31.5.19

Diziler....

Selam.
Bu aralar dizilere sardım/k.  Özellikle #deadtomenetflix #deadtome dizisini çok beğendim. Bunda bu tarz dizileri sevmem de etkili oluyor.
Hoş dizinin içeriğine bakınca hep bir aksiyon, hep bir olaylar zinciri var ama o arkadaşlık ilişkileri,  tripleri olmaması,  rahat olmaları çok hoşuma gidiyor. İşte diyorum aradığım arkadaşlık. 😉😊
Tabi diziyi  izlerken,  ahlak,  doğruluk,  dürüstlük kavramlarını da sorguluyorsunuz.... Her olayın altından başka bir şey çıkıyor ve anlıyorsunuz ki "hiçbir şey göründüğü gibi değildir....."

Sonrası ara ara #mariekondonetflix mini bölümleri izliyorum. Derleme,  toplama için ufak tüyolar hoşuma gidiyor. Hoş kendi adıma saklama huyum olmadığını söyleyebilirim. 😊

Bizim evde saklamayı seven eşimdir. Bağ kurar eşyaları ile arasında.
Bende kolay vazgeçerim ve şaşar bana. Bugün beğenerek aldığım bir şeyi uzun bir süre kullanıp sonrası eğer temiz ise ürün yardım evlerine değilse geri dönüşüme bırakabilirim. Merter ise sonsuza dek kullanır ve yenisine ihtiyaç duymaz. Bense yeni şeylere bayılırım 😁 aramızda ki bu fark da evde dengeyi sağlıyor. 



Bir diğer dizi de #therain bu tarz yani dünyanın felaketlerle karşılaşması olayları çok fazla dizi yapılıyor. İlgi ile izlerken içim daralsa da "neden olmasın" diye düşünmek çok yorucu çünkü dizide olanlar imkansız değil....

26.5.19

Ev hali.... Biten Kitap....


Selam.
Geçtiğimiz hafta bitirdiğim, hastalıklar sebebi ile paylaşamadığım kitabımı da ekleyeyim. 😊
Çok şükür daha iyiyiz hem eşim hem ben...
Merter kasık fıtığı ameliyatı oldu.  Üstüne salgın varmış bende o salgından nasibimi  aldım. Kusma ve ishal oldum.
O kadar zor ki....böyle bir süreçte..... Doktor ilaçlar verdi ama etkisine gösterene kadar biz bir gece kalıp eve çıktık.
İnsanın evi gibisi yok. Şükür evdeyiz 🙏🏻🌼🎈

Biten kitabımımda paylaşayım sizinle 😁😊
Aslında bumkştabı belki dört beş sene evvel listeme almıştım. Lakin okunacak o kadar çok kitabım vardı ki evde almaya sıra gelmiyordu.
Neyse ki onları da azalttım daha düzenli kitap alışverişi yapıyorum. 😊
Sonra geçtiğimiz haftalar da arkadaşın kitaplığın da arkalarda bir yerler de görünce hemen okumak için aldım. Ve böylece alınacak kitaplar listemden bir çentik ile bir kitap daha okundu.

☘ #araplarıngözüylehaçlıseferleri kitabını çok merak ediyordum. Özellikle #aminmaaoluf dan okumak daha bir keyifli idi.
◀ iki yüzyıl süren( 1096-1291) süren Haçlı Değerlerini hem sebeplerini hem de Orta doğu'daki Frenk işgalini anlatıyor.
Kitabı okurken yeni bir kelimede öğrendim; Vakanüvis: Olayları yazan, kayda geçiren..demekmiş.
Vakanüvisler vesilesi ile bize anlatıyor yazar .
☘tabi o dönem yaşanan ve yüzyıllar süren savaşın etkisini hâlâ günümüzde de görmek mümkün. Yaşadıkları, her iki tarafın da hem kaybı hem kazanma gururu sonrası..... Arapların neden "modernizm" i hâlâ kabul etmediklerini anlıyorsunuz....
Tabi okurken kendimi de çok eleştirdim çünkü tarih bilgim hele hele böyle tarihi olaylar,  siyasi bilgilerim o kadar az ki........
Bazı bölümleri okurken anlamadığım,  döbeüp dönüp baktığım isimler de ki değişikleri çözmeye çalışmalarım... Derken kızdım işte kendime....
Sadece bazı yerler de tekrar çok fazla idi oda ara ara kitabı durağanlaştırsa da anlattığı mesele sebebi ile bile kitap çok iyiydi.....

20.5.19

Edith Wharton kitaplarına dair....

#edithwharton
Selam. Daha önce okuduğum bir yazarın kitabında #keyifevi önerisini not etmiştim. Ya İnci Aral'dı ya da Buket Uzuner...nedense hatırlayamadım hangisi olduğunu.... Notumu da kaybettim... Her neyse..
📕 indirimde görünce hem Keyif Evi'ni hem de İki Kızkardeş kitaplarını aldım.
✒ Önce #ikikizkardes kitabını okudum. Kısacık ama iç burkan bir hikaye idi hayatları. Anne babası olmayan,  küçük mütevazı dükkanlarında yaşam mücadelesi veren ve bir olay ile hayatları tamamen değişen kardeşlerin hikayesi idi.



✒💫 Amerika'nın yoksul dönemine de tanıklık ediyorsunuz aynı zaman da.
🎈Sonrasın da #keyifevi ne büyük bir merak ile başladım.  Nasıl desem bana hitap etmedi,  özellikle uzun çok uzun betimlemeler beni biraz daraltıyor.
Lakin bunun dışında 80'lerin New York'un da geleneklerin nasıl da bize benzediğine tanıklık ediyoruz.
✒ Özellikle kadınların gelinlik yaşlarını geçmeden zengin koca bulma yarışı,  balolar,  davetler derken yıpranan ve heba olan bir kızın hayatına tanıklık ediyorsunuz.
Yine de aradığımı bulamadım Keyif Evi'n de. 

Şu sıralar ise kitap grubumuz ile "İri Memeler Geniş Kalçalar /Mo Yan" okuyoruz.
Bir de ikinci kitap olarak "Arapların Gözünden Haçlı Seferleri / Amin M." okuyorum
Sizde ne var ne yok?

İyi geceler iyi haftalar 🌼🎈

16.5.19

Çocuğa Dini ve Allah'ı Anlatmak...

Selam.
Bu aralar yaş dönemi ile alakalı olarak daha da çok sorular sormaya başladı bizim kız.
Tabi birde arkadaşlarından duydukları da var.
Bir arkadaşı "Allah taaa yukarıda bizi görüyor, " işte skin şöyle yapma ceza verir .... Vs...gibi cümleler ile bşraz korkutmuş. .
Oysa ki korkacak değil sevebileceğini anlatmak daha doğru.. 


🙏 küçüklüğünden beri ağaçlara dokundurup,  sarılmasını, selam vermesini anlattım Umay'a ve konuşmaya başladığından beri ağaçlara dokunur,  selam verir ve büyük keyifle yaparız bunu.
🙏 Geçenler de babası ile konuşurken üstte bahsettiğim mevzuyu açmış ve "Allah nerde? Nasıl bişey?" gibi sorular sormuş.
🙏 sonrasında eşimle kendi aramızda konuşurken "eveeettt dedik artık sorular başladığına göre araştırma yapıp doğru şekilde,  anlayabileceği dilde anlatma zamanı gelmiştir" dedik....
🙏 Hemşiremden bu kitabı aldım dün gece de bizim yaş grubumuza uyan kısımları okudum. #çocuklaraallahınasılanlatalım #mehmeteminay
Kitabın başında öyle güzel içeriği anlatmış ki.  Bu kitabı hazırlaken sadece din bazlı değil hem sosyoloji hem de psikoloji dalından destek alarak hazırlamış. Çünkü üçü bir arada olursa özellikle çocuklarımıza daha iyi anlatabileceğimizi söylemiş.
🙏 Küçük yaş gruplarında asıl önemli olanın " gerçekten neyi sormak "istediğini vurgulamış. Korkutmayalım,  sevdirelim demiş yazar. Ve en önemlisi; uzun uzun cümleler değil kısa ama öz somut olarak anlatmamız gerektiğini yazmış. Doğadan örnekler verebilirsiniz demiş mesela. Çok hoşuma giden cümleler okudum.
Bazı şeyleri ileride anlatmamız gerektiğini,  soruyu sorduğu zamanı baz alıp öğrenmek istediği kadarını anlatalım demiş.
Ve en önemlisi çocukluk yıllarında yapılan yanlış bilgilendir neler kalıcı yanlışlar dönemi olabilir demiş.
O yüzden öncelik aile bağlarımızı ve güven duygumuzu oluşturup yaş dönemine göre bilmesi gerektiği kadarını anlatmak.
Birde yapılan bir araştırma da; çocukların doğuştan dini kabule hazır olduklarını vurgulamış. Bu sebeple de yaşına uygun dönemler de anlatırsak söylenenleri  yadırgamadıklarını anlatmış.

Önereceğiniz başka kitaplar da var mıdır?

14.5.19

Umay'la Ev Halleri...

Bugün babası ile  dışarıdan gelirken köşe başında ki çiçekçiden bir demet karanfil almak istemiş kızım bana. 😊 Kapıdan verirken de "anneler günün kutlu olsun anniş" dedi.💜❤
Tabi ben mest. Öncesi aslında bugün okul dönüşü eve gelirken çiçek almak istedi Umay kız,  bende sonra alırız demiştim. Demek ki babasına aldırtmış, akıllı kız. 😉

Geçen üst komşumla kahve arası sohbette; ne ara büyüdü bu kız yahu dedi bana.....
 Klasik konuşmalardan sonra düşündüm biraz......
Gerçekten de "ne ara" büyüdü kızım?!

Tabi alerjiden dolayı yüzüm gözüm şiş içinde......

Daha dün gibiydi doğumdan sonra ki süreç ve konuşma aralarımız da; acaba ilk ne diyecek,  anne mi baba mı? Nasıl olacak ses tonu,  huyu suyu nasıl olacak?diye hem merak ediyor hem konuşuyorduk..... 🤔🤗

Bu aralar ise; acaba okul zamanı nasıl olacak? Hangi mesleği seçecek? Acaba benimle mutlu mu? İyi bir anne miyim? Ki iyi bir anne miyim Umay için? Sorusu ara ara aklıma geliyor. Sonra da "neden kötü anne olacak mışım ki?" diyorum.....
Sizde de oluyor mu ya da oluyor muydu bilmiyorum?
Şu aralar "anne-kız" takılmayı seviyor. Bakkala giderken soruyor babası; Umay gelmek ister misin?
Hayır baba biz annemle evde takılıcaz... Modundayız....

Birde benim takılarımı saklamamı istiyor ileri de oda takacakmış😁
Neden ben kırmızı 💅 oje sürmüyormuşum,  rujumu yaz rengi cırtlak pembe alabilirim,  neden hiç topuklu ayakkabı giymiyorum? Benim topuklu ayakkabım varmıymış? Göstersene anne.......😐 yerde biraz toz görse "anne bugün evi süpürmeyi düşünüyor musun? " ya da koltuk altında toz görse; annecim  burayı temizlemeyi unuttun galiba.......biri bıdısı....hani ben böyle temizlik hastası olurum da bizim kızda öyle diycem ama yok yani olması gerektiği kadar temizimimdir. Öyle kasmam kendimi hergün iş ile.....
Ah diyorum içimden Umay bu temizlik ilgini büyüyünceye sakla sen yaparsın 😅

Evin için de kelime cümle cümbüşü var bir bilseniz 😅 bıdı bıdo devamlı yorum modunda.

İşte böyle olunca da "kız sen ne zaman büyüdün?" demeden edemiyorum.

Analı kızlı muhabbetimiz pek çok bu aralar....

iyi geceler efenim ☘🌼



10.5.19

Günden Kalanlar, Biten Kitaplar...



 Selam. Bugünler de iyiym çok şükür. İlaçlar anca etki etti sanırım.... Artık başka çözümler de bulmam lazım. bir ay sürüyor bu alerji ve günlük yaşamımı çok etkiliyor...

Geçenler de İnsatgaram'dan severek takip ettiğim bir arkadaşım Sibel bir paylaşım da bulundu ve " mutlaka izleyin" demişti.
Netflix Belgeseli olan "Brené Brown: Cesaret Çağrısı"

 1 saatlik bir anlatı belgesel. En çok hoşuma giden ise; kendimizi, olmaya çalıştığımız halimizi değil olduğumuz halimizi sevmemeizi kabul etmemizi ve ona göre yön vermemizi demesini sevdim.
Özellikle "kırılgan" halimiziden utandığımızı, aslında "cesaret, cesurluk ile kırılganlığın" beraber hareket ettiğini anlattı. Çoğu kabul etmese de dedi... asıl başarı asıl önemli olan düşüp tekrar ayağa kalkmamız ve acımızı, bizi kıran şeyi özetle dibine kadar yaşamımız gerektiği idi... Eğer seviyorsanız böyle mini belgeseleri hem güldüren hemde sorgulatan belgeseli izleyin derim...
Tanıtımında ise şöyle yazyor;

Brené Brown yetersizlik, korku ve belirsizlik tarafından sınırları çizilen bir kültürde, cesareti konfora tercih etmenin bedelini mizah ve empatiyle tartışıyor.

 Okumayı çok istediğim kitaplardan biri idi "HİKAYECİ/ JODİ PİCOULT"

Arkadaşımdan ödünç aldım ve okudum. Sırada diğer kitapları var.
Bazı kitaplar içinizi dağlar ya işte bu kitap da öyleydi benim için. Bir de sanıyorum ki bu aralar çok fazla bu tarz kitaplar okuduğumdan... daha da etkileniyorum.
 Bundan önce de "Anne Frank'ın Hatıra Defteri"ni okumuştum.... derken bu kitap ile iyice üzüntüm arttı.
Bazen bakıyorum nete... evet bir kesim var ki Yahudilik ile bilgiler, dini bilgiler, siyasi bilgiler sunuyor...
Daha öncede demiştim, pek hatta hiç siyaseti sevmiyorum ve ilgilenmediğim için de bilgilerim hep yakın zamanla sınırlı......
O yüzden benim baktığım bakış açısı, içim üzen.... o insanların yaşamak zorunda kaldığı şartlar, gaz odaları ve açlık.......
Hikayeci kitabında da yazar Nazi Kampından kurtulan bir kadının ağzından anlatmış. Tabi kadının torunu, affedilmek isteyen bir Nazi Subayı... yaşananlar....





Hasan Ali Toptaş yine içimi dağladın be üstat....... #heba ........... Şu hayatta öğrendiğim bir şey varsa o da zamanı iyi değerlendirmek...
☘ Yine muhteşem bir kelime yumağı ile bize toplumsal ve bireysel hatalarımızdan bahsetmiş ama öyle ders verir gibi değil.... " hah,  işte,  aynen küçük yerlerde böyle oluyor "cinsinden anlatmış.... Yanlışı ile doğrusu ile, içe dönüp anlatmış.

.📍☘ Ziya ve Ziya'nın içindeki kederi, yaşadıklarını hiç unutmayacağım...

📍☘ okurken çocukluk işte dediğiniz ama büyüyünce nasıl da hayatınıza etki ettiğini gördüğünüz bir hikaye. Yer yer neresi rüya neresi gerçek dediğiniz de oluyor,  sonrası bir bakmışsınız hikaye akmış gitmiş.
☘📍 Aşk'ın her yerde aşk,  dostun her yerde dost ve ihanetin her yerde ihanet olduğunu anlıyorsunuz.
☘☘📍evet rahatsız edici bir hikâye,  zorlayıcı ama edebi değeri yüksek bi  hikâye...
En önemlisi neydi biliyor musunuz? Ark kapak da şöyle yazıyor ve en güzel tanımı olmuş bence; “... insanız yahu, kaybetmeye de ihtiyacımız var arkadaş, oturalım oturduğumuz yerde diyebilirdi mesela; ne var ki bunu yapamadı. Biçare çocuk, onun soluğunu kendi soluğu sanıyor şimdi; dilinde Nefise türküsüyle ortalıkta serseri mayın gibi gezinip duruyor. Farkında olmadan kaybetmenin tadını keşfetti de onu mu uzatıyor hergele bilmiyorum ki...”

Böyle işte....

Hayırlı ramazanlar, keyifli haftasonunuz olsun arkadaşlar.

6.5.19

Marc Auge Kitapları...

#marcaugé Yazarın kitaplarını ilk defa okudum. Biraz felsefi biraz gündelik yaşamdan örneklerle bize bazı duyguları aktarmış.
📕 Kendisi bir Antropolog. Ve kitapları da inceleme tarzında.
📃 #yaşsızzamanlar kitabında altını çizdiğim cümleler oldu. Özellikle yaş almak ve yaşamak üzerine yorumlarına bayıldım. Bundan sonra yaşı ilerlemiş birine "yaşınız kaç?" diye sormayacağım. 😊
📃 📍Altını çizdiğim cümlelerden biride; Eğer yaşımsam ve sadece yaşımdan ibaretsem, özümde, herkesin tanıdığı kurallar tarafından sıkıca belirlenmiş, sosyal ve kültürel bir varlığımdır. Fakat bu kurallar yığını beni gerçekten ilgilendirir mi? Ben gerçekten yirmi bir yaşıma geldiğimde reşit oldum mu? Bu dönüşüm şimdilerde benimkinden üç yıl önce mi gerçekleşiyor? Emekli olunca başka biri mi oldum? Altmış beş, yetmiş ya da seksen yaşımdan sonra söyleyecek bir şeyim kalmadı mı? Bu bir özgürlük meselesidir ve uzayan yaşam süresi daha çok kişiyi çemberin dışına atabilir."........
📍📍📍📍📍📍
Diğer kitabı olan #unutmabiçimleri mi çooook beğendim. Hatta sonrasında bir kez daha okumak istiyorum.
Bence şu cümle herşeyi anlatıyor; “Unutmak, toplum için olduğu kadar birey için de bir zorunluluktur. İçinde bulunulan zamanın, şu anın ve bekleyişin tadına varmak için unutmayı bilmek gerekir; ancak unutmak bellek için de bir ihtiyaçtır: Uzak geçmişe ulaşabilmek için yakın geçmişi unutmak gerekir.”


5.5.19

Günlük Haller ve Üstat İle Margarita

Selam.

Mevsim  geçişleri başlayınca benim gibi alerjisi olanların da göz kaşıntısı,  burun akıntısı ve astım alerjisi başlamış oluyor.
Son iki yıldır daha ağır geçiyorum semptomları.
Bu ara ikidir acilde alıyoruz soluğu. Sürreyapaşa'ya gittik ve ona göre ilaçlarımı aldım. Düne göre daha iyiyim şükür.
Devamlı öksürük krizine girmek ve zor nefes almak  o kadar  yorucu ki.

Bunun dışında son iki üç aydır okuma hızım çok düştü. Şöyle kendimle konuştuğumda bu sene hiç tiyatroya gitmedim,  liste yapmıştım İstanbul'da gidip görülecek yerler, müzeler diye...onlara da gitmedim....
Ve günlerimi öyle çok da verimli geçirmedim.. Kendime şaşıyorum... Hani hangi kafadayım bilmiyorum...

Belki de bir dönemdir bu ve zamanı gelince geçecektir kendime zaman tanımam gerek. Onu da bilmiyorum..  Diyorum ya bazen kendime şaşıyorum....
Böyle böyle konuşurken buluyorum kendimi....
Kilo vermek istiyorum,  40 yaşımı ve sonrasını sağlıklı geçirmek istiyorum ve böyle homidi gırtlak yemeğe devam edersem ilerde nasıl olur bilemiyorum.....işte böyle böyle diye diye zaman geçiyor.....

Bu arada okuma grubumuz ile enfes bir kitap okuduk.

Üstat ile Margarita / Mihail Bulgakov

Hep aynı şeyi diyorum ama bir bilseniz alıp okuyacağım liste öyle kabarık ki...son birkaç yıldır habire listeme yeni kitaplar ekleniyor. Bildiğiniz geriden geliyorum ☺
Bu kitapda listemde idi. Sonra indirimde görğnce aldım,  sonrasında da grupta okuyalım dediklerinde hemen öne çekip okudum.
Sırada diğer kitapları var.
Bu kitabını çok sevdim hele Margarita karakterini çok sevdim.
 📍Elbet eleştirdiği bir dönem de var yazarın.
Büyülü gerçeklik tarzında bir kitap.
📍kitabın başında önsöz kısmında epey bir detay var. Bir dönem yazarın yazdıkları yayınlanmamış,  kitapları basılmamış...


Konusuna gelirsek; Moskova'da bir bankta iki  yazar sohbet ederken,  bastonlu bir adam belirir ve olaylar başlar....
Özellikle anlatım dili ve olaylara bakış açısı ve hiciv sanatı ile aktarması çok iyiydi.
✒arka kapak yazısı şöyledir;

Sovyet edebiyatının önde gelen adlarından olan Mihail Bulgakov, yapıtlarının çoğunda Sovyet bürokrasisini eleştirdi; bu nedenle Sovyet otoriteleriyle pek çok kez karşı karşıya geldi, yazdıkları sansürlendi. Yazarın Usta ile Margarita adlı dev yapıtı ise, kendi sağlığında değil, ölümünden yirmi altı yıl sonra, 1966'da yayınlandı. Üstelik yaklaşık seksen sayfası çıkarılmış olarak. Yayınladığımız bu kitap, sansüre uğrayan bu sayfaları da içeriyor. Usta ile Margarita, son derece kıvrak bir kurguyla birbirine bağlanan ayrı öykülerden oluşuyor. Otuzlu yıllarda, Moskova'da iki yazar, bir bankta oturmuş, İsa'nın gerçekten yaşayıp yaşamadığını tartışmaktadırlar. Birdenbire, yandaki bankta bir adam şekillenir ve sohbete karışır. Düzgün bir Sovyet vatandaşı gibi görünmektedir, ancak geleceği okuma yeteneğine sahiptir ilginç yabancı. Örneğin, yazarlardan birine öleceğini söyler, yazar gerçekten çok kısa bir süre sonra ölür. İkinci yazar ise, gene yabancının önceden bildiği gibi delirir ve akıl hastanesine kapatılır. Yabancı dediğimiz kişi ise, sosyalist Sovyet toplumunu ziyarete gelmiş olan şeytanın ta kendisidir ve bu kez adı Woland'dır. Woland ve yanındaki yardımcıları, Moskova'da fantastik bir alt üst oluşa neden olurlar; tıkır tıkır işleyen pek çok mekanizma, Bulgakov'un keskin kara mizahıyla parçalanır, dağılır, bozulur. Bu sırada, akıl hastanesine yatırılmış olan yazar, orada bir 'Usta'yla karşılaşır; 'Usta', ona kendi yazdığı, Pontius Pilatus'la ilgili kitabı, ayrıca Margarita'ya olan aşkını anlatır, ki zaten aklını kaybetmesine neden olan da, kaleme aldığı romandır. 

2.5.19

Anneannem Fethiye Çetin Kitabı...

#anneannem Ne desem nasıl desem!
🥀 Bir #anlatı kitabı Anneannem.... Sevgili Fethiye Çetin'in köklerine daha doğrusu annesinin köklerine doğru akan....
Konuşulmayan ve daha da konuşulmayacak konulardan biridir yaşananlar... Ve ölümü ile daha da içe işleyen bir hikâye.
🥀 Bizim ailede de geçmiş çok bilinmez.... Örneğin ne ananem nede baban emin geçmiş akrabaları. Mesela sorsanız hiç bilmem annemin annesinin yada babanemin annesinin adını.... Geçmiş zaman sorduğum da aldığım cevap hep aynıydı. " küçük yaşta evlenip geldik Kartal'a yerleştik. Sonrası ne köye gittik ne köyden geldiler." yani anlayacağım hatıralar silik ve zamanla da yok olmuş....
🥀 Okurken yer yer ağladım... Ah dedim Heranuş neler yaşamışsın da..nasıl dayanmışsın... Susmak,  içe atmak kolay değildir..... Hele zorunda kalmak daha da zor......
Bir dönem Ermeni oldukları için yerlerinden sürülen,  çocukları başkalarına verilen,  müslümanlığı seçmelerine rağmen bir şey olduğunda "dönme" diye anılan....elbet siyasi boyutunu bilmiyorum hiçbir zaman da siyasi  boyutla ilgilenen biri olmadım. Beni üzen,  yaralayan insani boyutu.....
🥀Her şeye rağmen evlenip çocuklarına kol kanat geren,  geçmişi sinesine gömen kadın. Ruhun Şad olsun 🙏🏻🌹
🥀 arka kapak yazısı anlatır herşeyi...

Bu coğrafyada yaşayan herkesin şu ya da bu şekilde bildiği ama üzerinde konuşmamayı tercih ettiği saklı yaşamlar. Ermeni ve Hıristiyan iken Türk ve Müslüman olmuş binlerce çocuktan biri: Heranuş ya da diğer adıyla Seher.
Torunu Avukat Fethiye Çetin anneannesi hakkındaki gerçeği yıllar sonra öğrendi. Anneannesinin akrabaları Gadaryanlara ise onun ölümünün ardından ulaşabildi. Konuşacak çok şey, sorulacak çok soru vardı.
"Yaşamı boyunca akla hayale gelmeyecek zorluklara göğüs germiş, çocuklarının ve yakınlarının karşısına çıkan engellerle baş etmiş bu kadın, gerçek kimliği söz konusu olduğunda neden kendini bu kadar çaresiz hissediyordu? Neden ailesini ve kimliğini savunamıyor, isteklerinin arkasında duramıyordu?"
Anneannenin her acı hatırayı anlatıp bitirirken tekrarladığı cümlede gizli belki de bu soruların cevabı: O günler gitsin, bir daha geri gelmesin...