21.7.20

Tanık \ Pınar Eğilmez



Daha önce "Uçan Tabut" kitabını okumuştum Sevgili Pınar Eğilmez'in. Sonra arkadaşımda bu kitabı görünce bunuda okumak istedim. Sağ olsun her iki kitabını da arkadaşımdan alıp okudum. Böylece elimizdeki kitapları paylaşıp,  listedeki o bitmeyen kitapları alıyoruz 😁

"TANIK" kitabı bir diğerinin devamı. Başlarda sanki aynı kitabı okuyormuş hissi olsada, bu kitap ile anne ve kızların hayatına daha bir değinmiş yazar.
Özellikle annenin o sinir halleri,  değişen depresif durumları... Kızları ve eşi ile olan ilişkilerinin neden öyle olduğu daha bir oturuyor kafanızda. Özellikle hiç bir şeyin tesadüf olmadığına şahit oluyorsunuz.....
Daha uzun anlatmak isterdim ama yazarın kalemi öyle güzel ki...kendiniz alıp okuyun isterim....
Arka kapak yazısı der ki;


Ben TANIK. Olmuş bitmiş her şeyin ve olup olacak her şeyin tanığı. Birlikte çok eğleneceğiz. Gösteri yeni başlıyor.”
 
“Bazen beklenmedik şeyler olur. İyi ya da kötü dediğin. Oysa senaryonun kendisinin hiç umurunda değildir, senin ne beklediğin.”
 
Eskort Rüya Nilay Kosova, müşterilerine “Aşk Simülasyonu” adlı hizmet paketleri sunarken, kendini çözülmemiş bir cinayetin ve annesinin giderken bıraktığı sırların ortasında bulacaktır.  Kayıp bir  kitap ve gizemli bir TANIK; varoluşun anlamı peşinde savrulan Nilay’ı, yaşam tapınağının en alt dehlizlerine indirecektir.
 
Pınar Eğilmez, okurlar tarafından büyük bir ilgiyle karşılanan Uçan Tabut adlı romanının ardından Tanık’ta, bizi soluk soluğa okuyacağımız bir maceraya sürüklüyor.

14.7.20

Kedi Ve Fare \Günter Grass


Alman Edebiyatının önemli yazarlarından biri Günter Grass. Ayla sayesinde haberdar oldum yazar ve kitaptan. Arkadaşlar iyi ki var. :))
🍂🍂🍂 Konusu ve anlatım tarzı biraz enterasandı. Hatta biraz nette bakındım,  çoğunluk sıkılmış... Tabi okurken ruh halimiz de önemli.... Evet tekrar fazla ama ironik bir anlatımı var ve bence duygularını böyle anlatmış yazar. Mesela okurken kendinizi lise yıllarınızda ve bazı çocukların hele hele erkeklerin arasında ki şakalaşmaları ve birbirleri ile en ufak şeylerden nasılda dalga geçerlerdi derken  bulabilirsiniz.....


Konusu ise;
Avrupa, İkinci Dünya Savaşı’nın karanlığına gömülürken, ergenliklerini yaşayan bir grup genç, günlerini Danzig Limanı’nda avarelik ederek geçirmektedir. Ancak savaşın şiddeti yayıldıkça, gençlerin yazgısı da tarihin bu dehşet verici döneminin koşullarıyla kesişecektir.

Faresi, yani fazla çıkık âdemelması yüzünden alay konusu olan 14 yaşındaki Mahlke’nin, Nazi Ordusu’nda gösterdiği başarılarla ulusal bir kahramana dönüşümünün öyküsü, yazarın her zamanki grotesk diliyle görkemli bir başyapıt olarak karşımıza çıkıyor.

15 yaşında Hitler Gençliği’ne, 17 yaşında Nazi Ordusu’na katılan ya da katılmak zorunda kalan Günter Grass’ın geçmişinin gölgesi hem romanın anlatıcısı Pilenz’de hem de Mahlke’de somutlaşıyor. Savaş zamanında insanların kime ve neye dönüşmek zorunda kaldığı, toplumla birey arasındaki kedi-fare oyunuyla, edebiyat tarihinin bu en unutulmaz metaforlarından biri aracılığıyla sorgulanıyor.


10.7.20

Biraz Günlük Biraz Biten Kitaplar....

Yavaş yavaş normallesmeye başladık. Hala kapalı yerlerde tedirginligim devam ediyor. Eğer bir şey alacaksam hemen hedef odaklı gidip alıp,  çıkıyorum.....
Sanıyorum artık normalimiz bu.....
Yakın arkadaşlarımızla ufak ufak evde veya açık alanda, mesafemizi koruyarak buluşmaya başladık bir iki kez... Ama devamlı elimizi dezenfekte ettiğimizi fark etmek... İronik....
Zati iki laftan biri "aman sağlık olsunda, yine görüşürüz".... Dilimize plesenk oldu artık.......

Sıcaklar bastırdı,  birde günlük işler,  haller derken zor kitap okuyorum...birde üstüne gece erken uykum geliyor...bir dönem sabaha karşı yatan Gülo gitti,  erken yatan Gülo geldi. 😁




Okuduğum kitaplara gelirsek de....
Aslında" Dublinliler" kitabını 2018 yılında alıp okuyamayip, yarım bıraktığım bir kitap idi. Lakin James Joyce ile ilgili kitaplar okuyunca, hakkını vererek okumak farz oldu. :)
Öykülerden oluşan bir kitap. Ama sanki roman öykü gibi....
Yine yer yer sıkıldım. Tabi öykü severler sevecektir bence. 
Ammaaaa kullandığı terimler, cumleler ve bakış açısı ile Joyce beyni müthişmiş.... Verdiği örnekler bence o döneme göre cesurca... 
Özellikle anladığım kadarı ile duygular ve davranışlar çok önemli Joyce için.... Birde sürgün olduğu Dublin......
Bu kitap sonrası birde tek şiir kitabı olan "Oda Müziği" kitabını okudum. Şiirleri hem lirik hem düz yazı şeklinde. Sanki masal ya da destan anlatıyor...


Bir diğer kitabım okuma grubumuz ile okuduğumuz "Katalin Sokağı".....
Naptın be abla diyesim geliyor yazarın kitaplarını okuyunca, o kadar iyiler ki....herkes okusun istiyorum.... Bazı kitapların uzu  cümlelere ihtiyacı yoktur. Bu yazarın kitapları da öyle. Okumadığım tek bir kitabı kaldı....
Katalin Sokağında yaşananlara şahit oluyoruz.... Acıya,  birliğe,  yıkıma ve tekrar hayatta kalma mücadelesine... Bu arada unutulması diye devam.ettirilen geleneklere... Aşka...daha ne diyeyim alın okuyun.....

Yine uyku bastırdı... Yatayım ben...sabaha yolcuyuz Fethiye'ye.....

İyi geceler 😊