22.6.20

James Joyce ve Dante ve R. Gary...



Joyce'un Kızı'ndan sonra elimde olan yine James Joyce ait "SÜRGÜNLER" kitabını okudum.
Yazarın ilk ve tek tiyatro oyunu kitabı. Hatta bu kitabını,  Ulyess yazarken,  ara kitap olarak yazmış. Bu kitapla iyice anladım ki; Joyce kelimeleri ve kelimelerle oyunu seviyor. En büyük yetenekkerinden biride bu.
Bu oyun eserinde konu; bor süre kendini sürgüne gönderen yazarımız tekrar memleketi Dublin'e döner. Evli ve bir çocuğu vardır.
Yalnız aile ilişkileri biraz çarpıktır. Toplumsal ahlakı,  kişisel ahlakı sorguladığı analizler vardır kitapta. Ve hem karısının hem kendisinin aşığı vardır. Karı koca haberdardır bunlardan. Sonrası rahatsızlanmalari başlar bu durumdan.....
Kitabın arka kapağında bu eserin aynı zamanda otobiyografik özelliği de yapmaktadır... Özellikle Dublin'den gitmesi, bu yöreyi ara ara eleştirmesi sanırım.....
Birde iki  sene önce "Dublinler" kitabını okumuştum ama fark ettim ki sadece okumuşum. Şimdi ki aklımla daha bir farklı gözle okuyorum Joyce'u.... Sonrasında da "Ulyess" var
 Bu kitabını okumayı çoooook istiyorum. Hatta yazarın Türkçe'ye çevrilmiş tüm eserlerini okumak istiyorum.

📍📍📍

Sonrasında kitaplığımda olan ama zorlandığım için bıraktığım, Dante'ye ait olan "YENİ HAYAT" kitabını okudum.

Kısacık anlatı kitabı Yeni Hayat. Lirik şiir tadında,  aşkına dair anlatı. Ön sözü epey uzun. Hatta iyi ki öyle,  yoksa kitap havada kalırdı...
Kitap başlangıcında şöyle diyor;

Dante, büyük yapıtı “İlahi Komedya”yı hazırlayan kitabı “Yeni Hayat”ı 1292’de yazmaya başlamıştı. Beatrice ile tutkulu serüveninin izlerini taşıyan kitap, yazılış özellikleri nedeniyle modernlere de öncülük etmiş bir yapıya dayanır. İlk kez dilimize çevrilen “Yeni Hayat” klasik Avrupa edebiyatının temel metinleri arasında yer alıyor.

Ve ben Dante'nin tüm eserlerini okumak istiyorum.
Dante olsun,  Joyce olsun,  Yaşar Kemal olsun...bunlar başka gözle bakan beyinler...gerçekten de ön görüleri olduğuna inanıyorum....... Ve kıymetleri bilinmeli......
                   
                                  📍📍📍📍📍📍📍📍

Bu kitabı geçen seneden eklemiştim listeme... Sonra pdf olarak karşıma çıkınca okuyayım dedim.
Yüreğe dokunan bir hikayesi vardı.
10 yaşında ki Momo'nun ağzından anlatılıyor hikaye.... 
Hayat kadınlarının işlerine devam edebilmesi için,  çocuklarını Fransa'nın arka sokaklarında emanet ettikleri evlere dair yaşananlar....o çocukların yaşam mücadelesi....
Okurken içim darlandı, hayat neden adil değilsin diye çokca kendime sordum ❓ ❓ ❓
Madam Rose ve Arap kökenli Momo arasında ki ilişkiyi,  dostluğu ve çileyi...okumak acı versede...gerçekler bunlar......
Hatta yazar kendinden, olanlardan o akdar sıkılmışki başka bor isimle çıkartmış kitabını......

21.6.20

Çocuklar için Zor Zeka Sorularının Önemi

 Selam Arkadaşlar.

Okuduğum bir yazıyı sizinle de paylaşmak istedim.

 


 

Özellikle çocuklarda ve gençlerde zor sorular için üretilen kolay cevaplar bir zeka belirtisi olarak görülmektedir. Zekayı genel olarak tanımlamak gerekirse çevreye uyum sağlayabilme ve problem çözebilme yeteneği denebilir. Bir insanın zekası onun yaptıkları ile değerlendirilir. Zeka sayesinde insanlar yeni durumlara ayak uydurabilirler, olaylar arasında neden-sonuç ilişkisi kurabilir, problemleri çözebilir.

Zekanın çeşitli boyutları vardır. Her ne kadar günümüzde matematiksel işlemler yapabilmek sadece zeka ürünü gibi görünse de aslında zeka çok boyutudur. Bunlar el becerileri, sanatsal ürünler ortaya koyabilme, dilsel beceriler, soyut kavramlardan yetenekler, sözcükleri ve kavramları iyi tanıma ve bunlar üzerinde hakimiyet sahibi olma, yaratıcı yazılar yazabilme, resim çizebilme olarak adlandırılabilir...

Çocuklarda Zeka Gelişimi Eğitimi

Zihni eğitmeyi bilmek, nasıl bileceğini öğrenmek ve eldeki bilgiyi değerlendirmeyi, yorumlamayı öğrenmekle gerçekleşir. Bir çocuğun düşünen, bilgi sahibi olabilen, bu bilgiyi yorumlayabilen, değerlendirebilen bir birey olabilmesi için zihninin iyi eğitilmesi gerekir. Zihin eğitimi ile bir çocuğun bireysel ve sosyal yaşamında başarılı olması, yetenek sahibi olması ve yeteneklerini yerinde ve doğru kullanması, kendisini sürekli geliştirmeye devam etmesi sağlanır.

Bir çocuğun zeka gelişiminde rol oynayan en önemli faktörlerden biri çevredir. Çocuğun yetiştiği çevre ve anne baba ilgisi öncelikle zihinsel gelişimin nasıl ilerleyeceğini etkileyen faktörlerdir. Anne baba ve okul yaşamında öğretmen gözlemi sayesinde çocuk kendi zihinsel yeteneğini keşfedebilir ve bu yönde kendisini geliştirmeyi başarabilir. Bir çocuğun zekasını erken yaşta geliştirmeye başlamak onun hayatını, geleceğini mükemmel hale getirmek anlamına gelir. Doğuştan ilgilenilmesi, ihtiyaçlarına olumlu dönütler verilmesi sayesinde çocuklar kendi zeka kapasitelerini artırabilirler.

Çocukların zihinsel gelişimi için kritik dönem okul öncesi dönemdir. Bu dönemi kaçırmamak ayrı bir önem taşır. Bunun yanında zihinsel gelişimde bireysel farklılıklar da göz ardı edilmemelidir. Her çocuk özeldir, unutulmamalıdır.

Zihin Her Zaman Gelişmeye Devam Eder

Bir insanın zeka gelişiminde önemli rol oynayan başlıca faktörler vardır. Bunlar:

        Çevre

        Aile

        Beslenme

        Kalıtım

        Ruh sağlığı

 


Bu faktörlere bağlı olarak insanın doğumundan başlayarak ölümüne kadar zeka gelişimi devam eder. İnsanın zihnini ne kadar geliştireceği de bir yerden sonra kendi elindedir. Ancak zeka gelişimde ailenin kurduğu alt yapı göz ardı edilemeyecek kadar büyük önem taşır. Bu nedenle zeka gelişiminde öncelikli olarak en önemli olan dönem, çocukluk dönemidir ve bu dönemde ailelere, öğretmenlere büyük sorumluluk düşmektedir.

Zeka öncelikle çocukluk döneminde yapılan algı eğitimine fazlası ile bağlıdır. Bu nedenle aileler çocuklarına evde, görme, İşitme, hissetme, kavrama ile ilgili algı oyunları oynatmalı ve çocuklarının zeka gelişimine destek olmalıdırlar.

Bu oyunlar arasında dikkat çeken ve düzenli kullanımda zeka becerilerini güçlendirdiği bilinen MentalUP Eğitici Zeka Oyunları’nı denemeniz önerilir.

👉Çocuğunuzun performans raporlarını anında takip edebileceğiniz MentalUP Eğitici Çocuk Oyunu’nu hemen ve ücretsiz deneyin.

Zeka gelişiminde önemli olan bir diğer faktör de çocukların gelişimleri sırasında kaygı ve korkulardan olabildiğince uzak tutulmaya çalışılmasıdır. Bunun yanında özgüvenlerini zedeleyici hareketlerden de özellikle kaçınmak gerekir.

Yukarıda uzun uzun çocukların zor zeka soruları ile nasıl baş edebilecekleri ve zeka gelişimleri için yapılabilecekler hakkında konuştuk. Şimdi de zeka sorularının yapısından biraz bahsedeceğiz.

Öncelikle zeka soruları, çocukların dikkatlerini ölçmeye yöneliktir. Bir çocuğun önünde bulunan zeka sorusunu çözebilmesi için ilk yapması gereken tüm dikkatini soruya vermesi ve  istenilen sonucu doğru algılamaktır. Zeka testleri genel olarak görsel ve zihinsel, dikkat testleridir. Sorularda farklı şekiller veya kelime, sayı verilip arada bağlantı kurulması istenebilir. Veya tam tersi, farklı olanın bulunması istenebilir. Zihinden karmaşık matematiksel işlemlerin hızla yapılması gerebilir. Veya kağıt üzerine çizilen bir çizgiden yaratıcı bir fikir ile resim yapılması istenebilir. Verilen kelimelerle hikaye kurdurulabilir, yarım kalmış bir hikaye tamamlatılabilir. Verilen resimlerden hikaye kurdurulması istenebilir. Anlatılan bir hikayeden sorular sorulabilir. Bunların hepsi çocukların dikkatini ve yeteneklerini ölçmeye yöneliktir.

16.6.20

Gunluk Haller, Biten Kitap...



Tam normalleşemeyenlerdenim....
Dün zorunlu semt polokliniğe gittim. Talesemi taşıyıcısıyım. Ara kan değerlerim düşüyor ve bu da beni halsiz bırakıyor. Tabi birde mevsim alerjimde olunca son  2 aydır çok kalitesiz geçti...
Doktora gitmek 😷 rahatsız ediciydi.... Bide üstüne ertesi gün sonuç göstermek için bir daha gitmek...daha da yorucu. Hadi Kadikoy'e inmişken Umay'a da alışveriş yaptık. Velhasıl bir kaç gündür sokaklardayız ve kalabalıktayız.....
Kendimi o kadar rahatsız hissettim ki anlatamam..... Eşime dediğim bir şeyde "uzun süre dışarı çıkmamalıyız"....
Şimdi de haberleri izliyorum ve tekrar veriler yükselmeye başladığını anlatıyor... Yani çok hızlı " normalleştiğimizi"anlatıyorlar...
Ve zamanında "domuz gribi" bile bir yılı aşkın sürmüştü ki aşısı vardı.... O zamanda dikkate fazla alınmadığını ve bu virüsün daha tehlikeli olduğunu anlatıyor doktorlar....
Gerçekten de bakıyorum da ki sizinde gözlemleriniz vardır... Bir kısım grup çok rahat...nerden geliyor bu rahatlık bilemiyorum...... 
Onun dışında ev hallerimiz devam ediyor. Ara bizim kızla ev toparlıyoruz. Hatta kendi kıyafetlerini ütülettiriyorum.  😃
Hem öğrenmiş oluyor hemde kaslarını kullanmış oluyor. Diğer etkinliklerin sonuna geldik. Bitti 😶😁
Arada da arkadaşımızın bahçesine götürüyorum,  kızlar oynarken bizde oturuyoruz.
3 aydan sonra böyle çıkmak bizim kızın hoşuna gitti... Arkadaş özlemiş... Sağlık için her şey..
Kutu oyunlarına devam ediyoruz. Özelikle "kızma birader ve tombala" anne kız favorimiz. Babası ile daha stratejik oyunlar oynuyorlar. 

📚📚📚📚📚📚📚📚📚 

Bu aralar daha az okuyorum. Daha çok yarım dizilerimizi izledik. "Mesih" ve "Ölmek İçin 13 Neden" dizilerini bitirdik. Etkilendiğim dizilerden. Bazen tanıdığımızı düşündüğümüz çocuğumuzun nelerle baş ettiğini gözden kaçırıyoruz sanırım. Tabi Amerika dizilerinde ve okullarında şiddet,  çocuklar arası zorbalık daha fazla.... Bizim okullarda da elbet vardır ama bu kadar mı bilemiyorum? Korkuyorum.... Anne olduktan sonra korkularım çok arttı... Kendimde bunu fark ediyorum.....

Bir Kutu Kitap'dan gelmişti "Joyce'un Kızı" kitabı....
Büyük ilgi ve merak ile okudum.... 
Hatta hızlıca okuyup bıraktığım "Dublinliler" kitabını tekrar okumaya karar verdim. 🤗
📚
Konusuba gelirsek; yer yer kurgu ama çoğunlukla yazarın araştırmalarından yola çıkarak,  dahinin kızının gölgede kalmış yaşamı.... Okurken düşündüm de ne zor...babanız dahi ve ünlü... Sizde aslında iyisiniz ama babanız sebebi ile gölgede kalıyorsunuz.....
Lucia, kendine has dansı olan aynı zamanda ön görüleride olan bir kızdır. Daha çok babası James Joyce yardım ediyor çünkü babasının gözleri artık çok az görmektedir..... Hatta babasına okuma ve yazdıklarını temize çekme konusinda Beckett'de yardım edenler arasındadır,  aynı zamanda da hayranıdır... Yarım kalan aşklar,  istediği dansı yapamamasi, hayatı derken akıl hastanesi ile sonlanan yaşam ....
Tek sevmediğim kitabın kapak resmi oldu...... Çok hafif ve sıradan kaçmış... Daha güzel bir kapak, daha ilgi çekici olabilirdi..... Yazar bu kitap ile ödül almıştır. Eğer James Joyce seviyorsanız bu kitabı okuyun. Hatta ilk bu kitabı okuyun derim...




📚📚📚

1920’ler… Sanat, müzik, edebiyat ve dans alanlarında tüm yeniliklerin ve yeni fikirlerin merkezi Paris... Edebiyat dünyasının tartışmasız en büyük dehalarından James Joyce’un tutkulu kızı Lucia, Paris’te yıldızı parlamakta olan yetenekli bir dansçıdır. Genç Samuel Beckett, babasıyla çalışmaya geldiğinde Lucia ona umutsuzca âşık olur. Geleceği görebildiğine inanan genç kadın, Beckett’le evlenmenin kaderinde olduğuna emindir. Ama öngörüleri onu yanıltacak, dâhi babasının gölgesi bir türlü peşini bırakmayacaktır. Yaşamı paramparça olan Lucia, ünlü psikanalist Carl Jung’dan yardım alsa da, kaderin kendisi için planladıklarından ne ölçüde kaçabilecektir?

 

Joyce’un Kızı aşk, yaratıcılık ve bir dâhinin gölgesinde yaşamak üzerine yazılmış muhteşem bir roman.

 

“Sen derece etkileyici bir ilk roman. Annabel Abbs gerçek bir hikâyeden yola çıkarak canlı ve rengârenk bir dünyaya yerleştirdiği Joyce, Beckett gibi olağanüstü karakterlere hayat veriyor.”

-The Observer-

(Tanıtım Bülteninden


8.6.20

Deniz \John Banville

Selam...
Aralık sonuydu sanırım ya da ocak başı,  Kırmızı Kedi Yayınevi kendi yayınlarında %50 indirim yapmıştı. Bende o indirimden almak istediğim üç beş kitabı almıştım. Bu kitapta onlardan biri. 😊

Hatta bu kitabı yorumlarına güvendiğim arkadaşım tavsiye etmişti.
İlk kez okuduğum bir yazar "John Banville"
"Deniz" kitabı ile aynı zamanda 2015 yılında Man Booker Ödülünü almış bir yazar.
İrlandalı bir yazar. Bu aralar cok sık İrlandalı yazarlara denk geldim. Ve anladım ki bu yörenin yazarları eski ile bağ kurmayı,  yazılarında sık sık geri dönüşler yapmayı seviyorlar.
Konusuna gelirsek....
Deniz, özlemler ve geçmişle yüzleşme kitabı gibiydi benim için. Max'ın eşi hastalanır  ve ölür... Sonrası ise kızı ile eskiden annesi ile yaz tatilini geçirdiğini kasabaya döner. Ve yaşadıklarını, anılarını dinleriz kendi gözünden. Tabi aynı zamanda sanat tarihçisi ve betimlemeler yaparken,  dönemin ünlü tablolarından yola çıkıyor.
Arka kapak yazısı şöyle;


Max Morden, karısının ölümüyle birlikte yüreğinde onulmaz bir acıyla kalakalan bir adam, yetişkin kızıyla bağları koptu kopacak bir baba ve güya Fransız ressam Pierre Bonnard hakkında monografi yazmakla uğraşan bir sanat tarihçisi. Çocukken ailesiyle birlikte gittiği bir sahil kasabasında konaklıyor. Anılarındaysa Chloe ve Myles adlı ikiz kardeşlerin esrarlı hikâyesi var. Hafızasını yokladıkça gemi azıya alan düşlem gücü, olmadık menfezlerde başıboş gezinirken, durgun çalkantısız denizin üzerindeki pus da ağır ağır kalkmaya başlıyor.

Sevgi, keder ve hatırlama üzerine kurulu, dehşet ile mizahın kusursuz bir şekilde dengelendiği, bir solukta okuyacağınız dorukta bir yapıt.



2.6.20

Bulantı/ Sartre


Bulantı, XX. yüzyılın en etkili düşünürlerinden Jean-Paul Sartre’ın ilk romanı. Bireyin kökten özgürlüğünü vurgulayan varoluşçu akımın sözcülüğünü üstlenen Sartre, adını 1938’de yayımlanan bu romanıyla duyurmuştu. Günlük biçiminde yazdığı bu kitabında, romanın kahramanı Roquentin’in dünya karşısında duyduğu tiksintiyi anlatıyordu. Bu tiksinti yalnızca dış dünyaya değil, Roquentin’in kendi bedenine de yönelikti. Kimi eleştirmenler romanı hastalıklı bir durumun, bir tür nevrotik kaçışın ifadesi olarak değerlendirdilerse de, Bulantı, yansıttığı güçlü bireyci ve toplum karşıtı düşüncelerle, sonradan Sartre’ın felsefesinin temellerini oluşturacak birçok konuya yer veren özgün bir yapıttı. “Varoluş”la yüz yüze gelen Roquentin’in geçirdiği değişimi anlatan Bulantı, varoluşçuluğun kült kitaplarından biri oldu. XX. yüzyıl roman sanatında da önemli bir yeri olan bu kitabı, Selâhattin Hilâv’ın usta işi çevirisiyle sunuyoruz.

Arka kapak yazısı böyle...




Benim yorumuma gelirsek....

Okumayı çok istediğim romanlardan biriydi.
Ama sanıyorum ki yanlış zamanda okudum. Çok daraldım okurken. Belki edebiyat eleştirmenleri bana kızacak ama beğenmedim.  Daha doğrusu benim ruhuma, aklıma uygun değildi, ben bu kitaba uygun değildim belkide...
Hatta okurken yer yer "Aylak Adam" geldi aklıma. Yusuf Atılgan kalemini çağrıştırdı bana. Ve kolay bir kitap değildi( Bulantı)
Biraz kendime döndüm ve ne kaçırdığımı anlamak için nette yorumları okudum....

İnternet sitelerinde ki yorumları ve bu konuda uzman kişilerin paylaşımlarnı okuduğumda...şöyle düşündüm...
Dahaçok ben okur gözyle bakıyorum; yani bilimsel ve altında yatan tüm detaylar olarak değil de....
Çünkü şöyle bir gerçek varki; varoluşçuluk akımı, Avrupa’da, özellikle I. ve II. Dünya Savaşı sonrası yıkım ortamında, geleneksel felsefelere, özellikle rasyonalistlerin akla dayanan bilgisinin genel geçerliğine ve pozitivistlerin olguları açıklayan doğal yasaların bulunabileceği inancına, evrensellik ve nesnellik fikrine bir tepki olarak ortaya çıkar ve aklın karşısında duygulara önem verir.
Bu bilgiden sonra bu kitabı beğenmedim demek de haksızlık oluyor.....

Özellikle Roquentin'in o devamlı depresif hali, her insana bakarken yaptıı analizlerde ki olumsuz hava... diyorum ya kişilik olarak daha pozitif olduğumdan sanırım bana kasvetli geldi.
Yorumlarken fark ettim ki,, beğenmedim demek biraz huzursuz ediyor beni. Sebebide  tarihte yer etmiş, ve varoluş felsefesini yaşamış bir yazarı "beğenmedim" demek ona saygısızlık ediyormuşum hissini hissetmem.......




O yüzden karar size kalmış....

1.6.20

Biten Kitaplarım...

  Doğum Lekesi/ Elif Hümeyra Aydın
Yine bir öykü kitabı idi. Bir Kutu Kitap'tan gelen.Yazarın ilk kitabı imiş.

Bu yüzden haksızlık da etmek istemem. İlk bir kaç öyküyü çok sevdim. Sonrası tekrar gibi geldi. Konusu itibari ile kadın, toplumda kadın ve baskılar üzerine idi. Belki de öykü severler sever bu kitabı....
Nette şöyle yazıyor; yazar ile söyleşi  burada ki sitede yazar ile söyleşi var. Okumak isterseniz tıktık... :)
Elif Hümeyra AYDIN: 1994 yılında İstanbul’da doğdu. Bahçeşehir Üniversitesi Psikoloji ve sinema-televizyon bölümlerinden mezun oldu. Öyküleri Dergah ve Sarnıç Öykü dergilerinde yayımlandı. İstanbulda yaşıyor. DOĞUM LEKESİ Elif Hümeyra AYDIN’ın ilk hikâye kitabıdır
Diğer kitabım; 
YARIM AY / HARUN CANDAN
Bu kitabı İg'den Damla önermişti. Hem de çok önerdi :)
Sonra aldım listeye. İyi ki almışım. Hep heyecan dorukta okudum.

 
 
Konusuna gelirsek;
Sahafsa çalışan Can, aşık olduğu kız Selene....
Cinayet öyküsü...ve takip derken...İstanbul'un o sokaklarında gezmek istedim. Sonunu çok merak ettim ve tahmin edemedim 🙈
Özellikle kadim zamanlara dair anlatımlarını çok sevdim. 
Velhasıl dişer kitaplarınıda ekledim listeye.
Aaa birde (aklıma geldi birden) kitapta ki gibi İlim, irfan sahibi Arif Bey ile tanışmak isterdim. O anlatsa ben dinlesem...yüreğime su serpilse.  
"Hikayecinin ustalığı taklidin kusursuzluğundandır!

Ve son bitirdiğim kitap " SEZGİN KAYMAZ / NEFHA"

İlk aslında "Bakele" ve "Bugün Bize Kim Geldi" hikaye kitaplarını okumuştum ve biraz mesafeliydim.
Sonra "Kün" kitabını okudum ve aman allahım dedim..... Diğer tüm romanlarını ekledim listeye ⭐
Nefha;esinti hoş koku demekmiş. Aslında bu devam kitapmış. Eksiklik hissetmeden de okunuyor..
Tabi kitapta ironi çok fazla...lakin gerçeklik payıda çok.
Mesela kibir, gurur, büyüklenmeye dair konuşmalar...şeytanın neden kovulduğunu birde yazarın hikayesinden okuyun. Meleklerin konuşmaları,  aralarında olan bitenler derken..hop kitabı bitirdim.

“Meleklerin ağlama zamanıydı.
Ağladılar.”
 
Her şeyin yerli yerinde olduğu, huzurun hüküm sürdüğü Cennet’te tüm düzen Âdem’in (ve ardından Havva’nın) yaratılışıyla yerle bir olur(!) Azâzîl kibre kapılır, şeytana döner. Âdem, Havva ile birlikte şeytana uyar. Sonra hepsi birden dünyaya sürülür. Kıyamete kadar sürecek bir mücadeledir gerisi… Ancak bu sürgünden sonra her şeyin yerli yerinde olduğu Cennet’te hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır!  Önce “cümleleri bozulur” cennet sakinlerinin, ardından huzurları. En sonunda aldıkları nihai tebliğ ile kader çizgileri değişir. Sonrası, İsrafil’in Sûr’u iki kez üfleyeceği vakte kadar bir büyük bilinmezlik… 
 
Nefha, Sezgin Kaymaz’dan ironiyle trajedinin
bir arada vücut bulduğu bir Cennet tasviri!