22.2.22

Kasvetli Ev ve Sessizliğin Yanıtı



 Öyle güzel bir roman okudum ki... İşin garibi nasıl ifade edeceğim. Aslında baktığınızda konu öyle anlatılmayacak bir hikaye değil. Lakin anlatan Charles Dickens olunca, anlatılanlar başka bir hâl alıyordu kendi adıma. #mineilebirlikteokuyoruz grubumuzun bu ayki kitabı #kasvetliev idi. 2 ciltlik bir kitap. Hatta bu kitap için; yazarın da kitaba konu olan, uzun süren bir telif hakkı davası olduğu yazıyor nette.

🏡 Kasvetli Ev'e dönersek.... Bir  miras düşünün, uzun yılardır süren dava.... Hatta ölenler ve sonrası davayı devam ettiren mirasçılar... , Jarndyce ve Jarndyce davasının nesiller boyu sürdüğü ve “yaşayan hiçbir insanın ne anlama geldiğini bilmediği kadar karmaşık hale geldiği” Yüksek Yargıtay'da başlar. Mevcut konu, uzak bir kuzen Bay John Jarndyce ile ikamet almak için izin almak isteyen mahkemenin iki genç koğuşu Ada Clare ve Richard Carstone ile ilgilidir. 

⚖️ ⚖️ ⚖️ ⚖️

Tabi yazar o dönemin mahkemelerini, uzun süren davaları da elestirmektedir. Tabi kitabinyazari Dickens olunca, hep bir umut, hep bir mutluluk oluyor karakterlerde. Soluksuz ve merakla okudum diyebilirim.

📍 📍 📍 📍 📍 📍 📍 📍 📍 📍 📍


"Sessizliğin Yanıtı hayatın sıradanlığına, beyhudeliğine katlanamayan otuz yaşındaki bir adamın varoluşunun sınırlarını zorladığı bir kendini arayış hikâyesi. Max Frisch, kendi yaşamından da ipuçları barındıran bu ilk dönem eserinde, heba edilmiş bir hayatın tek sorumlusunun o hayatın sahibi olduğunu gösteriyor bize."

         📍 Diyor arka kapakta. Aslında yazarın diğer kitaplarını çok merak ediyordum. #1yayınevi1kitap etkinliğin de #kolektifkitap ti bu ay. Ben de yazarın #sessizliginyaniti kitabını seçtim. Sanıyorum ki altını çizmedigim cümle kalmamıştır. Resmen hayran kaldım bakış açısı ve duyguları aktarımına.

          🗻 Kendine hedef koyup, yola çıkan ve aynı zaman da hayatında bir çok şeyi sorgulayan bir dağcının hikâyesi bu....

          "bir şey olsun yapmak zorunda insan; yoksa hayatı boyunca öyle oturup boşluğa bakarak Tanrı'nın nedensiz bir can sıkıntısı içinde insanla kestettiği şeyin ne olduğu üzerine derin düşüncelere mi damalı?" demiş mesela..... Ve son vurgun cümle ile görüşürüz diyeyim 😊📚 ve mutlaka okuyun pişman olmazsınız....

          🗻 🗻🗻🗻

    : Ölü bir yaşayan mı yoksa yaşayan bir ölü mü olacaktır? 

12.2.22

Andre Gide ve Zeynep Sayın


 çok değişik bir kitap okudum. Tam anladım mı emin olamasam da emin olduğum bir şey varsa kitabı tekrar okumak gerektiği......

Zeynep Hn.ın kelimeleri kullanış biçimine hayran kaldım....
Kitaba dönersek; annesinin ölümünden sonra bu olayi düşünen ve Araştırmaya başlayan, ölümün de bir ahlakı olduğunu savunan bir kitap. Çok enteresan cümleler vardı. Tabi bahsettiği cemaatlerin ve siyasi olayların hakkında biraz daha fazla bilgim olsaydı eminim daha iyi anlardım diye düşünüyorum.
⚰ ⚰️⚰️⚰️⚰️⚰️⚰️⚰️⚰️⚰️⚰️⚰️⚰️⚰️⚰️⚰️⚰️⚰️⚰️⚰️⚰️⚰️⚰️
Zeynep Sayın Ölüm Terbiyesi için şunu söylüyor: “Bu kitabı yazmış olmamın nedeni, mezarı esirgenen, mezarına saldırılan ölülere yapılan kabalığa, üstüne silgi çekilen tarihe, uzun (aynı zamanda İslami) bir geleneğin bilinçaltıyla yanıt vermeyi, unutulmuş bir nezaket ve ölüm terbiyesini hatırlatmak istemiş olmamdır."

Zeynep Sayın imgeler üzerinden bu geleneğin izinin sürülebileceğini, başka tür bir insan topluluğuna duyulan umut ve özlemlerin tarihsel zaman içinde günümüze kadar geldiğini düşünüyor: Baş/sız ve başkan/sız, hüküm/süz ve hükümran/sız bir sarsılmaya teslim olanların, başsızların bir araya geldiğinde oluşturduğu bir cemaat mitosu. Yolda Buda ile karşılaşırsan, Buda’yı öldür diyen öğreti gibi, hiçbir tanrıya, hiçbir öndere, hiçbir akla, hiçbir puta tapmayan, bu dünyayı bir yukarıdakine, bir ötesine teslim ederek varoluşu içinde değersiz kılmayan bir mitos... #ölümterbiyesi


Aslında okuma listemde çok uzun zaman sonra okunacaklar arasında idi #kalpazanlar lakin arkadaşlarımla sohbette çok adı geçince hemen okumak istedim. 😊 
Anlatım diline müthiş hayran kaldım, bide kişi analizlerine, olaylar karşısında sergilenecek tavırları anlatımı müthişti bence. 
Roman içinde roman gibi olsa da, altı çizilecek ve sonra tekrar okunacak çok cümle vardı. 1.bolum durağan ve zor ilerlemişti. O yüzden sabredip ilerlerseniz , kitap akıp gidiyor 2.bolumden sonra..... 

📍 📍 📍 📍 📍 📍 📍 
Kalpazanlar, 1942, 1963), kavrayış ve kapsam açısından gerek öykülerinden, gerek sotie'lerinden daha geniş ölçeklidir. Yapıtlarının en karmaşığı olarak kabul edilen Kalpazanlar, okulda ve okul dışındaki yaşamlarında yozlaştıncı etkilere açık bir grup öğrenciyle onların öğretmenleri ve ailelerini ele alır. Gide bu yapıtıyla, Bach'ın Die Künst der Fuge (Füg Sanatı) ile müzikte gerçekleştirdiğini, edebiyatta gerçekleştirmeyi amaçladığını söylemiştir. Kalpazanlarda, günlük yaşama çok yaklaşan aralıklı sahneler ve olayların ilerleyişi içinde Gide'in bütün gözde temaları yer alır.
⚖️ Gide'in yaşamı boyunca, toplumsal ve bireysel ahlakın en önemli ölçütü olarak bireyin içtenliğini ve kendini tanımasını vurgulaması, onun edebi, toplumsal ve siyasal sorunlara ilişkin hoşgörülü, aydınlık düşünceleriyle bütünleşir. Yaşamının büyük bölümünde tartışmalı bir kişilik olan Gide. uzun süre geleneksel ahlak anlayışının karşısında bireyin özgürlüğünü savunanlara verdiği açık destekten ötürü bir devrimci olarak nitelendi. Bununla birlikte 17. yüzyıl büyük Fransız geleneğinde önemli bir hümanist ve ahlakçı olarak tanınıyordu. Düşüncelerindeki bütünlük ve soyluluk, üslubundaki anlık ve uyum Gide'e Fransız edebiyatının ustaları arasındaki saygın yerini kazandırmıştır.