27.9.21

Biraz Bizden Biraz Kitaplarımdan...

 Selam, nabersiniz?

Biz de durumlar aynı. Haftaiçi okul hafta sonları da hava güzelse açık alan oturmaları. 

Okul iyi gidiyor, şimdilik bizim sınıfta covid vakası görülmedi, ama 2.sınıflardan iki sınıf kapandı. Hatta o sınıflardan birinde arkadaşımın oğlu okuyordu ve önce çocuk covid oldu sonra hepsi geçirdi. Allah'tan aşılı idiler de hastanede değil evde geçirdiler bu süreci. Elbet çok ağrıları olmuş.... Zor bir süreç..... 

Tabi okul olunca, resmen hayatımız düzene girdi..... hatırlarsanız "erken kalkmak istediğimden" bahsederdim :)

Tabi sabah yedide uyanınca akşamda en geç birde yatıyorum. Çoğu zaman oniki gibi... nasıl iyi geldi vücuduma, ruhuma anlatamam... şimdi ki hedefim sabahları 06:00'da uyanmak.... 

Biz MüzeGazhane'ye bir dadandık ki anlatamam.... :) havalar güzelse kızlarla kızlarımızı alıp soluğu Gazhane'de alıyoruz... ( yalnız cümle de pek kafiyeli oldu 😁)

Haftasonları da genellikle akşamları canlı klasik müzik dinletisi oluyor, gösteriler ve gündüzleri de atölyeler var.... o kadar özlemişiz ki böyle şeyleri...... resmen belediye can evimizden vurdu bizi :))

Tabi benim favorim "kütüphanesi" ve o kütüphane de yeni basım kitapların bile olması.... o kadar istiyordum ki evime yakın kütüphane. Elimde ki kitaplar bitsin, okumak istediğim kitapları oradan alıp okumak istiyorum.... bide akşam 9'a kadar açık, oh misssss :)

Tabi gündüzleri bana kalınca kahve kitap ikilisi de bana eşlik ediyor :)

Gelelim okuduğum kitaplara, yalnız şunu demeden edemeyeceğim bu ara okuduğum kitapların hepsini çok beğendim....  

 


 

Bir Kutu kitap seçkilerinden biri idi #delioyuncak ...
Yeni yazarlarla tanışmak çok heyecanlandırıyor... Roberto Arlt'da benim için öyle. Tabi kendisi yeni bir yazar değilmiş.....bu okuduğum roman 1926 yılında yayınlanmış... Aynı zaman da otobiyografi özelliği de taşıyormus...
Konusuna gelirsek, biraz haydut hikayeleri biraz okumayı seven ama okuyamayan Astier'ın yaşadıkları, çelişkileri, sefil yaşamdan kurtulmak için başvurduğu ve sonrası pişmanlık duyduğu çeteler... Ve sonunda içinde bir dengeye ulaşma yolunda adım atması....
📚📚📚📚📚📚📚

Arlt’ın bu ilk romanı, haydutluk hikâyeleri dinleyerek ayrıksı duygular içinde büyüyen genç Silvio Astier’in zorluklarla dolu sefil yaşamından kurtulma mücadelesini dört bölüm halinde anlatıyor. Hayata “kaybeden” olarak başlayan Silvio bir çıkış yolu arar. Herkesi kendine hayran bırakan icatlarıyla, “deli oyuncak”larla kırmak ister bu yazgısını. 20. yüzyılın başlarındaki Buenos Aires’in kaotik sokaklarında; haydutluktan azizliğe uzanan yolculuğunda kendisine eşlik eden güvenilir kılavuzu, çocukluğundan beri yanından ayırmadığı kitaplardır. Onu kütüphane soygunu yapmaya götürecek kadar tutkuyla sevdiği kitaplar…

                                               📚🕮📚🕮📚🕮📚🕮📚🕮📚🕮📚🕮📚🕮

 

Dag Solstad, bazen küçük olayların ve insanların olaylara bakışını ve içinden geçenleri öyle iyi anlatıyor ki... Bu kitabında da Norveç'de öğretmenlik yapan bir öğretmenin, derste siyasi bir atıftan yola çıkarak, istem dışı kendisini siyasi olayların içinde bulmasını anlatan bir kitap. Anlatımı ve akışı iyi ama ben siyasi anlatımları okusam da bir yerden sonra sıkılıyorum. Çünkü o dönemleri pek bilmiyorum yani yazarin anlattığı, 1960'lar ve sonrası, dünyada ki siyasi değişimler, kurulan partiler ... Propagandalar vs... Çok ilgimi çekmediginden kitap da bir süre sonra ilerlemiyor bende...tabi bu benle alakalı.
O yüzden bu kitaba da haksızlık etmek istemem....

 

📚🕮📚🕮📚🕮📚🕮📚🕮📚🕮📚🕮📚🕮

"Hayatımın değişmesine çok az zaman kalmıştı ve ben bundan habersizdim. Yaz sonu kanser olduğumu öğrenecektim. Bütün bunların öncesinde yaz kötü başlamıştı. Sebebi özel hayatımdı. Hatta bizzat kendim. Bir anlamda geçmişim.”
📚 Öyle çok okumak istiyordum ki Şebnem İşigüzel kitapları....
Kalemini ve anlatımını sevdim...
#iyilik kitabını okurken rahatsız eden tek şey; devamlı ders veriyormuş gibi araya denk gelen cümleler.... Evet hayat tecrübelerle şekilleniyor bir nebze ama fazlası yoruyor sanırım.... Altını çizdiğim çok güzel cümleleri de vardı. Zati sıra da diğer kitapları var.... Kalemini sevdim....☺️
🌧️ Okurken hep aklıma gelen şey; hayatta hiç bir sır, gizli yapılanlar gizli kalmıyor.... Bir gün geliyor ki ortaya çıkıyor...... Vel hasıl hüzünlü bir hikâye, yaşamımızda hissettiğimiz duyguların yazıya dokulmesiydi okuduğum diyebilirim....
Bir de kapak fotoğrafı nedense biraz garip geldi, daha doğrusu bu tarz kapaklar itici geliyor bana...... Belki de başka bir yazara ait olsaydı bu kitap, almayabilirdim...🙊
Altını çizdiğim cümleler ise ;
📌 İnsanın en ağır yükü kendisi...
📌İnsan kendisine sorduğu soruların cevabını bilir ama fısıldamaz bile. Korkar bundan. Cevaplar bir kere dile gelecek olsa her şey değişecektir çünkü. Kimse değişmek istemez. İnsan ne garip bir şey değil mi?


📚🕮📚🕮📚🕮📚🕮📚🕮📚🕮📚🕮📚🕮


#hadiyarıngörüşürüz
Gece uyku tutmayınca, kitabımı okuyayım dedim... Lakin bir türlü ne kitabın içine girebildim ne de bişey anladım.... Kararsız kaldığım kitaplardan biri oldu.... Evet içinde anlatılan bir cinayet ve kimin öldürmüş olacağına dair anlatılar var ama ...ama işte. ....
📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌Lloyd Wilson'ın öldürülüşü birçok şeyle birlikte, zanlının oğlu ile komşu çiftlikte yaşayan, aynı yaşlardaki bir çocuk arasında doğmaya başlayan arkadaşlığın da son bulmasına neden olur. Aradan yıllar geçer, hatta yarım yüzyıl… Komşu çocuk, neredeyse yaşlı bir adam haline geldiğinde meşum olayı tekrar hatırlar. Fakat elinde bilgi kırıntılarından ve birkaç soluk anıdan başka bir şey olmadığını fark edince gerçekleri yeniden inşa eder. Boşlukları yavaş yavaş doldurur. Yaşanmış bir zamanı tekrar kurar zihninde. Hatta öyle bir kurar ki, sonunda "kurgu" sözcüğünün somutlaşmış bir örneği çıkar. Sadece adli bir vakanın değil, hayatın boşluklarına nüfuz eden bir hayal gücünün büyüsünü sunar William Maxwell.
"Okuyanın, bir gün tekrar okumak isteyeceği kitap" olarak nitelenen Hadi, Yarın Görüşürüz'ü #ÇiğdemErkalİpek Türkçeleştirdi.
📌 Diyor arka kapakta.... Belki ilerde bir şans daha verip kendime, okurum. Şimdilik...düşüncem böyle..
Siz okumuş muydunuz?

📚🕮📚🕮📚🕮📚🕮📚🕮📚🕮📚🕮📚🕮

Öyle güzeldi ki anlatım, hayranlıkla okudum #çingene kitabını.... Aydın görüşlü olmak, saygılı bir kişilik vs... Hiç bir döneme bakmıyor bence....
Hayatını okuduğumda da Ahmet Mithat Efendi'nin dönemine göre ne kadar da ileride düşündüğünü fark ettim.
Özellikle kitapta bahsi geçen, sosyolojik durum, doğduğu coğrafya, yaşadığı mahallenin tahvilleri, yorumları ile kısa ama öz güzel bir kitaptı....
Bu arada MüzeGazhane kütüphanesinden aldığım kitabı... Veeee öyle iyi ve güncel kitaplar var ki kütüphane de haberiniz olsun. Teşekkürler size de #müzegazhane


15.9.21

Altın Küpü Ve Kuşlar Kitaplarına dair....


 Öyle güzel bir kitap okudum ki anlatamam..... Tek kelime ile enfesti..... Özellikle doğa-dan koptukca nasıl da aslında kendimizden de koptuğumuzu anlıyoruz. Hele o felsefi konusmalar, sorular ...Tabi ara ara gülümsemek serbest... 😁🤭Velhasıl okuduktan sonra pişman olmayacağınız, bazı cümlelerin altını bol bol çizip ara ara açıp okuyacağınız bir kitap olacak....

 

Biraz araştırınca yazar ile ilgili ilginç bilgiler de vardı. Mesela kendisi James Joye hayranı imiş ve doğum tarihini bile aynı yazdırmak istemiş.

👓 Meğer, bilgeliğimiz duyusal uyaranların oluşturduğu bir katalogdan başka bir şey değilmiş!...

👓👓"İnsan bolluğun içinde de olsa aç kalabilir, çünkü doğadan kendini uzaklaştırmış ve kurnaz, sapkın düşünceleriyle yaşamayı tercih etmiştir."

👓👓👓👓👓

Zehrin devasi kendisindedir. Son, baslangiçta gizlidir. Her vücut, kemigin etrafinda olusur ve yine kemige dönüsür. Hayat ve ölüm birbirini tamamlayan bir bulmacanin parçasidir.” Cüce cinler, insan ve hayvan kiligindaki tanrilar, hayatin anlamini arayan iki filozof ve bu iki filozoftan nefret eden esleri… Irlanda’nin yerel mitleri, felsefe ile kurmacanin iç içe geçtigi bu kitapta hayat buluyor. Hayatin, evrenin ve her seyin anlami üzerine düsündürürken okuru içine çekiyor. Altin Küpü, iyiyle kötünün, güzelle çirkinin, cesaretle ödlekligin farkli hâllerinin sunuldugu, her sayfada özgünlügünü kanitlayan bir eser. 

#altınküpü #jamesstephens 



 Norveç ve  İskandinav Edebiyatı gibi hep yüreğe dokunuyor... Özellikle "yalnızlık ve doğa"üzerine cümleleri hep vurgun gibi oluyor bu yörenin yazarlarının......

Bu hikâyede de; kendi halinde yaşayan abla kardeşin, yalnızlıkları, birbirlerine tutunmaları, en önemlisi de " zihinsel olarak hasta olan Matiss'in gözünden 'bana ne olacak?' " sorusunun getirdikleri......

Nette okuduğum bir yazının sonunu şöyle bitirmiş yazıyı yazan; Charles Addams’ ın dediği gibi “bir örümcek için normal olan bir sinek için kaos ise” o halde normallik kavramı da bir illüzyondan ibaret olsa gerek. (ŞB Nisan 2017)

🐦 İskandinav Edebiyat Ödülü sahibi Tarjei Vesaas'tan, nahif olduğu kadar şiddetli, aldatıcı basitlikte, sarsıcı bir roman: Kuşlar...

🐦 Çevirmene de ayrı bir teşekkürü borç bilirim,öyle akıcı bir anlatım ile çevrilmiş ki kitap....🌺 #denizcanefe #kuşlar #TarjeiVesaas


7.9.21

Biraz günlük biraz kitaplarım...

 Tünaydın.🌺

Hoşgeldin sonbahar, sefa getirdin.... Umarım bu yıl geçen seneden daha iyi bir sene olur.

Yeni eğitim öğretim yılımız hayırlı olsun.  Kızçe ve kocam okula başladı. Dün bir garip oldum evde tek başına kalınca ..... Nasıl yani dedim şimdi okullar açıldı ve kızım okuluna başladı. Gece uyayamadı, sabah zınk diye kalktı. Okul dönüşü de heyecanlı ve mutlu şekilde, bıcır bıcır anlattı duygularını...

O kadar mutluyum ki çocuklarımız adına. Eğer bu sene de açılmasaydı okullar nolcakti bu çocukların eğitim de kaçırdıkları zaman..... Evet çok eksik var eğitim anlamında lakin okul ortamında öğrendikleri sosyal becerileri de hiç bir yerde telafisi yok, bu yaş grubunun.....

Umarım kapanmaz yine okullar.    Siz okula gidince bende evde parti yapıcam demiştim ama öyle olmadı yahu 😒😁 bı garip oldum, evde tek kalınca..... Unutmuşum 🤣

Tabi hemen müzik açtım, Radyo Voyage dinlemeye bayılıyorum... Sonra yarım kitabımı bitirdim... Biraz İg'de dolandım. Ki artık orası da sıkmaya başladı... Hep aynı fotolar....

Hadi size bitirdiğim kitaplarımdan bahsedeyim... Güzel kitaplar okudum geçen ayda...


"DENİZ CANAVARLARI" 

"Anıları ne kadar uzak tutmaya çalışırsanız çalışın mesafeler aşınır,

kumdan kaleler yıkılır

ve boğulan deniz kızları yeniden suyun yüzüne çıkar.” 

 

Mexico City'de bir sonbahar öğleden sonrasında, on yedi yaşındaki Luisa okuldan eve dönmez. Bunun yerine, tanımadığı bir çocuk olan Tomás ile Pasifik sahiline giden bir otobüse biner. Luisa’nın bu yolculuktaki tek amacı, eksikliğini hissettiği maceraların peşinden gitmektir.


Sirkten kaçmış Ukraynalı cücelerle, hippilerle, eksantrik hikâye anlatıcılarıyla çevrelenmiş bir maceradır karşısına çıkan Luisa’nın…

 

2020 PEN Faulkner Edebiyat Ödülü sahibi Deniz Canavarları, Joy Division, Nick Cave ve Siouxsie and the Banshees’a uzanan nefis bir müzik ziyafetiyle bezeli, eğlenceli bir roman…

 

Diyor arka kapağında. Evet kitap satır araları olan cümlelerle dolu. Lakin başta biraz sıkıcı ilerliyor. Okuyacaksanız ara vermeden okunması kitaplardan. Yoksa kaldığınız yerden okumaya başlayınca , başını unuttuğunuu fark ediyorsunu ve bağlantı kurmak zor oluyor. Eğer sabredip devam ederseniz ve büyülü gerçeklik tarzı anlatım seviyorsanız kitap akıp gidiyor.....


#emanetçocuk aslında çokca gördüğümüz bir kitap. Okuduktan sonra biraz yorumlara bakındım... Seven de var sevmeyende...seven taraftayım.... 😊 Kısa ama öz Bi anlatım aslında. Bir dönemi düşününce, ınsanlar yokluk ve bilinçsiz üreme sorunundan dolayı çaresizlikten çözüm üretmişler... Ve Çocuklarını yardımcı olarak vermek durumunda kalmışlar. Dogru ve yanlışlığı tartışılır, lakin bir gerçek var ki yokluk, açlık... Ve o durumda bunu tartışmaktan çok, bir boğazı eksiltip, verilen çocuğun daha iyi şartlarda yaşaması için başvurulan bir yöntem.....

📍📍 📍 📍 📍 📍 📍 📍 📍 📍

Emanet Çocuk’ta görkemli bir dizi biçimsel güzellik, derin ve verimli bir yetenek tarafından resmediliyor. Claire Keegan, okuyucuya basit hikâye diye bir şey olmadığını ve sanatın insan yaşamı için ne kadar elzem olduğunu hiç unutturmuyor. Keegan doğru kelimeleri seçme konusunda heyecan verici bir içgüdüye sahip; yaşamın sonsuz ihtimallerine ve kesinliğine karşı sabırlı bir özen göstermekte ise son derece mahir.”

Richard Ford


Veeee yine Jaguar Kitap ve yine enfes bir novella.....

"TAŞRADA BİR AY / J. L. CARR"

"orada kalsaydım, bir ömür mutlu olabilir miydim? sanmıyorum, hayır. insanlar göçer, yaşlanır, ölür ve her köşebaşında bir başka güzellikle karşılaşmaya duyulan o aydınlık inanç söner, tükenir. ya şimdi ya da hiçbir zaman; mutluluğu ancak havada uçuşurken yakalayabiliriz, yakalayacaksak.”

📖 #taşradabiray kısacık bir novella... Bir kasaba ve her şeyi bilen yerel yaşayanlar....Kilise duvarını restore etmeye gelen, savaştan çıkan, özel hayatında zorluklarla mücadele eden...ve hayatı artık birazda akışına bırakan Birkin.....

📌Yine, insanın geçmiş hakkında yazdığı aylar boyunca hikâye, halihazırda yazarının başına gelmekte olan şeylerle renklenir. Haliyle ses tonu farkında olmaksızın değişir, baştaki niyetler uçup gider. Bana olan da buydu; kendimi birdenbire ne bugünün ne dünün ikame ettiği, daha karanlık bir manzaraya nazır bir pencereden dışarıya bakarken buldum.


J. L. CARR

📌 velhasıl güzel bir kitap okumanın keyfi ile yazıyorum bu satırları.. Çevirmene teşekkürler 🌺 #umayöze