31.3.21

Marcel Proust, Anatole France ve Filmler....

Canım Proust'un Kayıp Zamanın İzinde serisinin son kitabını okumaya başladım. Öncesi de pdf olarak indirdiğim " MARCEL PROUST YA DA BİR ROMAN YARATMAK/ MEHMET RIFAT"  incelemesi olan kitabı okudum. Aslında seriye başlamadan önce okusaymışım iyiymiş. Çünkü kitapta hem karakterler hakkında hem de Proust'un yaşamı hakkında detaylar vardı. Böylece mekan ve karakterlerle, olayların örgüsü daha bir kafamda netleşti.


Gerçekten de yazarı okumak kolay olmuyor.  Yer yer durağanlaşsa da anlatmak istediği " zaman ve an"a dair cümleleri çok derin. Bir kere başladınız mı bırakmak istemiyorsunuz. İyi ki arkadaşım Ayla vesilesi ile daha fazla ertelemeden başladım bu seriye....Tabi her ne kadar maddi açıdan zengin de olsa Proust, yaşamı kolay geçmemiş,özellikle de sağlık sorunları yakasını bırakmamış. Bir de o yaşamı çok iyi gözlemlemiş.

 


 

 Pazar günü "HER ŞEYE EVET" filmini izledik. Çok ama çok eğlenceliydi. Umay kadar bizde çok eğlendik izlerken. Tabi ertesi sabah Umay "evet günü" yapmak istedi. :)


Konu anne ve çocuk ilişkileri olunca zorluklar, anlaşmazlıklar olmaması imkansız gibi. Hep bi çatışma oluyor ve olacakta....


Bu ara "YOUNG SHELDON" nı izlemeye devam ediyoruz. Bing Bang teori dizisini de keyifle izlerdik. Bu ufak halide fena Sheldon'un :) bu kadar akıllı bir evladım olsun ister miydim bilemiyorum?




"ADALET BİRLİĞİ 2" filmini izledik. Aslında bu film tam bir sinema filmi lakin şartlar malum artık tv de izliyoruz. Oysa ki sınemada ki ses sistemi ve dev ekranda daha bir keyifli.

Tabi konu bilindik, diğer oynayan filmlerden sahneleri birleştirerek bir son çekmişler. Beklentinizi fazla yüksek tutmayın yeter. :)


Bu diziye bayıldım. Ve iyi ki mini dizi, uzatmamışlar. Resmen ters köşe yaptı son iki bölümde...Özellikle rüyalara ve mistik yaşama inanıyorsanız seversiniz bu diziyi... Bir kişiyi sevmenin hem de körü körüne sevmenin sonucu bir insanın neler yapabileceğini izliyorsunuz... Saplantı ne fena bir huy.... Ne birini böyle sevmek isterdim ne de böylesine sevilmek....

 

 

Mart ayı 1Nobel1 klasik grubumuzun kitabı "KIRMIZI ZAMBAK / ANATOLE FRANCE" idi.

1921 yılında Nobel Ödülü almış bir yazar. Özellikle konu zenginler ve seçkinler arasında geçer.
Tabi için de kocasını aldatan Madam, kocasının gözü politikadan başka bir şey görmeyen, ressamlar, şairlerin olduğu buluşmalar...
📍 Anlatım dilinden dolayı sevemediğim bir kitap oldu. Soğuk ve sanki eksik gibi hissettim. Sayfalar ilerlemedi gibi hissettim. Lakin şunu da belirtmek isterim ki bana böyle geldi, bu tarz sevenler için ideal bir kitap.
📍📍📍📍
Romana, Anatole France’ın çalkantılı özel yaşamının da yansıdığı, yazarın 1888’de tanıştığı Madam Arman de Caillavet’yle ilişkisinden esinlenmiş olduğu söylenebilir. Kırmızı Zambak, seçkinler ve sanatçılar çevresinde geçer, siyasal yaşamdan ilginç yüzler ve davranışlar, şaşırtıcı şairler ve sanatçılarla karşılaşırız. Ama özünde, dönemin Floransa'sında geçen bir aşk öyküsü anlatılır.... Der arka kapakta.



19.3.21

Philippe Soupault ve William Shakespeare


 Selam. :)

Yine evde geçen bir haftadan selamlar. 

Geçen hafta hava biraz güneşli olunca kahvaltıyı Kalamış Park'ta yapalım dedik. Çıkınlarımızı hazırşadık ,sandalyeler omuzda, masa koltuk altında dogru çimenlere. :)

Çok özlemişiz çimeni, havayı, sokağı. Bir kaç saat oturduk. Kalabalıklaşmaya başlayınca, hop eve döndük.... Bu haftaya yetti ama o kadarcık hava almak. 

Pandemi sayesinde yeşilliklerin, sahilde oturmanın hem tadına hem de keyfine vardık.

Onun dışında aynı bir çok şey hayatımızda. Bunada şükür.

Kız okulaü devam ediyor, keyfi yerinde, mutlu. Her ne kadar kaygılaım hat safhada olsa da belli etmiyorum. Şu an yapabileceğim bir şey yok, kendimizi korumak dışında.

Geçen gün aklıma ne geldi.... Bir ara Hasan Ali Toptaş hakkında haberler çıkmıştı, hatırlarsınız.

Bir anda da kesildi.... Tabi çok üzüldüm, çünkü kelimelerini, kitaplarını ve yorumlarını çok ama çok beğendiğim bir yazradır. Hatta o zaman düşündüm de "kitaplarını okur muyum?" diye.... kararsızım. Şu an elim gitmiyor. Belki de biraz daha o konuyla ilgili bilgi okumaya ihtiyacım var, ondan sonra daha net olur kafamda ki sorular...... İnanın "doğru olmasaın lütfen doğru olmasın" deyip durmuştum..... hatta bir gün bekleyip öyle diğer haberleri okumuştum...... Yazık tabi, tacizin, karşı tarafı rahatsız etmenin her şekli yıpratıcı.... 

 

 Bu arada yine bir  Netflix dizisini bitirdim. "ATEŞBÖCEĞİ YOLU KIZLARI" dizisi. Kristian Hannah kitabından uyarlama bir diziymiş. Henüz kitaplarını okumadım, aslında çok da merak ettiğim bir yazardı lakin bir türlü sıra gelipte alıp okuyamadım...


Dizide ki oyuncular kadar konuyu da beğendim. Gerçekten de böyle dostukların giderek azaldığının ve bireyselleşmenin arttığı bir dönemdeydik. 

Pandemi ile sohbetin, bi kahve eşliğinde arkadaş muhabbettinin de kıymeti anlaşıldı bence. Tabi ki istisnalar var, zaten kıymetini bilen, hayatını farkında yaşayan bireyler için değişen bir şey olmamıştır bence.


 

 
 Çok da bilmediğim bir yazar Shakespeare. 🙈 İki ktabını okumuştum. Bir arkadaşımla. başlayacağımız kitabın bu kitaptan esinlendiği gibi bir konuşma olmuştu. Tam emin değilim tabi, bende yine de alıp okumak istedim.
 
Veee hani bazı yazarlar vardır ölümsüzdür ve çağının çok ötesini de o içlerinde ki ön görü ile görürler ya... İşte Shakespeare öyleymiş. 😊
📍 Okuduğum 3.kitabı. Ara ara alıp okumak iyi geliyor. FIRTINA kitabı için nette şöyle deniyor efenim...
📍Fırtına, William Shakespeare'in beş perdeden oluşan, trajik-komik hatta fantastik, oyunlarından biridir. Genellikle 1610 ya da 1611'de yazıldığı varsayılmaktadır ama bazı otoritelere göre daha önce yazılmıştır. Shakespeare'in başka yazarlarla işbirliği yapmadan, tek kendisinin yazmış olduğu son tiyatro eseridir. Wikipedia
📍 Benim yorumuma gelince haddime mi, fazla söze ne hacet. Yine kişilikler üzerine, insan doğası üzerine ve başımıza bir olay geldiğinde ki davranışlarımız üzerine iyi bir oyun.....

 
 
 
 
 
 
 
 


 Philippe Soupault Görünmeyen Yönleriyle kitabında, dostları ile olan anılarını kısa kısa anlatmış. Tabi bu dostlar kim derseniz; dönemin ünlü şairleri ve edebiyat yazarları. Ve çevirmene de ayrı bir teşekküre tmek isterim.
📍 Okurken çok imrendim, öyle dostlara sahip olmak herkese nasip olmaz tabi. 🤗
Mesela; James Joye, Marcel Proust, Georges Bernanos,....
Şöyle yapın Bi köpüklü kahve, başlayın okumaya nasıl bittiğini anlamayacaksınız. 📚
📌 Gerçeküstücülüğün öncülerinden şair Philippe Soupault Görünmeyen Yönleriyle’de bir araya getirdiği anı-denemelerini ilk kez 1963 yılında yayımladığında 66 yaşındaydı. Geçmişe ve hafızanın derinliklerine yeniden dönme isteği ve yazınsal yaşamının kısa da olsa bir çetelesini tutma arzusuyla kaleme almıştı bu metinleri. Soupault, Marcel Proust ile nasıl tanıştığını, Georges Bernanos ile Rio ve Paris’te yaptıkları sohbetleri, James Joyce’un Finnegan Uyanması’nın çevirisi için nasıl özenlice çalıştığına dair tanıklığını, Apollinaire ve Cendrars gibi isimlerle olan dostluklarına ilişkin anılarını aktarırken fonda Paris sokaklarını, Dadaizm macerasını ve 20. yüzyılın en önemli sanatçılarının geçiş törenini büyük bir keyifle izliyoruz.

(Tanıtım Bülteninden)
#tozanalkan

11.3.21

Biten Kitaplarım..

 


Eşimin kitaplarından biri #halime Doğan Kardeş Yayınlarından, 1960 basımı bir kitap. 

Bir Anadolu Kızının Romanı ismi gibi, Kayseri'nin bir köyünde, babasını savaşta, kardeşini de hastalıktan kaybetmiş ;anne kız yaşam mücadelesi veren bir hayat. 

Öyle naif bir Türkçe ile anlatımı var ki.... Acıtasyon yok hatta kız çocuklarının Gazi Mustafa Kemal'in talimatı ile okula gitmelerini de anlatan bir hikaye... 😊 O dönemin köy mücadelesini, yaşamı anlatan bir hikaye. 


📌 İnternete baktığımda bulabildiğim sadece şu bilgidir ;


‘Ötekinin’ hayatını başarıyla anlatan bir yazar: Grace Rasp-Nuri


Kıbrıs’ta doğan, yaşamının büyük kısmını Almanya’da geçien Grace Rasp-Nuri eserlerinde farklı kültürlerin ortak yaşamını anlattı.

Semra ÇELİK

Bugün eserleri neredeyse unutulmuş olan Grace Rasp-Nuri, yaşadığı dönemde Alman ve Türk kültürü arasında bir köprü işlevi görmüştü. 25 Nisan 1899’da Lefkoşa, Kıbrıs’ta doğdu, hayatının çoğunu Almanya’da, özellikle Darmstadt’ta geçirdi. II. Dünya Savaşı’nın sonunda, yaklaşık 45 yaşında yazmaya başladı. İlk eserleri olan ‘Dünyalar Arasındaki Ada’ ve ‘Yılan Tohumu’ otobiyografikti ve Kıbrıs’ta doğup İngiliz, Yunan, Türk kültürleri arasındaki çocukluğunu anlatmaktaydı


📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚


Yesil rengin ezoterik manasina baktığımızda; ruh mavi, akıl sarı renktir ve karışımı  ise yeşil rengi verir. Gök mavi, yer sarı 

ve ikisinin birleşimi yine ezoterik anlamda yeşildir. Yeşil doğanın rengidir ve doğaya, bitkilere, toprağa, ezoterik manada ise dünya kanunların gücü ve yetkinliğinin sahibi vurgulanmaktadır. Aynı zamanda doğu ile batı renklerinin karışımı  olan köprü vazifesi gören Orta Asya rengi olan sıcak bir renktir. Velayetin simgesi de yeşil renktir.

🍀🍀🍀🍀

Oysa insan bir ömür şikayet eder  şükredeceği yerde.

Nefesini tüketir nefsine.

🍀🍀

Hacı Bektaş Veli batinisinde, “kapı ancak fakire açılır” düşüncesi hâkimdir. Burada fakir hâli, nefsini müslüman etmiş ehlileştirmiş, dürüst ve ahlaklı , edebli olan için kullanılmıştır . Hiçbir şeyin  kendinden olmadığı kendine ait olmadığı anlayışıdır. Kendinden olmayan, kendinin olmayan, var olan her şeyi  ancak ve ancak bir amaç için vasıta kalan manasındadır. Emanettir her şey , düşünce, mal, eşya, tüm hayatında sahip olduğunu sandığı her şey ve en önemlisi de bedeni. Beden de bir emanettir. Kendisine belli süre verilenlerdendir. Beden de O’nun vasıtası ile can bulur, yine O’nun vasıtası ile Can gider beden aslına döner. Bu anlayışla idrak edebilen herkes, zaten insanlarla dost, barış ve hoşgörü içinde olur.

Ancak, idrak edemeyene, laf değil, kelimeleri hap yap?p yuttursan, bir ömür faydas? yoktur.

Nefse doymam??sa, zaman? gelmemi?se hiçbir faydas?

olmayacakt?r. Kimi dünya ister kimi ?evla. Toprak insan?, neyi dilediğini iyi bilir ve ne yapmas? gerektiğini de.

📍 📍

Ancak, idrak edemeyene, laf değil, kelimeleri hap yapıp  yuttursan, bir ömür faydası yoktur.

Nefse doymamışsa, zamanı gelmemişse hiçbir faydası

olmayacaktır. Kimi dünya ister kimi Mevla. Toprak insanı, neyi dilediğini iyi bilir ve ne yapması ge

rektiğini de.

 

 📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚

 

 
İnce Memed 3'ü pdf olarak okudum. Gerçekten de okurken size usta kalem oraları da yaşatıyor. İnce Memed ortalarda yoktur ama yapılan her olay da köyün ağaları hemen bizim İnce Memed'i suçlamaktadır. Kelimelerin ve o yörenin şivesi aktarımı müthiş.
Sadece çok fazla tekrar olması biraz beni sıktı. Bence bu da tamamen benle alakalı cünkü tekrarlar ve uzun çok uzun betimlemeler bir süre sonra yorabiliyor.
Serinin son kitabı kaldı. Yinede okunmaı gereken türk yazarlarımızdan ve serilerinden.
 
 
 
 
 
📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚





Bu kitabı Can'ım arkadaşım Umay kız için almıştı lakin benimde sayılır :))

Kitapta bildiğimiz veya bilmediğimiz, arka planda kalmış yazarların okumaya nasıl başladıklarını anlatan hikayeleri var. Kiminin ailesi, kiminin öğretmeni, okulu veya komşusu vesile olmuş. Kiminin de hayal gücü....

Özellike çizimlere bayıldım. Tudem çocuk ve gençlik dizisi basımı konusunda çok iyiler.