25.8.19

Yaşam Kullanma Kılavuzu / Perec

Havalar mis gibi....hele akşamları balkon enfes.....😊
Bu aralar okuduğum en ilginç ve müthiş kitaplardan biri oldu #yaşamkullanmakılavuzu
Daha önce hiç #georgesperec okumamıştım. Geçen ayki Notos Dergisi'nin de konuğu kendisi idi.
📕 Bayağı enteresan biri imiş Perec.
Mesela bu kitabını 10 yılda tasarlayıp 2 yılda yazmış. Öyle enteresan detaylar var ki kitapta. Lakin okurken sizi rahatsız etmiyor.
Mesela artık merdivenlere daha bir dikkat edicem.
Bir de hiç " E" harfi kullanmadan 300 sayfalık bir romanı varmış kendisinin. Tabi bunlar biraz yetenek, biraz da zeka, akıl işi. Gerçekten de bazı beyinler başka çalışıyor. Ve iyi ki yazıyorlar bizde okuyoruz.
📕 Yapboz parçaları gibi tüm detaylar. Tanıtım bülteni şöyle der:
Paris'te kuşaklara yayılan kiracıları ve sahipleriyle bir bina…Bunların parça parça, kat kat yaşamları, kimi zaman ayrıntılarla, bir yığın gereksiz şeyle birlikte ve de gerçek öyküleriyle anlatılıyor. Bu romanda bir servis merdiveninin, bir asansörün bile tarihi vardır. Bunların tümü bir yapboz oluşturur ama bir yapboz hiçbir zaman onu oluşturan unsurların tek tek irdelenmesiyle anlaşılamaz ve parçaların tümü yapbozun nihai amacı konusunda bir fikir vermez.
Çok sevdim çok.......

22.8.19

Yeni Yaş.....

Selam.
 Pazartesi günü dolu dolu 39 yaşımı bitirip 40 yaşımdan gün aldım. Bu sefer sabahtan İnstgram'da paylaşım yapmadım. Her sene nedense ritüel gibi paylaşırdım. Bu sefer öyle yapmadım. Gece paylaştım. Gün için de sadece çok yakınlarım kutladı. Sanırım o kadar çok sosyal medyanın hatırlatmasına alışmışız ki....
Neyse efendim sorun değil bu. 😊
Geçen sene ki fotoğrafımla kutladım yeni yaşımı. Bu sene ilk defa pasta kesmedik. Sorun mu? Değil tabi ki...
Can'ım eşim çok istediğim şeylerden biri olan sesi suları güzel veren bir hopörler almış bana 😁
Genel de Spotify'den dinliyorum müziklerini ve benim için büyük bir nimetti hediyesi. 😍
Hani böyle yeni yaş alırken insan bir geriden ileriye doğru bir muhakeme yapar ya....işte bende yaptım. Öyle çok şey öğrenmişim ki... Bu huyunu seviyorum. En azından benim hatırladığım kadarı ile hiç değişime direnmedim. Öğrendiğim bir çok öğretiyi kendimce harmanlayıp hayatıma kattım, değiştirmem gereken huylarım varsa iyileştirdim....
İşte böyle.....tekrardan;
Hoş geldin yeni yaşım.🎂




Geçen gün "ALİTA" filmini izledik, bana göre fena değildi sonunu hiç beğenmedim. Beğendiğim bir şey varsa da sanal dünya açısından bu yabancı film sektörü acayip iyi çizimlere sahip. Alita o kadar gerçekçi idi ki.......konusu bakımından yapay zeka,  dünyanın sonu gelmiş, robotlar ile daha çok işler yapılıyor vs... Yani son yıllarda ki konulardan.



 
Bir diğer film ise "TOLKİEN" idi.
Gerçekten de bana göre en büyük hayal gücüne sahip kişilerden birisi imiş.... Film de daha çok çocukluk ve okul dönemine değinilmiş. Belki bir ikincisi daha çekilirse sonra ki dönemi de anlatılır. Biraz eksikti sanki.....yine de Tolkien.....değerdi izlemeye.....
Daha önce, kitaplarından hayatını okuduğum kadarı ile hikâyelerini daha çok çocuklarına anlatmaya başlamış. Daha çok onlar için yazmış lakin o hayal gücü müthiş....

İndirimden aldığım bir kitap oldu " Yanlış Okumalar/ Umberto Eco"

ECO’NUN BİR VASİYETİ VAR
Yanlış Okumalar’da Eco, kitabın adının hakkını vererek İncil’i ve Batı edebiyatının örneklerini de eleştirmen olarak inceliyor. Biraz dalgasını geçiyor, çokça göndermede bulunuyor ve büyük öğretici yazar olarak ‘küçük dağları ben yarattım’ pozundan azade mütevazılığın pelerinine bürünüp kendi metnini dışarıdan izliyor. Eco oğluna Noel için yazdığı mektupla Yanlış Okumalar’ı bir vasiyete dönüştürüyor. Çocuklar için masallar ve oyuncaklarla kurulan dünyayı eleştiren Eco, mektubunu şöyle bitiriyor: “Büyüdüğünde çocukça düşlerinin o canavar tipleri hala sürüyor olursa-büyücüler, cüceler, devler- belki de peri masallarına karşı eleştirel bir tavır kazandığın için, yaşamayı ve gerçekliği eleştirmeyi öğreneceksin.”

Aslında yukarıda ki paragraf anlatmış her şeyi. Bir çok paylaşımda, kitabın anlaşılmadığı ve sevilmediği yazılmış. Oysa ki büyük usta bu kitabın ön sözün de bir çok şeyi açıklığa kavuşturuyor. Belki de diyor, o dönem değil de şimdi ki  birikimimle yazsam daha başka bir kitap ortaya çıkardı....oysa ki bu kitabı ile de öyle bir ironi yapıyor ki.....
Ve açıkçası okur olarak bizim de biraz edebiyat birikimine sahip olarak okumamız gerek. Başka türlü ilerlemez bu kitap.

16.8.19

Biten Kitaplar, Yeni Başlanan okumalar....

Veeeeeee #anarşık bitti..... Kürdan beni çok güldürdün çok yaşa emi.....
☘ Novella tarzı bir roman Anarşık.  Uzun zamandır böyle ince dokundurmalarla kitap okumamıştım. Özellikle bazı yerler de ki o mizahi laflar beni bitirdi.
🤭

Yer yer güldüğümüz ama en çok da içinde yaşadığımız çok bizden biri Kürdan.  Hayatı roman gibi.... Yokluk,  kimsesizlik,  umut.... Hepsi varda var...
Ve başına gelmeyen kalmaz.
Tabi şu ince detayı atlamamak lazım; hiç bir şey göründüğü gibi değildir. Okuyanlar anladı beni 😏




Kürdan lakaplı Mahmut’un cenazesi kaldırılmıştır. İmam efendi, mezara indirilenin Kürdan olmayabileceğine dair şüphesini fısıldayınca,
tüm tanıklar sorguya çekilir. Ancak yedi tanığın ifadesi işleri iyice içinden çıkılmaz hale getirir. Peki Kürdan ölmediyse gömülen kimdir? İmam Efendi cenaze namazında “er kişi niyetine” diyeceği yerde “hatun kişi niyetine” derken bir bildiği mi vardır, yoksa kalbi temiz olduğu için dili mi sürçmüştür? Kürdan arada bir nereye kaybolmaktadır?

Sanayi sitesindeki ustasından kamyon şoförüne, hayat kadınından
muhabbet tellalına, patronundan kabadayısına İzmir’in arka sokaklarında neşeli bir macera. Fuat Sevimay mizahi üslubuyla okuru Kürdan’ın peşinde bir arayışa çıkarırken, acımasız sistemin karşısında vatandaşın çaresizliğini de gözler önüne seriyor.
(Tanıtım Bülteninden)
Hamur Tipi : 2. Hamur
Sayfa Sayısı : 84
Ebat : 13,5 x 19,5
İlk Baskı Yılı : 2017
Baskı Sayısı : 1. Basım












Bitti....lakin içim de karakterler,  olaylar bitmedi.....Tabi bunda bazı karakterler ve isimlerinin de hayatımdaki yerleri sebebi ile daha bir içimde yer etti.
🏔 Nasıl da sadece bize anlatılanları biliyoruz duygusunu bu kitapla bir kez daha hissettim. 
🏔 Bazı karakterleri çok sevdim bazılarına kızdım. Lakin fazla açık veremiyorum kitap yeni 😉
🏔Hatai Başkan, John Gable, Aziz sizi unutmıycam..... Hele bana hatırlattıklarınızı hiç....
🏔 Bu yaz okuma hızım düştü diye kaç kez demiştim 😉 #dergahdağınsaklıyüzü
Kitabı elimden hiç bırakmak istemedim, bazı cümleler de ve detaylar da daha yavaş okudum,  çocukluğuma, anılarıma gittim.....
🏔 Özellik "İsmail" karakteri tam ismi çok içimi yaktı....fazla detay verememek çok zormuş yahu....keşke size de anlatsam hikâyeyi...
Ama anlatmam kitap yeni,  alacak olanlarınız olur.....
Kader ölçüsü, içimizde ki his....yaşadığımız anlar......hepsi var Dergah'ta....
Emekli bir asker olan John Gable aldığı bir haberle geçmişe döner ve başına geleceklerden habersiz Amerika’dan Türkiye’ye doğru yola çıkar.
Binlerce kilometrelik bu yolculuk Hakkâri’de görev yapan Binbaşı Cem Elvan ve emir eri İsmail’i de içine alacak bir serüvene dönüşecektir.
Onlar birbirlerini bekleyedursun, geçmişe ait ruhlar da yerlerinden çıkıp bu üç adamın kaderine ortak olacaktır.
(Tanıtım Bülteninden)

Hamur Tipi : 2. Hamur
Sayfa Sayısı : 280
Ebat : 13,5 x 19,5
İlk Baskı Yılı : 2019
Baskı Sayısı : 1. Basım






Bu kitabı bir arkadaş önerdi. Daha önce hiç duymamıştım. Ve yine tanımakta geç kaldığım yazarlardan diye düşündüm.
Çünkü öyle güzel ki anlatımı. Şuan PDF olarak okuyorum. Lakin diğer kitaplarına da bakmayı düşünüyorum.
Kitabın tanıtımı şöyle;

On yıl boyunca tasarlanan, iki yılda yazılan, belki bir günde bir solukta okunacak, belki bir haftada hazmedilemeyecek, herkesin istediğini bulabileceği bir yapıt olan Yaşam Kullanma Kılavuzu düzensiz büyük bir düzen ya da son derece düzenli bir düzensizlik…yani yaşamın kendisi…Edebiyat türleri açısından sınıflandırılması oldukça zor bir yapıt…Betimlemeler, sıradan öyküler, olağanüstü yazgılar, kataloglar, bilgelik dolu egzotik olaylar, mükemmel biçimde tasarlanmış cinayetler, karanlık kara büyüler, mucize bir eski kitap, bir seyahat kitabı, kapsamlı bir sözlük, şefkatin hiç eksik olmadığı bir ironi... Perec’in her şeyi tıkıştırdığı bu kitap büyük bir yapboz! Kaba güldürüyle atbaşı giden barok bir gerçekçilik!

Henüz başlardayım lakin okurken nasıl ilerliyor sayfalar fark etmiyorum bile....

12.8.19

Haset Ve Şükran / Melanie Klein

Selam.
Metis Yayınlarının "Ötekini Dinlemek" serisi adı altında çıkan ağır kitaplardan. Kitap isimleri çok önemli bence.... Bazı tiyoları da veriyor biz okuyucuya.
☘ Kitapta bahsedilen "Haset Ve Şükran" duygularının nasıl da doğum öncesi, doğum ve sonrası anne ile olan ilk temasa ve devamına dayandığını anlatıyor.

☘☘ Hatta okurken dedim ki; eğer bu kitabı "İri Memeler Geniş Kalçalar" ı okumadan önce okusaydım orada ki çocuğun meme bağımlılığını daha iyi anlardım.....
☘☘☘Hayatlarımıza, kendi kişisel deneyim alanımıza, ana babalarımıza, onlarla ilişkilerimize, zor büyüme yıllarımıza dair bir bilgi birikimi var kitapta.
👩‍👧 Annelerimizin hayatımızda ki rolleri çok önemli. Okurken kendinizi sorguluyorsunuz.
Bazı kavramları asıl anlamlarından nasıl da farklı kullanıyoruz. Mesela; Haset ile kıskançlığı birbirine karıştırmamız gibi....
Günlük hayatımız da çoğunlukla "haset" olan duygumuzu "kıskançlık" duygusu ile dile getiriyoruz....
Benim tek sıkıntım yazın okunmamalı biraz ağır ilerliyor çünkü bahsettiği şeyler önemli kuramlar. Freud,  Freud'un kızı ile çalışmış bir yazar. Özellikle Psikiyatri ve psikanaliz alanında yüzyıl boyunca yazılmış temel yapıtlara dayanıyor anlatılanlar.
👩‍👧 #melanieklein  Nesne İlişkileri Okulunun kurucusuymuş.

8.8.19

Biten Kitaplarım.....

O kadar yorgunum ki anlatamam.... Günler aslında dolu dolu yoğun geçiyor. Evet çok iyi ve güzel bir şey. Lakin bedenim artık fire veriyor,  dinlen, uyu hiç bir şey yapma diyor. Biraz bedenimi dinlemem gerek sanırım.

Bu ara okumalarım hep YKY Yayınları oluyor,  hem seviyorum hem de ince kitaplar olması da beni cezp ediyor. 😎



"SONDAN SONRA/ MEGAN HUNTER" kitabı distopya tarzı yazılmış,   kısa cümlelerle duygular,  yaşananlar anlatılmaya çalışılmış...
Konusuna gelince; Londra bir sabah sular altında kalır.... Bir anne hamiledir, sonrası doğum ve anne bebeğin hayatta kalma mücadelesi, yaşananlar, kıtlık,  su altınsa kalmaktan kaçmak, kaos. Babanın ve ailesinin psikolojik tepkileri.
Aslında konu çok güzel ama kitapta sanki bir şeyler eksikti. Bir türlü ilerlemiyor sayfalar.......
Ara da kaldığım bir kitap oldu. Pek sevemedim.......zor bitirdim.......



YÜZBAŞININ KIZI/PUŞKİN

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki çeviri müthişti. Sadece takıldığım nokta; dualar ve temenniler hep Allah'a emanet olun....şeklindeydi... Yani daha bizden dualar. Orijinal metnin de nasıllar bilemiyorum. Sonuçta Hristiyanlar.
Özellikle o aşk,  aşkı için giriştiği alavereler,  duygu yoğunluğu ve savaşa dair  kısa notlar ...çok iyiydi.  
Rusya'da ki rejimin çalkantılı ve belirsizliği,  ordunun mücadelesi ve yıllara vuran ayaklanma davası....