Canım Proust'un Kayıp Zamanın İzinde serisinin son kitabını okumaya başladım. Öncesi de pdf olarak indirdiğim " MARCEL PROUST YA DA BİR ROMAN YARATMAK/ MEHMET RIFAT" incelemesi olan kitabı okudum. Aslında seriye başlamadan önce okusaymışım iyiymiş. Çünkü kitapta hem karakterler hakkında hem de Proust'un yaşamı hakkında detaylar vardı. Böylece mekan ve karakterlerle, olayların örgüsü daha bir kafamda netleşti.
Gerçekten de yazarı okumak kolay olmuyor. Yer yer durağanlaşsa da anlatmak istediği " zaman ve an"a dair cümleleri çok derin. Bir kere başladınız mı bırakmak istemiyorsunuz. İyi ki arkadaşım Ayla vesilesi ile daha fazla ertelemeden başladım bu seriye....Tabi her ne kadar maddi açıdan zengin de olsa Proust, yaşamı kolay geçmemiş,özellikle de sağlık sorunları yakasını bırakmamış. Bir de o yaşamı çok iyi gözlemlemiş.
Pazar günü "HER ŞEYE EVET" filmini izledik. Çok ama çok eğlenceliydi. Umay kadar bizde çok eğlendik izlerken. Tabi ertesi sabah Umay "evet günü" yapmak istedi. :)
Konu anne ve çocuk ilişkileri olunca zorluklar, anlaşmazlıklar olmaması imkansız gibi. Hep bi çatışma oluyor ve olacakta....
Bu ara "YOUNG SHELDON" nı izlemeye devam ediyoruz. Bing Bang teori dizisini de keyifle izlerdik. Bu ufak halide fena Sheldon'un :) bu kadar akıllı bir evladım olsun ister miydim bilemiyorum?
"ADALET BİRLİĞİ 2" filmini izledik. Aslında bu film tam bir sinema filmi lakin şartlar malum artık tv de izliyoruz. Oysa ki sınemada ki ses sistemi ve dev ekranda daha bir keyifli.
Tabi konu bilindik, diğer oynayan filmlerden sahneleri birleştirerek bir son çekmişler. Beklentinizi fazla yüksek tutmayın yeter. :)
Bu diziye bayıldım. Ve iyi ki mini dizi, uzatmamışlar. Resmen ters köşe yaptı son iki bölümde...Özellikle rüyalara ve mistik yaşama inanıyorsanız seversiniz bu diziyi... Bir kişiyi sevmenin hem de körü körüne sevmenin sonucu bir insanın neler yapabileceğini izliyorsunuz... Saplantı ne fena bir huy.... Ne birini böyle sevmek isterdim ne de böylesine sevilmek....
Mart ayı 1Nobel1 klasik grubumuzun kitabı "KIRMIZI ZAMBAK / ANATOLE FRANCE" idi.
1921 yılında Nobel Ödülü almış bir yazar. Özellikle konu zenginler ve seçkinler arasında geçer.
Tabi
için de kocasını aldatan Madam, kocasının gözü politikadan başka bir
şey görmeyen, ressamlar, şairlerin olduğu buluşmalar...
📍 Anlatım
dilinden dolayı sevemediğim bir kitap oldu. Soğuk ve sanki eksik gibi
hissettim. Sayfalar ilerlemedi gibi hissettim. Lakin şunu da belirtmek
isterim ki bana böyle geldi, bu tarz sevenler için ideal bir kitap.
📍📍📍📍
Romana,
Anatole France’ın çalkantılı özel yaşamının da yansıdığı, yazarın
1888’de tanıştığı Madam Arman de Caillavet’yle ilişkisinden esinlenmiş
olduğu söylenebilir. Kırmızı Zambak, seçkinler ve sanatçılar çevresinde
geçer, siyasal yaşamdan ilginç yüzler ve davranışlar, şaşırtıcı şairler
ve sanatçılarla karşılaşırız. Ama özünde, dönemin Floransa'sında geçen
bir aşk öyküsü anlatılır.... Der arka kapakta.












