Selam. İyi haftalar hepimize.
Geçtiğimiz hafta kız.grip olmuş üç güne atlatmıştı. Sonrası malum ben oldum.
Bu sefer kemik ağrısı yanında "sesimi kaybettim hükümsüzdür" modundayım
Hatta hâlâ da öyleyim. Dün akşam babamın doğum günü vesilesi ile kardeşime gittik. Az bişey viski içirdiler zorla 😬😊 "iç bak iyi gelecek dedi ma aile"
Bende azcık içtim içim ve boğazım yandı lakin yarım sonrası sesim geldi.... Valla şaştım. Dedim bileydim önceden içerdim 😁
Bugün daha iyitm en azından az da olsa sesim çıkıyor derdimi anlatıyorum
Ve Aralık ayının da sonuna geldik Her sene liste yapardım ama bu sene dırt çıktım Liste falan yapmadım hâlâ
🎄 Yeni yıl kartları yazdım postalanacak
🎄 Elimde ki kitapları bitirdim ve resmen kitabım kalmadı. Ay ben bi mutlu bi mutlu Artık listelediğim kitapları alabileceğim 😊
Bitirdiğim kitaplara gelirsem; bu ay güzel kitaplar okudum.
📚
KÖRLÜK/JOSE SARAMAGO
Daha önce yazarın "Kabil" kitabını okumuş ve hayal gücüne, betimlemelerini beğenmiş fakat dini konuları ti-ye alması beni biraz rahatsız etmişti.
Evet Habil Ve Kabil'i anlatırken verdiği örnekler vs. çok iyiydi. Bu biraz da inancıma ilgi.
Bu kitabın da yazar birden kör olan insanların yaşamlarından yola çıkarak anlatıyor Başta saçma gibi gelse de okudukça, bakış açısı kurduğu cümleler ve verdiği örneklerle sizi içine alıyor kitap
Özellikle insanların toplu haldeyken nasıl sürü psikolojisine dahil olduğunu, bir olay başımıza gelince nasıl da değiştiğimizi vs anlatmış. Tabi etkileşimler, toplumsal kaygılar devlet politikası derken sizde sorgulamaya başlıyorsunuz.
🖋
Kitap da tek rahatsız eden ve yorucu olan; düz yazı ile yazılması ve hiç bir noktalama işaretinin olmaması. Bir de yazar hiç karakterine isim vermeden anlatıyorum Bu onun tarzı ne diyelim 😊
Diğer kitabım; SADAKO/
Eleanor Coerr
Arka kapak yazısı öyle güzel özetlemiş ki..... Kısacık 72 sayfalık bir kitap ama size öyle çok şey anlatıyor ki....
Sadako Sasaki... Hiroşimalı binlerce küçük kızdan biri. 1945'te iki yaşındaymış. Yaralanmamış, hastalanmamış. Okuluna gidiyormuş güzel güzel. Yıllar geçmiş. Sadako, kentinin her gün biraz daha düzeldiğini, yeni yapılar yapıldığını görmüş. On iki yaşındayken birden hastalanmış. Radyasyonun vücutta yarattığı onulmaz bir hastalıkmış bu. Doktorlar, uzmanlar incelemişler, kurtuluş olmadığını anlamışlar. On ikisindeki Sadako ölecek!.. Kendi de biliyor bunu! Ama Japon geleneğine göre kağıttan bir turna kuşu yapan kişinin dileği muhakkak gerçekleşir. Sadako'ya oyalanması için bu inancı veriyor çevresi. Mektuplar alıyor bu konuda. Sadako, hasta yatağında başlıyor kağıttan turnalar yapmaya. Çok uğraştım ben, yapamadım o kuşları. Bir, iki, üç kez katlıyorsun, kıvırıyorsun, derken bir turna çıkıyor ortaya. Sadako günlerce uğraşmış, yüz, iki yüz, beş yüz, altı yüz, tam altı yüz kırk dört ağıt turna yapmış. Onlar birbirine bağlanıyor ince ipliklerle, metrelerce uzayan bir kuş dizisi çıkıyor ortaya. Sadako Sasaki bin turnayı tamamlarsa ölümden kurtulacağını umut ederek, gece gündüz kağıttan kuşlar yapması geliyor gözümün önüne, 644'üncünün bitişi 645'inciye başlayamamak ve çekip gitmek şu hem güzel, hem çirkin, hem yüce, hem aşağılık dünyadan... (OKTAY AKBAL)
📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚
ŞEYTAN'NIN GÜNLÜĞÜ/ LEONİD ANDREYEV
Kadıköy'e inince muhakkak İşKültür Yayınları'na uğrarım 😊 Özellikle orada ki çalışanlar da iyi bir okur olunca sohbet de keyifli oluyor.
Bu kitabı da onların önerisi ile aldım.
👿 Aslında eski bir yazar fakat Türkçe' ye Ekim 2018 tarihinde çevrilmiş. Rus Edebiyatının iyilerinden diye geçiyormuş..
Konusuna gelince de...
Şeytan bir gün sıkılır ve insan kılığında yeryüzüne iner.
Öyle insanlarla karşılaşır ki kendi bile şaşırır ve gaflete düşer.
Baktığımızda da öyle değil midir!
Macera ve eğlence peşinde koşarken insanda içkin özelliklerle; açgözlülük, gaddarlık, kurnazlık ve ikiyüzlülükle tanışır. İnsanın Şeytan’a “pabucunu ters giydiren” türlü hile ve düzeniyle kandırılır, aşağılanır, alaylara maruz kalır ve servetinden olur. Şeytan’ın bile saf ve temiz kaldığı bu karanlık dünya tasavvurunun barındırdığı keskin yergiden Batı uygarlığı ve Katolik Kilisesi’nin temsil ettiği ruhban sınıfı da nasibini alır.
Ve insa oğlu şeytana bile pabucunu ters giydirir ...... 😬😁😁
Evet biraz ironik ama doğru değil mi? Hepimiz tanımışızdır böyle kişikliker ....
Anlatım dilini beğendiğim yazarlardan oldular kendileri 😊
Son olarak TOLKİEN MİRASI BİLEMEZSİN kitabını okudum
Kitaplar yazarın anısına yeniden aslına sadık kalarak ve bayağı bir geniş ön yazıları ile basılmış ve özel set olarak satışa sunulmuş.
Eşim aslında hayranı ve o almıştı.
Bem Yüzüklerin Efendisi filminin hayranıyım ve defalarca seyredebilirim.
Kitaplarını da daha doğrusu masal hikayelerini de sevdim. Aynı zamanda ilizyonlarla da anlatılmış
Yazar aslında çocuklarına önce anlattığı masallardan yola çıkmış..
Okırken bşr kez daha hayal gücüne hayran kaldım Gerçekten de herkese mahsus değildir böyle düşler ayrı bir kafa istiyor bence. 😊
Ve o kafa da yazar da ileri seviye. Okurken bunları hissettim..
Masal diyorum ama masaldan da öte... Büyüklere masallar tarzında. Yüzüklerin Efendisinin ön kitapları diyebiliriz bu seriye.... Şimdi bazı sahneler ve kişilikler daha bir oturdu kafam da.
İşte böyle. Şimdi de Sineklerin Tanrısı kitabına başladım.
Si nasılsınız?