26.9.19

Güncem....


Geçen  haftasonu"Çocuk  Maratonu"etkinliği vardı, jimnastik öğretmeni "gelir misiniz?" diyince bizde gittik. Umay benle koşmak istedi. Keyifli bir pazar günü geçirdik. Koştul, güldük, çocuklar kendileri için hazırlanan etkinliklere katıldılar.  Çok kalabalıktı.

Haftaya başladık bitirdik bile neredeyse....
Hava öyle güzel ki...ayrı severim sonbaharı..... Hem renkleri bakımından hem de havanın o hafif içimi titreten,  üşüten tavrına hastayım... 😊

Tek içimi üzen, içimi dağlayan bir şey var o da annemi bu ay da hastaneye yatırmıştık............... İnşallah şimdi uyuduğu yerde rahattır anneciğim......... Her geçen gün daha da zor oluyormuş.......bazen fotoğraflara bakıyorum da.... Daha erkendi bu bakmalar diyorum... Sonra kendimi teselli ediyorum.........


Bu aralar kızı okula  bırakıp dönünce kitaplarıma sarılıyorum. Özlemişim oturup kitap okumayı.


Bitirdiğim kitaplardan biride...
Isabel Allende/ Yüreğimdeki Ülkem....

Yazar ile okuma grubumuz vesilesi ile tanışmıştım. Kaderin Kızı kitabını okumuş ve sevmiştim. Sonra listeme diğer kitaplarını ekledin fakat bir türlü sıra gelemedi kendisine 🙄
İndirimde de bu anlatı kitabını görünce aldım. İyi ki önce bunu okumuşum. Çok derin detaylara girmeden ailesini, yaşadıklarını, ülkesini ve kitaplarında ki bazı karakterlerin nasıl ortaya çıktığını anlatıyor Sevgili İsabel Allende.

Özellikle büyük büyük babası ile diğer aile üyelerinin yaşamları... Yaşam mücadelesi,  ülkesi ve ülke sorunları,  politikası...yaşadığı göç ve hissettirdikleri...... Artık daha farklı bir gözşe okuyacağım kitaplarını,  özellikle Ruhlar Evi'ni.

Biten bir diğer kitabım da; Nihan Kaya/ Bütün Çocuklar İyidir


Benim aldığım kitap 68 sayfalık daha çok gençler,  çocuklar ve yetişkinler içşn olan kısa kısa anlatılardan oluşuyor. Üçlemenin son kitabı olur kendileri. 😊
Her ne kadar içinde ki bazı bilgileri biliyor gibi olsak da önemli olan davranışlarımıza yansıtmak.... Yoksa kimle konuşsak,  herkes her şeyi çok biliyor....

Kitapta anne babalara da sesleniyor yazar ve siz diyor içinizde ki çocukla barışır, konuşur,  dinlersenşz çocuğunuzla da iletişiminiz iyi olur. Zaren en büyğk sorunumuz büyüdükçe içimizde ki sesi susturmak olmadı mı?
Nederler?, ayıp,  şimdi öyle yapmayayım ayıp olur, gülerler... Cümleleri bitirmiyor mu?bizi......












19.9.19

Bir Kitap Bir dinleti...Fırat Tanış....

Geçtiğimiz aylardan bir gün D&R indirim yapmıştı,  bende bir kaç kitap almıştım. Onlardan biridir "ORDULAR/  Evelio Rosero"
 Bu kitap ile ödül almış yazar. 
İçeriğinde ki savaşın o bildik yüzü değil de toplumda ki, o savaşı yaşayan toplulukların yaşamlarını, mücadelelerini, günlük hayata nasıl devam ettiklerini romanlaştırmış....
Düşünsenize sokağa bir çıkıyorsunuz; bir tarafta askerler bir tarafta militanlar...ara da sizde gidiyorsunuz. Bir gece kapınız çalınıyor,  kaçırılıp ailenizden fidye isteniyor.....
Romanda ki köyde bir çok aile köyünü terk ediyor ve çoğunluk yaşlılar kalıyor...  
Okurken insanlığımıza içimden saydırdım durdum.....
İçim buruk bitti kitap. Yazarın en çok anlatım dilini sevdim.... Az, öz sayfa ile dağları anlatmış.....


Bu akşam uzun süredir gitmek istediğim dinletiye bilet bulabildik.....
"Gelin Tanış Olalım/Fırat Tanış"
İnanın tek kelime ile "MÜTHİŞ" ti...  



Yazın Sevgili Genco Erkal'ı izlerken bi böyle hissetmiştim bir de Fırat Tanış'ı  izlerken... Resmen içime işledi,  kalbim huzur buldu. Anlattığı hikayelerde söylediği deyişler demek. 
Gerçekten de "sanatçı olmak" böyle bir şey....herkes söyleyebilir,  anlatabilir lakin karşındakine anlattığın hikâyeyi,  duyguyu geçirebilmek önemli.....
Abdal bir derviştir kendisi,  anlatır bizi bize
Lütfen yakınlarınıza gelirse bu dinleri kaçırmayın ve izleyin.....






Tanıtımı şöyle;
Ülkemizin yaşadığı gerginlik ve kutuplaşmalara karşı en anlamlı çağrılardan birisi ünlü oyuncu Fırat Tanış’tan “Gelin Tanış Olalım”, izleyicisiyle buluşmaya devam ediyor.

"Tanışalım da “işi kolay kılalım, sevelim sevilelim zira bu dünya kimseye kalmaz."

Farklı kültür ve yörelere ait 11 türkünün de yer aldığı gösterinin yazarı Prof.Dr. Semih Çelenk, Yunus’u rehber edinmiş bu yol hikayesini yazarken.

“Bu yol uzaktır,menzili çoktur,
Geçidi yoktur derin sular var."

Kibirden kavgaya, servetten korkuya … tüm engeller aşılamasa, menzile varılamasa bile mühim olan yolda olmak. İşte o yolun ışıkları; Yunus Emre’den Aşık Veysel’e, Pir Sultan’dan İbrahim Hakkı’ya, Somuncu Baba’dan Karacaoğlan’a… hep bunu öğütlemişlerdi. Yaşasalardı da aynı şeyi diyeceklerdi Nesimi gibi:

“Bir nefesçik söyleyelim,
Dinlemezseniz neyleyelim.
Eksiklik kendi özümüzde,
Darına durmağa geldik”.

Aradığımız sır belki de hiç tahmin edilmedik kadar kolay bir yerde saklıdır.

80 dakikalık sürede Fırat Tanış 11 türkü söylerken, oyunculuğuyla sözü şiiri müziği enfes yorumuyla harmanlıyor ve seyircisine adeta bir terapi vadediyor."

18.9.19

Nils Holgerson'un Serüvenleri / Selma Lagerlöf

Uçan Kaz çizgi filmini izlemeyen yoktur sanırım. Ve her seferinde keyifle izlerdim kazın tepesinde ki çocuğu... 😊
🙎🏼‍♂️ Hikâyemiz de; "on dört yaşlarında, soluk  sarı saçlı,  iri kıyım bir oğlan vardı."diye başlar ve işi gücünün yaramazlık yapmak, uyumak ve tıkınmaktı diye devam eder.
🙎🏼‍♂️ Her ne kadar çocuk edebiyatı olsa da dönemin en iyi yazarlarından biridir #selmalagerlöf
🙎🏼‍♂️ İlk Nobel alan kadın yazarlardanmış kendisi. Efsane ve masallara dayanan kitaplar yazmış ve tanınmış.
Nobel Edebiyat Ödülü'nü alan hem ilk kadın yazar, hem de ilk İsveçli yazardır
Kendisi hakkında internette paylaşılan "kimdir?" açıklaması şöyledir:

Selma Lagerlöf kimdir? Selma Lagerlöf hakkında bilgi.Selma Lagerlöf’ün eserleri ve başarıları

İsveçli tanınmış kadın romancıdır. Varmland’da doğdu. Stockholm öğretmen okulundan çıktıktan sonra 1855-1895 arasında Landskroma’da öğretmenlik yaptı. Daha sonra kendisini tamamen edebiyat çalışmalarına verdi. Köyünde dinlediği masallarla daha başka köylülerden işittiği hikayeleri bir yere yaza yaza, bunları ilerideki romanlarının ham maddeleri haline getirdi. 1890-1891 yıllarında “Gösta Berling” adındaki ünlü romanını yazdı. Bu eser yerli olduğu kadar da insan ruhunun derinliklerine indiği için yazarına geniş bir şöhret sağladı.
Selma Lagerlöf 1894’te önemli eseri olan “Görünmez Bağlar” adındaki hikaye kitabını yayınladı. Bunun üzerine İsveç Kralı ile Eğitim Bakanlığı kendisine para yardımında bulundular. Lagerlöf öğretmenliği bıraktı. Başka ülkelere seyahate çıktı. İtalya’ya, Doğu’ya gitti. Bu seyahatten sonra (1902) “Kudüs” adındaki eserini yazdı. 1907’de Upsala Üniversitesi kendisine fahri doktora ünvanını verdi. 1909’da Nobel Edebiyat Ödülünü aldı. 1914’te İsveç Akademisi’ne üye seçildi. Ondan sonra kendisini gene sadece edebiyat hayatına vererek çalışmalarına devam etti. Doğduğu köyde 82 yaşında öldü.
Ülkemizde televizyonlarda uzunca bir dönem gösterilen Uçan Kaz Morton ve Nills Selma Lagerlöf’ün eserlerinden birisidir. Selma Lagerlöf ayrıca Nobel edebiyat ödülünü kazanan ilk kadın olarak da tarihe geçmiştir.

Keyifle okuduğum çocuk kitaplarından biri oldu benim için. Ki sonrası açıp bir bölüm de çizgi sinemasını izledim :)

12.9.19

Kendime....

Ara ara kendimi, yaşamımı, yaptıklarımı sorgulamayı seviyorum.
Hoş bu aralar kendime pek bir kırgınım, kızgınım.
Uzun zamandır sağlıklı yaşama ve beslenmeye geçmek istiyorum lakin yaş olmuş 40 hala dilimde sadece.....biraz dikkat ediyorsam hop birazcık da  kaçırıyorum.... sonra da içimden konuşuyorum...sanki nolcaksa içime konuşarak....

Sonra geçen gün arkadaşımla konuşuyoruz...bir olaya üzüldük, anlam veremedik; üzerine bayağı konuştuk...
Şu İnstagram ne enteresan bir mecra. Herkesin derdi takipçi sayısı olmuş, birde muhakkak günlük paylaşım.
Tamam bende çok seviyorum ve severek de paylaşım yapıyorum..... ama şu "mış gibi"yaşayanlara, nasıl olsa sanal alem..kim fark eder ki diye düşünenlere şaşırıyorum. Şimdi ki moda sanıyorum ki kendileri az kişiyi takip edip, takipçi sayısının fazlalığı ile ünlenmek... bir de gizli gizli bakmak.
Sonra böyle diyorum ya blog.... kendime de kızıyorum... ne takılıyorsun diyorum...sen yap paylaşımını yeter.... bu kadar düşünmeye değer mi?! Sanırım bu da başka bir psikoloji....

Soruyorum kendime "ne için paylaşıyorum, gerekli mi?" sonra da bazen cevap bulamıyorum bazen buluyorum. Sanırım paylaşmamda ki en büyük sebep anlatmayı sevmem, öğrendiğim bir şeyi çevreme de anlatmak isteğim ve sosyal medyayı sevmem.
 Bu konuda artık psikologlar bile kitap yazmaya başladı.... sosyal medyanın üzerimizde ki etkisi üzerine. Hayır yani enteresan olan ne biliyor musunuz? Hem böyle düşünüp hem de kendim de paylaşım yapıyorum,  sayfalar arası geziniyorum....

Sonra içsel huzurum içinde bir şeyler yapmak istiyorum... son olay vardı ya hani "emine bulut" olayı bir türlü o görüntü ve kızın sesi gitmiyor içimden.... Kızıma sarıldığımda aklıma geliyor......
Artık neden bilmiyorum ya da yaşla mı alâkalı..... Bir çok şeyi kafama takıyorum...bazen geceleri geç saatte eve dönünce tedirgin oluyorum..... Oysa ki eskiden gece 2-3 eve dönerdim hem demek yolda salına salına.....

Meditasyon yapmak istiyorum,  günlüğüme daha çok yazmak istiyorum.... Eskiden daha çok konuşup anlatmak isterken...artık çok da konuşmak istemiyorum..... Daha çok okumak ve izlemek istiyorum.....

Böyle böyle kendime konuşuyorum işte!..........


Yıldızların Örtüsü Yoktur / M. Aurelius

Bir dönem çok severdim felsefe ve psikoloji kitaplarını. Sonra çok okuyunca ara vermiştim. Tabi bahsettiğim  bu zamanlar 20'li yaşlarım. Bazı detayları hatırlamıyorum bazılarını ise net hatırlıyorum.
✨ Yine bir gün Kadıköy'e inince uğrak yerim olan YKY Yayınları'na uğradım.
Yeni çıkan bu kitabı gördüm sonra arka kapak yazısı kısacık bir cümle idi... Aldım.
✨ Okurken işaretlediğim çok cümle oldu.
✨ Özellikle felsefe ve ahlak, erdem bilimi sevenlerin daha çok seveceği kitaplardan.
#marcusaurelius 12 ciltlik Yunanca yazdığı bu eser ile ünlüymüş. Bu kitapta o ciltlerden derlenmiş.
✨ Özellikle cümlelerinde ahlaka, erdeme ve özümüze  değinmiş. Her şeyin içimiz de ve doğa ile ilintili olduğunu anlatıyor. Teklikten  değil Birlikten doğduğumuzu;  elbette kötülüklerin de olacağını sakin biz içimizde ki iyiliği ve uyumu iyi beslersek düşsek bile kalkabileceğimizi, vicdan muhasebesinden, uyumdan ve içimizde ki güçten bahsediyor.
Ara ara açıp bazı cümleleri okuyabileceğim kitaplardan oldu benim için.
Tanıtım yazısı bir çok şeyi anlatıyor aslında.




YAPI KREDİ YAYINLARI
"Hemen hemen hiçbir şey insana yabancı değildir."
Yıldızların Örtüsü Yoktur, Marcus Aurelius’un Şadan Karadeniz tarafından Türkçeye çevrilen Düşünceler eserinden Filiz Özdem’in yayına hazırladığı bir “seçmeler” kitabı.

İS 121-180 yılları arasında yaşayan ve “filozof imparator” olarak anılan Roma imparatoru Aurelius, devleti her şeyin üzerinde tutan Yunan anlayışının yerine aklı, ahlakı ve hukuku koyarak yönetim anlayışında kökten bir tavır farklılığı yaratmıştır. Aurelius’a göre Tanrı, öz, yasa, hakikat tektir, ortak us tektir, bu nedenle de bütün insanlar eşittir. Evrende her şey birbirine bağlıdır. Aurelius, İlkçağ filozofu Herakleitos’un “her şey akar, değişir” sözünün etkisiyle, “Tek sözcükle, bedenimize ait olan her şey akan bir ırmaktır, ruhumuza ait olan her şey de salt düş ve yanılsamadır; yaşamımız yabancı bir ülkede savaş zamanı ve yolculuktur, ölümden sonraki ünümüz ise unutuluştur. Bize koruyacak ne kalıyor geriye? Tek, biricik şey, felsefe” diyerek zamanın geçip gittiğine, insan ömrünün kısalığına ve gelgeçliğine sık sık vurgu yapmıştır.
Ünler, namlar, sahip olunan her şey de gelip geçicidir; bu sebeple insanın erdemli yaşaması, hayatını anlamlı kılan en önemli ölçüttür. Bu yanıyla Aurelius’un genelgeçer, zamanlarüstü bir özü olan düşünceleri yüzyıllar boyunca büyük ilgi görmüştür. Ne de olsa vurguladığı, insanın kendisini tanıma sanatıdır. İnsanın olduğu ve olmak istediği üzerine, felsefe ve doğal güdüler, teori ve pratik üzerine bir bilgelik denemesidir. Madalyonun iki yüzüne birden bakma arzusudur.
Yıldızların Örtüsü Yoktur, her kişinin kendisini seçerken, kurarken yaşadığı gelgitlere tutulmuş bir aynadır da… Bir melankoli başyapıtıdır da aynı zamanda.
“Başkalarının ruhunda olup bitenlerin ayrımına varamadığı için mutsuz olan bir insana rastlamak zordur; ama kendi ruhunun devinimlerinin ayrımına varmayan bir insanın mutsuz olması kaçınılmazdır.”
Kaderinden kaçmayan bir imparatorun, onu cesaret ve güçlülükle takip etmesi, insan olma yolculuğu için önemli bir örnektir.

9.9.19

Hayat Akarken biten kitaplar....Levy, Andreyev, Gogol....


Günaydın. Sabahın erken saatinde kalkmayı özlemişim. O sabahın sessizliği ile gecenin sessizliğinin hissettirdikleri.....🤟🏻😊 Tabi yazın geç yatınca da sabah erken kalkmak çok zordu.
Bu yaz çok yoğun ve keyifli geçti. Temmuz ayını havuza giderek geçirdik. Ağustos ayında ise söz, nişan, kına ve düğünlerle kapattık :))
Veeee artık okul zamanı geldi çattı :))))))) Bizim kız bu sene okul öncesi oldu. Seneye artık mini mini birler tarafına geçicez. Ve ben şimdiden başladım "sen ne ara bu kadar büyüdün de 1'e gideceksin?" demelere......



☕Yazın pek okuyamamıştım artık arayı kapatırım.
Bir kaç kitap okudum bu arada. Bazıları ince kitaplar olduğundan çabuk ilerledi.
D&R kampayasından aldığım kitapları bu ay bitirmeyi umuyorum. Çünkü okumak istediğim kitap listesi iyice kabardı.




☕☕☕☕☕☕☕☕☕☕


#palto kitabını okumayan benim gibi çok kişi kalmamıştır sanırım....
👤 Nasılda kimilerini kıyafetlerinden dolayı ya da bizim gibi değil diye görmezden gelebiliyoruz değil mi?
👤 Keskin bir ironi ile anlatsa da Sevgili Gogol öyle ince, derin cümleler var ki.... Hoş o gün anlattığı hikâye bugün hâlâ geçerliliğini koruyor...
Eğer arkan sağlamsa, tanıdık varsa işler daha kolay ilerliyor... Yok eğer yalnızsan hele hele  maddi durumun da "eh işte!" ise...vay haline......
Tabi okurken çok üzüldüm Akaki Bey'e, hep tipi,  o anlatılan eskimişz paltosu geldi gözümün önüne.... Sonra bizlerinde yok mudur öyle gözümüzün önün de olan,  göz aşinalığımız olan tanıdıklar. En basitinden pazarlar da en köşeler de ufak bir tezgâh açan teyzeler, amcalar... Önce kendileri fiyat verip, sonra da "şu kadara olmaz mı?" dediğiniz de "olsun " diyen........
Bir de etkileyen durumlardan biri de "dalga geçilmesi" şu insanoğlu çok  acımasız  çok     .......



 Diğer kitabım kampanyadan aldığım "BAŞKA BİR MUTLULUK FİKRİ/ MARC LEVY"

Öyle güzeldi ki....  Hani böyle kafanız karışık olur,  şöyle tadımlık,  hikâyesi sizi yormayan ama izlerken veya okurken de sizi saran bir film, kitap olsun dersiniz ya... İşte #başkabirmutlulukfikri öyle bir kitap.
#marclevy bence bu işi çözmüş.
Kitabın ismi cümle arasında geçitor v okurken öyle güzeldi ki cümle...buraya yazarak okuyacak olanları bu keyiften mahrum etmek istemem.
Konusuna gelirsek; firari bir teyze, teyzesi olduğunu bilmeyen Milly  hikâye olarak bir dönem asi olan, adaletsizliğe,  ırkçılığa, eşitsizliğe karşı olan gençliğin yaşadığı olaylar... Sonrası hapse girenler ve dışarıda yeni bir hayat kurmak için adına kadar değiştiren bir kesim...



☕☕☕☕☕☕☕☕☕☕☕☕




#kızılkahkaha
Rus Edebiyatı'nın önde gelen isimlerinden biridir Leonid Nikolayeviç Andreyev....
🌪Özellikle otoriteyi ve burjuva yaşamı eleştiren yazar Kızıl Kahkaha'da savaşta deliren askerleri anlatır.  Bir Rus Subayının savaşta parça patça tuttuğu günlüğünü,  kendisinin ölmesi sebebiyle kardeşi tamamlar....
🌪 Ne zaman böyle travmatik kitaplar okusam hep duam "keşke savaşlar olmasa, insanlar saygıyla birlik beraberlik içinde yaşasa" oluyor. Tabi insan mahlukunun olduğu yerde bu mümkün değil    ........
🌪Sarsıcı olduğu kadar gerçekci ve okunması gereken kitaplardan bana göre..





İşte böyle...
Artık daha sık yazarım diye düşünüyorum.
İyi haftalar selamlar arkadaşlar.