27.4.23

Amasya Gezisinden Kalanlar....

 Merhabaaaaa...

 

Yoğun bir ara tatili sonrası yağmurlar ve evde olmak iyi geldi. Bu ara tatilde kızın turnuvası sebebi ile Amasya'daydık. Cuma'dan yola çıktık ve cumartesi ilk ferdi maçını oynadı. Kuradan karşısına; kendisinden iki yaş büyük ve dereceleri olan bir kız denk geldi. 2-3 puan fark ile yenildi. Melis Hocamız bunu beklediğini söyledi. Hem ilk maçı olması hem de rakibinin büyük olması sebebi ile yenmesi biraz zordu dedi. Lakin iyi de oynadığını söyledi, arada ki 2 puan farkla yenilmek başarıydı Umay Kız için. Karşı tarafın rakibi başta iyiydi lakin Umay'ın solak olması ve iyi servis atması sebebi ile suratı o kadar çok düştükü ki bu durum bize motive oldu açıkcası.😬


 Bu arada onlar oteldeyken akşamları Amasya'yı gezdik. Tek kelime ile bayıldım şehre. Hele akşamları ışıklandırma ile muhteşem bir manzara vardı. Bu arada şehzadeler şehri olması sebebi ile Yeşilırmak kanalının orası hep konaklarla çevrili idi. Kaldığımız otelde konaktı. Ziyagil Konağı idi adı ve aile işletmesiydi. O mütevazi yaklaşımları, karşılamaları ve samimiyetleri ile beş yıldızı hak etmişlerdi. Oranın iyi konaklama merkezlerinden biriymiş. Aile işletmesi olması ve ortamın huzuru, sakinliği otelede yansımıştı.

Yemeklerimizi de " Amasya Mutfağı Konağı"nda yedik. Genellikle oraya has yemekleri seçtik. Çok fazla yöresel yemeği yoktu. Haşhaşlı çöreği ile meşhurmuş. Fena değildi. Favorimiz " baklalı sarma" ve "keşkek" oldu.

Döneceğimiz gün de "Kral Kayalıklarına ve Arkeoloji Müzesini" gezdik arkadaşlarımızla..

 




Amasya'nın bir güzel anısıda, orada yaşayan Elif ile tanışmak oldu. Kitap kulübünden bir arkadaşım Elif ve oaraya geleceğimizi duyunca, akşam bizi çaya davet etti. Bir de öyle güzel bir cafede yer ayırtmış ki... Yamaç Tepesinde ve tüm Amasya ayaklarımızın altında idi. Kitap kulübünün bana kattığı güzel arkadaşlıklarından biridir Elif. Ve yüzyüze tanışmak çok heyecan ve keyif verici idi.💜🙏  
İstanbul'a dönüş yolunda da Ankara/ Anıtkabir'e uğradık. Tüylerimiz diken diken ve gözümüz yaşlı dolaştık.... İÇimdeki sevgi, saygı, minnet duygusu o kadar büyük ki.......
Güzel bir ara tatil oldu bizim için. Gelsin sırada ki maçlar :)
 
 
 




2.4.23

Kasırga ve Kelebekler Zamanı..


Daha önce "Teke Şenliği"kitabını okumuş ve orada geçmişti "Mirabal Kardeşler"in öldürülmesi. Fakat çok az anlatılmıştı. Bu kitap ile tamamen kardeşlerin hikayesini okuyoruz.... Sonlara doğru resmen içime bir yumru oturdu.... 🥺




 📌🖇️Belki büyük şeylerin acısı ancak böyle çekilebiliyordur: Kırpık kırpık, çimdik çimdik, damla damla üzülerek.


🖇️📌 Teke Şenliği kitabında az biraz geçiyordu isimleri; Kelekler diye.... Bu kitapla, dört kızkardeşin hayatını, nasıl bir savaş verdiklerini okuduk.... 

Okurken hep kendime şunu sordum; sen olsan napardın?.. vebabim çoğunluk olarak: bir kızım var, sorumluluklarım var oldu... Çünkü bir döneme karşı çıkmak, yapilan adaletsizlihe, faili meçhul ölümlere karşı durmak bunun için savasmak zor.... Herkese göre değil bana göre....


📌🖇️ Kitaba gelirsek, yazarinda ailesi Dominik Cumhuriyeti'ndeki Trujillo diktatörlüğü döneminde Amerika'ya sığınmış bir aile. Ve bir gün yazarın kendisinden bir dergi için kısa bir yazı isyerler ve olayalr böyle başlar. Tekrardan Dominik Cumhuriyeti:ne gitmesi, kardeşlerden hayatta kalan biri ile görüşmesi, Mirabal kardeşlerinin çocukları ile karşılaşması, hikâyeyi dinleyip, bizlere anlatması ile kitap ortaya çıkıyor... Tabi okunanlar kolay değil.... Bir dönem ne kadar çok insan şimdiki dönem için mucadele vermişler...🙏🏻🥺 Çaresizliğin kol gezdiği bir dönem de resmen Umut olmuşlar kızlar..... Ve nelerden vazgecmisler. Nelere katlanmışlar...

Nette şöyle bir paylaşıma denk geldim...kitabın özeti gibiydi....

"Bu kitap bir haykırış, büyük bir direnişi anlatıyor. Dominik Cumhuriyeti’nde 1940’lı yılların sonunda duyulmaya başlanan bu çığlık, 1960 yılına kadar direnişini sürdürür. Bu çığlık, hepimizin çığlığı ve bu direniş bütün kadınların direnişidir. "



"Onlara bırakmak istediğim tek şey, bağımsızlıkları..."

Kitapta geçen bu söz çok etkilemişti okurken....

Bir anne babanın evlatları için dileği.... 

🌄🏞️ Açıkçası yazarın dili başlarda biraz karışık gelebiliyor. Çünkü çok şey anlatmak istiyor yazar....özellikle toprağını, halkının kendi topraklarında verdiği mücadeleyi, beyaz insana karşı verdiği mücadeleyi anlatiyir bir nevi... Okuduktan sonra aşağıda ki blgileei okumuştum nette... Aslında her şeyi özetliyor...

Ufak bir arkadaş grubumuz ile "muz Üçlemesi'ne başladık, iyi ki de başladık ✌🏻📖😏


Nobel ödüllü Guatemalalı yazar Miguel Angel Asturias, entelektüel üretimine, Orta ve Güney Amerika'daki dinleri, yerel inanışları, mitolojiyi, folklorik dansları vb. inceleyerek başlayan bir kültür araştırmacısı aynı zamanda. İlk edebî ürünlerini, bu akademik araştırmalarını edebiyat diliyle harmanlayarak veriyor ve bu alanda giderek ustalaşarak kıtanın ünlü “büyülü gerçekçilik” akımının da kurucularından biri oluyor.

Yerli kültürüyle harmanladığı yazınsal dilinin ve “büyülü gerçekçilik” akımının en önemli yapıtlarından biri.Kasırga, burada toplum çatışmalarının, halktan yana olan o esrarlı tabiat güçleri karşısındaki aczini ve küçüklüğünü anlatırken, bir yandan da yabancıya karşı çıkacak büyük bir Yerli direnişinin sembolü olarak kullanılıyor.”