31.10.18

Kanını Satan Adam Yu Hua kitabı....

Günaydın.
Sabah kızı okula bırakıp biraz blog sayfalarında dolaştım...
Hepimiz biraz boşlamışız buraları. Tabi bunda Instagram'ın verdiği kolaylık da var.

Dün Özlem'in(Macera Kitabım bloğu) ve sabah Nurşen Ablanın (Leylak Dalı bloğu) yazısını okuyunca; evet dedim kendime aynı rehavet bende de var.
Bir ara ne kadar düzenli yazıyordum. Sonra bir durgunluk geldi ....

Ama yılmak yok yazmaya, okumaya devam  😊

Sizinle geçtiğimiz ay bitirdiğim bu enfes, güzel mi güzel kitabı paylaşmak istiyorum..
Açıkcası Jaguar Yayınları henüz hiç yanıltmadı paylaşımlarında...

Az öz kitap var lakin hepsi de birbirinden iyi.

KANINI SATAN ADAM /YU HUA

Daha önce Yaşamak kitabını okumuş sevmiştim yazarı. Bu kitabı ile daha da sevdim.

📍 Konusuna gelirsek; babası vefat eden annesi de başka bir adama kaçan Xu Sanguan zor bir hayat yaşamıştır
🖋 Dedesi ve amcasının yanına gider. Yaş olarak daha ergenlik çağındadır.
Köyün de insanlar hem tarımla uğraşıyordur hem de zorda kalınca merkeze gidip kanlarını belirli bir miktar para karşılığı satarlar.
📍 O dönemin zorluklarını, Yaşam mücadelesini ve köy hayatını o kadar yalın  anlatıyor ki okurken sizde kendi çocukluğunuzda ki mahallenizde yaşanan komşulukları hatırlayacaksınız.
Yer yer güldüğüm  yer yer de içimin sızladığı cümleler oldu.

Hele yokluk zamanı ve devrimi anlattığı bölüm "of yaaaa yazık ama" dedirtti ....

🖋 Toplumlar gerçekten de kolay kurulmuyor  çekilen acılar bence hemen hemen aynı... Zaten Uzak Doğu ile benzerliklerimiz  çokca...

Kesinlikle okuyunuz efenim diyeceğim kitaplardan oldu....

Tanıtım yazısı şöyledir....


Zor bir hayata doğmuştur Xu Sanguan: Babası çocukken ölür, annesiyse başka bir adamla evlenip onu terk eder. Dedesi ve amcasının sahip çıkıp büyüttüğü Xu Sanguan artık şehirdeki ipek fabrikasında çalışan genç bir işçidir. Amcasını ziyaret ettiği bir gün, kan satmaya giden iki arkadaşının yardımıyla o da kanını satar. Eline geçen parayı sadece ailesi için harcaması gerektiğine inandığı için evlenmeye karar verir. Xu Yulan’la evlenir ve üç oğlu olur. Büyük oğlu Yile hakkındaki bir gerçeğin ortaya çıkmasıyla sarsılır. Kültür Devrimi, kıtlık yılları gibi zor ve toplumu altüst eden dönemlerde ne zaman başı sıkışsa bir kuyudan su çeker gibi damarlarından kan çektiren ve mücadeleden asla vazgeçmeyen Xu Sanguan’ın öyküsü, tüm bunların yanında yaşama dair birçok tuhaflığı da barındırır.
Kalbin tek bir atışıyla kanın tüm vücuda yayılması gibi, Yu Hua da basit fakat usta işi cümlelerle kurduğu bu olağanüstü öyküde, âdeta insan ruhunun ve yaşamın kılcal damarlarına ulaşır.
Daha önce Yaşamak adlı romanını yayımladığımız Yu Hua’nın en önemli eserlerinden Kanını Satan Adam’ı Erdem Kurtuldu Çince aslından çevirdi.

(Tanıtım Bülteninden) 

30.10.18

Mustafa Kemal /Yılmaz Özdil kitabı...

Selam. 😊

Dün büyük günü kızımın okulunda bayraklar ve şiirler eşliğinde kutladık. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun  🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷

Tabi ne kadar ilerleyin bize miras kalan Cumhuriyet'i orası tartışılır.... Lakin bildiğim bir şey varsa yaşadığım sürece içimde ki "minnet, saygı ve sevgi, hayranlık " hiç bitmeyecek.....


Geçen hafta "YILMAZ ÖZDİL/MUSTAFA KEMAL "
Kitabını bitirdim. Başladığınız da en fazla iki güne bitiyor kitap.






Hatta arkadaşımız yazarın ilk imza gününde bu kitabı Umay adına imzalattı. 🙏🏻

Okurken tarihlerden çok yaşamı, Hayata duruşu, savaş sırasında ki dabranışlaeı vb gibi daha kişisel bilgileri aktarıyor bize Sevgili Yılmaz Özdil 

Ve okurken içim öyle garipti ki;  yer yer tüylerim diken diken oldu... Keşke dedim keşke tanısaydım seni Atam.....

 Mesela en en sevdiğim yanı "insan biriktirmesi" kim olursa olsun saygı göstermesi, kıyafette temizliğe önem vermwsi, özellikle çok okuması, birkaç dil bilmesi, sanata ve eğitime verdiği önem ......

Bu kitap da bu yönlerine tanık oluyorsunuz Atatürk'ün....

Gerçekten de kitleleri kendinize inandırmak hele o dönemde en zoru iken Atatürk bunu başarmış.
Kurtuluş Savaşı, Çanakkale Savaşı bunlara en güzel örneklerden 
Bir de geçekten de herkese nasip olmaz ön görü, keskin zeka...  Hızlı düşünüp kararlar almak.


Kısa ve öz bu kitap çok güzeldi. Özelikle çocuklarımızın da rahatça okuyabileceği kitaplardan.

Arka kapak yazısı şöyledir....



Yılmaz Özdil yeni kitabında, Mustafa Kemal’in Osmanlı ordusunda görevli bir askerken -bilhassa 1.Dünya Savaşı’nda görev aldığı Çanakkale cephesinde- çeşitli cephelerde ve daha sonra Türk Kurtuluş Savaşı’nda emperyalist güçlere karşı kazandığı başarıları, kurduğu yeni cumhuriyetle gerçekleştirdiği “çağdaş” demokratik cumhuriyet idealini, kadın hakları başta olmak üzere sosyal hayatta gerçekleştirdiği reformları, eğitim-kültür-sanat-ekonomi-tarım-sanayi-gündelik yaşam ve diğer başka alanda hayata geçirdiği, dönemi için emsalsiz denebilecek başarıları kaleme alırken, gündelik hayatından da kesitler sunuyor. 
Ayrıca Mustafa Kemal’in, sanatsever ve entelektüel kimliğini, hayvanseverliğini, doğa bilincini, çocuk sevgisini, kadın hakları konusunda sergilediği vizyonerliğini ve diğer sıra dışı özelliklerini sebep sonuç ilişkisi içinde ele alıyor.      
Onun, ailesiyle, arkadaşlarıyla, çocuklarıyla ve çocuklarla, hayatına giren kadınlarla olan ilişkisini; cephede askeri veya diplomatik temasta bulunduğu kişilere karşı “insan sevgisi” etrafında şekillenen barışçı tutumunu; ülkede gerçekleştirdiği kültür reformunun önemini; tüm dünyada “ezilen toplumlar” tarafından örnek alınan askeri ve siyasi başarılarını; bunların yanında en sevdiği yemekten en çok dinlediği şarkılara, giyim tarzından sevdiği hayvanlara, hatta Türkiye’nin “çağdaş” ülkeler seviyesine geçebilmesi için gündelik yaşamda yaptığı ve yapılmasını arzuladığı davranışlara kadar eksiksiz ve insani yönleriyle bütüncül bir Mustafa Kemal portresi ortaya koyuyor. 

Bu kitapta, Mustafa Kemal’in çocukluğundan Kuvayı Milliye ruhuna, idam fermanından Kurtuluş Savaşı’na, Cumhuriyet’in kuruluşundan Mustafa Kemal’in kişisel özelliklerine, hizmetlileri ile olan diyaloglarından gece hayatına ve hayatında iz bırakan yakınlarına kadar pek çok detayı bulacaksınız. 


23.10.18

Biten kitaplardan.....

Selam  😊

Bu aralar pek bi miskin panda modundayım .. Evde yapılmayı bekleyen işler var ve ben sadece "derler, topla, süpür-sil" modundayım .....
Bu da geçece elbet. Geçecek değil mi?

Her ne kadar miskin panda modunda olsa da ayarlarım kendimi "okumak" ile ödüllendiriyorum  🤗

Bir kaç ince ve nefes roman bitirdim

Bunlardan biri de;
 BİLDİĞİNİZ DÜNYANIN SONU/ERLEND LOE
🖋 Daha önce yazmıştım Türkçe'ye çevrilen ilk romanı Doppler'i çok sevmiştim
🖋 Bu kitabı ise tam bir hayal kırıklığı oldu benim için ...  Öyle zor bitirdim ki anlatamam ..
Tamam artık evine dönüyor fakat o belden aşağı cümleler, Hayata bakış açısı ve yorumlar derken.... Elbet beni rahatsızlık eden bu değildi .. Bunları anlatırken kullandığı yazım dili idi.
Okudum geçtim diyebilirim .....

Diğer kitabım ise; "YİRMİNCİ YÜZYIL FİLMİNİ ÜRETTİĞİM AKŞAM VE BAŞKA KÜÇÜK KEŞİFLER / KAZUO ISHİGURO"

🏆 Bu kitap yazarın ödül gecesi konuşmasını anlatıyor.
🏆 Hatta daha önce hiç Ishiguro okumadıysanız bununla başlayın ve yazarın nasıl bir yaşam tarzı, hayatsa bakış açısı ve romanlaeını yazarken nelerden beslendiğini anlayın.
Günden Kalanlar kitabını okumuş ve diğer kitapları hâlâ alıp okuyacağım listede yerini koruyor. Öncesi bunu okumak daha bir heveslendirdi beni

Ve arka kapak yazısı şöyledir :

“Büyük bir duygusal güce sahip romanlarında, dünyayla bir bağlantımız olduğu yanılsamasının altında yatan dipsiz uçurumu açığa çıkardığı” gerekçesiyle 2017 Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülen Kazuo Ishiguro, Nobel konuşmasında, yazarlık hayatının dönemeçlerini ve sihirli keşif anlarını romanlarından alıştığımız yalınlık ve vuruculukla, okurlarla paylaşıyor.
Çok yakın gelecekte –yoksa o an çoktan geldi mi?– bilimde, teknolojide ve tıpta çarpıcı buluşların yol açacağı zorluklar bizi bekliyor... Şimdi altmışlarında bir adamım, gözlerimi ovuşturup pusun içinden düne kadar varlığından bile haberdar olmadığım bu dünyanın anahatlarını seçmeye uğraşıyorum. Aklı yorgun bir kuşağın mensubu, yorgun bir yazar olan ben, bu yabancısı olduğum yere bakacak gücü bulabilir miyim?.. Yola devam etmek ve elimden geleni yapmak zorundayım. Çünkü hâlâ edebiyatın önemli olduğuna ve biz bu zorlu alanı geçerken bilhassa önemli olacağına inanıyorum. Ancak bize genç kuşaktan yazarların yol göstereceğine ve ilham vereceğine güveniyorum... Bu yüzden iyimserim.

Bir diğer kitabım :
"KIRIK KANATLAR /HALİL CİBRAN"
Novella tadın da bir roman. Kısa ve öz kelimelerle Sevgili HALİL Cibran bize aşkı, kadını ve çaresizliği anlatmış 
Tabi biz kendisinin genelde aforizmalarına yada kıssadan hikâyelerin alışkınız  Bu kitap da çok farklı değil aslında.
Döneminin ilk romanlarından sayılıyor.
En çok etkilendiğim romanın sonu ve bir anne lile evladının verdiği sınav ve kaybı oldu .......

Diğer son kitabım ise :
"TOLSTOY'UN YAŞAMI / ROMAİN ROLLAND"
Yazarımız tam bir Tolstoy hayranı ve biraz karışı bir kronoloji ile yaşamınk anlatıyor. Daha çok ruh hali diyebiliriz.
Biraz yavaş ve durağan ilerliyor eğer Tolstoy seviyorsanız bu kitabı okuyun.
Ama öyle çok aranız yoksa sizi sıkabilir 
Tolstoy'un Yaşamı, yazara büyük hayranlık duyan ve onun yazın yaşamını dönemlere ayırma gereği duymadan bütünü ile seven birinden, büyük romancı Romain Rolland'dan ona bir selam. Tolstoy, her dönemde olduğu gibi, on dokuzuncu yüzyıl sonrasında da herkesi eserleriyle birleştiriyor çünkü. Her kesim-den insan onun evrenselliğinde birleşiyor, onda ken-dini buluyor. Romain Rolland, Lev Nikolayeviç'in yaşamını anlatırken, ona yönelik iddiaları da ele alıyor: Tolstoy başkalarının fikirlerinden etkilendi mi, kriz öncesi ve sonrası diye iki kategoride değerlendirilebilir mi?.. 

Tolstoy düşüncenin ayrıcalıklı kişilerine seslenmez, sıradan kişilere, iyi niyetli insanlara seslenir. Bizim bilincimizdir. Bizim, biz orta halli insanların, düşündüğümüzü, kendi içimizde okumaktan korktuğumuzu söyler. Gururla dolup taşan bir önder değildir bizim için, insanlığın yukarısında, sanatlarının ve arılıklarının tahtında oturan, mağrur dehalardan değildir. Tolstoy -mektuplarında da kendini bu en güzel, en tatlı adla adlandırmaktan hoşlanırdı- bizim "kardeşimiz"dir.
(Tanıtım Bülteninden)

Sayfa Sayısı: 150

Baskı Yılı: 2015

Böyle işte dostlar. İnce kitaplar ile haftayı bitirdim  Gelsin yeni kitaplar  😊 

Selamlar. 

17.10.18

Hava/Buket Uzuner

Buket Uzuner'le ilk tanışma kitabım "KUMRAL ADA MAVİ TUNA" idi. Çok da severel okumuştum.  Hüzünlü  bir hem dönem hem de ilişkiler üzerime idi hikayesi.
Sonradan da "Gelibolu" ve diğer kitaplarını okudum. Ama en çok bu ikisi ve son yazdığı dörtleme kitapları kalbimde ayrı bir yer edindi. Son kitap "ATEŞ" i çok merak ediyorum. Henüz bir kaç yılımız var sanıyorum  😊 Çünkü üçüncü kitap olan HAVA daha yeni basıldı.

Bu kitapla yine Şaman öğretilerinden de anlatıyor bize Umay Bayülgen.
Bu sefer Sahaf Semahat'in anlatamadığı, sustuğu ve saklı yaşamın arkasında ki sırrı öğreniyoruz....
Defne Kaman'ı ve Umay Nine'yi biraz daha yakından tanıyoruz....
Bu sefer yazar "Küresel İklim Değişikliği" ve "Nükleer santral"in zararlarına daha geniş değiniyor
Ve hep bahsettiği tarihi bilgiler, yöresel zeginlimlerimizi de eklemişsin yazılarına.
Bu sefer Kayseri ve Kapadokya'da alıyoruz soluğu..

Yavaş okudum, sindirdim ve şimdi de kafamda evirip çeviriyorum. 😊

İyi geceler selamlar 🙋🏻‍♀️


15.10.18

NAPOLİ KİTAPLARI/1.KİTAP

Selam. 😊
İyi haftalar hepimize.

Uzun zamandır ne koruya ne de ormana gitmemiştim. Kızın öğretmeni 🍂 sonbaharı anlatan yapraklardan isteyince , hadi dedik evin ordan toplamayalım "Adile Sultan Korusu /Valide bağ Öğretmen Evine" gidelim dedik.
Sabah erkenden gittik. O havanın hafif esmesi ve ağaçların sesi... Toprak kokusu ...
Hepimize iyi geldi.

Bugün okul da etkinlik yapacaklar... 😊 

Geçen hafta "BENİM OLAĞANÜSTÜ AKILLI ARKADAŞIM /ELENA FERRANTE" kitabını bitirdim. 
👉 Çok severek ve ilgi ile okudum. En çok etkileyen de yazarın;sanki karşımda oturmuş geçmiş zaman hikayesini anlatıyormuş gibi yazması .. 
🖋️ Ve Lila ve Lenu'nun çocukluk yılları ile başlıyor Napoli Serisi. 
🖋️Özellikle mahallede olanlar, komşuluk ve çocukların ilişkilerini okurken kendi çocukluğumu düşündüm  
Hepimizin vardır en yakın arkadaşı o zamanlar ve çooook önemlidir... Davranışlarını örnek aldığınız, birlikteyiz hareket ettiğimiz.... 
Bizim mahallede kızdan çok erkek çocuğu vardı  Biz az olan kızlar da erkek arkadaşlarımızla  misket oynar maç yapardık... 😊 Güzeldi o günler hemde çok güzel... Aramızda kavgalar olsa da küslük uzun sürmedi.. 
İşte bu kitabı okurken kendi çocukluğuma gittim diyebilirim  
👉 Her iki karakterde benzer yanlar buldum.
Sırada diğer kitapları var.  Bir de yazarın gerçek adı saklı, internette hiç bir bilgi yok. Neden acaba? Diye de merak ettim yani.... 

Böyle tadı damağımda kalan kitapları seviyorum. 
Selamlar. 🙋🏻‍♀️🍂 

3.10.18

İmza Günü / Taksim Gezisi

Selam. 😊
Dün sevdiğim yazarlardan Erlend Loe'nin (Doppler kitabının yazarı  YapıKredi Yayınları Beyoğlu şubesinde imza günü vardı.
Müsait de olunca gittim. Hatta Instagram vesile ile daha önce tanıştığım Sevgili Vildan'da sürpriz yapıp gelmişti. Öncesi kahve içip sohbet ettik. Sohbeti keyifli olunca zaman nasıl geçiyor anlamıyorum.
İnstagram bazen güzel şeylere de vesile oluyor. Kitap vasıtası ile bir kaç arkadaşım oldu. Demek ki zamanlarımızda gelmiş ve birbirlerimizin yollarına çıkmışız.

Hazır Taksim'e gidiyorken erken çıkayım evden dedim. Kızı da okuldan sağolsun babaannesi aldı. 😊
Hemen yolumun üstünde olan ve ne zamandır gitmek istediğin "Galata Mevlihane" 'sine gittim. Müze içine giremedim ama bahçesini gezdim. Suskunlar /Hamuşan mezarların ziyaret ettim. 🙏🏻  İlk burayı İhsan Oktay Anar' ın Suskunlar kitabı ile bilmiştim.
Dua mı ettim, biraz düşündüm biraz bakındım derken bir sonraki ilk fırsatta tekrar gideceğime kendime söz verdim.
Öyle güzel ki bahçesi... Ağaçlar içinde... Yolunuz düşerse uğrayın derim.

Ordan yol üstünde olan Borusan Müzik Sanat Evi'nde "LEYLA GENCER" in kullandığı eşyaşarın sergisi vardı. Açıkçası ismini duymuştum o kadar. Oysa ki Ülkemizde ki ender Sanatçılardan biriymiş. Nasıl da bazı şetlwrden bir habersiz dedim kendime.
Dünya çapında ünlü Opera Sanatçısı imiş kendisi. Hatta Primadonna imiş.
Primadonna; Opera'da baş kadını oynayan oyuncu demek. Leyla Gencer hem en iyi Soprano hemde önemli bir Primadonna imiş. Öldükten sonra da vasiyeti üzerine yakılıp küllerini İstanbul Boğazına dökmüşler ..
Sergi de kullandığı özel eşyalarından bir kaçı serilenmişti.

Ordanda Ziraat Bankası Sergisini gezdim. Onu da bir sonra ki yazımda paylaşayım  😊

Sonra saat 16:30 imza saati başladı. Yine eski Blogger şimdi ise İnstagram ve YouTubber olan Damla ile de karşılaştık.
Ve yazarı görünce ilk tepkimiz "sanırım yazar Doppler'i özenmiş" oldu.

Çünkü sizde fark edeceksiniz ki arka kolada ki fotoğraf da epey genç bir adam var. Oysaki sakkalı orta yaş biri imiş bizim yazar 😁 Tabi ki yaşı veya görüntüsü sorun değil lakin o zaman güncel fotoğraf ile duyurusunu yapın kardeşim ..... 
Bunun ötesi kitabı imzalattım /k. 
Akşam ki söyleşide kalıp bir saat de dinledim. 
Güzel bir günden kalanları da yazdığıma göre yeni kitabıma başlayayım..
Selam ederim 🤗 arkadaşlar  🙋🏻‍♀️ 

1.10.18

Eylül Ayı biten kitaplar... 📚

Veeeee Ekim ayına giriş yaptık. Günler ne çabuk geçiyor
Dün kasırga gelecek diye neredeyse eve kapanacaktım ki can arkadaşım sayesinde soluğu Akasya AVM'de aldık. Kahve eşliğinde de bol bol sohbetimizi de ettik. Haftaya iyi bir başlangıç oldu benim için. 😊




Eylül son haftasını dört kitap ile bitirdim. Tabi bunda ince kitaplar olmasının da etkisi var. 
Bu aralar İş Kültür Yayınları Klasiklerine takmış durumdayım  😊 
Okuduğum kitaplara gelirsek;

✅ MELİSA KESMEZ/ ATLARI BAĞLAYIN

Cesaretimiz var mı her şeyi bir anda öylece bırakıp gitmeye? İnsan her nereye giderse gitsin kendini de beraberinde götürmez mi? Varlığından güç aldığımız arkadaşlar ne zaman yük haline geldi? Hepimiz başarılı olmak zorunda mıyız bu hayatta? Her seferinde duvara tosladığımız halde hâlâ yeni ilişkiler kurmaya, var olanı kurtarmaya çalışmak hayal kırıklıklarına bağımlı hale gelmemizle açıklanabilir mi? Melisa Kesmez, heyecanlı ve mütevazı sesinin her satırda hissedildiği kısa öykülerinde soruları müzikle, dramla, şiirle yoğuruyor, cevapları ise nüktedanlığı da elden bırakmayarak veriyor.
Tanıtımında böyle yazıyor. Yazarı İnstagram'da çokça görüyor ve yorumları da çok iyi oyluyordu.
Benim gibi öykü okuyamayan iri için zor bir tercih olduysa da çok severek okudum.
Tabi kitap da hüzün, acı ve kederliydi.
Kelimelerini ve bakış açısını sevdim. Öykülerinde ki karakterler çoğunlukla "kadın" ve şehirli idi.


✅LEYLA ERBİL / ÜÇ BAŞLI EJDERHA



Bu kadının bakış açısını, kelimelerini ve yazım dilini çok seviyorum. Hayranım olayları kısa ve öz olarak bazen tek kelime ile anlatmasına.
Yalnız daha önce hiç Leyla Erbil okumadı iseniz bu kitapla başlamayın.
Örneğin "KALAN" kitabı daha iyi olur başlangıç için.
Bu kitabında hem mitoloji hem bir annenin acısı hem Maral Katliamı hem de keder var..... Öyle bir harmanlanmış ki her kelime cuk diye yerine oturmuş.....
Arka kapak yazısında şöyle der...

...)'Siyasal' bir okumaya son derece açık ve uygun olan Üç Başlı Ejderha, yazarın araya girerek Burmalı Sütun çevresinde yeni bir anlatısal katman oluşturmasıyla, beklenmedik bir kesintiye, bir belirsizleştirilmeye uğratılır. Sorular yanıtsız bırakılmıştır. Geride kalan sadece kötülük ve tarihten devralınmış siyasal cinayetlerdi... 
Ahmet Oktay

▶️BİR KEDİ, BİR ADAM, İKİ KADIN/J. TANİZAKİ


Jaguar Yayınları'ndan bu okuduğum dördüncü kitap ve şimdilik hiç yanılmadım keyifle okudum yayınlarını.

Bu kitapta da yazar öyle sıradan bir konuyu öyle inceden işlemiş ki...
Her şey bir kedinşn etrafında dönüyoe gibi gözükse de bir ailenin yaşadıklarını .. Kedisi olan ailelerin yaşadıkları...
Okırken düşünmeden edemedim  Belki de evde kedi beslememiş olsak bazı detaylar yavan kalırdı. Ama şimdi herşey başka...
Evli bir çift boşanıyor. Boşanma da erkeğin annesinin parmağı vardır ve oğlunu akrabası olan, zengin bir kızla evlendirir tekrardan
Diğer kadın intikam almak için adamın bağlı olduğu kediyi ister ve olaylar burdan itibaren başlar... Kitap da sapkın düşüncelerin neler yaptırabileceğine de tanık oluyorsunuz. 😊
Arka kapak uazoso der ki;
Biten ilişki için umut, diğeri içinse endişe kaynağıdır.  Böylece, başlı başına bir kavram olmayı hak eden “kedi sevgisi”nden çok daha fazlasına dokunur Tanizaki. Zarif, yumuşacık bir üslupla insan ilişkilerinin girift yapısını, küçücük ayrıntıların -bir nesnenin, jestin veya bakışın- insan ruhunda yarattığı dönüşümleri, yalnızlığın ve sevginin türlü biçimlerini gösterir.


▶️ W. SOMERSET MAUGHAM/ BOYALI PEÇE 


1920’li yıllarda Londra ve Hong Kong’da geçen Boyalı Peçe, bir kadının ruhani uyanışının hikâyesidir. Kitty, annesi tarafından sosyal merdivende yükselmesini sağlayacak bir evlilik yapmak üzere yetiştirilmiştir. Ancak yaşı ilerlerken ufukta böyle bir evlilik belirmeyince panik halinde sevmediği bir adamla; Hong Kong’da bakteriyolog olarak görev yapan Walter’la evlenir. Walter’ın Kitty’nin ihanetini öğrenmesiyle başlayan süreçte, genç kadın kendi sığlığını ve insani zaaflarını fark edecek, hayatında ilk kez anlam aramaya başlamıştır.
Okuduğum güzel romanlardan biriydi.
Anlatım dili akıcı ve sanki film izliyormuş gibi okudum  Belki de seneler seneler evvel böyle bir film izlediğimden olabilir.

İşte böyle.
Eylül ayının son haftası okuduğum kitapların hepsini de beğendim. 😊 
İyi haftalar arkadaşlar. 🙋🏻‍♀️