29.3.23

Günlük Haller....

 Bu aralar bı gerginlik var üstümde.... Aşırı kahve tüketimine bağlıyorum.... Bir de degerlerim düştüyse.. birbirine domino taşı gibi bağlı.....bu aralar haber izlemeyi de bıraktım. Artık depremden çok siyaset konuşuluyor... Güncel olayları takip etmek için. Oldum olası televizyon bana göre olmadı. Biraz izleyeceğimi izleyip kapatırım. Ruhum daha çok müzikten yana.. son üç dört yıldır Radyo Voyage dinliyorum... onların çaldığı dingin liste iyi geliyor ruhuma.... İnsan yaş aldıkça nasıl da değişiyormuş, kendim de bunları gözlemliyorum bu ara ...

(Hoş ruhen daha genç hissediyorum ama bazen yaşımın da getirdiği duyguları fark ediyorum.)..


Ramazan geldi hoş geldi...📿 Ruhumuzu da beslememiz gerektiğini düşünüyorum ve böyle anlar bir vesile oluyor, daha bir enerji foliyir içimiz. Haftasonu tekne orucu tutmak istedi Umay Kız'da, tabi birnsuee sonra o klasik soruyu kızçemde sordu 🤭 anne sakız çiğnesem orucum bozulur mu? ... Demek böyle geliyrmus sorular dedim🤭😄

Bu ara arkadaslarim ile ortak kitap okuyoruz. 

"Kelebekler Zamanı", " Havuzlu Yazlık" ve " Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi" hepsini de elimden bırakmadan okuyorum.....



15.3.23

Sybil Flora Rheta Schreiber


Uzun bir aradan sonra merhaba...

Umay kızın mart ayında doğum günü vardı, bütün sınıfı çağırmak istediğinden bizde mayıs ayında okula yakın bir parkta yapmaya karar verdik.

Tabi onun dışında, gününde de evde aile arası pasta kestik. Okulda çekirdek bir grubumuz oluştu. Hepimiz birbirimize çok çabuk uyumlandık ve ayda bir buluşuyoruz bazen de daha sık buluşup çocukları da bir araya getiriyoruz okul dışında. İŞte bu çekirdek grubumuz Umay Kıza süpriz yaptı ve akşam yemekten sonra bize geldiler, Allah'ım Umay nasıl çıldırdı anlatamam... İstemesem bu kadar güzel bir doğum günü olamazdı. :) o kadar sevindiki.... Tabi mayıs ayında tüm sınıfa yine yapıcaz 😁

 📖📖📖📖⏳⏳⏳⏳⏳

sybil

Sybil'ın dinsel baskılar yönünden de ezilmesi ve özellikle dinsel açıdan sinirsel bir hastalık içerisindeki büyükbabasının da katkısıyla kapana kıstırılması, sarsıntıyı güçlendiriyordu.


Dr. Wilbur, ne "Mike" adından ne de kızlara hükmedercesine yöneltilen iltifatlardan pek bir şey anlayamadı. Doktoru etkileyen şey, Sybil'in yalnızlık isteğiyle ihtiyacını yapıcı bir çözüme bağlayacak değişen bir kişiliğin varlığı oldu ilk anda; çünkü Sybil kendisi bu çözümü getirememişti. Bilinçli kafa bocalarken, bilinçaltı eyleme geçmişti...


Öyle bir kitap okudum ki... uzun zamandır böylesine etkileyici bir psikoloji kitabı okumamıştım.

Arkadaşım okudu ve önerdi. Sağ olsun bir de kitabını paylaştı.

 Kadınlı erkekli tam 17 karakter... Tek bir vücutta farklı dengeler... Sybil, çok kişilikli oluşun ilk psikanalizidir. Sybil Dorsett olayı, nomale bakışımızı da etkileyen bir gerçektir. Sybil yalnızca insan davranışlarını saptayan bilinçaltı dünyasının tehlikeli güçlerinin yepyeni bir incelemesi olmayıp, baskı ayıtlarından, toplum, din ve ailenin sakatlayıcı etkilerine bir örnekle bakıştır. Okuyucu bu kitabı okuduğunda bir bilinçlilik genişlemesine uğrayacaktır. Çünkü kendi yaşamını büyüteç altına alarak onları dönem dönem analiz edecektir.
Tıp açısından ise bu öykü, akıl hastalıklarının kalıtım ve çevre terimleri içinde ortaya çıkışını; halk dilinde çok ya da farklı kişiliklere mal edilen şizofreniyle Sybil'in pek az rastlanan hastalığı Grande-hystérie arasındaki ayrılığı ortaya serme amacını gütmektedir.

 der arka kapakta. 

Okurken çokca durup düşündüm, 16 kişilikle yaşamak ve sebebinin de küçüklükten başlayan anne ile sorunlarından kaçmak için geliştirdiği bir yaşam.

O küçücük bedeni ile maruz kaldığı işkenceler...Babanın çok çalışıyorum bahanesi ile görmemeyi seçtiği zamanlar...

Tabi en çok da etkili olan dini inanışları ve annenin de ailesinde olan şizofrenik belirtiler... Aile ve geçmiş ne kadar önemli dedim okurken.....

Düşünün ki yaşadığı travmalar sonrası kendi de farkında olmadan geliştirdiği kişilerle hayata tutunmaya çalışması ve bu durumun resmen bir ömrüne mal olması. Dr. Wilbur ile seansları sonrası, 42 yaşında artık yavaş yavaş normale dönmeye başlaması.....

Tabi o dönemde ( 1950'liler de) bu kadar çoklu kişilik vakasına rastlanmaması da çığır açmış.... Ve Sybil'in içinde ki kişiliklerle yüzleşmesi de zaman alıyor. Başta kabul etmek istemiyor lakin hayatında bi kayıp 2 yıl var ve bir türlü hatırlayamıyor....

Ve kitabın sonlarına dogru, hayatına düzen vermeye çalışırken itiraf etmekte zorlandığı " annemden nefret ediyorum, onun ölmesini kaç kere istedim biliyor musunuz?" lar çok etkiledi okumamı...

 

Velhasıl mutlaka okuyun diyeceğim kitaplardan biri oldu.... ve hiç unutmayacağım.....