BoyHood Ve Vezir Parmağı, Biten Kitaplar....




Veee balkon sezonu açılır bizim evde... Nisan'ın son haftası güneş iyicene yüzünü gösterdi.
Bu fırsatı kaçırır mıyım? Asla!
Artık kahvaltı ve akşam yemeği faslı da başlar balkonda.
Bu sene niyetim balkona şu yapı marketlerde satılan bahçe seti oturma grupları vardır ya onların bizim balkona uyanından almak istiyorum. Çünkü balkonda oturmayı, kuş sesleri eşliğinde sohbeti, kitap okumayı seviyorum.
Birde çok şükür ki hemen bahçemizde , balkona denk gelen kısımda Ceviz Ağacımız varki sormayın. Yeşillendi iyicene karşı binalar da gözükmüyor, mis gibi yeşil kokuyor.

Bu haftayı iki kitap, iki film ile bitirdim.

Bu filmi ajandama not etmişim ama nerden duydum yada okudum hiç hatırlamıyorum.
Bildiğim birşey varsa o da film çok çok iyiydi, hem konusu hem oyuncuları...
BOYHOOD filminde oynayan çocuklar aynı zamanda büyümüş hallerinde dekendileri oynamışlar, o yüzden filmin yapım aşaması epey bir zaman almış.

Konusuna gelince; bir aile düşünün lise üniversite zamanı tanışan çift evlenir. Evin babası gezmek, eğlenmek ister, evin annesi de çalışır ve çocuklarına yetişmeye çalışır. Sonra karı koca ayrılır. Anne ve çocuklar başka bir şehre taşınır. Annemiz hem çalışır hem ev geçindirir, hemde çocuklarla ilgilenir. Baba ise ortalarda yoktur.Sonra gelir ve çocukları yemeğe çıkartır.
Yemek yerlerken baba çocuklarına " nasıl güzel eğleniyorduk hatırlıyor musunuz?" der....

(BU arada film öyle karamsar değil, tersine sürükleyici va aydınlık bir film.)
Kız babasına " sadece sizin kavgalarınızı ve anneme nasıl bağırdığını hatırlıyorum" der........
Of ya dedim. İşte gerçek hayatta da böyle... çocuklar bunları çok iyi hatırlar.

Baba şaşırır tabi, hiç eğlendiğimiz günleri hatırlamıyor musunuz? der... hatırlıyorlardır ama az.
Sonrası evin annesi evlnir yarılır derken çocuklar kendilerine bir düzen oturtmaya çalırlar, çalışırken de yaşadıkları hem iyi hem kötü yanlarıını aktarır film.
Gerçektende başarılı bir filmdi.
Mutlaka izleyin diyeceğim filmlerdendi.


Kitaplardan ise Giorgia Bassani Kapının Ardında kitabını bitirdim.
Daha önce ALtın Gözlük kitabını okumuş ama sevememiştim. Bilenler bilir yazarları sadece tek kitabı ile değerlendirmeyi sevmiyorum.
O yüzden bu kitabı da almıştım. İyi ki almışım. Yazar az ama öz kelimelerle çok şey anlatmayı çok iyi biliyormuş.
Bu kitapta da lise döneminde yaşayan bir grup ergen erkek çocuklarının gözünden anlatılmış. Tabi yazıldığı dönemi düşünürseniz... cesaret isteyen şeyler yazmış.
Okurken sizde kendi lise yıllarınıza ve o zamanki haylazlıkları düşünmeden edemiyorsunuz.
Başta biraz ağır gitti ortalarda açıldı ama sonlara doğru yine ağır gitsede iyi ki okudum dedim.

Diğer kitap ise yine lise yıllarında yaşayan bir ergen erkek gözünden yaşananlar.


Çavdar Tarlasında Çocuklar J.D.Salinger 
Kitap bitti, düşündüm ne anlatıldı diye.... aslında çok şey anlatıyor. Kitap bir dönem anlatım dilinden dolayı yasaklanmış.
Çünkü hikayeyi anlatan kişi hem lise talebesi hemde hayata dair fazla düşünceli. Bir çok şeyi ti'ye alıyor; birçok alışılmış düzene karşı...vs... birazda argo çok... ama sizi rahatsız edecek düzeyde değil. Çeviren dengeyi çok güzel kurmuş.

Aslında duyarlıalgıları açık olan ve hayatı fazla da önemsemeyen birçok kişi gibi düşünüyor. Yer yer o kadar çok cümlesine katılırken buldum ki kendimi...

Diğer film ise; Vezir Parmağı

Şöyle akşam oturuken eşimle, alt yazılı olmasın, ağır film olmasın derken Türk Filmi izlemeye karar verdik.
İyide ettik. Yer yer güldük izlerken ve renkli olmasıda çok iyi geldi.
Tavsiye ederim.

Bu yazı uzun oldu ama anlatacak, yazacak çok konu var daha.

Şİmdiden hayırlı cumalar arkadaşlar.

Yorumlar

  1. en sevdiğim balkon sezonu.. vezir parmağını izlemedim henüz.. notlara ekleyelim..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benimde :) keyifli sohbetleriniz bol olsun.
      Sevgileer. :)

      Sil
  2. Filmler, kitaplar...Yine dolu dolu bir yazı olmuş.Öpüyorum...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder