Haftaya başladık bitirdik bile neredeyse....
Hava öyle güzel ki...ayrı severim sonbaharı..... Hem renkleri bakımından hem de havanın o hafif içimi titreten, üşüten tavrına hastayım... 😊
Tek içimi üzen, içimi dağlayan bir şey var o da annemi bu ay da hastaneye yatırmıştık............... İnşallah şimdi uyuduğu yerde rahattır anneciğim......... Her geçen gün daha da zor oluyormuş.......bazen fotoğraflara bakıyorum da.... Daha erkendi bu bakmalar diyorum... Sonra kendimi teselli ediyorum.........
Bu aralar kızı okula bırakıp dönünce kitaplarıma sarılıyorum. Özlemişim oturup kitap okumayı.
Bitirdiğim kitaplardan biride...
Isabel Allende/ Yüreğimdeki Ülkem....
Yazar ile okuma grubumuz vesilesi ile tanışmıştım. Kaderin Kızı kitabını okumuş ve sevmiştim. Sonra listeme diğer kitaplarını ekledin fakat bir türlü sıra gelemedi kendisine 🙄
İndirimde de bu anlatı kitabını görünce aldım. İyi ki önce bunu okumuşum. Çok derin detaylara girmeden ailesini, yaşadıklarını, ülkesini ve kitaplarında ki bazı karakterlerin nasıl ortaya çıktığını anlatıyor Sevgili İsabel Allende.
Özellikle büyük büyük babası ile diğer aile üyelerinin yaşamları... Yaşam mücadelesi, ülkesi ve ülke sorunları, politikası...yaşadığı göç ve hissettirdikleri...... Artık daha farklı bir gözşe okuyacağım kitaplarını, özellikle Ruhlar Evi'ni.
Biten bir diğer kitabım da; Nihan Kaya/ Bütün Çocuklar İyidir
Benim aldığım kitap 68 sayfalık daha çok gençler, çocuklar ve yetişkinler içşn olan kısa kısa anlatılardan oluşuyor. Üçlemenin son kitabı olur kendileri. 😊
Her ne kadar içinde ki bazı bilgileri biliyor gibi olsak da önemli olan davranışlarımıza yansıtmak.... Yoksa kimle konuşsak, herkes her şeyi çok biliyor....
Kitapta anne babalara da sesleniyor yazar ve siz diyor içinizde ki çocukla barışır, konuşur, dinlersenşz çocuğunuzla da iletişiminiz iyi olur. Zaren en büyğk sorunumuz büyüdükçe içimizde ki sesi susturmak olmadı mı?
Nederler?, ayıp, şimdi öyle yapmayayım ayıp olur, gülerler... Cümleleri bitirmiyor mu?bizi......





İsveçli
tanınmış kadın romancıdır. Varmland’da doğdu. Stockholm öğretmen
okulundan çıktıktan sonra 1855-1895 arasında Landskroma’da öğretmenlik
yaptı. Daha sonra kendisini tamamen edebiyat çalışmalarına verdi.
Köyünde dinlediği masallarla daha başka köylülerden işittiği hikayeleri
bir yere yaza yaza, bunları ilerideki romanlarının ham maddeleri haline
getirdi. 1890-1891 yıllarında “Gösta Berling” adındaki
ünlü romanını yazdı. Bu eser yerli olduğu kadar da insan ruhunun
derinliklerine indiği için yazarına geniş bir şöhret sağladı.




