29.6.22

Biraz Günlük Biraz Kitaplarım :)

 Selammmmmm :)

Tatile hızlı bir giriş yaptık. Okulların kapandığı hafta okulda neredeyse hemen her gün bir etkinlik vardı...En son sınıf pikniği düzenlendi ve çocuklar kadar biz de şendik :))

İp atladık, top oynandı, sofralar kuruldu, çaylar demlendi..... pasta kesildi ve senenin yorgunluğu atıldı. Artık 3.sınıfa hazırız dedik.....

Umay, öğretmenin isteği üzerine Bilsem sınavına girdi. İlk sınavı bir yanlış ile kazandı. Bu hafta başında da ikinci sınava girdi, sonucu henüz açıklanmadı. Eğer kazanırsa ( müzik bölümünden girdi sınava) seneye okul sonrası alanında eğitim görecek..... Bakalım nasıl olacak sınav sonucu?

Onun dışında masa tenisi devam ediyor, hatta okul kapalı olduğu için kamp tarzında full her güne antreman koydular. Şimdilik hiç şikayet etmeden devam ediyor. Antreman olmadığında ya da erken çıkışlarda muhakkak keyif alacağı bir şeyler yapıyoruz ki, çocukluğunu da yaşasın. Akşamları bizim burda ki parka devam ed

ioruz üç arkadaş... termosa kahveleri yapıp, gidiyoruz. Onlar oynarken biz de sohbet ediyoruz... Bu sene Fethiye'ye gidemiycez..... tabi biraz üzülüyor Umay. Gidemiyoruz çünkü masa tenisin de ara belki bir hafta olacakmış, o da tam net değil.... Bide üstüne malum ekonomik şartlar.... her şey ateş pahası. Evet çok şükür geçiniyoruz... ama her şey el yakıyor.......

Onun dışında rutin ev halleri devam ediyor..... Fırsat buldakça okumalara devam.. :)

 bu sefer okunacak çok kitabım birikti elimde... ara ara oluyor böyle ben de... sanıyorum çok üst üste okuyunca aslında; hem ruhen hem zihnen bedenim uyarıyor "es ver gülo" diye :)

 Aynı zaman da bu ay evlilik yıl dönümümüz vardı. 13.yılımıza başladık :) gerçekten de zaman nasıl geçti anlamadım. Ve artık üç kişilik kutlamalar çok hoş.... Evde yemek yiyip, cadde üzeriniz de dondurmalarını çok sevdiğim mekana gittik, dondurmalarımızı yedik. Sonra eve gelip, abur cubur sofrası hazırlayıp sohbet ettik, dans ettik. Umay kızın çok hoşuna gitti :))

Dün "Dr. Strange" son filmini izledik. Resmen hastasıyım Dr'un :) o mimikler , o karaktere uyumu on numara beş yıldız kendi adıma. :)




Tabi öncesin de "Wanda Vision" izledik. O zaman daha net oturdu karakterler kafam da... Ve neyi neden yaptığı... Zati böyle filmleri, dizileri çok severim. Bunlara da bayıldım. Bu aralar ezoterizm de okuduğumdan, çoklu evren, kuantım, başka yaşamlar derken... filmleri de o gözle izlediğimden, anlamlar  kafamda oturuyor......

Uzun zamandır aklım da Faruk Duman okumak vardı. Hatta " Sus Bartabus" okumak istiyordum... Elim de " VE BİR PARS, HÜZÜNLE KAYBOLUR" olunca bununla başladım....

Kısacık kitapta, azcık kelimelerle dünyayı anlatmış resmen Faruk Bey. Özellikle o alt metinde işlenen aile, küçük bir yer de yaşamanın getirileri, götürüleri.... Masal tadında ormanın o en ince detaylarını aktarmış kelimelere ve siz de okurken bunu çok hissediyorsunuz.....
🐯
"Ve Bir Pars, Hüzünle Kaybolur'un kahramanı, yüksekokulu yarıda bırakmış, askerliğini yaptıktan sonra, annesinin ölümü üzerine çocukluğunu geçirdiği kasabaya dönmek zorunda kalmış bir genç. Günlerini ormanda gezintiler yaparak, tüm dikkatiyle doğanın sesini dinleyerek geçiriyor. " der ARKA Kapakta....
#gulsahinkitapligi


 Arkadaşlarım bu kitaba başlayınca, hiç ertelemeyeyim dedim ve ben de okudum... Beynim yandı mı? yandı :)

Bir söz nasıl da hayatımızın yönünü değiştirebiliyor... Otelde bagaj taşıyıcısi olan Gustav, müşterisinin bir lafı ile nasıl da işine yön verdiği anlatıldığı kısım.. Çok iyi.

✔️ Olaylar bundan sonra başlıyor kitapta. Çoklu anlatım tekniği ile yazıyor yazar. Günden Kalanlar kitabında da başlarda noluyor demiştim, biraz durağan gidiyor demiştim. Ama sonra olaylar oturunca ilerliyor kitap.
#Avunamayanlar da da
ünlü bir piyanist olan Mr. Ryder'ın dününü ve bugününü okuyoruz aslında... Ve o arada olanları.... Tabi herkesin bir beklentisinin olması, herkesin kendisinden bir ricada bulunması ve Mr. Ryder'ın kırmadan o ricaları yerine getirirken nasıl da kendi hayatından, zamanından çaldığını okuyoruz... Ara ara öfke patlamaları da bundan sanırım....

✔️ İyi bir şeyler yapmaya çalışırken çuvallamak... Resmen kitabı okurken bunu hissettim ana karakter için.... İşinde iyi yerlere gelmek için verdiği mucadele,başarısını anne babasına kanıtlama isteği ve geçişler...
Evet kitap başta sizi zorluyor, noluyor şimdi diyorsunuz... Nerden nereye geçti de diyebilirsin... Ama çok sorgulamadan devam ederseniz o günlük olaylar ile iç yaşamında ki acıları, yaşanmamışlıkları, yarım kalmışliklari... Bir seçim yaparken nelerden vazgeçtiğini daha iyi anlıyorsunuz....

✔️ Bu kitabı okumama vesile olan Can'ım Mine'me teşekkür ederim 🙏🏻 🌸 ❤️ Veeee beraber okuduk; Mine, Zelis, Ümran ve ben... 🙏🏻 ❤️


Veeee Dickens serisinde sona doğru geliyoruz. Bu ay ki #mineilebirlikteokuyoruz etkinliğimizin kitabı "David Copperfield" idi. Kelimelerle umut yazan bir yazar #charlesdickens
David Copperfield ile hem yalnızlığı, hem ayakta kalmayı, hem dostluğu, vefayı hem de hayatta iyi şeyler de oluyor hissini yakalıyorsunuz.....
Her ne kadar hayatının daha başındayken annesiz-babasız kalmanın zorluğunu okurken içiniz üzülseniz de, sonrasında hayatına giren kişilerle, doğru yöne ilerleyen bir yaşam okudum.

✔️ Ve bence "İki Şehrin Hikayesi" nden sonra bu kitap muhteşemdi... Evet hacim olarak çok kalın ama okurken sayfalar nasıl da akıyor anlamıyorsunuz bile....

5.6.22

Babamın Yeri / Annie Ernaux





🏡 Yazar genel de kitaplarını otobiyigrafik olarak yazarmış. Okuma sonrası biraz bakındım da.. Kendi hayatından deneyimlerle yazmış kitaplarını.
🏡 Bu kitabına gelirsem; baba kız, baba- toplum olaylarından yola çıkarak bir aile anıları diyebilirim.... İşçi bir babanın, artık işçilik yapmak istemeyip daha nezih bir iş yapmak istemesi. Karı koca bir işletme açıp orada yaşam mucedelsei vermesi... Savaş sonrası toplumsal sıkıntılar, yokluk, ve kızının okuması için elinden geleni yapan, ama aynı zamanda ne iş yaptığını soylemekten çekinen bir baba... Okurken sık sık siz de kendi aile ilişkilerinizi sorgularken bulabilirsiniz kendinizi...

🏡
En çok karısının, toplumsal baskılara rağmen öğrenmeye ve yenilikçi tutumunu sevdim. Bir de gerçekten de bir nesil artık yaşadıkları ve gördükleri toplumsal olaylardan mıdır nedir; daha ketumlar... O babanın kızına karşı içe kapanıkligi, çevresi tarafından ayiplanmaktan korkması.... Var da var kitapta.... 

YAZAR HAKKINDA;

ANNIE ERNAUX, 1 Eylül 1940’ta, Lillebonne’da, işçi sınıfına mensup bir ailede doğdu; çocukluğunu Yvetot, Normandiya’da geçirdi. Mazbut bir sosyal çevrede büyüdü, edebiyat öğrenimi gördü ve uzun yıllar boyunca edebiyat öğretmenliği yaptı. Kişisel deneyimle toplumsal tarihi birleştiren unsurları daha ilk romanı Armoires vides’le (Boş Dolaplar) ortaya koydu. Sınıf atlama, evlilik, kadın özgürlüğü, cinselllik, kürtaj, hastalık, yaşlılık ve ölüm gibi meseleleri kendi deneyimleri üzerinden aktarırken, arka planda daima toplumsal yas¸am ve onu olus¸turan kültürel, siyasî, tarihî olaylara yer vererek, “toplumsal bellek” yazını olarak nitelenebilecek eserlere imza attı; başta Renaudot Ödülü olmak üzere birçok ödüle değer görüldü. Hâlâ Cergy’de yaşamaktadır.

 

1.6.22

Bağışlanmış Bir Günahkarın Özel Anıları ve İtirafnamesi jAMES HOGG


 

"Diğer tüm vazifelerimiz tanrısal vazifelerimize boyun eğmeli." Ne kadar dikkat isteyen bir cümle... Diye not etmişim defterime....

⚖️ ⚖️ ⚖️ ⚖️ ⚖️ ⚖️ ⚖️ ⚖️ ⚖️

Bazı kitapları yorumlamak kendi adıma o kadar zor ki... Evet anlayarak okudum ama ne anlatıyor derseniz, o kadar çok cümle kurasım geliyor ki... İşte #bağışlanmışbirgünahkarınözelanılarıveitirafnamesi kitabıda öyle benim için. İçinde din var, Tanrı var, kibir var, mahalle merakı var, aile içi psikolojik baskı var.... Ve en önemlisi ana karakterin, Tanrı adına kibrine yeni düşerek Şeytan ile işbirliği var..... Ana karakter Robert'in ara ara iç sesini dinleyip, yola geleceği sıra da ise... Yoldan sapmasi için ateşin olayları bir anlatımı var anlatamam 🙈 ve düşününce bazen böyle oluyor gerçekten de... Mesela bir yalan söylediniz ya da bir hata, bir günah işlediniz... Sonra başka bir olay olduğunda daha rahat yalan söyleyebiliyorsunuz, çünkü bir kez yapmıştınız, inandırmıştınız karşınızdakini.....
Ozellikle dini fanatizmi anlatımı çok iyiydi.. Daha nasıl anlatılırdi bilemiyorum... Kitabın başında ki ve sonunda ki önsoz ve son söz de epey detay ve spoiler var 😬
Kitabın konusuna gelirsek, arka kapak der ki;
Yeryüzünde kurtuluşu Kalvinizmde ve onun seçilmiş kullarına sunduğu dinî kariyerde arayan Robert Wringhim, İskoçya’da karşılaştığı gizemli yabancıya tekinsiz bir yakınlık duyar. Bu yakınlık zamanla onu bir din adamı olmaktan uzaklaştırıp en yakınlarını bile katleden bir seri katile dönüştürecektir. Robert’ın karşılaştığı gizemli yabancı şeytanın ta kendisi midir yoksa Robert psikotik bir kişilik bölünmesi mi yaşamaktadır? James Hogg’un bir günahkârın derin bunalımı etrafında ördüğü teolojik kurmacası 19. yüzyılın en güçlü Aydınlanma parodilerinden biri.

📍📍📍📍Bu kitaptan hiç haberim yoktu ve sağ olsun okuma grubundan arkadaşlarım vesilesi ile haberdar oldum. İyi ki kitap dostları var. 🌸 🙏🏻 ❤️
📍 📍 📍
Son sözüm de eğer hala okumadıysanız mutlaka not edin derim nacizane.... 

YAZAR HAKKINDA;

Eski bir çoban olan çiftçi Robert Hogg ve Margaret Hogg’un ikinci oğulları olarak 1770’te İskoçya-Ettrick Hall’da doğdu. 1776’da babasının iflası sebebiyle eğitimine ara vermek zorunda kaldı. 1785’te civardaki bir çiftlikte çobanlık yapmaya başladı. Birkaç yıl sonra James Laidlaw’a ait çiftlikte çalışmaya başladı. Hogg’un kitaplara ilgisini fark eden Laidlaw, kütüphanesinden bazı kitaplarını ona ödünç verdi. 1793’te şiir yazmaya başladı ve ertesi yıl ilk şiiri “Mistakes of a Night” (Bir Gecenin Hataları) Scots Magazine’de yayımlandı. Şiire yeteneği ünlü İskoç yazar Walter Scott tarafından keşfedildi. İlk baladları Mountain Bard (Dağların Ozanı) adıyla 1807’de yayımlandı. Aynı yıl İskoçya kırlarında çobanlığın püf noktalarını anlattığı kitabı The Shepherd’s Guide (Çobanlar için Rehber) yayımlandı. 1810’da yerleştiği Edinburgh’da Wordsworth, Southey, De Quincey gibi yazarlarla tanıştı. The Spy (Casus) adlı bir edebiyat dergisi çıkarmaya başladı. Bazı sayılarında müstehcenlik nedeniyle okurdan tepki gören dergi ertesi yıl kapandı. 1813’te yayımlanan The Queen’s Wake (Kraliçenin Uyanışı) ve 1815’te yayımlanan The Pilgrims of the Sun (Güneşin Hacıları) adlı kitaplarıyla İskoçya ve İngiltere’de tanınan bir yazar oldu. 1815’te Buccleuch Dükü’nün bağışladığı Altrive’deki çiftliğe yerleşip hayatının sonuna kadar yazmaya devam etti. 1820’de Margaret Phillips ile evlendi. 1832’de ilk kez ziyaret ettiği Londra’da büyük bir yazar olarak karşılandı. Londralı genç bir yayıncı, Hogg’un düzyazı yapıtlarından bir derleme hazırlayıp Altrive Tales (Altrive Öyküleri) adıyla yayımladı. Walter Scott’ın ölümünün ardından kaleme aldığı The Domestic Manners and Private Life of Sir Walter Scott (Sir Walter Scott’ın Ev Hali ve Özel Yaşamı) 1834’te önce New York, ardından Londra’da yayımlandı. Şiirlerinin yanı sıra düzyazı alanında üç eser verdi: Three Perils of Man (Erkeklerle İlgili Üç Tehlike, 1823), Bağışlanmış bir Günahkârın Özel Anıları ve İtirafnamesi (1824) ve The Domestic Manners and Private Life of Sir Walter Scott (Sir Walter Scott’ın Ev Hali ve Özel Yaşamı, 1834). 1835’te Altrive’de hayatını kaybetti ve Ettrick Mezarlığı’na defnedildi.