Pencereyi açıpta yağmur sesini dinlemek öyle iyi geliyor ki ruhuma. Aslında geceleri dinlerken bu sesi bir kadehte şarap içmek vardı ama emzirdiğimden sonraki yıllara erteliyorum bu keyfi.
Düşünüyorum da; kişi büyüdükçe tercihleri, ilgi alanları da değişiyor. 20'li yaşlarımdayken aslaaaa sevmezdim yağmuru ve dışarı bile çıkmazdım. Islanmak rahatsız ederdi beni. Şimdi ise herşeyi ile seviyorum yağmuru.
Yazımı yazdıktan sonra ve Umay uyanmazsa o arada balkona çıkıp yağmuru izleyip sesini dinleyeceğim.
Kızı emzirirken Şehir Mektupları/ Ahmet Rasim kitabını bitirdim.
Yazarımız İstanbul yazarıdır ve şehirde gördüklerini, izlenimlerini, yaşadıklarını gazetede yayınlar. Anlatım dili çok keyfili, bir de fıkra sever biri yazarımız.
Kaçak Atlar / Mişima okumaya devam. Aslında elimden hiç bırakasım gelmiyor ama malum evde bebe var. Uyuduğunda işimi toparlıyrum, yemek, çamaşır derken akam oluyor. Genelde gece uyuttuktan sonra daha sri okuyabiliyoorum. Gün içinde de okuyorum ama bizim kız artık kendisi ile konuşulsun, ilgilenilsin istiyor. :)))
Aaaaa az kalsın paylaşmadan yazımı bitiriyordum.
Daha fazla anlatmayayım, izleyin derim.
Bizim kız ses veriyor. Ben kaçar. Hepinize keyifli haftasonu.... :))
senle ben yağmurun keyfini çıkaranlardanız Gülşahcım:)
YanıtlaSil