20.3.22

Biraz bizden biraz kitaplarımdan....Hayata Dair..

 Bu sene kar-a iyicene doyduk sanıyorum.....Hele geceleri o pencereden, sokak lambasından görünen manzara; muhteşemdi.

O kadar özlemişiz ki karda oynamayı, gece çıkıp kaydık, kaynımlarla kar savaşı oynadık, Yoğurtçu parkına yürüdük.... içimizde ki o çocukça sevinci hissetmek çok iyi geldi. :))

Mart ayına yoğun başladık, ne zaman bugüne geldik anlayamadım.... Artık masa tenisini de haftada altı güne çıkardılar. Bize kaldı bir pazar günü........😳 

Gün be gün büyüdüğüne şahit olmak çok enteresan bir duygu..... mesela artık esprileri daha bir değişti, büyüdü, her şeyin daha da bir farkında.... yorumları, bazen verdiği fikirler derken....zaman akıyor...

Bu hafta haberlere hiç bakmadım, çevremden ve İg'de gördüğüm kadarıyla savaş devam ediyor...... can sıkıcı bir durum..... Allah Yar Ve Yardımcıları Olsun...keşke diyorum elimden bir fazlası gelse....

Okuma grubu arkadaşlarımızla "KURTLARLA KOŞAN KADINLAR" kitabını bitirdik. Bölüm bölüm okuyup, konuştuk. Bazı kitaplar beraber okununca daha bir anlaşılır ve içe dokunur oluyor. Bu kitapta böyle..... Her ne kadar masal ve mitolojiden alınan hikayeler olsa da...öyle yerlerinize dokunuyor ki... hele bir de içselleştirirseniz; ruhunuza şifa oluyor...🙏

Aldığım notlardan bir bölüm;

Dün akşam ki KKK toplantımızın konusu; Özel araziyi belirlemek: Öfkenin ve bağışlamanın sınırları idi.
Hepimiz için çok önemli bir konu. Çünkü içimizde, kızdığımız, kırıldığımız, öfke duyduğumuz, anlamlandıramadığımız bir çok duygu oluyor. Ve bunlar hepsi de bir yük aslında..... Bağışlamak karşı tarafla ilgili bir durum değil aslında, kendimizle ilgili bir durum. Eğer bunun mantığını anlar ve hissedersek, işte o zaman ruhumuz hem bedenen hem zihnen özgür kalır....
Kitabın bu bölümünde çok çok güzel anlatmış Clarissa P. Estess.. Tabi bursa şu yanlış anlaşılmasın; her şeye tahammül etmek anlamında değildir; bağışlamak ve öfke kontrolü.... Sınırları belirlemek ve kontrol etmek...
Mesela demiş ki;
📍 Duyguların dengeli bir şekilde değerlendirilmesi kesinlikle bir kendine - saygı duyma işidir.
⚖️ Düşüncesiz ve denetimsiz öfkenin ötesinde bir hayat vardır.
📍Bağışlamanın esas önemli kısmı başlamak ve devam etmektir. Gerçekten her şeyi anlayabilseydik, her şey daha bağışlanabilirdi.
📍Ancak, gerçekten iyileşmek için kendi gercegimizi söylemeliyiz; sadece pişmanlığımızı ve acımızı değil, bize zarar veren, bizde kızgınlıklar, nefretler doğuran ve kendimizi - cezalandırma ya da intikam arzusunu uyandıran şeyleri de hesaba katmalıyız. Bağışlama bir yaratma eylemidir. Bunu yapmak için zamanla değerini kanıtlamış birçok yoldan birini seçebilirsiniz.
📍Bir bakımdan, hayatı eziyetler içinde geçen ve bunu beynine iyice kazıyan bir kadın, kesinlikle tahmin edilemez bir derinliğe sahiptir.
📍Hayatlarımızda, genellikle de orta yaşlarda, ister acı verici olsun, ister olmasın, karar vermemiz gereken bir an gelir ve bu karar, gelecekteki hayatımızın muhtemelen en önemli psişik kararıdır. Kadınlar bu noktaya çoğu zaman otuzlarının sonun da ya da kırklarının başında ulaşırlar. Kulaklarına kadar her şeyle dolu oldukları bir noktadadırlar ve artık " bıkmış" lardır, "Son damla bardağı taşırmış" tır ve "bitip tükenmiş"lerdir....
📍Saygısızlığa, tehdide, incinmelere karşı derin tepkiler göstermek, sağlıklı içgüdüsel psişenin görevidir. Yürekten tepkiler, ruhun ve psişenin ortak  noktasıdır.

 

Ve Regaib Kandili'nde de "MESNEVİ" ye başladık. Her gece yarım saat ne kadar okuyabilirsek okuyoruz ve sonra kendi içimizde düşünüp, nefsimize sorular soruyoruz. Telegram üzerinden yazışıyoruz ve her kitap bitiminde de sohbet açalım dedik.

Benim 3.okuyuşum ama sanki ilk kez okuyor gibiyim. Her seferinde içimde bir yerlere dokunuyor ve şifa oluyor. İlk okumam da hızlıca okumuştum sadece kelimelere hakim olmak için. Çünkü öyle roman gibi hızlıca okuyayım, bitsin diyebileceğiniz bir kitap değil... Ve her okuyanda da farklı kapılar açan bir öğreti. Evet Mevlana hakkında bir sürü spekülasyonlar ve söylemler var... Bana göre sizin olaya nerden ve nasıl baktığınızla ilgili.... Sonuçta hiç bir şey dışarıdan göründüğü gibi değildir ve her söylenen de doğru olmuyor....

Hadi biraz da bitirdiğim kitaplarımdan bahsedeyim. :)


 

Prospero Kitaplığı/8.kitap #semenderlerlesavaş

Semender Savaşları olarak da tercüme edilen Newts ile Savaş, Çek yazar Karel Čapek tarafından 1936 hiciv bilim kurgu romanıdır. Pasifik'te, başlangıçta köleleştirilmiş ve sömürülen akıllı bir semender türü olan denizde yaşayan bir ırkın keşfiyle ilgilidir. Wikipedia (İngilizce)
📍 1936 yılında yayınlanmış bir kitabı okurken... Sanki bir kaç sene sonra biz yaşayacağız hissi uyandırması hem ürkünç hem de inanılmaz..... 🦎 Biraz yazarın hayatını okuyunca şöyle diyir; 20. yüzyılın önemli Çekoslovak yazarıdır. Adı Karel Çapek olarak okunur. Yaygın kullanımı ile robot kavramını ortaya atan kişi olarak bilinir.
🦎🦎🦎🦎🦎🦎
Yükselen Nazizm’in ayak seslerinin gölgesinde yazılmış olan Semenderlerle Savaş, insan ırkının kendi yarattığı “öteki” ile olan kavgasını, şiddeti ele alırken, açgözlülük, para hırsı, ticaret kaygısı nedeniyle “akılcılık”tan akıldışına nasıl kolayca savrulabildiğini gösteriyor.
🦎 Aklıma kitabı okurken, "Ben, Robot" kitabı da geldi. Gün geliyor ve insan elinden çıkan bir çok robot veya semender bize savaş açıyor..... Kitapta son bölüm var ki... Of diyorum... Her şeyi çok iyi anlatmış aslında.....
Bir grup Canım kız arkadaşlarımla okuduk, sohbetini yapicaz.... Bakalım daha neleri konusucaz. Alt metni fazla olan bir kitaptı çünkü.... 📖 👌🏻  



Mis gibi kar eşliğinde, ruhuma o kadar iyi gelen bir kitap okudum ki....
Okuduğum Sufizm üzerine kitaplar arasında bu kitap başı çekiyor. Özellikle anlatıcının sade anlatımı ve kendi deneyimlerinden yola çıkarak paylaşımları içiniz de bir yerlere dokunuyor ve sizde de kapılar açıyor. Çünkü bu yola baş koyduğunuzda süreklilik, azim ve istek çok önemli 🙏🏻
Bir önemli detay da içinize dönerken hayattan, yaşamdan vazgeçmeniz gerekmiyor, bunu bilmek, uygulayan birinden okumak da iyi geliyor ✌🏻
Hani hep denir ya; öğrenci hazırda öğretmen onu bulur diye... İşte! Bu kitap tam da bunu anlatıyor bir nevi..... Ve mutlaka okuyun diyeceğim bir yol gösterici kitaplardan....
📍 Kitapda ki anlatıma gelirsek, anlatıcı da bazı yaşadığı olaylar sonrası ve içinden gelen bir dürtü ile arayışa giriyor ve sonrası karşılaşmalar, meditasyon, dersler derken bu süreçte yaşadıklarını anlatıyor.
⚖️ ⚖️ ⚖️ ⚖️ ⚖️ ⚖️ ⚖️
Suflzm, İslam'ın mistik kalbidir ve batini yüzünü ifade eder. Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli ve daha niceleri bu ekolün I temsilcileridir. Her biri eserleriyle ve yaşam biçimlerimle insanlığa | ışık tutmuş kişilerdir. Elinizdeki kitabın amacı, işte bu kapıyı aralayan bir kişinin gördüklerini |sizlerle paylaşmasından ibarettir. Ancak kitabın belki de en Önemli tarafı, konuyu teorik olarak ele almaktan çok, pratik uygulamaları aktarıyor olmasıdır.
#sufizm #ogreti #ruhaiyigelenkitaplar

 
 

 
Bu kitap "erken dönem yazılan yazılar" dır bir nevi. Hatta sunuş kısmında şöyle bir cümle okudum :
"Metinler, yüksek sesle okudukları veya müzik eşliğinde terennüm edildikleri için tekrar ve kalıplar içermektedir. Metin içeriğine zor uyum sağlayan ve günümüz okuyucusu tarafından tam anlaşılmayacak kalıplar sıkça kullanılmaktadır. Bu destanlar, okunmak için değil dinlenmeleri amacıyla yazılmıştır... "
📍 Nacizane fikrim eğer bu tarz okumalar seviyorsaniz, tek kitap ile kalmayın bir çok bu tarz kitap okuyun, masallar dinleyin veya okuyun. Çünkü tek başına hadi bu kitabı da okuyayım derseniz havada kalabilir. Bir çok söylem aklınıza yatmayabilir. Zati çevirmenlerin de dediği gibi okurken tekrar kısımları aklınıza hep anlatım olarak gelsin.....
Bir de okurken anladım ki, doğamız da hep Bi korku var... Hangi zamanı anlatırsa anlatsın destanlar insan olarak yakınma, korku, büyüklüğüne göre davranma... Savaş isteği, sahip olma isteği vs... Hep var!
📍📍📍📍📍📍📍📍📍📍

MÖ 22.-17. Aşağıdakia tarihlenen pek çok nüshaya göre, Mezopotamya'da destanlarıyla öne çıkan üç büyük Uruk küçük Enmerkar, Lugalbanda ve Gılgamış'tır. Elinizdeki eser, Sümer Kral'nde Uruk kentini kurduğu ve 420 yıl boyunca devam eden saldırı projesi Enmerkar ile Ur kentinin hakimiyetine girmeden önce 36 yıl boyunca devam eden oğul kral Lugalbanda'nın destanlarını oluşturun. Enmerkar'ı konu alan “Enmerkar ve Aratta Kralı” ile “Enmerkar ile Ensuḫkešdana”; Luganbanda'yı konu alan “Lugalbanda Dağ Mağarasında” ve “Lugalbanda ile Anzud Kuşu” destanları Sümerceden çevrildi ve Türkçede ilk kez Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi'nde okurla buluşuyor 


 
Nerede kalmıştık? 🤔🙄
Bâbil... Her dönem esprilere, hikayelere konu olan destan..
Arka kapak yazısı özetlemiş demek isteyeceklerimi... üstüne diyeceğim tek şey.... Dünya ve Yaratılış bir mucize... Görmek isteyene, duymak isteyene ve farkında yaşayana... Gerisi teferruat 🙃😉


Evrenin, dünyanın, kozmik bölgelerin ve insanın yaratılışı, ardından da tüm bunları yaratan Bâbil tanrısı Marduk’un diğer tanrılar tarafından zikredilişini içeren bu destan, Gılgamış Destanı ve Bâbil Hemeroloji Serisi’nden sonra en iyi bilinen Mezopotamya eserleri arasında yer alır. Bu destan okullarda, tapınaklarda, yılın belli günlerinde belli ayinlerde okutulan kutsal bir kitap, edebi bir yapıt aynı zamanda da bir kültür hazinesi olarak Bâbil’de, Bâbil Devleti’nin Tanrı Marduk’u temel alan dini, kültürel ve siyasi mirası sayesinde de tüm Mezopotamya’da büyük saygı görmüştür. 
 

 bu kitabı Bi Mukaddes Kitap olarak değil de yol gösterici olarak okursak daha iyi olacağını düşünüyorum. Çünkü ye yer kitapta bazı cümleler biraz kutsal kitaplara yakın cümleler....
İnce bir çizgide aslında anlatılanlar... Sizin nasıl okuyup, anlamak istediğinize bağlı bence. O yüzden bu düşüncemi de yazmak istedim.
Kitaba dönersek, kendi ruhsal düşüncelerimize bir nevi yoldaş oluyor.....insanız, beşeriz elbet oluyor kaygılarımız, korkularımız, hırslarımız... Ve bizi hayat yolunda aslında bu duygular tökezletiyor ve kitap da bunu öyle cümlelerle anlatıyor ki.... Seviyorsanız bu tarz okumaları bu kitabı da seversiniz.
Daha önce hiç görmemiştim. Bu kitabı okumama vesile olan arkadaşlarıma teşekkürü borç bilirim. 🙏🏻❤️🌸

Bu kitap, "MİRDAD’IN KİTABI"dır; derman arayanlar için
bir deniz feneri, sığınmak isteyenlere bir limandır.
Mirdad’ın Kitabı, sayısız okuyucunun yüreğine dokunmuş bu muhteşem hikâye, bir insanın bilincini genişletmenin ve içindekini ortaya koymanın nasıl mümkün olabildiğini yeni nesillere de gösteriyor.
Kitap, temelde Mirdad ile öğrencileri arasındaki diyaloglardan oluşuyor. Bu diyaloglar, Sunak Tepesi’ndeki Nuh’un Gemisi’nde göreve hizmetkâr olarak başladığı sırada geçmektedir. Diyaloglar, Mirdad’ın baş öğrencisi Naronda’nın anlatımıyla, daha çok soru cevap şeklindedir.
Bu kitap dünyanın en büyük spiritüel edebiyat klasiğidir #mirdadınkitabı

8.3.22

Biraz biz Biraz Kitaplar....

 Selam :)

Bugün "Dünya Kadınlar Günü" , kutlu olsun günümüz....

Böyle günleri kutlamayı sevdiğim söylenemez.... sınıflandırma gibi geliyor bana. Anneler, babalar, sevgililer günü de öyle...😬 ( aman yanlış anlaşılmasın; kutlayan kişilere saygım sonsuz)

03 Mart kızımın doğum günüydü. Perşembe günü babanesi, dedesi ile aile içi ufak bi pasta kestik. Sonrası en yakın arkadaşı Umay'a "Zülfü Livaneli/ Sevdalım Hayat" konseri hediye etti. Anneler ve kızları olarak konsere gittik. Tek kelime ile coook güzeldi.

Sonrası da cumartesi de üç yakın arkadaşı ile evde kutlama yaptık. Havalar ısınıca da, parkta tüm sınıfı çağırdığı bi kutlama yapacağız... Anam şimdiki çocuklar da çok şanslı... :)

Tabi henüz kendisini ve müziğini bilmiyordu, güzel bir tanışma oldu. Ufak tefek komikliklerimiz de oldu.


Mesela;

Umay Kız; anne anlattıklarından bir şey anlamıyorum ama herkes alkışladığı için alkışlıyorum :)  ( anlattığı anıları için diyor)😄

Ben de " evet annecim şuan sana uzak geliyor bazı şeyler ama ileride, biraz daha büyüdüğünde anlayacaksın" dedim... 

Bazı sanatçıları sahnede izlemek çok büyüleyici ve bence Livaneli'de öyle...... 


Onun dışında hayat aynı devam ediyor bizim için. Haberler de olan olaylar dışında..... düşündürücü ve iç sıkıcı haller içinde oluyorum zaman zaman. Sonrada.... enseyi karatma Gülo diyorum.....

Dün markete gittim.... napsın kadınlar, ellerinde yağ şişeleri.... 4-5 Lt bitmiş 2 lt alıyorlar........İçimden dedim ki; stoklamak da nereye kadar.....bunun sonu ve çözümü bu değil ki...........

Dün Kadıköy'e indim sabahtan, nasıl sessiz sakin idi... en güzl anlarıydı bence :) üstüste binmeden dolaşabilmek, rahat rahat bakınabilmek dükkanlara..

Klasik uğrak yerim Penguen Kitap Evi'ne uğradım. Kitaplara doyasıya baktım.... kahvemi alıp, kitaplar arasında " Semenderlerle Savaş/ Karel Çapek" kitabımı okudum. Prospero Serisinden 8.kitap olur kendileri. Biraz fantastik, biraz hayal gücü ve kurgu ile anlatılan; ayaklanma, silahlanma, distopya tarzı bi kitap.......

Bitirdiğim kitaplara gelirsek de;


Çok sevdiğim bi yazar olan #aminmaalouf ve uzun zamandır da okumayı bekletiyordum #empedoklesindostları kitabını. 😔 Açıkçası, yani yazarken be üzülüyorum ama gerçekten de... Hiç Amin Maalouf kitabı gibi değildi. Tabii illaki hep aynı tarz, tür de yazacak diye bir şey söz konusu değil. Lakin..... Biraz nette "Empedokles" kimdir, felsefesi nedir diye araştırdım. Konu çok güzel ama işleyiş fenaydı. Sanki yazarın ilk kitabı gibiydi 😬🙈 Velhasıl... Öyle işte... Siz okumuş muydunuz?
📍 📍 📍 📍 📍 📍
Empedokles M.Ö. 490-430 yılları arasında yaşamış antik Yunan filozofudur. Kendisinden önceki arkhe tartışmalarına katılmış ancak onlardan farklı olarak çoğulcu bir anlayışortaya koymuştur. Nesnelerin özünde dört unsur olduğunu ileri sürmüştür. “Dört unsur teorisi” içerisinde yer alan hava, su ve ateş kendisinden önceki filozoflar tarafından tekil arkhe olarak savunulurken, Empedokles bu ilkelere toprağı da ekleyerek çoğulcu yaklaşım ortaya koymuştur. Empedokles’e göre evrendeki herşey dört unsurun farklı oranlardaki karışımlarından oluşmaktadır. Evrendeki oluş ve bozuluş, budört unsurun birleşmesi ve dağılmasından kaynaklanmaktadır.Empedokles’e göre bu unsurları bir arada tutan sevgi, ayrılmasını sağlayan ise nefrettir. Empedokles’in sevgi ve nefret kavramlarını kullanım şekli yaşam içerisindeki karşılıklarıyla metaforik bir bağ taşımalarına rağmen,anlamı kavramı aşan niteliktedir. Empedokles’e göre bu evrene sadece sevgi veya nefret hâkim olduğunda değişim durmaktadır. Değişimin varlığı bu iki gücün temel unsurlar üzerinde etkili olmasına bağlıdır. Nefret gücü, evren ve evrendeki bütün nesneleri dağılma ve yok oluşa sürüklemektedir.
📍 📍 📍 📍 📍

Empedokles, bilgisinin doğal güçleri denetlemek için anahtar olduğunu, bilgisiyle insanların rüzgarları durdurabileceğini, yağmur yağdırabileceğini ve hatta ölüleri Hades ülkesinden geri getirebileceğini ileri sürmüştür. Bu düşünceleri nedeniyle kendisinin büyücü olduğu söylentisi ortaya çıkmıştır.

Diğer kitabım ise;

Öyle içten ve yaralayıcı bir kitaptı ki... #gölgelerisahiplenenkadın
Yerli kabileleri ve halkların çektiği sıkıntıları yer yer rüyaları ile, yer yer büyüklerden anlatılan masallarla aktarılan yaşanmışlıklar.... Ve hepsi de "size daha iyi bir yaşam surmeniz için" başlığı altında sunulan, yargılanan ve dışlanan halk....... Arka kapak yazısı da bir çok şeyi anlatıyor..
⚖️ ⚖️ ⚖️ ⚖️ ⚖️ 🏕

Gölgeleri Sahiplenen Kadın Amerikan yerlisi bir kadın tarafından bir Kızılderili kadın hakkında son elli yılda yazılmış ilk kitaptır. Kitap tüm dünyanın Kızılderilileri bıraktığı yerde, yani ölümün kıyısında başlar. Ephanie Atencio, içinden zorlukla çıkabileceği bir bunalım içindedir. Kocası tarafından terk edilmiştir ve çocuklarına bakacak halde değildir. Yaralarını sarmak için el yordamıyla da olsa geleceğini aramak zorundadır. New Meksiko'dan ayrılıp San Francisco'ya gider. Orada anımsama ve kendi parçalarını doğru yere koyma süreci başlar. Bir Nisei olan Thomas Yoshuri ile evlenir. Thomas ona, gereksinim duyarsa kendisinin de arzu ettiği yapıya kavuşacağını düşünür. Kocasını hem tanır hem de tanımaz. Ve onun aracılığıyla kendini tanıyamaz. Giderek beyaz kadın arkadaşı Teresa ile daha fazla zaman geçirmeye başlar. Teresa ile bile bir yere kadar konuşabildiklerinin farkına varır. Daha sonra bir yazı tek başına geçirir ve orada son anımsamaya ve geleceğe giden yola ulaşır. Kendini erkeklerin içinde aramaktan vazgeçer. Artık en önemli bağlantısının kendi halkından olan kadınların ruhları ve kendi dünyasının kadınları ile olduğunu keşfetmiştir.
#gulsahinkitapligi #imgekitabevi

Bir diğeri de;



 Kısacık ama dolu dolu bir romandı #mtsenskliladymacbeth
Öyle fazla detaylarla, uzatmalara sizi boğmayan, ara ara güldüren ara ara "yok artık" dedirten bir roman. Kocasını çeşitli entrikalarla aldatan bir kadındır Katerina. Kitabın ismide Shakespeare'in Macbeth kitabında ilerleyen entrikalardan dolayı almaktadır....
👩🏻 Arzu, günah ve bu duyguların sizi yönlendirmesi... Evli bir kadının arzularının peşinden günaha girmesi.... İnce detaylarla işlenmiş. #birkutukitap sayesinde kitap ile tanıştım. Kendilerine de teşekkürler.
Bir de kitabı Rusça aslından çeviren #uğurbüke ye de teşekkürler 🙏🏻

📍 "Leskov, kökleri en derin biçimde... halkın içinde olan, bütün yabancı etkilerinden uzak kalan yazardır.”
Maksim Gorki