28.6.21

Biraz günlük biraz kitaplarım......

Yine uzun bir ara oldu yazmayalı.....

Bu ay keyfim yerinde :) Toprak Cem ve Sevda 2 günlüğüne İstanbul'a geldiler. Az da olsa Sevdos ile sarılıp, öpüştük...Toprak Cem'i de ikna ettik ve neredeyse 10 gündür bizde kalıyor. Tabi bizim evde bir bayram havası. Umay Kız çok mutlu. Birlikte yatıyorlar, kalkıyorlar, oynuyorlar...arada didişiyorlar :))))

Onun dışında, aşımıda oldum..... Çok karasız kalmıştım aslında. Neti açınca aman Allah'ım neler neler okudum, hepimiz gibi...... düşündüğümde mantıklı yorumlarda vardı, mantıksızda.... karar vermek her ne kadar zor olsa da... bir GERÇEK var ve aşı olmak gerekiyor...diyerek Mrna aşısı oldum....İnşallah hepimize şifa olur, kurtuluruz şu illet hastalıktan....

 

Sıcaklarda bastırdı malum... maske ile dolaşmak iyicene zorlaştı. En azından kalabalığa girene kadar ve caddeye çıkana kadar takmıyorum.

Dün Kadıköy'e indik. Aman tanrım nasıl kalabalık anlatamam.... Ve resmen rahatsız oldum, sanki üstüme üstüme geliyorlar gibi hissettim... Oysa ki normal bir kalabalıktı eskiden.... Hani televizyonda bas bas bağırıyorlar ya doktorlar;  bide sonrası var bunun diye.... bence hepimiz de bir kalabalık fobisi oluşmuş olabilir.

Sokakları hem çok özledim/k hem de evde oturmaya alıştım..... Tek artısı çimenlerde artık daha çok insan var. Sandalyesini kapan sahile, yeşilliğe gidiyor.... 

Onun dışında bildiğiniz biz.... Bir sürü dizi birikti izleyecek lakin okullar da tatil olunca zaman kalmıyor izlemeye, kız artık daha geç yatmak isityor, büyüdükçe dayanma eşiğide büyüyor...

Onun dışında güzel kitaplar okudum. :)

O kadar ama o kadar güzel bir kitaptı ki " BİRİ HİÇBİRİ BİNLERCESİ/ LUİGİ PİRANDELLO" anlatamam.... Niye bu kadar elimde beklettim bilmiyorum dedim kendime.....

Hele giriş cümlesi var ki...aha diyorsunuz aynen böyle başlıyor bazı duygular ve gerisi yaşananlar....

ve varoluşluk felsefesini anlatan en iyi kitaplardan biri idi.
📍
Her şey, karısının kocasına burnunun biraz çarpık olduğunu söylemesi ile başlıyor 🙈 okurken anlıyorsunuz, kendiniz gerçeği bilseniz bile, karşınızdakinin de bu gerçeği bildiğini bilmeniz ya da size bunu hissettirmesi ile durumun değişmesi ve sizi ruhen ve bedenen rahatsız etmeye başlaması ile başlayan, sonra da hiç bir şeyin eskisi gibi olmayışı..... Ve sizi yiyip bitiren kibriniz.......
Farkındalığa da iyi örnek kitaplardan biri.
Gerçekten de çok iyi bir anlatımdi ve okumama vesile olan, İg'de ilgi ve beğenerek takip ettiğim İlker'e teşekkür ederim. 😊 Hoş neredeyse 2 yılı geçmiştir bu kitabı paylaşalı 🙈 anca alıp okudum, ve kendime kızdım sona bıraktığım için. ✌🏻

"Biri Hiçbiri Binlercesi; İtalyan yazar Luigi Pirandello’nun 1909’da yazmaya başlayıp 1925’te tamamladığı en ünlü romanı. Pirandello 1924’te yazdığı bir mektupta eseri için “...en acı ve mizah dolu” sözlerini kullanacaktır.

Babasının kurduğu bankanın geliriyle rahat bir yaşam süren Vitangelo Moscarda’ya bir gün karısı burnunun sağa doğru çarpık olduğunu söyleyince tüm dünyası altüst olur. Kendisinin o güne kadar gördüğü ve sandığı gibi olmadığını, başkalarının gözünden yansıtılmış çoğul ve uçucu bir gerçekliği kişileştirdiğini anlar. Bu farkındalık, başkalarının önyargılarından bağımsız “bir” kimlik için çılgınca bir arayış içindeki Moscarda’nın deliliğe doğru ilerlerken tuhaf biçimde özgürlüğe kavuşmasını sağlayacaktır...

“Tımarhaneye girmeyi göze aldım –ileride göreceğimiz gibi, hepimiz aldık– ama bu da yetmedi bize. Yaşamımızı da tehlikeye atmalıydık, sonunda iyileşip sağlığın yolunu (biri, hiçbiri, binlercesi) bulabilmem için. Ama bunları sırası gelince anlatacağız.”


 

Kitap bitince hissettiğim duygu ;
Sohbetinden çok keyif aldığım bir büyüğümün bir anısını anlatıyormuş ve ben de onu keyifle dinliyormuşum gibi hissettim. Hele o hikaye içinde ki; aslında mutluluk daimi değildir lakin ailenle, elele verirsen, anın tadını çıkartmayı bilirsen ve sabredersen, azimle devam edersen hayatta sana yardım ederdi....
Çok severek okuduğum kitaplardan oldu.

“Sana daha önce neden çok mutlu olduğumu söyleyeyim. Daha önce kimseye âşık olmadım. Âşık olduğumuz anda mutluluk biter.”

İskandinav edebiyatına adını altın harflerle yazdırmış olan, Nobel ödüllü yazar Bjornstjerne Bjornson’un dilimize ilk kez çevrilen bu naif eserinde; özenle çizilmiş karakterler ve harikulade sadelik kendisini an be an hissettiriyor; yazarın derin psikolojik içgörüsü ise eserin masalsı ve akıcı diliyle birleştiğinde okurlarını hem şaşırtıyor hem de büyülüyor.

 

(Tanıtım Bülteninden)


Guy de Maupassant'ın en beğenilen, en çok okunan romanlarının başında gelen Bir Yaşam, zengin ile yoksulun hayatını mutluluk açısından ele alır. Zengin olan her zaman mutlu, yoksul olan hep mutsuz mudur?
Bir Yaşam'da, soylu bir ailenin içinde dünyaya gelen, özenle yetiştirilen bir genç kızın bütün yaşamı anlatılır. Genç kız, yaşamının her evresinde aşka ve mutluluğa dair hayallerinin ve umutlarının gerçekler karşısında solduğunu görür. Maupassant, Jeanne'ın zamanla değişim geçiren duygularını, özlemlerini ve yaşam koşullarını anlatırken, soylu kişilerin yanı sıra köylülerin yaşamını da dile getirmiş; baronların sanıldığı kadar mutlu insanlar olmadıklarını, basit bir çiftlikte yaşayan sıradan köylülerin soylulardan daha mutlu olabileceklerini en gerçekçi biçimde anlatmıştır.
📍 📍 📍 📍 📍
Okurken diyorsunuz ki; evet yaşamın içinde bunlar var. Evet var ama ustalık size, okurken bunlari yani başınızda yaşanıyormus hissini vermesinde......... Özellikle "kadın olgusu" "toplum içinde ki sözsüz baskı" "din ile aldatma" meselelerini kurgu romanla öyle bir betimlemişki..... Çok güzeldi çok 🍀📚 📕
Ayrıca kitap; Fransa Milli Eğitim Bakanlığı Palmes Academiques Ve Uluslararası Çeviri Ödülü almış bir kitap. Fransızca aslından çeviren #nesrinaltinova ya çok teşekkürler. 🍀

📍 📍 📍 📍 📍
Hele son cümlesi var ki; Yaşam böyledir işte.... Görüyorsunuz ya..... Ne sanıldığı kadar güzel, ne de korkuldugu kadar kötüdür! ...





 Öykü okuyamayan biri olarak müthiş bir öykü kitabı okudum 🙈😊✌🏻
🍁Anlatırken ve siz dinleyici olarak okurken, yaşıyorsunuz. Hele o cümleleri, olayları anlatırken kullandığı yer yer şiveler ve kelimeler....
📍 Hikayeler Abdal bir anlatıcı olan Murtaza tarafından, daha çok, yaşadıkları, gördükleri ve hissettikleri aktarılsın diye anlattığı öykülerden oluşuyor... Bolcana da ödülü var Deniz Hn. Ve tebrikler. Daha çok yazsın ve biz de okuyalım. @alakarga_yayinlari na da teşekkürler. Öyle güzel kitaplar yayınlıyor ki....
Bir teşekkür de @birkutukitapcom
a. Bizi güzel kitaplarla tanıştırdıkları için. 😊 📍 “Çok sevip saydığım bir kimseyi anlatacağım sana Selim beyi. İlhami Ziya kardeşimi. Kendisi mucittir. Aklı mantığı hep kıymetli. Şehir işgal altında. Ona rağmen hayat aksamadan devam ediyor. Sanki hiç işgal yokmuş gibi, civarda keyfi kıyak dolaşıyor gavatlar. Bir de garip ki şehir aslında açlık yokluk içinde kıvranıyor. Of! Görme hali!”

Çağdaş öykücülüğümüzün güçlü kalemlerinden Deniz Tarsus, yeni bir kitapla, Ben Murtaza öyküleriyle geliyor. Yepyeni bir anlatıcıyı, yeni, yaşamın içinden, edebiyat geleneğimizin göğsünden hikâyeleriyle okuyacaksınız. Edebiyatımızın kalıcı eserlerinden biri olmaya aday, Ben Murtaza...


14.6.21

Samuel Beckett ve Üçleme Kitabı...

Samuel Beckett ile ilk 2019 Notos Dergisi ile tanıştım sayılır. Sonra bir kaç kitabını almıştım. Sonra Jame Joyce'nin kızının hayatının anlatıldığı kitapta karşıma çıkmıştı. Okumanın zamanı gelmiş demek ki 😊😁
 

Bu sene de İnstagram'dan bir tanıdığım Yasmin, beraber okuyalım demişti. Bazı yazarları, onu seven okuyucularla okuyunca daha iyi anlaşılıyor. Beckett'da onlardan biri.....

Bir de geçtiğimiz sene Notos Dergisi kendisine yer vermişti. Oradaki bilgiler de kendisini anlamamız da yardımcı oldu.

Önce "Mercier ile Camier" den başladım. Öyle garip bir şey ki... Kitabı okudum anladım... Ama anlat derseniz neresinden başlayacağımı bilemiyorum....


Dönemine göre enteresan bir zekaya ve bakış açısına sahipmiş. Özellikle Joyce hayranlığı ve onunla çalışmışlığı, Joyce'n gözlerinin iyi görmemesi sebebi ile düzeltmeler yapması... Sonrasi kendi kitaplarını yazması.... 


📍 📍 📍 📍 📍 📍 📍 📍 📍 📍 📍 📍


İnsan zihninin tantanayla ve büyük önem vererek uğraştığı şeylerin aslında aldatıcı hırslar ve boş arzulardan öteye geçmediğinin görülmesi kahkahalara neden olur. 


Beckett'i seyretmenin ya da okumanın son etkisi, kasvet ve sıkıntı vermek şöyle dursun, tiyatronun kendisi kadar eski bir amaç olan gerilimden kurtulma ve arınmadır.


Teknik yönden Beckett, biçim duygusu kusursuz bir ustadır. Örneğin, Molloy ve Godot'yu Beklerken, birbirinin ayna imgeleri olan iki bölüm halinde, simetrik olarak kurulmuştur. 


Kitle iletişim araçları için yazdığı yapıtlarında da Beckett sezgi ve zekâsıyla bunların tekniklerinin temel niteliğini bütünüyle kavrayabildiğini göstermiştir. 

Cumhuriyet Gazetesinden alınmıştır.... 

📍 📍 📍 📍 📍 📍 📍 📍 📍 📍 📍 📍 📍 



Başlayalım o zaman ⏱ 🍀😊📚


Hem zor hem güzel hem biraz depresif bir kitaptı #molloy 

Hayata hem tutunmaya çalışan hem de "nasılsa ölücez" gibi bir his ile kendini okutan, biraz da bazı duyguları, davranışları çok abarttıgimizi hissettiren bir yazar Samuel Beckett... 

Hani bazı kitaplar vardır, okursunuz, anlarsınız ama biri "konusu neydi?" diye sorsa, anlatması zor olur ya... İşte Beckett kitapları da böyle. O yüzden kendiniz okumalısınız. Bu yorum sizi korkutmasın, sözcükleri öyle bir kullanıyor ki hayran kalıyorsunuz..

Aşağıda ki yorumda Oktay Bey ne güzel özetlemiş... 

📌 

Edebiyatın ufkunun, bir yanda aşkı didikleye didikleye satacak bir tarafını bırakmamış metinlerle, bir diğer yanda da edebi bir değerden yoksun savaş fantezileri ya da kahramanlık manzumeleriyle kapandığı bir dönemde doğumunun yüzüncü yılı şerefine bir Beckett okumak okura ilaç gibi gelecektir. Beckett’ın, çoğunu Uğur Ün’ün güzel Türkçesiyle dilimize kazandırdığı kitapları, belki zaman zaman yorucu, kafa kurcalayıcı, ama çıktığımıza kesinlikle pişman olmayacağımız bir yolculuk vaat ediyor. Beckett’i kişi olarak daha yakından tanımak isteyenlere ise Charles Juliet’in ‘Samuel Beckett’le Görüşmeler’ adlı denemesi önerilir. Kitapta, Beckett’ın randevu verdiği birisiyle tek söz etmeden iki üç saat aynı masada oturduktan sonra çekip gidecek kadar ilginç biri olduğuna dair bilgiler var.

Oktay Işıkdoğan: Gazi Üni., Radyo-TV-Sinema, yüksek lisans. 

📌 📌📌📌📌📌📌



Ayyyyyy beynim yandı mı yandı 😬🙈 ama iyi anlamda 😁

Tavsiye, eğer Beckett okuyacaksaniz önce Notos Dergisi yazılarından başlayıp, bir iki de üçleme dışında Beckett okumanız. Sonrasi daha kolay ilerliyor kitaplar.

📍 Kesinlikle dünya ile savaşta gibi yazar... Aslında dünya demeyeyim de yaşamda ki davranışlar, sözler, bakış açıları ile sessiz bir kavga halinde...... Bazı duyguları fazlaca kişiselleştirdiginizi hissediyorsunuz okurken... Çünkü öyle bir cümle kuruyor ki... Düşünüp kalıyorsunuz ve "evet ya, bu kadar abartmaya ne gerek var ki!" derken buluyorsunuz kendinizi.. .. 😳 Serinin bu son #adlandırılamayan kitabında metafor mu istersiniz, betimleme mi istersiniz, eleştiri mi istersiniz... Bolcana var....ozellikle fiziksel duruşta çok kafasının içini yazmış Beckett.

Birde şunu söylemeden edemeyeceğim, kitabın başında ki on söz çok iyiydi. Keşke diğer kitaplarında da olsaydı. Örneğin ; Beckett felsefi açıdan "DÜALİST" miş. O yüzden yazım tekniği bu şekilde. Absurd yazımlarini, bazı durumları mizahsel ve ikircikli anlatımını açıklıyor.... Okuyunca daha iyi hissediyor ve anlıyorsunuz. ..... #samuelbeckett

Bir de onsozu çeviren #elifgokteke ve #uğurün e teşekkürler ve selamlar. 😊