26.8.21

Leyla Nur Yazgan




 #nuryazgan ve kitabı #leyla

Nur Hn. Aynı zamanda 2007 Duygu Asena Roman Ödülü kazanmış. Tebrikler. 🎊
Bu kitabını okurken resmen ben de içindeydim. Masal tadında ama gerçekmiş gibi hissettim. Böyle okumaları seviyorum.
Biraz toplumsal biraz kendimiz gibi hikayeler lakin anlatırken sizi eskiye boğmayan kelimelerle öyle aktıki kitap.....
 

 

 

📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌
 

 

 

İstanbul’un geçmiş dönemlerinde geçen masalsı bir anlatı, Leyla. Bütün şehri bir anda saran ve ancak birkaç seçilmiş kişiye bulaşamayan gizemli bir hastalık, herkesin birbirine kuşkuyla baktığı bir toplum, sırlar içinde doğan ve bir depremle kaderi değişen bir çocuk, vesveseli kişiliğiyle kendi kabuğuna çekilen bir Sultan, saray müzevirleri, Hakikat Ağacı’ndan beslenmiş, kelimelerin sırrına ermiş bir kız ve sıra dışı bir sevda hikâyesi... Nur Yazgan bu yeni romanında, iç içe geçmiş öykülerle okuru bilinmedik dünyalarda dolaştırıyor.

 

 

22.8.21

Biraz Günlük Biraz Kitaplarım..

 Uzun çok uzun zamandır yataktan kolum, bacağım ağrıyarak kalkıyorum. Aslında nedenini de biliyorum. Hareketsizlik. Son neredeyse 2 yıldır yaşadıklarımız iyicene hareketsizliğe itti beni. Tabi yapı olarak, kahvemi yapıp elime kitabımı alıp saatlerce oturmaya müsaitim. Evet dışarı çıkıyoruz ama onda da sandalyelerimizi alıp oturuyoruz 😬

Artık vücudum sesleniyor ve ben daha ne kadar erteleyeceğim bilmiyorum. İşin kötü yanı her şeyi bilip harekete geçmemem... Kendime kızıyorum hem de çokkk … Kendime söz verdim, harekete geçeceğim..

Bu yazı havuza giderek değerlendirdik ve çok iyi geldi. Hele suyun o müthiş sesi sabahın dinginliğinle birleşince müthişti.  O sıcaklarda evde olmak zordu, tatile de gitmedik, ortam malum.... 

Bu arada Hasanpaşa'da Gazhane müzeye çevrildi... çok geniş bir alan ve içerisini de çok güzel yapmışlar. Bilim Müzesi, Karikatür Müzesi, etkinlik alanları, tiyatro sahnesi veeeeeee en güzeli kendi adımıza "kütüphane" olması ve akşam 21:00'e kadar açık.

Hemen Umay'la üye olduk, kitap aldık :) Umay çok mutlu oldu.

İşin güzel yanı kütüphanede ki kitapların hem yeni hem de çok çeşit olması idi. Okumak istediğim bir çok kitabı gördüm, elimdeki kitaplar bitsin soluğu orada alacağım. :))

Atiye dizisini bitirdim. Aslında çok fazla göze batan şey vardı lakin sırf kurgu ve konusundan dolayı izledim. Yoksa daha çok fırın ekmek yememiz lazım diye düşünüyorum...

Grace And Frankie'nin yeni sezonu başladı henüz başlamasam da izlemeye, reklamını görmek bile heyecanıma yetti... İzlerken gülmek ve keyif almak ayrı bir keyif.....

Bu ay doğum günümdü. Severim doğum günlerini, genelde sevdikleriniz hatırlar sizi ve o mesajlar, kutlamalar mutlu eder beni :)

Yalnız bu sene ki hediyem beni bam telimden vurdu.... Kardeşimgiller hediye düşünürken Toprak Cem; fazla düşünmeyin ben ne alacağınızı biliyorum demiş...... yanımızdayken dizilerden sohbet etmiştik. Bende Anne Whit An E dizisini çok sevdiğimi söylemiştim. "Neden"diye sormuştu, bende kızın karakterini ve hayata bakışını kendime yakın buluyorum demiştim.

Veee bana Yeşilin Kızı Anne kutulu setini hediye gönderdiler..... Nasıl mutlu oldum anlatamam. Gözlerimden yaşlar pıt pıt aktı....Keşke dünyayı iyi kalpli çocuklar yönetse...

Bu aralar ince kitaplar okudum... Bir iki öykü kitabını yarım bırakmak zorunda kaldım....




Bu aralar sıcaklardan yeşillik alana kaçtığımız günler de okuduğum kısacık bir novella #ölmek
📌 Öleceğini bilmek, bence insana yapılabilecek en büyük korku tohumu ekmek..... Çünkü "ölümsüz" müşüz gibi yaşadığımızı düşünürsek...
#dedaluskitap genel de novella tarzında ve kült kitaplar çeviri konusunda sevdiğim yayınevlerinden Diğer yayınevinden çıkan kitaplar da hep içi dokunan, sizi sorgulatan kitaplardandı.



O kadar naif ve güzeldi ki hikaye.... Evet sonu hüzünlü idi lakin Sevgili Cengiz Aytmatov'un o kendine has kelimeleri ve anlatımı ile hikaye sizi alıp götürüyor..... #birkutukitap ile gelen bu kitabı bir solukta okudum.....




Sevdiğim yazarlardan biri de #yukiomişima dır. Özellikle kişinin derinlerde hissettiği duyguyu, dışa vurumu ve psikolojiyi iyi aktarır biz okuyucuya.
📌 Bu deneme kitabını ekitap olarak okudum. Lakin ilk bu kitapla mı başlamak gerekir "Mişima" ya emin olamadım. Çünkü hayatından, yazdığı kitaplardan, karakterlerden yola çıkarak yazılmış bir Mişima kitabı..
📌 📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌
24 Kasım 1970, Mişima titizlikle ölümüne hazırlanıyor. Yaşı kırk beş. Çok sayıda eseri var. Ünü dünyaya yayılmış. İntiharının, yaşamayı seçtiği dini, toplumsal, edebi ve siyasi ortamın, yani ülkesi Japonya’nın yüzyıllara dayanan geleneklerine ve dayattığı ayinsel gerekliliklere harfiyen uymasını istiyor. Bir arkadaşı kafasını kesmeden önce kendi elleriyle karnını deşiyor. Korkunç bir ölüm, ancak yazarın gençliğinden beri büyülendiği metafizik boşlukla kavuşması aynı zamanda.
Marguerite Yourcenar ise keskin zekâsıyla, hem yakın hem de yabancı olduğunu hissettiği bu kişisel maceranın peşine düşüyor. Batılı büyük bir yazarın, Doğulu bir başka büyük yazarın hem eserine hem de yaşamının belirli anlarına ışık tutarak, tutkularını, zaferlerini, zayıflıklarını, içsel çöküşlerini ve cesaretini gözler önüne serdiği bir tür saygı duruşu. Diye yazıyor tanıtım bülteninde.....



Pek şiir kültürüm olmadığından bazı şairleri geç tanıyorum. Daha doğrusu kendimde fark ettim ki; ben şiir okumaktan çok dinlemeyi seviyorum... Hele de güzel okuyorsa okuyan 😊
Hemşirem vesilesi ile Trt1'de geçmiş dönem oynayan diziye başlamıştım. #yedigüzeladam
Dizisini nasıl kaçırmışım bilmiyorum.... Müzikleri, konusu, Maraş olayları.... İzlemediyseniz tavsiye ederim.
Sonra bu nehir söyleşi kitabını okudum.... Bu tarz, nehir söyleşi kitapları arada okumak iyi oluyor.... Ketebe Yayınları'da sessiz ama sağlam ilerliyor sanki ne dersiniz? 😉

📌 📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌

Eğitimci, yayıncı, dergi yönetmeni ve editör, siyasetçi gibi sıfatların yanında Erdem Bayazıt’ı

bugün aramızda yaşatan en önemli vasıfları hiç şüphesiz şairliği ve bir nesle ağabeylik

yapmış olmasıdır. Lise yıllarından başlayarak şiiri, edebiyatı gündelik hayatlarında yaşatan

Yedi Güzel Adam’ın gür seslilerinden biri. Büyük Doğu’dan Diriliş’e, Edebiyat’tan Mavera’ya kadar

son 60-70 yıllık İslamî edebiyat ortamında yer almış, bu dergilerde yazıp çizmiş, gençlere yol

göstermiş, onlara okuma aşısı yapmış bir ağabey. Erdem Bayazıt’ın dünya görüşünü, şiir ve deneme yazılarının yanında gazete ve dergilere verdiği röportajlarda da görüyoruz. Görüş ve düşüncelerini sadece şiir ve düzyazı ile ifade etmemiş, söyleyecek sözü olan bir kimse olarak aynı zamanda konuşarak ve anlatarak dile getirmiştir. Ünlü şiirinden mülhem “Sana Bana Vatanıma Dair Konuşmalar” adı ile yayımlanan elinizdeki kitap, ömrünün son 25 yılında kendisiyle yapılmış röportajlardan meydana gelmektedir.



Uzun zamandır merak ettiğim bir kitaptı. Çünkü bazı genetik geçişler var ve fark ettikçe anlamlandirmaya çalışıyoruz.... Bu kitap ile biraz daha netleşti kafamdakiler. Bazı duygu geçişlerini elimizde olmadan hissediyoruz, bazen biz bile şaşırıyoruz verdiğimiz tepkiye... İşte ❗ diyor kitap 3 nesil aktarılıyor bazı genler ve özellikle "stres, travma, yaşanılan duygular" vb gibi duygu geçişlerinde çok net hissettiriyor kendisini bu akış....
📌 Hani eskiler derdi ya; aman öyle konuşma ya da şöyle davranma, ya da haram yeme senden değil çoluk çocuğundan çıkar " diye... İşte onun bilimsel açıklaması...... Bir iki alıntımi paylaşayim. ✨

📌Ailemizin hikayesi, bizim hikayemizdir. Hoşunuza gitsin ya da gitmesin, bu bizim içimizdedir, bize aittir.

📌 Hayat bizi geçmişte çözümlenmemişbir şeyle geleceğe gönderir...
📌

📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌

Seninle Başlamadı geleneksel psikoterapinin, ilaçların ve diğer müdahale yöntemlerinin uzun süredir çözemediği zorlukların ortadan kaldırılmasında dönüştürücü bir yaklaşım sunmaktadır.

*Seninle Başlamadı travma terapileri alanında, farkındalık uygulamaları konusunda insanı anlamak için ileriye doğru güçlü bir adım atmanızı sağlıyor. Cesur, yaratıcı ve şevkat dolu bir çalışma.*

-Sharon Salzberg, Yazar Lovingkindness and Real Happiness

*Mark Wolynn, bilemediğimiz ve acı çekmemize sebep olan çözülmemiş travmalarla bizi atalarımıza derinden bağlayan yolları aydınlatma konusunda muhteşem bir iş başarıyor. Bize derinden anlayışı, diyalog görselleştirmelerini ve şefkatle yeniden bağlanmayı sağlayacak teknikler ve beceriler sunuyor.*




Uzun zamandır listemde olan bir kitabı daha okumanın keyfindeyim. 🤗 Pdf olarak okudum..... Leyla Erbil sever misin? Okusanız seversiniz..... Çok ince detayları bile alamayan, öyle cümleler kuruyor ki sizin bam telinize dokunuyor..........
📌 #leylimleylim kitabı Sevgili #ahmedarif in mektuplarından oluşuyor.... Bu yayın için yazar epey uğraşmış Leyla Hn. mı ikna için.. Bir yandan haklıda.... Şahsına yazılmış mektuplar. Lakin sanatçı, edebiyatçı olunca biz okurlar da Bi merakla okuyoruz... Bizde haklıyız 🙈 Şair ruhlu olunca mektuplarda ki duygular da öyle... Ama en çok o serseri ruhunu sevdim Ahmed Arif'in.... Ah o bekleyişler, hasret, gelecek bir cevap mektubunu beklemedeki sabır.... Şimdi bizde var mı emin olamıyorum... Bir mesaj bile yazınca eğer geç cevap gelirse takındığımız tavırlar....... 😬😒
İşte benden böyle 🤗




#adahikâyeleri yazarı itibari ile Ülkesinde büyük öneme sahip bir yazar.

Kitabın kapağını ve ismini çok sevdim ama içindeki hikayeleri bir türlü ilerletemedim... Okudum ama çok sevdim mi derseniz "hayır".... Bazen oluyor böyle, hikayenin içine giremiyorum olmuyor bir türlü... Bu kitapta da böyle oldu....
📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌
Aleksandros Papadiamandis; Yunan tarihine, kutsal kitaplara ve yerel halkın inanışlarına göndermeler yapan masalsı bir öykü dünyasının kapılarını Ada Hikâyeleri ile aralıyor. Aslı Çete'nin Yunancadan çevirisi ve ön sözüyle...

3.8.21

Hayat Akarken

 Günlerdir yazmak istiyorum sonra istemiyorum.... Haberleri izleyince ağlıyorum, izlemeyince de meraktan ölüyorum..... "noldu, söndü mü, başka bir yere sıçradı mı?" diye diye kendimi yiyorum.... Lakin şu  an elimden dua etmekten başka bir şey gelmediğinden fazla da yazmıyorum...

Sonra gencecik bir kızın daha öldürüldüğünü okuyorum Twitter'da..... İçimden lanetler okuyorum ve içimdeki öfkemi yine içime atmanın ağırlığını yaşıyorum....  Kızın annesi aklımdan çıkmıyor....

Bazen diyorum, fazla mı farkında yaşıyorum... Keşke huysuz, umursamaz olsaydım diyorum... Bir gözüm kör, bir kulağım sağır olsaydı.... Sonra öyle yaşayanlar geliyor aklıma "amaniiiin" diyorum.... İyi ki farkındayım diyorum.  Bu ikilemlerle yaşamak yorucu..... Çünkü bu sefer de Allah bana verdiği aklı, gözü, duyarlılığı herkese verdi niye görmüyor, kullanmıyorlar diye sinir oluyorum...... Anlayacağınız böyle yaşamak da yorucu....

Böyle işte, sizlerin de yazılarını okudum lakin yazacak gücü bulamadım.....

Okuyan arkadaşım selam ederim sana. 🌸