Aslında aklımda bambaşka bir yazı vardı... lakin sabah deprem haberi ile uyandık.
Hissetmemiştik. Ama hisseden de bir çok arkadaşım var.......Geçmiş olsun hepimize...
Bir kaç önce deprem çantası hazırlamıştık eşimle, şimdi içice kalan bir kaç eksiğide eklemek gerek....
Doğanın kendini hatırlatması olarak bakıyorum deprem gibi olaylara... düşünsenize, elinizden gelen bir şey yok, müdahele edemiyorsunuz.... Tabi kadercilik ile bağlamayın bu sözümü. Tedbir almak, hazır olmak da bir o kadar elimizde.....demek istediğim, kendini bilmezlerin doğayı katletmesi, doğada yaşayan canlılara duyulmayan saygı, varlıklarını yok saymak v.b....
Bu ay hem mutlu anlarla dolu hem de hüzün....... Eşimin bir yaş daha aldığı bir ay kasım.... İnşallah daha sağlıklı, uzun yıllar birlikte yaş alırız sevgilim... Pazar gününe de antreman koyunca kızın hocaları, sabahtan bir kahvaltıya gittik, orada mumları üfledi :) Happyıde börtday dedik :))) Sonrası hop kızı antremana götürdü....
Bir tarafımda çok buruk; annemin kaybını yaşadığım bir ay.....hayat ne garip.... kutlama yapıp, mum üflerken, bir kaç gün sonrada annemin mezarını ziyaret ettik..... Biraz içimden sohbet ettim ziyaretimde, anlattım, ağladım, güzel anılarla anmaya çalıştım.... koskoca 6 yıl nasıl geçti bilmiyorum...... tabiki ilk gün gibi değilim, daha dirayetliyim artık... İçimin bir yanı hep eksik, hani diyorlar ya o kadar hissediyorum ki o duyguyu; annen ölünce büyüyorsun... işte bunu yaşayarak hissetmek ne fenaymış..... evet hepimizin yaşayacağı bir an... ama yinede erkenden olmasın hayatlarınız da.....
İşte böyle.... içimde ki gelgitlere şaşıyorum bazen... bildiğim bir şey varsa, anne olmak daha da bir güçlü yaptı beni....
Onun dışında ara tatilde de kızçenin anteramanlları ful idi... o yuzden cuma ve cumartesi arkadaşları ile planlar yapıp, çocukları yemeğe, oradanda sinemaya götürdük. Keyifleri yerindeydi. Cumartesi günüde yakın arkadaşının annesi ile haberleşip, kızları Akasya Lunapark'a götürdük. Biraz ufak ama çocuklar için çok çok iyi. Sadece çocuklara özel o yüzden de sakin... tadına vara vara, rahat rahat biniyolar aletlere...
Kore dizileirne başladım :))) fenada değiller, ama favorım olan başka bir diziden bahsetmek isterim....
"House Of The Dragon" tek kelime ile heyecan ve görüntülerle müthişti.... Bize Game Of Throns'da geçen ejderja hanesinin öncesini anlatıyor...... Game Of Throns'u yeniden izlemek istedim.... :)
hadi birazda okuduğum kitaplarımdan bahsedeyim:))

Bayan Caliban......
İçerik
olarak bir canavara aşık olan kadının romanı gibi ( canavarı tırnak
içinde belirtmek isterim) okusak da öyle değil..... Bir kadının
kısıtlanması, yaşadığı duyguları bastırması, aynı şeyi yaşayan erkeğin
ise kendine bir çok şeyi hak görmesinide okuyoruz aynı zamanda....
Kitabın
arka kapak yazısında "Anglo-Amerikan Edebiyatının gömülü kalmış
cevherlerinden biridir kitap" yazıyor... Biraz araştırdım. O zaman daha
net oturdu kafamda detaylar .... Tabiki savaş ve savaş sonrası ruhsal
çöküntüler yaşan toplum ve yazarların anlatımı da o yönde olacaktir.... O
yüzden buradaki canavar ile ilskiye giren, içinde ki boşluğu doldurmaya
çalışan Dorothy'i bu sekilde değerlendirmek gerekir.
🦎
Mesela
kitapta dikkatimi çeken cümlelerden biride; ....her şeyi halı altına
süpürmek daha kolay olmuştu; başka hiçbir şey yapamayacak kadar
tükenmişlerdi. İşte böylece sürüp gitmişti; suskunluklar, uzaklaşmalar,
işe yaramayacağını bildikleri konuşmalar yapmaya çalışmanın verdiği
umutsuzluk..."
Bu cümle yaşadıkları kayıplar üzerine geçiyor.... Anne
baba olarak evlatlarının kaybını yaşamak ve erkeğin bu süreçte kadınla
olan ilişkisini değiştirmeye başlaması... Aldatması, sadece görev gibi
kağıt üstünde süren evlilikleri.....
Velhasıl kısa, öz bir kitaptı Bayan Caliban... Sonunu da Yeşilçam sonuna bağlamasa iyiydi :-[
Zelisim'le beraber okuduk Prospero Serisinden 5.kitabi.... 🙏🏻 sırada diğer kitaplar var serinin...
Ve çevirmene de ayrı bir teşekkür, akıcılığı bozmadan bize aktardığı için,🙏🏻💐 #gulsahinkitapligi

💫İyi
oyuncu olduklarını gördüm tüm kibirlilerin: oynuyorlar ve beğenilerek
seyredilmek istiyorlar- tüm tinlerini kaplamıştır bu istem.
💫💫: vicdan yarası yaralamayı öğretir insan....
Bir
nevi diğer yarımızla yüzleşme kitabı gibi Zerdüşt... Hani kimseye
göstermediğimiz, hatta bazen kendimize bile dile getirmediğimiz
yönlerimiz... Mesela; toplum içinde ki tavırlarımiz, başkası ne der
diye yaptıklarımız, iyi kötü davranışlarımız... O kadar çok şeyi
sorguladım ki... İkinci okuyuşum Zerdüşt'ü. Naçizane tavsiyem ilk
okumada sadece okuyun, sorgulamadan, ne dedi, neden dedi, ne demek
istedi demeden okuyun . Sonra da bir süre sonra tekrar okuyun, o zaman
taşlar yerine oturacak.
Kitapta bahsedilen "Üstinsan" kavramı vardır. Sürekli tekrar edilen...
Tabi
arada Hristiyan dünyasına da eleştiriler vardır. Tabi bunlari biraz da
kendi yaşamında yaşadığı olaylar sebebiyle de der Nietzsche....
Ve en çok da eylemlerimiz sorumluluklarını almamızdan bahseder ... Dünyevi şeylere nasıl da bağlandığımızdan...
O kadar çok duygu var ki anlatmak istediğim kitaba dair......
Bunları
yazıyorum ama gözünüzü korkutmasın.... Zamanı geldiğinde, kitap sizi
çağırdığında alın ve okuyun. Elbet bir yerde size de geçecek
anlatılanlar...
Ekim ayı okuma kulübümüzün kitabı idi Zerdüşt. O ay
yetistiremedim okumamı... Ama acelesi de yoktu. Amaç okuma sayısı değil,
kitabın bize ne anlatmak istediği... Dimi 😉
🙏🏻💫