25.5.21

Son okuduklarım...

 


Hitopadeşa: Temelde geleceğin yöneticileri için hayat ve siyaset yolunda “yararlı eğitim” kılavuzu özelliği taşıyan ve klasik Hint edebiyatının anlatacaklarını bir çerçeve anlatı içerisinde, birbirine açılan masallar, kıssalar ve öğütlerle dile getirdiği en tanınmış örneklerinden biridir. Kelile ve Dimne gibi pek çok yapıta öncülük eden bu önemli kitap dilimize ilk kez Korhan Kaya tarafından çevrilmektedir.

📍 Okurken o kadar çok cümlenin altını çizdim ki.... Her ne kadar yöneticilere dersler gibi olsa da, hayat akışında kendinize yönelik öğretiler çok fazla.

📍 Tam bir başucu kitabı. Ara ara, ara sayfa açın ve okuyun. Ve mutlaka okuyun diyeceğim kitaplardan... Bir kaç alıntı ile ben kaçar.

📍 📍 📍 📍 📍 📍 📍 📍 📍 📍 📍 

Bir kimsenin yaşayacağı varsa, okyanusa da düşse, dağdan da yuvarlansa yahut zehirli kobra tarafından da ısırılsa, o yaşar. Eğer vakti gelmediyse, Hitopadeşa Sözleri yüzlerce ok vücuduna saplansa, gene ölmez; ama eğer vakti geldiyse, bir kuşa otunun batması bile ölmesine yeter.

📍 Bu dünyada iyilik isteyen bir kimse şu altı kusurdan sakınmalıdır ; uyuşukluk, tembellik, korkaklık, öfke, aylaklık ve işi ağırdan alma.


 Okuduğum son kitap #japonedebiyatı ve ilk Japon Kadın Yazar olan Murasaki Shikibu.. Bu kitap günlüğünden oluşuyor ve o dönemin yani ilk Heian dönemini ve yaşamı anlatıyor.
📍 Özellikle günlüğe geçmeden önce o dönemi anlatan, Japon kültüründen bahseden önsöz epey bilgilendirici.
📍 Bir çok yazarı da etkilemiş bir kadın yazar kitabı okumaktan çok memnun oldum. İş Kültür bu konuda bayağı iyi, özellikle aslından çeviri konusunda.
Arka kapak yazısı şöyledir;
Çevirmene de ayrıca teşekkürlerimi sunarım. 😊 🎈🌸
📌 📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌
Murasaki Shikibu’nun Günlüğü Murasaki Shikibu ( 970?-1014?): Doğum ve ölüm tarihleri gibi gerçek adı da bilinmemektedir. Murasaki, büyük ün kazandığı romanı Genji Monogatari’deki kadın kahramanlardan birinin adıdır, Shikibu ise babasının unvanıdır. Japon edebiyatının en ünlü klasik romanı sayılan Genji Monogatari’den başka, Murasaki Shikibu’nun 128 şiirini topladığı bir eseri ve 1008-1010 yılları arasında yazdığı bir günlüğü vardır. Murasaki Shikibu’nun Günlüğü’nde canlı bir şekilde anlatılan dönemin saray yaşamı ve törenlerin yanı sıra hakkında çok az bilgiye ulaşılan bu ünlü yazarın yaşamına dair önemli ipuçları da yer alır. Esin Esen (1969): Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı, Ankara Üniversitesi Japon Dili ve Edebiyatı bölümlerinden mezun oldu. 90’lı yılların başından beri İspanyolca, İngilizce ve Japonca dillerinde tercümanlık yapıyor. Şu sırada Klasik Japon Edebiyatı ve Heian Dönemi üzerine çalışmalarını sürdürüyor. #murasakishikibunungünlüğü

15.5.21

Amos Oz ve Şükran Yiğit ....

 YAHUDA'YA GÖRE İNCİL / AMOS OZ

 

📚Hayat geçici bir gölgeden başka bir şey değil. Ölüm de gelip geçen bir gölge. Yalnızca acı kalıcı. Sürüp gidiyor. Daima…📚

Şmuel Aş, doktora öğrencisi, duygusal genç bir adamdır. Sevgilisi tarafından terk edilip babası da harçlığını kesince öğrenimini yarıda bırakır. Kalacak yer ve maaş karşılığında ihtiyar, kötürüm bir adama refakatçilik yapmaya başlar. Günde birkaç saat onunla sohbet eden Şmuel aynı evde yaşayan, yaşlı adamın gelini Atalia’yla tanışır. Çok geçmeden bu esrarengiz kadının çekimine kapılır.“Yahuda gerçekte bir hain midir, yoksa İsa’nın en sadık havarisi mi?” sorusu Şmuel ile yaşlı adamın sohbetlerinin en önemli konularından biri haline gelir.

Hayatı boyunca İsrail-Filistin barışı için kampanyalar yürüten, çağımızın en önemli edebiyatçılarından biri olan Amos Oz’dan uzun süre etkisinden kurtulamayacağınız bir roman.
                                  

                                            📍 📍 📍 Kendi  düşünceme gelirsek;

 
Okuduğum güzel romanlardan biri. Elbette çeviri için de Sevgili #mahirunsaleris e de teşekkürler. Akıcı bir dil ile çevrilmiş bir kitap. Konusuna gelince de farklı bir bakış açısı ile Hıristiyanlık, İsa ve Yahudi topluluklarını okuyorsunuz. Özellikle Şmuel'in sorularını okurken, kendinizi o soruları sorarken bulmanız da mümkün 😊 Kitabı okurken aklıma Rahmetli "Aytunç Altındal" ve anlattıkları geldi. Özellikle İsa ve her dinin inandığı İsa arasında ki farklılıklarla ilgili bahsettikleri. Tabi derin bilgilere sahip değilim ama bu kitabı ve yazarı iyi ki okudum. Fark ettim ki geç tanıdım yazarı. Bir de kapak tasarımını çok beğendim. :)

Aslında bu kitap nerdeyse üç yıldır listemdeydi ama sıra gelmemişti.... aslında böyle o kadar çok alınacak kitap listem var ki....
 

Bir diğer kitabım, sevgili Şükran Yiğit'e ait olan " BURASI RADYO ŞARAMPOL" idi.

Burası Radyo Şarampol, hayatla başetmek için oyunlarına sarılan, yalnızlığını müzikle dindiren Filiz’in, Antalya/Şarampol Mahallesi’nden Berlin/Kreuzberg’e uzanan büyüme hikâyesi. İlk aşkın hiç unutulmayacak sarsıcılığı. Okul sıralarında ele inen cetvelin yakıcılığı. Radyonun ve arkadaşlığın efsunlu, sarıp sarmalayan dünyası...
 Diye yazıyor nette. 

📍Okurken eski mahalleme gittim bende. Yaş itibari ile o ülkeden kaçma zorunluluklarina denk gelmedim ama mahallemize memleketlerinden gelmek zorunda kalan Boşnak komşularımızın yaşadıklarına şahit oldum. Büyükler konuşurdu ama biz çocuklar hep sokakta güle oynaya oyun peşinde. Sonra ortaokul, lise derken yasananlar. 😊
📍 Elimden bırakmadan okudum diyebilirim. Okuyanlar ya da Şükran Yiğit kalemini bilenler anlar beni. Eğer tanismadiysaniz bir şans verin kendisine derim. 😉

8.5.21

Biten Kitaplarım....

Selam, nabersiniz?

Öncelikle Kadir Gecemiz mübarek olsun. Rabbim gönlümüzden geçen dualarımızı, hayırlısı ise kabul eylesin. 🙏
 

Malum kapanma başladı. Zati biz kapanmadan önce de kapanmış gibi yaşadığımızdan bizim için pek bi değişiklik olmadı. 

Ufak daralmalar oluyor tabi. O kadar özledim ki, arkadaşlarımı, sokağı, çocuğumu parka götürmeyi...vs...Bu da geçecek diyerek, okuduğum kitplardan bahsedeyim...

 

 

 LUDWIG HOHL: 9 Nisan 1904'te İsviçre'de bir papazın oğlu olarak doğdu. Diğer öğrencilere olumsuz etki ettiği gerekçesiyle liseyi bırakmak zorunda kaldı. Mesleki bir eğitim görmeyi ve düzenli bir meslek hayatı sürmeyi istemedi, uzun yıllar boyunca maddi olanaksızlıklar içinde yaşadı. 1924'ten 1937'ye kadar sırasıyla Paris, Viyana ve Lahey'de yaşadı. Daha sonraki yaşamı ölümüne kadar İsviçre'de geçti. En büyük tutkularından birisi dağcılıktı. Beş defa evlendi, üçüncü evliliğinden bir kızı oldu. 1965'te Basel Lions Kulübü Ödülü'ne, 1970 ve 1976'da İsviçre Schiller Vakfı Ödülü'ne, 1978'de Robert Walser Centenar Ödülü'ne ve 1980'de Petrarca Ödülü'ne layık görüldü. Şiirlerinin yanı sıra Bergfahrt, Nuancen und Details, Die Notizen ve Daß fast alles anders ist adlı eserleriyle tanınan Hohl, 3 Kasım 1980'de Cenevre'de öldü.

 

 Tek yapman gereken aşağıya bakmamak.”

Gençliğinde kendisi de tutkulu bir dağcı olan Ludwig Hohl,

Tırmanış kitabında iki dağcıyı anlatıyor.

Johann ve Ull.

Biri azimli, aceleci, sebatkâr.

Diğeri dikkatli, ölçülü, tedbirli.

İkisi, tırmanışın bir noktasında ayrılıyor ve

başka yönlere hareket ediyorlar.

Tırmanış zorlu, vakit az.

Önlerinde iki seçenek var:

Ölüm ve yaşam.

diye yazıyor arka kapağında. Benim ara da kaldığım bir kitap oldu. Belki de çok ilgimi çekmediğinden olabilir.

 

 

Uzak Doğu Edebiyatı'nı çok seviyorum çok. :) İçinde ki anlatımda ruha dokunan satırlar çok fazla ve içimi besliyor.
Yazar hakkında biraz bakınınca şöyle diyor ;
Batılı roman geleneğini Japon geleneksel yazı geleneği ile birleştirmiş ve farklı bir üslup kurmayı başarmıştır. Natsume Soseki kendisinden sonra gelen Akutagawa Ryunosuke gibi önemli yazarları etkilemeyi başarmıştır. Savaş sonrası Japon yazarların temel kültürel kaynaklarından biri olmuştur. Bir çok dile çevrilmiş eserleri bulunmaktadır.


“Sadece aklın istikametinde hareket edersen insanlardan uzaklaşırsın. Duygularınla hareket edersen sürüklenirsin. Ruhunu açarsan ve dilediğin gibi yaşamazsan sıkışırsın. Nasıl bakarsan bak, insanlarla yaşamak zordur.”

📍 Kitap bir arayış kitabı. Kendisini, şiirini, resmini arayan bir adamın, yol boyunca yaşadıkları, gözlemlediklerini anlatıyor. Yolculuğu sırasında karşılaştıkları, sohbetleri, arayışlar derken kitap bitiyor...

Ve kıyaslama cümlesi ile de bitiyor...


“Doğusu ve batısı olan bir evrende yaşayıp, menfaatlerden yapılmış bir ipin üzerinden geçmek zorunda kalan bizler için, gerçek aşk bir düşmandı.”

📍 Çevirmen de ayrıca teşekkürler bizi kitaplarla buluşturduklari için.



İmmanuel Kant felsefesini taaa lise yıllarında okumuştum ve sonrası açıkçası aklımda kalan pek bisey yoktu. Hoş bu kadar detayı da bilmiyordum.
Bu kitapta yakın arkadaşı tarafından son günlerini de anlatan bir anı kitabı.


📍 Mesela çok titiz ve dakik biri imiş. Yemek saatine kadar belliymiş....

Felsefesi ne ise derseniz;
Felsefesi. ... Modern felsefenin gelişim seyrine uygun olarak bilgi kuramını ön plana çıkartmıştır. Kant'ın gözünde bilim, liderleri kesin olan ve yöntemleri, ancak Hume'unki gibi felsefi bir kuşkuculuk benimsendiği zaman sorgulanabilen evrensel bir disiplindir. Bilim yansızdır ve nesneldir.
 

✔✔✔✔

Immanuel Kant 1804 yılının yazında anı defterine bir şarkının sözlerini not almıştı. Şarkı, 2 ya da 3 gün eksik olduğu için insanların diğer aylara göre taşıdıkları yükün daha az olduğu “şubat” ayına dairdi. Şarkının sonuç kısmıysa dokunaklı bir vurgu içeriyordu:
“Ah şen şubat! İçinde en az acı, keder, hüzün ve kendini suçlama barındıran ay.”
Aynı yılın şubat ayında doğduğu şehir olan Königsberg’de öldüğünde Kant 79 yaşındaydı. Immanuel Kant’ın Son Günleri Alman felsefesinin kurucularından mantık ve metafizik profesörü Kant’ın biyografisi değildir. Artık ölüme yaklaşan bir dâhinin son günlerine yakından bir tanıklıktır. Onun son günlerine değin gündelik yaşam ritüellerine katı bağlılığının yanı sıra günlük ilişkilerindeki hassasiyeti, sevecenliği ve cömertliği filozofu bambaşka bir açıdan görme ve tanıma imkânı sunuyor.
 

Çevirmen Emre. Bey'e de ayrıca akıcı çeviri için teşekkürler. 🍀