28.9.18

Günlük/ Biten Kitaplar 📚

Selam. 😊

Haftaya soğuk, yağmurlu başladık. Gerçi her mevsimi ayrı severim hem de çok. Lakin sonbaharın hafif o esintisini ayrı bi severim 🍂
Diz üstü koltuk 🛋 battaniyelerini çıkarttım  kışlıkları da çıkartıp ütüledim. Rahat rahat sonbaharı karşılıyorum.
Gerçi fark ettim ki artık öyle deli gibi kışlık kıyafetlerimiz yok. Siz de fark ettiniz mi?
Evler doğalgazlı olunca birde mevsimler artık eskisi gibi olmayınca... Öyle kalın kalın kazaklar, hırkalar  montlar yok bizde.

Elde ki kitaplar da azaldı. Kaldı 2 kitap. Verdiğim sipariş kitaplar gelmedi daha.
Bir de bu sene artık kütüphaneden de kitap almaya karar verdim. Herşeye gelen zam kağıdıda vurdu. Ve gerçekten de kitap fiyatları aldı başını gitti.
Pazar ve market fiyatlarını dememe gerek bile yok.............
Allah Yar ve yardımcınız olsun 🙏🏻
Birde akıl fikir versin bence.....


Son hafta üç kitap daha bitirdim. Bunlardan bir tanesi
"SANMA Kİ YALNIZSIN /ELİF ŞAFAK"


Derleme bir kitap olmuş. Ama biraz yavan kalmış  Çok fazla tekrar cümle ve bakış açıları vardı. Özellikle kadın olmanın zorluklarını, kadına bakış açısını erkeklerin ve siyasi konulardan derleme yapmış. Tabi biraz da kendisine dair detaylar vermiş. Yer yer sıkılarak okudum. Ortada kaldığım bir kitap oldu. 

Diğer kitap ise;
""BİLİM TARİHİ SOHBETLERİ /FUAT SEZGİN" 

2019 yılı "Prof. Dr. Fuat Sezgin Yılı" olarak ilan edildi.
Bu kapsamda gerçekleştirilecek organizasyonlar Prof. Dr. Fuat Sezgin İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfı ile birlikte yapılacak.
Kahvemi yaptım başladım okumaya. 
Kendisi gerçekten de çok donanımlı biriymiş. 27 dil bilen ve kendini bilime adayan biri. Zamanında 147'liler olarak yurtdışına gitmek zorunda kalmış ama bunu dert etmek yerine kendi yararına kullanmış.
Kitap da soru cevap şeklinde anlatılıyor. Yer yer tekrarkar dışında verilen detaylar anlatılanlar ülkemiz açısından faydalı bilgiler idi.
Arka kapak yazısı şöyle der;
Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük İslam Bilimler tarihçisi Fuat Sezgin, "Bir valizle çıktım yola. Valizde biraz çamaşır ve birkaç önemli yazmanın fişleri vardı... Onları aldım, çektim gittim." diye anlatıyor yaşam öyküsünü. 40'lı yıllardan itibaren en büyük şarkiyatçı olarak kabul edilen Hellmut Ritter'in talebesi olarak Bilim tarihine ilk adımını atan Fuat Sezgin 60 darbesi sırasında 147'likler diye anılan, üniversiteden uzaklaştırılan öğretim üyelerinden biridir. Birdenbire İstanbul Üniversitesi'ndeyken çalışmaları yarıda kalan Sezgin kaynaklardan uzak kalma pahasına mecburen yurt dışındaki üniversitelere başvuruda bulunur. Günde 17 saatten az çalışmayan, öğle yemeklerini zaman almasın diye bir parça ekmekle geçiştiren biri için birkaç hafta beklemek kâbus gibidir. 15 gün içerisinde Berkeley, Yale gibi çok ünlü Amerikan üniversiteleri kapılarını sonuna açarlar Sezgin'e fakat Sezgin kaynaklardan uzak kalma endişesiyle okyanusun bu tarafında, Frankfurt'ta çalışmalarına devam etmeye karar verir.
Sezgin'in bu ürünleri vermesi hiç de kolay olmaz. Toplam 27 dil bilen Fuat Sezgin, 60'ın üzerinde ülkede çalışmalar yapar, çeşitli dillerde yazılmış toplam 600.000 el yazmasını teker teker elden geçirir, İslam coğrafyasında inceleme yapmadığı kütüphane kalmaz. Devlet başkanlarının, kralların ve dünyanın en önemli akademisyen ve işadamlarının saygı ve destekte kusur etmediği Sezgin'in kıymeti kendi memleketinde geç de olsa yeni yeni anlaşılmaya başlıyor.

Geç tanıyıp erken kaybettiğimiz bir bence Sayın Fuat Bey....


21.9.18

Üç Kız Kardeş İclal Aydın

"Üç Kız Kardeş / İclal Aydın" kitabı çooook güzeldi.
Gerçekten içimizde olan duyguları, acıyı, hüznü ve sevinci ifade etmeyi, yazıya dökmeyi çok iyi biliyor yazar.

Bu kitabı diğer iki kitabının devamı.
"Bir Cihan Kafes" ,  "Unutursun" ve bu son kitap. Ki bu son kitabın da sonun da saçık kapı bırakmış sanki yazar. Devam bir kitap daha gelebilir. :)



Hikayesi dokunaklı bir kitaptı. Üç karakter üç ayrı hayat ve hayata bakış ama hep elele ve birlikte.

Arka tanıtım yazısı şöyle;

 (Tanıtım Bülteninden)

Bir zamanlar, bir ülkenin en güzel denizine bakan bir evde üç kız kardeş yaşardı. İsimleri Türkân, Dönüş ve Derya idi. Babaları Sadık Bey ve anneleri Nesrin Hanım’la birlikte geceleri kucak kucağa oturur, gelecekte onları bekleyen şahane yılların hayallerini kurarlardı.
Türkân, Dönüş ve Derya’nın, Ayvalık’ın çam kokulu sokaklarında geçen masal gibi çocukluğu, onları yetişkin dünyasının acımasızlığına hazırlamamıştı belki. Hiçbir hayatın, hiçbir seçimin göründüğü kadar kolay olmadığını, bazen en büyük, en akla gelmeyecek sırların en güvendiklerimizin kalbinde saklandığını, en korkulacak hastalıkların gün gelip geçmişi derleyip toplayabileceğini anlamak zaman istiyordu.
Ve zamanın ilaç olmadığı bir yara var mıydı dünyada?
Ayvalık’ın denize uzanan taş sokaklarından, nice yaşamlar görüp geçirmiş zeytin ağaçlarından, hayatın kaynağından akan suyundan, eski evlerinden doğmuş bir aile hikâyesi Üç Kız Kardeş. Bir mutsuzluk hikâyesi değil; neşeli günleri yâd ede ede iyiliğe dönüşün hikâyesi. İyileşmenin yolculuğu…
Yay.Yön: Ilgın Sönmez


Ben en çok Dönüş'ü hatırlıycam sanırım....
Gerçekten de bazen çocuklarımız için verdiğimiz en iyi kararın nasıl da onun hayatında nelere mal olduğunu farkedemediğimiz zamanlar olacağını anlatan...
Aile olmanın, birlik olmanın, kardeş olmanın illa ki aynı kandan olması gerekmediğini anlatan....

Çok severek okuduğum ve tavsiye edeceğim kitaplardan biri oldu benim için....

Belki de çok sevmemin nedenlerinden biri de kendimden de parçalar bulmam oldu.
 

20.9.18

1Q84 Haruki Murakami Kitabı....

Selam.
Bugün 4.gün ve ben hala sabahları erken kalkabiliyorum 😏
Tabi dün akşam saat on gibi nasıl uyku bastırdı anlatamam. Direndim ve on iki gibi uyudum.
Bir de bunun hafta sonu olanı var bakalım bizim kız sabahtan uyanıyor biz ise uyumak istiycez...
Tabi ki sonu. belli değil mi? 😀 erken kalkıp kıza ayak uydurcaz.

Gelelim dün bahsettiğim ikinci kitaba. Hatta bir kitap daha bitti. O da İclal Aydın'ın "ÜÇ KIZ KARDEŞ" artık o da başka bir post yazısı. :)

Gelelim okuduğum son Murakami kitabına. Sanıyorum bir kaç tane  kaldı yazarın okumadığım kitabı.

internetten alıntıdır

Okumayı istediğim bir kitaptı "1Q84" Kobo 'da da 8 TL'ye düşmüştü geçtiğimiz dönem hemen alayım dedim. Nasıl olsa bu kadar kalını çantama atıp yanımda taşıyamayacaktım.

İyi ki E-Kitap olarak okudum.
Yazarı bilenler bilir ama hiç okumayanlar için bu kitabı başlangıç almayın derim.

📌 Çünkü çok fazla betimleme ve detay var.
1984 Orwell kitabından esinlenerek bazı detayları yazmış sanırım yazar. Kendinde kitapta sık sık orada ki Big Brother detaylarına gönderme yapıyor.

📍Konusuna gelirsek öncelikle kitap Büyülü Gerçeklik Akımı  ile yazılmış.
O da nedir derseniz;

20. yüzyılda ortaya çıkan ve post-modern sanat anlayışında önemli bir yere sahip olan Büyülü Gerçekçilik, Büyüleyici Gerçekçilik ya da diğer adıyla Fantastik Gerçekçilik; gerçekçi kabul edilen sanat akımlarında olmaması gereken sihirli, mantık dışı öğeleri barındıran bir sanat akımı olarak tanımlanabilir.

 internette tanımı böyle.

 📍"Yürekten sevdiğin bir insan varsa, bir kişi olsun yeter, hayatın kurtulmuş demektir…"
Sarsıcı bir yolculuğa hazır mısınız?
Öyleyse kemerlerinizi bağlayın. Erkekleri, titizlikle geliştirdiği bir yöntemle öteki dünyaya gönderen genç bir kadınla tanışacaksınız. Ve amansız bir takiple onun peşine düşen fanatik bir cemaatin müritleriyle…

(arka kapak yazısı)


Bana biraz da "Hasan Sabbah" olayı vardı hatırlar mısınız? Kitapları bayağı çok satmıştı. Ve hikayesi de ayrıca önemli detaylara dikkat çekiyordu.
Onu da anımsattı.
Müritlerin ve Cemaatin toplulukları etkisi altına alması.

Sonra bir kız düşünün ( Aome) aile aşırı dinine düşkün ve kapı kapı dolaşıp kişileri davete çağırıyor.
Ve bir gün Aome evi terk ediyor daha fazla dayanamıyor ve kendi başına yol alıyor.
İlk veya orta okuldu sanırım detayı tam hatırlayamadım. Sınıf arkadaşı Tengo'ya derin bir bağ ile bağlanıyor ve hayatı boyunca unutamıyor. Hayatına devam etse bile devamlı onu düşünmese bile bir gün ufak bir detay da aklına düşüveriyor.
Tengo'da aynı şekilde ve olaylar birden büyülü gerçeklik detayı ile 1q84 yılında geçiyor.
Burada ki "Q" aslında ingilizcede ki "soru işareti" anlamında kullanılmış. Nette biraz bakındım da böyle diyordu.


📍 Aslında öyle güzel bir akış yakalamış ki Murakami.. kitabı elinizden bırakmak istemiyorsunuz.
Özellikle kişi psikolojileri ve ikili ilişkiler arasında ki diyaloglar çok iyiydi. Aynı zamanda da düşündürücü.


📍Yine bu kitabında da şarkı isimleri, kitap önerileri ve kediler var. :)
Paralel Evren'e de göndermeler var. Özellikle iki karakterlerin hangi dünya da olduklarını kavrayamamış olmaları, ara da kalmaları ve çıkış yolunu aramaları.

Tabi bir de geçen "Little People" lar var. Bunları daha çok toplumun bize dayatmaları olarak düşünülebilir....

Uzun lafı kısası yine güzel ve etkili bir Murakami kitabı okumuş oldum.


18.9.18

İki Film Bir Kitap. 😊

Veeee sabah erken kalkmanın ikinci gününe geldim/k. 😊
Daha çok yeni ama erken kalkmayı özlemişim. Ve iyi geliyor desem. 😊
Umay sayesin de Merter'e de kahvaltı hazırlamış oluyorum. Genel de okul da kahvaltı ederdi beyim. Akşamdan hazırladık beslenmesini. Böyle olunca işe giderken de kalmazdım erkenden uğurlamak için. 🙄😬

Eeee konu çocuk olunca kalkılıyormuş erkenden bunu da öğrendim 😉

Allah'tan bizim kız erkenci de sabah uyandırma zorluğu yaşamıyorum. Kışın nasıl olur görücez. Karanlıkta ve soğukta. İnancım iyi yönde. 😊

Bunun dışında iki kitap iki   film izledim/k.

Kitaplardan;
 " BABAYA MEKTUP /FRANZ KAFKA"

 Kısa öz öyle çok şey anlatmış ki mektubunda Kafka.
Hatta daha önce Kafka okumadıysanız önce bu kitapla başlayın. Çünkü hangi duygularla "Dava, Dönüşüm, Şato vb." kitaplarını yazdığını daha iyi anlayacaksınız.
Tabi yazdığı mektupları yada mektubu göndermemi babasına.
Öldükten sonra yayınlanması için arkadaşına vermiş.
📚 Çok despot ve kolay beğenmeyen bir babaya sahipmiş. Ve bir türlü guru duymuyormuş çocukları ile. Özellikle de Kafka ile.
🗿 O kadar narin ve içe dönükmüş ki Kafka.
🗿 Gerçi yazfıklarını okuyunca dedim ki kendi kendime: hangi çocuk istemez ki anne babasınından övgü dolu sözler, gözlerinin ışıltısı ve gurur duyulması
🖋 Hani koca kız oldum şu yaşta bile nasıl da gururumu okşar anamdan babamdan duyduğum bir güzel söz
Velhasıl kısa öz güzel bir kitaptı.
            Diğer kitabım Murakami. O yüzden onu diğer yazımda anlatayıö. 😊

Filmlere gelirsek; bizim kız İnanılmaz Aile 2 filmine gitmeyi istiyordı. Bşzd sevşyoeuz animasyon  Ma aile gittik. Kahkaha bile attık

Keyifle izleyip çıktık filmden. Jack Jack adamım benim. 😊

Diğer film ise Türkçe'ye Nefes olarak çevrilen " Breath" filmiydi..


 Sonunda ağlatan bir filmdi....
Konusuna gelirsek, evlenen iki gencin hayat hikayesini. Adam bir gece uyanır ve hiç bir tarafı tutmaz. Çocuk felci geçirmektedir.
Tabi o dönemde şartlar kısıtlı, tedaviler tam olarak bilinmiyor ve çok kısa bir ömür biçiliyor adam.
Eşi ve dostları ve evladı sayesinde verdiği yaşam mücadelesi anlatılıyor.
Tabi bir kez daha anlıyoruz ki kadınlar çok fedakar yaratık.
Gerçek yaşam hikayesinden alınmış bir film. Engelli arabalarınon da çıkış yolunu anlatmış bir film aynı zamanda.

Böyle işte geçen haftayı bitirdik, yeni serin bir haftaya başladık.

Görüşürüz  Selamlar blog. 😊 😍

12.9.18

Gölgeler Ve Asi Kızlara Uyku Öncesi Hikayeleri Kitap Yorumu

Eylül ayına hızlı bir giriş yaptık. Hem en son vdiğğm mevsim hemde acı olayların başladığı bir ay bu ay benim için...... 😒
Yeni Eğitim - Öğretim Yılı hayırlı olsun.
Bizim ilk göz ağrımız Toprak Cem 1.sınıfa başladı..
Biz de tabi dugusal dakikalar.

Bakalım nasıl bir sonbahar 🍂 yaşayacağız  Diğer detayları başka bir yazıda anlatırım

Bu ay iki kitap bitirdim. Birincisi uzun zamandır almak istediğim bir kitaptı:
ASİ KIZLARA UYKU ÖNCESİ HİKAYELER  kitabı.
Hatta ikincisi de çıktı. Kesinlikle tavsiye ederim. Özellşkle ortaokul ve sonrası kızlarımızın okuması için.
Öncesi bile olur  😊

Başarılı kadınların verdikleri mücadeleleri  pes etmeyişleri ve başarıları kısa kısa öykü şeklinde birer sayfa da anlatmışlar.

Tabi her dönem kadının bastırılmasına şahit oluyoruz  Ve bunun ülke, memleket ile alakası bile yok  Kadınsan otur evde temizlik, yemek yap......
Aynı zaman da çok da güzel hediye kitap olur bu bence  😊
               📚 📖 📖📖📖📖📖📖📖📖📖📖
Diğer kitabım da;
GÖLGELER/ ZÜLFÜ LİVANELİ

Kısa öz novella kitaplardan
İçinde kimler yok ki. Atatürk, Yaşar Kemal  Halide Edip, Sabahattin Ali vb.. Yazarlarımız gölgeler şeklinde bir önce ki kitapta yani Konstantiye Oteli kitabından bir bölümde geçiyor.
Arka kapak yazısı şöyle ;

Zülfü Livaneli’den İstanbul’a ve onun yazarlarına, şairlerine saygı duruşu: Gölgeler  Karanlığın bütün gölgeleri yuttuğu bir İstanbul akşamı. Bütün sesler susmuş. Yalnızca gelip geçenlerin görmediği, duymadığı Gölgeler’in sesleri yankılanıyor sokaklarda. Son bir kez söylenen şarkı gibi, son bir kez yazılan şiir gibi, “son bakışta aşk”ta dile gelen sevda sözleri gibi… Gölgeler konuşuyorlar karanlıkta… Fatih Sultan Mehmed, Mustafa Kemal Atatürk, Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin, Nâzım Hikmet, Yahya Kemal, Sabahattin Ali, Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Kemal Tahir, Orhan Veli, Ülkü Tamer, Ece Ayhan, Cemal Süreya ve Attilâ İlhan'ın gölgeleri...  Şiirin tapınağı önünde vecd halinde bekliyor İstanbul, ona yeniden hayat verecek  son kelimeyi…

Bana göre tek sıkıntı Doğan Kitap basımı kitaplar çok pahalı oluyor.... 

Yine parça parça bir yazı oldu. Sanırım gece yazınca böyle oluyor. 
Okul düzenimşz başlasın gündüz yazacağım bloğumu. Belki o zaman daha sıralı yazarım.
İyi geceler  😊