#evdekal çağrısına uyarak neredeyse bir buçuk ayımız bitiyor. Markete de beyi tayin ettik :)))
On beş yıl boyunca temel yapıtlarını ortaya koyan Manzoni 1830’a doğru, İ promessi sposi (Nişanlılar) adlı romanının kendisine yalnızca İtalya’da değil tüm Avrupa ülkelerinde ün kazandırmasından sonra edebiyat alanında yazmayı bırakıp yalnızca bilimsel çalışmalara yöneldi. Milano’da ya da kent dışında, siyasal olaylardan uzak gösterişsiz bir yaşam sürdü. Ama düşüncelerinin hiçbirini inkâr etmedi. İtalya’nın birleşmesi sırasında, hükümet tarafından senatörlüğe getirildi. 28 Mayıs 1873’te ölünce, ülkenin her yanında gösteriler düzenlendi; Milano halkı da mezarını yaptırdı.
İ Promessi Sposi (Nişanlılar)
Bir tek romanı, yani İ promessi sposi (Nişanlılar, 1825-1827) Manzoni’nin ölümsüzleşmesine yeterli oldu. Bu roman, çok daha uzun, olayları ve diyalogları bakımından daha tiyatrosal olan ve Manzoni’nin ayıklayarak kısalttığı Fermo ve Lucia (1821-1823) adlı bir romanın yeniden yazılmış son biçimiydi. Manzoni, Walter Scott’un etkisinde kalarak yazdığı İ promessi sposi’yi “köylülerle, soylularla, rahiplerle, yargıçlarla, büginlerle, savaş ve açlık”la doldurmuştu. Bu kişiler ve olaylar, ilginç olmaları nedeniyle değil, bir toplumsal gerçekliği yansıttıkları için bu romanda yer alıyorlardı ve Manzoni böylece bir tarih tablosu çizmiş oluyordu.
İ promessi sposi Milano’da ayaklanmanın patlak verdiği Kasım 1628 olaylarıyla başlar ve 1630 veba salgınıyla sona erer. “Nişanlılar”, yani Renzo ve Lucia romantik kahramanlar olmaktan çok, bir toplumsal serüven, yani Mantova veraset savaşları içinde kaybolmuş alçakgönüllü tanıklar ve küçük insanlardır. Aşırı bir gerçekçilik ve yırtıcı bir alaycılık, İ promessi sposi’yi bir toplumun modern tablosu haline getirir; burada “feodal anarşiyle ve halk anarşisiyle birleşmiş en keyfi bir hükümetin etkinlikleri” göz önüne serilir.
Yetkinlik KavgasıManzoni, “temelinde doğru bulunmayan her konuyu, önceden mahkûm edebiliriz,” diyordu. Titiz bir tarihçi ve devrimci bir edebiyat kuramcısı olan Manzoni, Hıristiyanlığın,en büyük esinler olan aşkın, yurtseverliğin, adaletin ve iç barışın kaynağı olabileceğini göstermek istemiş; yetkin olabilmesi için kesinlikle edinmesi gereken ahlaksal değeri edebiyata kazandırmayı amaçlamıştır. Yetkinlik kaygısıyla da, yapıtlarını yavaş yavaş ve büyük bir titizlikle hazırlamıştır. Manzoni’nin yukarda belirttiğimiz yapıtları dışında odları (İl cinque marsi [Beş Mart, 1821]; Marzo 1821 [Mart 1821,1848]),trajedileri (Carmagnola, 1819; Adelchi, 1822), tarih, dil ve din konusunda yapıtları vardır.Konu Özeti
Tonino, köyde yaşayan dedesiyle anneannesine düşkün bir çocuktur. Onların köydeki sevgi ve eğlence dolu yaşamı, Tonino için anne babasının baskısından uzak, özgür günler anlamına gelmektedir. Annesi doğduğunda dedesinin dikmiş olduğu kiraz ağacı Felice ve anneannesinin beslediği akıllı kaz Alfonsina, Tonino için çok özeldir. Hele, yaşamındaki önlenemez değişiklikler, Felice ve Alfonsina’ya yepyeni bir gözle bakmasına neden olacaktır…
Yazar aynı zamanda ödüllerde almış başarılı bir kadın. Bu kitabında da hissetiğiniz sıcaklık sizi anılarınıza götürüyor. Birde içinde ki resimler daha bir hoşluk katmış.
(İtalyan edebiyatının güçlü yazarlarından, Hans Christian Andersen Ödülü sahibi İtalyan edebiyatının güçlü yazarlarından, Hans Christian Andersen Ödülü sahibi)
Gerçekten de çocuklar için büyüklerle zaman geçirmek tam bir hazine. Tabi büyüğüne ve sevgisine göre değişir.
Mesela bizim Tonino'nun babanesi ve dedesi benciller ve kendilerini düşünüyorlar. Ama ananesi ve dedesi ise tam bir hazine çocuk için. Bahçedeki ağaç, hayvan sevgileri, doğa ile uyumlu yaşamaya çalışmaları, yaşlarının getirdiği rahatsızlıklar ve derken torunları ile geçirdikleri keyifli zamanlar....















