6.9.17

Aya Yorgi Gezisi....BüyükAda...

Ne zamandır aklımdaydı ada turu yapmak. Tabi sokak sokak gezemdiysem/k  de çocukla ( çok yorucu açıkcası gezi, hem bastonu it  hem sorumlulukları çok fazla oluyor. Ama onu da bırakmak istemediğimizden yanımızda götürdük. En nihayetinde alışsın gezmeye dimi ama :))   )

  Bayramın 3.günü eşim ve kızımızla BüyükAda'ya gittik. Sabah erken saatte gitmemize rağmen çok kalabalıktı ada.
Özellikle Arap turist çoktu.

Vapurda çay-simit-karper peynir üçlüsü ile kahvaltımızı afiyetle yaptık. Çok lezzetli oluyor 😋👪😊

Yalnız o atların hali nasıl içler acısı anlatamam. Yine de göz göre göre biniyorlar ya faytona aklım almıyor. Nasıl bir kuyruk var sırada anlatamam size....
Nasıl gözleri görmez bu insanların pes yani.....

Elbet biz binmedik. .... Yürüyerek önce Aya Yorgi Tepesi yokuşuna çıktık. Orada sorduğumuz biri Kadıyoran yolundan giderseniz hem kestirme hem de faytonlar geçmediğinden daha rahat gidersiniz dedi ki öyle de oldu.




Her ne kadar o yolu çıkarken soluğu neremizden 😬aldığımızı bilemesek de tabanlara kuvvet yürüdük.

Eski Rum Yetimhanesi yolundan devam ettik. Yalnız nasıl kasvetli bir tarihi yer anlatamam. Resmen korku filmlerinde ki sahneler gibi geldi ....... Tabi kapıları kapalı, ziyarete açık değil çünkü resmen yıkılıyor bina. Ne olur bakım yapsalar, içini gezebilsek... O kadar üzülüyorum ki yok olup gien tarihimize....

Yetimhane ile ilgili http://listelist.com/buyukada-rum-yetimhanesi/
 bilgiye burdan da bakabilirsiniz.  Zamanında Avrupa’nın en büyük, Dünya’nın ise ikinci büyük ahşap binası olduğu söylenen yapı Büyükada’nın Manastır tepesinde 1898-1899 yıllarında bir Fransız şirketince otel yapılmak için inşa edilmiştir.

Sonra sı dönemin padişahı ülkemizin örf ve adetlerine uygun olmaz diyerek açılışa izin vermemiş. Daha sonra da Adanın tepesindeki bu ahşap bina, yarım kalan haliyle Balıklı Rum yetimhanesinin kullanımı için dönemin en zengin Rum ailelerinden olan Andreas Syngros Vakfı tarafından 15 bin Osmanlı lirası karşılığında satın alınır.

Sonra yangın çıkar, burada ki çocuklar Heybeliada'ya sevk edilir ve bina da çürümeye terk edilir..................
............. Çok üzücü....

Neyse efenim Çıktık tepeye. Daha önce iki kez çıkmış ama bir türlü kilisenin ziyaret saatlerine denk gelemediğimden, dedim ki içimden "eğer bu sefer de kapalı ise daha da çıkmayacağım".
Vee açıktı. Hele birde manzara enfes.....

İnternette yazan rivayetlere göre hiç konuşmadan çıkarsanız yokuşu dileğiniz gerçek olur. Tabi biz böyle batıl inançlara inanmadığımız için ziyaretimizi yaptık indik aşağı.

Eşimin deyimi ile zaten bu yokuşu çıkarken konuşmak ne mümkün nefesi zor alıyorken.😬😬😬



















 NOT: BU SİTEDEN ALINTIDIR. TIKTIK


İnanışa göre önce burayı ardından da İzmir'de bulunan Meryem Ana'yı ziyaret eden Hristiyanların Hacı oldukları.
İnternette bir sürü rivayet dolaşıyor, bazıları birbirinin aynısı bazıları değişik.
Önemli olan bana göre dönemin en eski mimari yapılarını, ülkemizde bulunan kozmopolit yaşamın kaynağı ve karışık yaşanmışlıkları simgeleyen yapıları gezmek, bilmek görmek gerek.
Tarih önemli çünkü.

  Patrikhane kayıtlarından elde edilen bilgilere göre Aya Yorgi Manastırı'nın inşa ediliş tarihi 1751’dir. Bu tarihte inşa edilmiş olan küçük kilise, şapel ve dua yeri eski kilise olarak bilinir ve iki katlı, kiremit örtülü küçük bir yapı olma özelliği taşır. Tepede çan kulesinin arkasındaki kesme taştan yapılmış olan kilise ise yeni Aya Yorgi Kilisesi'dir ve 1905 yılında inşa edilmiş, 1909 yılında kullanıma açılmıştır.
Hıristiyan inanışına göre, Aya Yorgi'ye yürüyerek çıkan insanlar "yarı hacı" sayılırlar. (Efes'teki Meryem Ana Kilisesi'nin ziyareti ile "Tam Hacı"lık gerçekleşir.)
Rumlar tarafından Aya Yorgos olarak anılan kilise, zaman içinde Aya Yorgi olarak anılagelmiştir. Kilisenin en çok göze çarpan motifi, denizden çıkan canavarı mızrağı ile öldüren Saint George ikonasıdır. Çeşitli yazılarda bu ikonun aslında birçok ruhsal anlam taşıdığı ifade edilir. Bu ikonalar hakkında anlatılan ve kiliseyi önemli bir ziyaret & adak merkezi haline getiren bir efsane vardır.
  Aya Yorgi Kilisesi Efsanesi
Anlatılanlara göre; Bizans döneminde işgal altında kalan Aya Yorgi kilisesindeki ikona ve kutsal cisimleri kurtarmak isteyen papazlar söz konusu cisimleri toprağa gömüp üzerini kapatmışlar. Aradan geçen uzun yıllardan sonra aziz Aya Yorgi, bir çobanın rüyasına girmiş ve kiliseye uzanan yolu tırmanmasını, çan sesi duyduğu yerde durup kazmasını söylemiş.
Olayı fazla dikkate almayan çoban, aynı rüyayı üç gece üst üste görünce çıplak ayakla ve hiç konuşmadan kiliseye uzanan uzun yolu tek başına tırmanır. Çıplak ayaklarıyla yokuşu tırmanan çoban gerçekten tepeye yakın bir yerde çan seslerini duyar ve bulunduğu yeri kazmaya başlar... Saint George'un denizden çıkan bir canavarı mızrağı ile öldürdüğü bir ikona bulur. Bizans döneminde işgal edilen Prinpiko adasının papazları bu ikona ve diğer bazı kutsal eşyaları buraya gömmüşlerdir. Çobanın bulduğu bu ikona şimdi kilisede sergilenmektedir. Kapısında yazan bilgiye göre; söz konusu kilise, ikonların ilk saklandığı kilise değil, onun yerine yenilikçi bir papaz tarafından yaptırılan ve zaman içinde restore edilen iki kilisenin yenisiymiş yani toplamda üç kilise söz konusuymuş.


8 yorum:

  1. Çok güzel olmuş yazınız sevgiler

    YanıtlaSil
  2. harika bir gezi olmuş, nice güzel gezilere:)

    YanıtlaSil
  3. Ben de faytona binmeyi sevmiyorum. Çıldır gölüne gidip atlı kızaklara binmeyen ender kişilerden biriydik herhalde. Güzel bir tur olmuş :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel bir gündü, sonrası pert olmuş olsak da :)))) İyi haftalar Handan Abla.Sevgiler.

      Sil
  4. Mayıs ayında gitmiştim en son adaya. Yazın sıcakta dolaşmak çekilmiyor. Sonbaharda yine giderim belki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazın hiç akıl karı değil bence de o tepeyi çıkmak canım. Ada'nın sonbahar mevsiminde ki halini o kadar çok seviyorum ki..
      Öperim seni çok iyi haftalar Gamze'cim.

      Sil