedi.
Bizde doktora gidince birkez daha konuşup fikir alacağız.
Bilgisi ve fikri olan varsa paylaşırsa sevinirim.



 Bugünler de havalar tamda sevdiğim gibi gidiyor. Parçalı bulutlu, lodoslu.  Çok seviyorum böyle havaları. Ve böyle havalarda dahada çok düşüncelere dalıyorum. Birgün beynim yeterrrrr diye bağırırsa hiç şaşmam. 
Bunu ayrı bir başlık altında yazayım ben en iyisi.



Bu ara 2 kitap bitirdim. Kızı emzirirken Alkım Kitapevinin kendi yayınlarından olan klasik romanları okuyorum. Bir ara böyle bir yayın çıkartmışlardı; 20/25 kitaba yakın kitabı set halinde çok uygun fiyata satıyorlardı. Bende ara kitap olarak bu seriden okuyorum. "Kerem İle Aslı" da bu seriden.
 




 Bir diğer kitabımda "Sofie'nin Dünyası". Arkadaşımın doğum günü hediyesiydi bu kitap. Gerçi bu kitabı lisedeyken Felsefe Öğretmenimiz de önermişti ama okunacak kitap kulesi yüksek olunca buna anca sıra geldi.
Neyseki kulemde okunacak kitap çok azaldı. Bu sene bitecek inşallah.

Kitaba gelirsek ki eminim birçoğunuz ya okumuşsunuzdur yada biliyorsunuzdur. 
Benim görüşümse felsefe seviyorsanız ve yeni giriş yapacaksanız bu kitap iyi bir başlangıç.
Yazarın anlatım dili yalın, sade ve basit.

.....
  Şimdi de Mişima kitaplarına başladım. Yazarın daha önce Dalgaların Sesi kitabını okumuş ve çook beğenmiştim. Can Yayınlarının yaz kampayalarından aldığım Bereket Denizi serisini almıştım. Yalnız kitabın 1.cildini hiçbir şekilde bulamadığımdan 2.kitaptan başlıyorum okumaya.
Allah'tan arka kapak yazısında diyor ki; 1.kitabı okumadanda okuyabileceğiniz bir seri.

Böyle işte blog, bu haftayı da bitirdik.
Şİmdiden hepinize keyifli, okumalı haftasonu olsun.
















28.5.14

Mim'lenmişim...... Hadi bakalım cevaplara :)

Sevgili Neslihan ( Neslihan'la Hayat ) beni de "mim"lemiş.
Hazır bizim kızçe uyuyorken cevaplayayım.

                                                            1) Telefonun nerede?
Yanımda. Ev telefonumuz da olmadığından hep yanımda taşırım. Bide şimdi yeni depremi atlattık hiç ayırmamak gerek....

2) Partnerin?
eşim

3) Saclarin?
Uzun, siyah ve ince telli

4) Annen?
                                                                             canım
 
5) Baban?
oda canım

6) En sevdigin eşya?
çantalarım ve cüzdanlarım :)

7) En son gördügün rüya?
  .......

8) Hayalindeki araba?
Station arabaları beğenirim

9) Icinde bulundugun oda?
Çalışma Odası

10) Korkun?
                                                                  Zamansız ölmek...
 
11) On sene icinde ne olmak istiyorsun?
                                                           İyi bir anne olmak...
 
12) Sen ne degilsin?
Hadsiz ve düşüncesiz...

13) En son yaptigin sey?
Kızımı emzirmek :)

14) Uzerinde ne var?
Badi/eşofman

15) Senin hayatin?
İyi olsa da bir sürü düşünce üzerine kurulu bir hayat

16)Moralin?
 iyi.

17) Su an ne dusunuyorsun?
yemek yapmayı :)

18) Senin bilgisayarin?
 
Samsung

19) Bira?
Bir türlü tadını sevemiyorum fazla şişiriyor...

20) Ask?
Herşey
 
 Veeee bu mim herkese gelsin :)

21.5.14

Kısa kısa bizden...

Soma ile ilgili bir sürü haberler çıkıyor. En çok da kanıma dokunan; enkazdan kurtarılan bir maden işçisinin; ---abi baretimi kaybetmeyin, maaşımdan keserler." cümlesi oldu.
Öyle bir göçük faciasında bile nasıl bir düzendir ki baretini kaybetmekten korkuyor.
Korkuyor çünkü yine o madende çalışacak. Başka seçeneği var mı ki?!....
Ve nasıl bir ülkeyiz ki, başbakan çıkıp;
KADER
diyebiliyor bu yaşananlara. Doğru bizim gibi 3.Dünya Ülkelerinin kaderi bu; tedbir alma ama facia olduğunda da Yaradana yükle olayı......
...........
............................

Bizim evde analı kızlı keyifler yerinde. Sabah kalk emzir, alt değiştir, gaz çıkart yatır moduna devam.
Tabi artık 2,5 aylık olan kızım sesli gülmelere ve bebek dilince konuşmaya başladı. :))
Birde ellerini keşfettiğinden beri açıkınca direk eller ağzında. Birde öyle bir emiyor ki; cok cok cok seler bile geliyor kendisinden. Biraz araştırdık, emme refleksi güçlü olan bebekler ellerini de emerlermiş. Bizde fark ettiğimizde dikkatini dağıtıyoruz.

Uyuduğu vakitler ben hemen evi toparlamaca, yemek yapmaca modundayım. Akşamları saati geldiğinde uyuduğundan kitap okumalarıma devam ediyorum.
Emzirirkende başka kitaplar okuyorum.

Gün aşırı muhakkak dışarı çıkıyoruz. Her bebek gibi çok seviyor sokağı, birde huysuz bir bebek olmadığından karnı toksa arabasında uyumaya devam ediyor.

Anneler gününde Boyut Yayınları annelere özel çocukalrınabırakabileceklerimi bir notluk yayınlamış.



"Beni Tanımanı İstedim" diye. İçinde öyle güzel sorular var ki; gerçektende bir çocuğun annesine sorduğu annesinin geçmişine ait yaşanmışlıklara dair...
Ve bu yayını Sevdam ve eşim bana sipariş vermiş. Burdan da onlara çok teşekkür ederim. Seve seve içini dolduracağım ve kızıma armağan edeceğim.

 Geçtiğimiz haftalarda film izledik. Bir tanesi LastVegas'dı. Çok eğlenceli bir filmdi. Oyuncular da müthişti. Tüm iyi oyuncular toplanmış.
Ve arkadaşlarının bekarlığa veda partisinde yaşadıklarını konu olan duygusal komedi filmi. Dostluğa, sadakatliğe dair herşey vardı filmde.

Diğeri de klasiklerden olan Benim Afrikam filmi idi. Merly Steep harikaydı. Tabi Robert Redfort'u da es geçmemek lazım.
1985 yılında Afrika'da geçen ABD yapımı bir film.
Konusu da;

20. yüzyılın başlarında Danimarka’da geçen hikaye bekar ve varlıklı bir kadın olan Karen Dinesen’in, arkadaşı Bror’a onunla evlenip evlenemeyeceğini sormasıyla başlar. Bror da bu güçlü kadın gibi aristokrat olsa da ekonomik problemler yaşamaktadır ve bu sıkıntıları aşabilmek için evlenme teklifini kabul eder. Yeni evli çift Afrika’ya taşınma planları kurmaktadır ve zamanı gelip taşındıklarında işler hiç bekledikleri gibi gitmeyecektir.
Isak Dinesen’in otobiyografik kitabı Out of Africa’dan sinemaya uyarlanan film, kaynak kitaba bağlı kalmayan özgür bir yapıttır. Ünlü yönetmen Sydney Pollack tarafından yönetilen film, Akademi Ödülleri’nde yedi dalda Oscar ödülü kazanmıştır.

Kısa kısa bizden haberler böyle... 

14.5.14

Soma...İlk Anneler günü...

İlk anneler günümü kutlamış bulunuyorum. Her ne kadar böyle günleri kutlamasam da ilk olmuş olmanın verdiği mutluluk başkaydı.
Hem kızımla olmanın verdiği mutluluk hemde Toprak Cem'in ilk kutlayışı anneler günümü.
Sabahtan telefon açıp; hala anneler günün kutlu olsun. Size gelebilir miyiz?"
demesi beni benden aldı. 
Çok güzel birgün geçirmiş oldum. Ve kuzumla oynarken aklımdan arkadaşlarımın dedikleri geçti.
---- Kendi çocuğun olsun Toprak Cem daha geride kalıcak bak göreceksin... evladının sevgisi daha ağır basacak... v.s... gibi
Oysa ki blog biliyor musun hiç de öyle değil. Hatta daha da bir arttı sevgim anne olunca kuzuma. Sonuçta Toprak benim canımın canı. Ve benimde canım. Toprak Cem ile aramızda acayip bir bağ var bunu hissedebiliyorum. Diyeceksin ki normaldir. Hayır öyle değil... nasıl tarif ederim bilmiyorum. Bakışlarından, konuşmasından anlıyorum kuzumun.

 Öyle dillendi ki öyle güzel cümleler kuruyor ki balım. 
Üstünü giydirirken "ablacım gel" dedim. Hemen bana;
**** Hala bana "ablacım deme halacım de" dedi. Anam dedim nasıl da herşeyin farkında. Tamam halam dedim bende. :)))

Kızımla babası da bana hediye olarak kaşe almışlar. :) Salyongoz sevdiğimden kaşeye de eklettik. :) Artık kitaplarımız da aile kaşemiz basılı olacak.
Arkadaşlarım da  ilk  anneler günümü kutladılar. Hepsine burdan da teşekkür ederim.

Veee dünden beri ülke olarak canımız çok yandı. Soma'da ki maden göçüğü.... o annelerin, eşlerin, kardeşlerin yerine kendimi koydukça.... içim daha bir acıdı, yandı...


.........................
Ülkem başımız sağolsun...


Soma...Maden İşçiliği...Ölüm....



















10.5.14

Yağmur, ölüm,istanbul....

Bu sabah yağmur var İstanbul'da... şarkısı gibi kendide güzel yağmurun, doğanın...

Özlemişim böyle yağmuru, cama vuruşunu, toprağa karışmasını ve sonrası toprak kokusunu.

Bugün ve yarın hava yağmurlu olacağından Umay'ımızı dün dışarı çıkardık. Hem ben hava almış oldum hemde kızım. Tüm annleirn bildiği gibi dışarda mışıl mışıl uyudu :))
Bugünde sabahtan yıkadım balımı. Sonra da emzir ve yatır modundaydık. Şİmdi de mışıl mışıl uyuyor.

Aslında bahar temizliğine kalkışmam lazım ama bizim kız büyüdükçe uyuma saatleri de değiştiğinden bakalım kısa aralıklara neler sığdırcam. Artık yavaş yavaş yaparım.

Bu sabaha hüzünlü bir haber ile başladık. Çok sevdiğimiz bir abimizin kızı vefat etmiş. Aslında son günlerde yoğun bakımdaymış ve birkaç kez de kalbi durmuş. Biraz da beklenen bir son olmuş gibi.... Gün boyu gözlerim dolu dolu oldu. Hele kızımı her kucağıma aldığımda empati kurdum Melek Ablamla. Ne zordur dedim evlat acısı anne-baba için.... Allah kimseye yaşatmasın........ Hele bide anne olunca daha bir farklı gözle bakıyorsunuz olaylara, ölüme.....
Allah sabır versin ailesine, Merve'nin de mekanı cennet olsun....

Bunun dışında aslında yazmak istediğim aklımda olanlar vardı ama ölüm girince araya herşey biranda siliniverdi. Hayatın ne kadar kısa olduğu, dünya malının dünyada kaldığı gibi v.b. düşünceler sardı beynimi....

İyi geceler....



5.5.14

Bizim evden haberler :))))

Veeee Verem/ Karma aşımızı cuma günü olduk. Muayenemiz de tamam. Umay Hn. kilo almış, boyu uzamış... Kuzum iğne yapılırken hiç ağlamadı, sadece kollarını tuttuklarında ağlıyor çünkü küçük hanım elinin ayağının kısıtlanmasından hiç ama hiç hoşlanmıyor. :)
Hemşiremiz aşı sonrası biraz ateş olabilir korkma dedi. Gündüz birşeyimiz yoktu.
Akşam olunca (her hastalık ve ağrılarda hep akşamları başlar ya)  ateşi çıktı bizim kızın. Hemen memeye tabi... emdikçe düştü ateş ama huysuzdu doğal olarak. Sabah 07.35 di biraz yattık. Öyle uyumak değilde kestirmek diyeyim.
Cumartesi de hafif ateşi vardı ama uyumadı gündüz. Gece 01.30 dan sonra sabah 11.00 e kadar bizim kız pert bi şekilde deliksiz uyudu. Tabi bizdeeeee :))) aralarda zorla kaldırıp emzirdim hepten de uyumak olmaz dimi ama. Tabi deliksiz uyuyunca bizde uykumuzu alınca gün güzel geçti :)
Aman yeter ki kızımızın keyfi yerinde olsun uykusuzluğa razıyım.
Hergün ona; bizi seçtiği için, hayatımıza katıldığı için teşekkür ediyorum ve ellerini öpüyorum.
Elbette uykusuz gecelerimiz olacak diyerek yola çıktık biz. Bir seçim yaptık; anne-baba olmak istedik ve bazı şeylerden feraget etmemiz gerekecekti. O yüzden hiç şikayet etmiyorum/z.  Daha yolun başındayız kimbilir neler bekliyor bizi.
Yalnız bende olumlamalar devam ediyor. İşe de yarıyor sanırım ;)
Arada fire verdiği oluyor evrenin ama.... :).....
 Bu arada artık 2 aylık olduk biz ve sesli gülmeler, kendi dilince konuşmalar, biz konuştukça tepki vermeler devam ediyor.


Biliyorsunuz birde benim ilk göz ağrım kuzum var Toprak Cem. Kreşe başladı. Ve severek gidiyormuş okuluna. Şimdi biraz hasta. Allah şifa versin tatluma. Dün konuşuyoruz telefonda, annesi araba almış göstermeye çalışıyor. Tarifini de yaparken;" büyükkk" diyor ama öyle bir büyük diyor ki. Canımmmm yaaa o benim. Okullu olduğundan arkadaşları da var. En çok buna seviniyorum çünkü artık komşuluk pek yok, sokak-mahalle arkadaşlığı hiç yok. Çocuğumuzu sokağa çıkarmaya korkuyoruz malum nedenlerden ötürü.  En azından böylece  arkadaşları oluyor, etkinlikler yapıyorlar.
Bitanem benimmm bu kuzum bitanemmmmmmmmmm. :)  Bana her hala deyişnde içimde neler oluyor neler. :)

Bunların dışında emizirirken, bizim kızçe uyurken film izlemelere devam ediyoruz. Sabahtan işimi, yemeğimi hallediyorum. Öğleden sonra ve akşamları da ya tartışma programlarım var takip ettiğim onlara bakıyorum yada kitabımı okuyorum. :)

Herkese iyi haftalar.

aa bide bizim kız Sevdam'da blog açtı. Uğramak isterseniz; http://toprakcemdunyasi.blogspot.com.tr/

1.5.14

1 Mayıs.... Regaib Kandili...

Bizim için hızlı geçen günlerden merhaba.
Zaman nasıl geçiyor anlamıyorum. Bir bakıyorum sabah, bir bakıyorum akşam,  o da ne; ertesi gün olmuş bile :)
Kızım iki gün sonra 2 aylık oluyor. Gün geçtikçe büyüyor ve huylarıda yavaş yavaş değişmeye başladı. Örneğin; 3-4 saat uyurdu gündüzleri, şimdi ise ya birer saat uyuyor yada iki saat. Çok şükür ki akşam uykuları derin ve sabahları dinç uyanıyoruz. İnşallah ilerleyen günlerde değişmez. ;)
Çocuk sabır işiymiş bir kez daha anladım. Biliyordum ama tecrübe etmek ayrı bir mesele vesselam. Artık hayatımıza dair birçok şeyi Umay'ıma göre ayarlıyoruz. Allah'tan huysuz bir bebek değil de bizde rahatız. Hatta geçtiğimiz hafta Kumburgaz'a bile gittik arkadaşlara.
Huysuz olsa, devamlı ağlasa işimiz zordu tabi.
Bunların dışında bize yaşattığı duygunun tarifi yok. Emzirmek hele öyle güzel bir duyguymuş ki... Elleri tenime temas ettiğinde, gözlerimin içine baktığında eriyorum resmen. Annelik başka birşeymiş anladım.
Artık tepkide vermeye başladı. Gülüyor kendince birşeyler anlatıyor... sevimli sevimli....

Televizyonda çocuk vahşetlerini, katliamlarını izledikçe nasıl kıyıyorlar yavrularımıza anlam veremiyorum, içim parçalanıyor resmen. Bide hep yakınları olunca insan kime güveneceğini şaşırıyor.... Bu yüzden uzun zamandır televizyonda haberlere bakmıyorum. Denk gelirsem izliyorum.
Gün içinde bizim bızdık uyuduğunda ev toparla, yemek yap modundayım. Bir çok işimi kolayladım sayılır. Bir mutfak temizliği kaldı o kadar. Diğer işler zamanla oturuyor yerine. Ağladığı zamanda hemen kucağıma almıyorum, kendi kendine uyumaya alıştırmak istiyorum ama sanırım biraz erken daha. Çünkü şuandaki tek refleksi emmek, mıçmak ve yatmak. :)

1 Mayıs İşçi Bayramınız kutlu olsun. Yine devlet büyükleri yaptı yapacağını ve kutlanılması gereken yer olan Taksim'i kapattılar. Oysaki izin verilseydi çok güzel bir anma ve bayram kutlaması olabilirdi.

Unutmadan Regaib Kandilimiz kutlu olsun. Üç Aylara da girmiş bulunuyoruz.

Aaaa yine unutmadan izlediğim ve çok beğendiğim filmden de bahsedeyim hızlıca çünkü bizim kızçe uyandı. :) Ödülü hak etmiş bir film. Tavsiye ederim.


Türkçe'ye Sınırsızlar Kulübü olarak çevrilmiş. Özellikle baş kahramınımızın  Matthew McConaughey nasıl zayıflamış olduğuna inanamadım.
Konusu;
uyuşturucu bağımlısı ve HIV taşıyıcısı Ron Woodroof'un hayatından esinleniyor. Ron Woodroof'a 1986 yılında AIDS yüzünden 30 günlük ömür biçilir. Teşhiş sonrası FDA kurumundan yasal onaylı olarak kullanabileceği tek ilaç olan AZT'yi almaya başlayan Ron hızla ölümün eşiğine doğru sürüklendiğini fark eder. Çareyi ABD'de yasal olmayan ama dünyanın dört bir yanında bulunan, doğal ilaçlara başvurmakta bulur. Kendisiyle ilgilenen doktorlardan biri olan arkadaşı Eve Saks'ın da yardımıyla Ron farkıdna olmadan çevresindeki hastlar içinde bir iletişim ve satış ağı kurmuş olur. "Dallas Buyers Club" olarak bilinen bu oluşum FDA'nın tedavisi yerine alternatif tıbbı tercih edenlerin çaresi olur ve dahası hastalar üzerinde onaylı AZT'den daha çok işe yarar. Fakat durum çok geçmeden fark edilir ve ilaç firmaları ve FDA Ron'a karşı büyük bir savaş açar. Film 30 günlük ömrü kaldı dendikten sonra kendi doğal yöntemleriyle 2191 gün daha yaşamayı balşaran Ron Woodroof'un kişisel mücadelesine odaklanıyor.

Haydin ben kaçar, kızçenin yemek vakti.