25.10.22

Biten Kitaplarım.....


 🪟 Sonunda kendi çöplerinin arasında oturuyor buluyorsun kendini.......🪟

Serinin 2.kitabinda Faye iki oğluyla Londra'ya taşınır....
Ve daha önce de orada bulunduğundan tanıdıklari ile karşılaşır....
Anladığım kadarı ile kitaplar da süreklilik yok... Yani anlatıcı Faye aynı ama bir sonraki kitapta devam gibi değil de daha çok akışına bırakmis gibi yaşananları. İşte,  bu anlatım çok hoşuma gitti.
Hatta Faye'den çok karşısındakilerin yaşamlarına, yaşadıklarına tanıdık oluyoruz.... Anlatandan çok dinleyen biri Faye...
Altını çizdiğim, çok fazla varoluş üzerine cümleler vardı.
Mesela;
🪟🪟 "Kader, dedi, doğal durumu içindeki gerçektir sadece. İşleri kadere bırakırsan uzun zaman alabilir, dedi, ama kaderin yürüttüğü süreçler kesindir ve acımasızdır..." 🪟🪟
🪟 Acı gerçek şu ki, diyordu, bu içinde bulunduğumuz bilim ve inançsızlık çağında, önemli olduğumuz duygusunu kaybettik. Kendimize ve başkalarına karşı acımasız olduk, çünkü sonuçta bir değerimiz olmadığına inanıyoruz..."🪟

Çok fazla kader, kadın, mecburiyetler üzerine cümleler vardı, çok  düşündüm okurken....
#gulsahinkitapligi #rachelcusk 

 


 Ayrıntı Yayınları'nın "Ağır Kitaplar" serisinden #insanlığınmahremtarihi
Kitapta daha çok insanların bu kadar teknoloji içindeyken bile duygularında, davranışlarında nasıl da hâlâ çok eski çağlardan kalma hislerle hareket ettiğine dair bölüm bölüm mücadelesini anlatıyor...
Zeldin'in unutulmuşlar tarihi, insanların hayata ve kendilerine ezelden beri bugünkü gibi bakmadıklarını göstermekle kalmıyor, umudun tükenmeye yüz tuttuğu noktada insanlığın imdadına yetişen şeyin her zaman yeni bakış açıları, yeni düşünce biçimleri ve yeni yaklaşımlar olduğunu da

👫🏻👫🏻 Okurken roman gibi değilde bölüm bölüm okursanız daha iyi ilerliyor. 25 bölümden oluşuyor kitap.
👫🏻 Her kuşak yalnızca kendisinde var olmadığını düşündüğü şeyleri arar ve yalnızca önceden bildiği şeyleri kabul eder. İşte bu düşünceden yola çıkıyor kitap....
Zevklerimiz ve köklerimiz nereye dayanıyor? Önemli bir soru?
Kitap bugünün insanının kafasında yaşamını sürdüren geçmişi ele alıyor ve özellikle kadınlar aracılığı ile anlatıyor.... Çünkü hem değişime çok daha açık kadınlar ve en çok kadınlar toplum tarafından elestirilip, baskıya uğruyor.....

 ARKA KAPAK;

İnsanlığın Mahrem Tarihi, insanlık hafızasını tazelemeyi amaçlayan bir unutulmuşlar derlemesi, tarihe geçenlerden çok geçmeyenlerin tarihi.Zeldin, insanlığın unutulmuş anılarını gün ışığına çıkararak, köşeye sıkıştığı noktalardan çıkış yolları bulabilmesi için insanoğlunun ufkunu genişletmeyi ve modern zihinlere yerleşmiş yanılsamaları yıkmayi deniyor.Zeldin'e göre her kuşak, tıpkı kendisinden önceki sayısız kuşak gibi, dünyaya kendi çağının gözlüklerinden bakarak binlerce yıllık insanlık deneyimini boşa harcıyor. Kendi atalarının sınırlı ve kolay kolay değişmeyen hafızasını kullanmayı tercih ederken, geçmişin karanlığına gömülüp giden koca bir insanlık hafızasından yararlanma fırsatını kaçırıyor. Bu fırsatta yatan en değerli hazine, hayatın kendi çağımızın ışığıyla aydınlanmış görüntüsünün değişmez bir son durak değil, beklenmedik dönüşler yaparak ilerleyen insanlık tarihinin rastgele bir noktası olduğunu keşfetmek. Zeldin'in unutulmuşlar tarihi, insanların hayata ve kendilerine ezelden beri bugünkü gibi bakmadıklarını göstermekle kalmıyor, umudun tükenmeye yüz tuttuğu noktada insanlığın imdadına yetişen şeyin her zaman yeni bakış açıları, yeni düşünce biçimleri ve yeni yaklaşımlar olduğunu hatırlatıyor.Kayıp insanlık hafızasının içinde kolayca tarihe gömülen bu zikzaklı geçmiş, Zeldin'e göre, insanlığın gelişiminde her zamankinden daha umutsuz olmamızı gerektiren bir noktada durmadığımıza işaret ediyor.İnsanların tarih boyunca aşka, dostluğa, sekse, korkuya, mutluluğa, zamana ve yalnızlığa karşı pek çok farklı bakış açısı geliştirdiğini, iyimserlikle kötümserlik, merhametle acımasızlık, hoşgörüyle bağnazlık, diğerkâmlıkla bencillik, merakla uyuşukluk arasında her zaman gidip geldiğini bilmek, çağın gözlüklerinden kurtularak yeni gözlükler edinme fırsatını hazırlıyor. İnsanoğlunun duygular dünyasında keşfe çıkmaya her zamankinden daha istekli olduğu bir çağda Zeldin, duygular tarihinin kuytularına ışık tutarak, insanlık hafızasını tazeliyor.Son iki yüz yılın etkileyici teknolojik patlamasına rağmen insanoğlu, özel hayat kulvarında pek çok bakımdan hâlâ emekleme çağını sürüyor.Zeldin bize kıyamete doğru sürüklenmekte olmadığımızı, bildik insanlık mücadelesini sürdürdüğümüzü haber veriyor ve özel hayata yönelik yeni bakış açıları, insanlar arası ilişkilerde yeni bağlılıklar, amaç duygumuzu yeniden kazanmakta kullanabilecegimiz yeni yöntemler öneriyor.Kötümserliğe direnenler İnsanlığın Mahrem Tarihi'ni sevecekler.



Ne yazacağımı düşünürken, kitabın arka kapak yazısının tam da ne okuduğumun, ne anladığımın özeti olduğunu fark ettim... Gerçek bir hayat hikâyesinden yola çıkarak yazılma bir kitap #sonnyboy
Acı, kaçış, ayrımcılık doku bir yaşamda hayatta kalma mücadelesi, sevgisinden vazgeçmeyip direnen bir kadın Rika ve sevdiği siyahi adamın, çocuklarının hikâyesi.....

Orta sınıfa mensup, hayatı düzgün akıp giden dört çocuk sahibi Rika, kocasından ayrılır ve kendi işini kurup ekonomik bağımsızlığını kazanır.
Yine de “sıradan” sayılabilecek hayatı, Surinamlı, kendinden çok genç Waldemar’a âşık olmasıyla, üstelik ondan bir “gayri meşru” çocuk sahibi olmasıyla rayından çıkar. Bu çocuk aslında Avrupa’nın bir metaforudur: Halkların büyük bir savaşla birbirini yok etmeye hazırlandığı, ırkçılığın herhangi bir bireysel farka tahammül edemediği bir dünyada, bir yandan Avrupa içinde gelişen alternatif hayatların bir simgesi, daha sonraki yılların büyük göç dalgalarıyla kıtanın melezleşmeye başlamasının belki ilk mütevazı işareti olan müthiş aşk çocuğudur Sonny Boy.
Rika ve Waldemar’ı hapishaneler ve toplama kamplarında geçen zorlu aylar, geride bıraktıkları Sonny Boy’u ise çok zor bir hayat bekler.

Ve ilk maçımız....

 Selaaammmmm :)

Güzel haberlerim var :)

Bu hafta sonu Umay kız kulübü ile Zonguldak Minikler Masa Tenisi Turnuvası'na gittiler. Tabi bizler de peşlerinden. 

İlk defa ayrı kalıyoruz ve iyi bir tecrübe olacaktı kızımıza da. Onlar cuma sabahtan yola cıktılar ve otele yerleşip, sonrası antreman yaptılar. Bizde cumartesi sabaha karşı yola çıktık ve haftasonu maça yetiştik. Öğretmen Evi'nden yerimizi  ayırtıp doğru Kozlu Spor Salonunun yolunu tuttuk.

Tabi bizde kalper pır pır; nasıl olacaktı? tamam kızlar bir odada, erkekler diğer odada kalacaklar ama ufaklar daha demeye kalmadı, gittiler bile...😬

Artık bir çok şeyi kendi yapıyordu Umay ama anneliğin getirdiği bir duygusallıkla bakıyorum sanırım yaşananlara.... gördüm ki; Umay hazırdı her şeye ama ben hazır değildim. Aslında bana da iyi bir tecrübe oldu bu maç.  :))) Ayrıca çok da keyif almışlar, akşamları odaya çekildiklerinde, oyun oynamışlar, sohbet etmişler :)

İlk gün biraz daha kolaydı rakipler,  pazar günü ise çok dişli idiler... Oraya gidip görünce anladım ki, oynadığın kulüp ve antronör çok önemli... Diğer gruplardan kafalarında renkli taç takan mı ararsınız, giyim olarak uyumsuzluk mu ararsınız, hepsi vardı. Elbet kulüp olarak takım giyinenler de vardı. Ama göze batanlar daha fazlaydı. İşte orda anladım Melis Hoca'nın ne kadar disiplinli olduğunu. Oje sürmek, renkli dikkat çekecek toka takmak, takı yasak bizim kulüpte... İlla maça çıkarken değil, her gün gittikleri antremanda da öyle.....

Hepsi Fenerbahçe formaları ile, beraber takılarak ve uyumlu idiler. Aralarında da o enerjiyi yakalamışlar, bu da ayrı bir mutlu etti. Burdan bir kez daha Vahed Hocamıza ve Melis Hocamıza teşekkür ederim, bize bu onuru ve mutluluğu yaşattıkları için.🙏

Gelelim sevincimize....  😊

Ufak bir süpriz ile Umay'da çiftler grubunda oynadı ve namağlup olarak maçı aldılar. pazar günü ferdi maçta oynamadı. İnşallah bir sonraki maçlara hazır olacak. nasıl heyecanlandık anlatamam.......

Ve iki günde takım namağlup olarak bölge birinicisi oldular. 👏🎉🎾



Pazar gecesi Zonguldak'tan sevinçle döndük.  :)

Her çocuk imkanları dahilinde bir enstürüman çalmalı, bir spor dalı ile ilgilenmeliymiş bunu daha iyi anladım. Gerçekten de şimdiki zamanda imkanlar daha iyi, artık bir çok belediyenin de bu imkanları sağladığını biliyorum... O yüzden çocuklar şanslı. Tabi ebeveynlere çok iş düşüyor.... bu süreçte Umay kadar bizde bir çok şeyden faragat ediyoruz, söylenmeden, of demeden... biz keyifle peşinden koşturunca, kızçemden bi off demiyor....

Evet yorucu ama şimdi bir şeyler yapmazsa ileride çok zor spora yönelmesi, elbette imkansız değil ama lisans alması, devam ettirmesi bir yaşdan sonra maalesef olmuyor....


Yol uzun.. biz hazırız kızım... Başarıların/ız daim olsun 🙏

12.10.22

Neler okudum ?

Selam.😊

en son 23 Eylül'de yazmışım.... Aslında hep aklımda sayfama yazılar eklemek lakin bi denk düşürüp yazamadım... Süreklilik konusunda kendimi geliştirmem gerek :)

Zamanı verimli konusunda da çalışmalar yapmam gerek...😬

Okul- masa tenisi-ev arasında ki gidip gelmelerimiz devam ediyor. Bu sene 3.sınıf olması sebeiyle yeni ders olarak Fen Bilgisi eklendi ve ödevler de biraz daha fazlalaştı. Allah'tan öğretmenimizin çok ödevdense, derste öğrenmeleri ve sonrası pekiştirmelerine inanıyor... yavaş ama sağlam adımlarla ilerliyorlar. Öğretmen konusunda şanslıyız.... 

Arada arkadaşlarla çay kahve muhabbeti derken akşam oluyor.... 


 

Uzun zamandır bu kitap aklımdaydı. Yazarı İnstagram'dan severek takip ediyorum. Paylaşımları, anlatımları içime çok iyi geliyor..

"İnsanlar, giderler!" dedi
Ustam, "Bunu unutmayın ".
Aslında doğumdan başlayan bir büyüme sürecindeyiz. Ve bu süreçte yol aldığımız kadınlar, özellikle kadınlar neredeyse dönüm noktamız oluyor....
Kelimelerinden dökülen, kendi hayat yolundan yola çıkarak farkındalığı anlatıyor bir nevi Sevgili #damlaçeliktaban
İçimde ki, içinizde ki bir çok yaraya, söze dökülemeyen yaşanmışlıklara kapı açıyor, nasıl barıştığını, kabullendigini ve yola devam ettiği bir nevide var kitapta......
Oturup bir kaç saate okursunuz kitabı... ama öyle okumayın emi... sindire sindire, içinizde ki çocuğu dinleye dinleye ,yüzleşerek okuyun. Okuyun ki kendi yolunuz da yalnız olmadığınızı hissedin.......
Teşekkürler, 🙏🏻✨️✌🏻

diye yazmışım.... ara ara açıp okunacak kitaplardan...


Peşinden #bağlar kitabını okudum.  uzun süredir aklımda olan bir kitaptı. Veeee ruhumda hissederek okuduğum kitaplardan biri oldu.
Bir karı koca düşünün, gençliğin başında evlenmişler, iki de çocuk. Adam üniversitede de hoca. Ve evde dile getirmediği, rahatsız olduğu davranışlar, ailevi beklentiler var.
🔗 kitap kadının kocasına yazdığı mektuplarını başlıyor, ( adamın kendinden küçük bir sevgilisi vardır ve tüm zamanını onunla geçirir) bir nevi günlük şeklinde mektuplar. Özellikle baştaki o "unuttuysanız beyefendi hatırlatırım, eşinim ben senin eşin..." cümlesi ve kadının da aslında kocası ve çocukları için nasıl da kendinden vazgeçmesi, yüzleşmesini anlatan duygu durumları çok etkileyici idi.
🔗🔗 okurken etkilendiğim bir diğer anlatım ise kadın tarafından algılanan, hissedilen ile koca tarafından anlatılanlar , bide çocukların hem annesiyle hem babasıyla karşı karşıya kaldıkları, bazen bazı bildiklerini içlerinde tutmaları, anıları farklı hatırlamaları durumu ve bunların birbirine bağlaması.... hele o son bölüm çok iyiydi. Daha fazla yazamıyorum hem spoiler olsun istemiyorum hem de benim gibi hâlâ okumayan varsa okusun diye...

 

Bir kaç arkadaşımızla beraber okuduk. lakin kitap bende akmadı.. Aslında yazarın anlatım dili çok akıcı ama ben bu tarz konularda ki kitapları okuyamıyorum... O yuzden yer yer atlayarak okuduğum bir kitap oldu......


 

Hayatı anlaman gerekmiyor, yaşaman yeterli!" Diyor kitabın bir çok yerinde.
📖📖📖
Bayadır okumak istediğim merak ettiğim kitaplardan biri idi #geceyarısıkütüphanesi konusu çok çok iyiydi. Hayata dair amacını kaybetmiş Nora ve yaşamına dair gelişmeleri, yaşama tutunma çabalarını okuduk. Özellikle "keşkeleri " çok olan biri Nora. Babasının yüzücü olmasını istemesi, abisinin grupta ilerlemek istemesi, annesinin depresyonda olması aslında yük olmuş Nora'nın sırtına.... çünkü sevginin de önüne geçiyor ailesinde kimlikler.... Ve okuldayken kütüphaneye sığınması, orada öğretmeni ile satranç oynayıp sohbet etmesi bir nevi umut oluyor....
Sonrası ağır bir depresyon ve yaşama dair sorgulamalar başlıyor.
Kitapta işlenen konular çok iyiydi, özellikle paralel evren, kuantım ve yaşama dair anlatılanlar, orneklendirmeler iyiydi... lakin bisey eksikti... çok klişe cümleler vardı...Hani çok okuduk böyle kitaplar, isterdim ki böyle güzel bir konunun klişe cümleler ile değil de daha özgün bir anlatımla hikâyeleşseydi.....
Velhasıl okudum, iyi ki okudum ama arada kaldığım bir kitap oldu....



"Başarısızlıkların peşini hiç bırakmaz, ama başarıların konusunda kendini sürekli yeni baştan ikna etmen gerekir..."

"... rahatımız için bazı rahatsızlıklara katlanmalıydık, tıpkı sevdiklerimizin eksikliklerine katlanmak zorunda olduğumuz gibi: hiçbir şey mükemmel değil, dedi."

"Beklenmedik şeyler bazen kaderin cilvesi gibi görünür."

"Paranın kendisi başlı başına bir ülkedir...."

"Evlilik, başka şeylerin yanında, bir inanç sistemidir, bir öyküdür de, ve kendini son derece gerçek şeylerde göstermesine rağmen, yürümesini sağlayan şey eninde sonunda gizemlidir."

🔲🔲

Merak ettiğim bir üçleme kitap idi.
Yalnız kitap durağan ilerliyor o yüzden okurken biraz sıkılabilirsiniz....
Yaratıcılık dersi vermeye Atina'ya giden kahramanımızın çeşitli karşılaşmalarını okuyoruz... Yalnız yer yer nerede şimdi, bu kim, kimden bahsediyor derken kendimizi bulabiliriz... Eğer bırakmayıp devam ederseniz ,sonlara doğru taşlar yerine oturuyor....
Özellikle evlilik ve kadının çocuk ile olan bağı, ilişkisi üzerine bazı cümleler değişik ve etkileyici idi. Yer yer katılmadığım bakış açısı olsa da düşündürücü idi.
İmgeler çok fazlaydı...neresi konuşma neresi iç konuşma gibi gidip gelmelerim oldu. Okurken en çok hissettiğim; sınırlanma duygusu, yaş ilerledikçe farkındalığın artması oldu.....