23.2.25

Ne Para Ne saat Ne Kasket vs..

 Selâmlar ☺️ 


Ha yağdı yağacak derken, bu sene karı gördük, iki üç günlük olsada❄️☃️⛄❄️ özellikle lapa lapa yağarken izlemenin keyfini özlemişim 🙏🏻

Hatta şu an yazarken de inceden yağıyor ☺️


Tabi haklı olarak sabahın yedisinde baba kız inip kardan adam yaptılar. İyi ki yaptılar çünkü saat dokuzdan sonra erimeye başlamıştı kar. Bu arada antrenman sadece bir günlük iptal edildi 🙈 neyse ki sabahlar bizimdi...🙂

Onun dışında çok severek izlediğimiz "Cobra Kai" dizisini bitirdik. Özellikle finali efsaneydi ...  Tekrardan ilk çekim filmlerini izleyeceğim.  Üstüne iki tanede kitap bitirdim. ☺️ Yorumlarımı şöyle ekledim...


Bu kitapta iç monologlar çok fazla ve yorucu. Zaten anlatıcı da bundan biraz muzdarip ve vermek istediği mesajda bu olabilir diye dusundum okuduktan sonra. Çünkü diğer kitabı da böyledi. Varoluşsal sorgulamalar, hatta hemen hemen her şeyi sorgulamalar çok fazla ve bundurum da zamanla sizi yanlızlığa iter. Tanı anlatıcının çocukluğu da çok sosyal geçmemis, savaş sonrası ailesinin duygusal tavırları.  Babasının ve annesinin üzerinde ki baskısı. Ayakta kalması için mücadele ve sonrasi daha çok daraldığında sokaklara kendini atması... Felsefesi olan bir kitap. Birazda depresif.
Okurken yer yer " o kadarda takılma yahu" derken buldum kendimi 🙈
Arka kapak yazısı şöyle der;
   🤚🏻🧢💵⌚  " Her ‘eş’in gelecekteki ‘eski’liğini içinde barındırdığını fark eden kahramanımız sadece evliliğin değil, yaşam, anne-baba, çocukluk, yaşlılık, ölüm gibi konuların da gittikçe çetrefilleştiğini görür. Halbuki bir zamanlar, yaşlandıkça tüm bunların biraz daha açıklanabilir olacağını düşünmüştür. Yine keskin gözlemler, derin düşünceler ve kendine has bir yalnızlık öyküsü. Wilhelm Genazino’nun ölümünden önce yayımlanan son romanı olan ve önceki romanlarına göre yoğunlaşan melankolisiyle, sıklaşan geriye dönüşleriyle okurunu insan ruhunda uzun bir gezintiye çıkaran Ne Para Ne Saat Ne Kasket, Tevfik Turan’ın Almanca aslından çevirisiyle.


Bazen canımız çok acır ve o ortamdan kaçıp gitmek istersiniz, kimsenin sizi tanımadığı bir yere. Hele burası ada ise daha bir iyi gelebilir size. İşte kitap tam da böyle başlıyor...... 

Bu kitabı okurken hep şunu düşündüm; insan eşine güvenmeyecekde kime güvenecek?.... 


🌊🌊🌊 "Bir erkeğin kabahatleri için bir kadını suçlamak şarttır."

🌊 "Hiç anlamadığı şeyse dinin egoda değil ruhta başladığıydı."....

 

  Velhasıl incecik ama alt metni dolu bir kitap okudum. 

28.1.25

Melankoli 1-2 ve günlük haller

 Yeni yıl öncesi Kadıköy'de gezerkene :) hemen Bahariye'nin girişinde, sağ kolda pasaj vardır, çantacılar ve ayakkabıcıların olduğu ( adını unuttum pasajın 🙈 sık gitmediğimden sanırım) pasaj... Oraya çanta tamiri için gitmiştik.

Hadi dedik çantalara bakalım. Her dükkanda turuncu rengi cüzdanlar vardı. Meğerse bu senenin rengi turuncu imiş ve bolluk, bereketi simgeliyormuş, dükkan sahibi öyle dedi. :) 

Bide kendi kendimize değil arkadaşımızın bize alması gerekiyormuş. Bizde birbirimize beğendiğimiz cüzdanları aldık, te Allah'ım ya🙈😂😂😂😂 neyse çocuklarda vardı yanımızda onlarada da şenlik oldu.

Filmlerden "Kardeş Takımı 2" yi izledik. Umay hastası ikilinin ☺️ çocuklar için fena değildi.

Dizilerden de "succession" izliyoruz. Böyle dizilere bayılıyorum. Sanki çevremde oluyor olanlar ve izliyorum gibi... Çekimin kalitesi, oyunculuk bir harika. Dizi, küresel medya ve eğlence şirketi Waystar RoyCo'nun sahipleri olan Roy ailesini ve ailenin reisinin sağlığıyla ilgili belirsizliğin ortasında şirketin hakimiyeti için verdikleri mücadeleyi konu almaktadır. Dizi, 28 Mayıs 2023'te dördüncü sezonunda final yapmıştır. Brian Cox aile reisi Logan Roy'u canlandırıyor. Diye yazıyor internette.

Bu ay iyi kitap okuyorum, başlarda böyle oluyor. Umarım yıl içinde de böyle devam eder ☺️


Yazar ile tanışma kitabım oldu #melankoli1 #melankoli


Başlarda tekrarlar sıksada , grupta ( 1nobel1klasik grubumuzun bu ay ki okuma kitabı idi) konuştukca ve bilgilendikçe, aslında kitaptaki tekrarların olması gerektiği gibi olduğunu anladım. O zaman kitapta ki anlatım anlamlı gelmeye başladı.

Fosse, bu romanla hem bir sanatçının yaratım sürecini hem de melankoli, yalnızlık ve delilik temalarını anlatmaya çalışmış....

Yalnızlık, hayal kırıklıkları ve melankolinin derinlemesine tasvir edildiği bölümde, Lars’ın sanatını ve yaşamını anlamlandırma çabası ön plandadır. Jon Fosse, bu bölümde Lars’ın iç dünyasına daha derin bir şekilde inerek okuyucuya yoğun bir psikolojik yolculuk sunar.

Roman, bilinç akışı tekniğiyle yazılmış olup, Lars’ın düşüncelerini, anılarını ve hayallerini katman katman işler.


‼️ Yalnız bu kitabı herkes sever mi? Bence sevmez, hatta sıkılabilirsinizde. Ama eğer yukarıda yazdığım bilgilerle okursanız, neden o şekilde tekrarlar olduğunu anlar ve devam edersiniz. 

#gulsahinkitapligi #gulsahreads #monoklyayınları #jonfosse




Bir evladın gözünden #hasanâliyücel ailesi ve hayatı.... Ülkesi için verdiği mücadele, yaptıkları, ön ayak olduğu girişimler... Kızının nehir söyleşi ile kağıda dökülenler.... İlgiyle okudum.

Gelsin yeni kitaplar.🪷 

Selam ederim 🤗 🙋🏻‍♀️

15.1.25

Ortaya Karışık 🌟

 Selâm.🙋🏻‍♀️


Ne zaman okullar açıldı ne zaman ara tatil geldi modundayım bu hafta..

Ocak ayına hızlı bir giriş yaptık. Bu ay yoğun geçiyor. Resmen ayı yarıladık... Her ne kadar bir kaç senedir " yeni yıl kararlarını" yazılı yapmasamda, kafamda tik atıyorum 🙈 

Bu ay ne çok kayıp oldu sanat dünyasından.... Tanımasamda için buruluyor, TV'den tanıyor, izliyorduk...bir nevi uzaktan tanıdık gibi....

Okuma olarak da hızlı başladım. Yine ortaya karışık bir yazı oldu 🤭☺️


Enis Batur'un kendi deyimiyle "kitaplarla tutkulu ilişkisi" üzerine kurulu olan Kitap Evi, yazarın kişisel kütüphanesi ve bu kütüphaneyle kurduğu bağ üzerinden ilerleyen bir deneme. Kitapların yazarın hayatındaki yeri, kitaplarla kurduğu bağ ve bu bağın hayatına etkileri. Ozellikle "eril bakış açısı" yorumları ve kitaplarını evlat gibi sahiplenmesi üzerine düşüncelerini düşünürek okudum. Gerçekten de iyi bir okur olduğunuzda, kitabınızla kurduğunuz bağ bambaşka. 

 Başta hep kitaba ismini de verdiği konuyu bekledim, hangi satırda " mirası kimin bıraktığını" öğrenicez diye. Oysaki kitap bitiminde anladım ki önemli olan o değil. Yazarın da arayışları vardı ve o arayışlarda anılarına dönmesi, hissettiklerini anlatması vs.. asıl onlardı kıymetli olan.



"Erzurum Yolculuğu", Rus edebiyatının önemli yazarlarından Aleksandr Puşkin'in kısa bir hikayesidir. Puşkin, bu eserinde, bir yolculuk sırasında karşılaşılan insanlarla ve gözlemlerle ilgili izlenimlerini aktarır. Kitap, genellikle insan doğasının farklı yönlerini, kişisel gözlemleri ve toplumsal etkileşimleri derinlemesine ele alır. 


Yolculuk temasını, yalnızca bir yerden başka bir yere gitme anlamında değil, aynı zamanda içsel bir yolculuk olarak da görmek mümkündür. 


Puşkin'in eseri, aynı zamanda bir dönemin sosyo-politik yapısını anlamamıza da yardımcı olur. Erzurum'un kendisi, bir zamanlar Rus İmparatorluğu için stratejik bir önem taşıyan bir yerdi, bu yüzden Puşkin, bu yerin insanları, kültürü ve gelenekleri hakkında derin bir gözlem yapma fırsatı bulur.


Eserdeki anlatım tarzı, gerçekçilik ile romantizmin birleşimi olarak nitelendirilebilir. Yolculuk boyunca karşılaştığı halkı, orduyu kendi bakış açısı ile betimler. 


Puşkin'in edebi gücü ve gözlemci bakış açısı, hikayenin hem dönemin Rusya'sını hem de insanın evrensel özelliklerini derinlemesine yansıtmasına olanak tanır.

Kısa ama dolu dolu bir kitaptı. 


19.12.24

Merhaba....

 

Azra Erhat


Çok uzun bir zamandan sonra "merhaba"

Bu sene bir çok şey oldu  hayatım/ızda.... Can sıkıcı olaylar silsilesi yaşandı.... Bitmesi gerekenler bitti... Tabiki sancıları da oldu. Herhalde en çok sabır sınavı verdiğimiz bir sene olmuş olabilir.... 🥺 Bazen anlatamamak, susmak, beklemek çok zormuş..... 

Neyse ... Yeni seneden umudumuz, ümidimiz çok,🙏🏻

Olan'da vardır bir hayır 🙏🏻 

Ara ara sizleri okudum, bazen yorum yazmadım 🙈 ama buranın yeri hep ayrı. Bu sene "yapılacaklar, alınacaklar vs.." gibi listeler yapamadım.... Bu seneyi de geldiği gibi yaşayalım dimi ama🤗 an-da daha fazla kalarak, akışa bırakarak yaşayalım. Birde böyle deneyeyim bakayım:)

Güzel kitaplar okudum. Daha çok Instagram'dan paylaştım.

Şu an "Azra Erhat" okuyorum. Yılın son kitaplarından olacak. 

Böyle işte blog dostları,🪷 ses vermek , yazmam istedim.

22.8.24

Selammmmm !

 Selaaaammmmm :))))

Yeni yaşımdan merhaba :)

Yine kopukluk yaşamışım blogdan. Telefondanda giremediğimden oldu aslında. Başlarda yazıyor ve okuyordum. sonra ne olduysa hata vermeye başladı...

Velhasıl bir iyi bir düşünceli devam ediyor hayat.... Yaza hızlı bir giriş yaptık. Kızın İzmir'de maçı vardı, hazır oraya kadar gitmişken babamlara gitmemek olmazdı. Hem kısa bir tatil hepimize iyi gelecekti. Güzel bir tatil oldu.

Sonrasında da ufak bir Selanik-Kavala kaçamağımız oldu arkadaşlarımızla. Bize çok benzeyen bir ülke. Baktığınızda biz daha gelişmiş duruyoruz bence yapı olarak ama medeniyet olarak onlar daha da gelişmiş. Mesela "hiç korna sesi" duymadık. Belirli saatlerde dükkanlar kapanıyor v.s....

Gitmişken Can'ım Ata'mızın evini de ziyaret etmemek olmazdı. Tabi acayip bir restore edilmiş bir ev ile karşı karşıyaydık. Her şey yeniydi :(( duvarla dokundum, duamı ettim.... ve bir şey daha dikkatimi çekti; gelen herkes hızlıca gecip, daha çok fotoğraf alma peşindeydi... kimse durup bakmıyordu. :( gitgide böyle şeylere daha çok takar oldum......



Çok gezemedik, tekrar gidicez. :) en çok üzüldüğüm noktada; hani hep diyorlar ya; gerçektende fiyatlar çok uygun. Biz kendi ülkemizde tatil yapmak istesek.... iki kati resmen... birde orada aldığımız hizmette  çok iyiydi. Geçenlerde çocukları Pier Loti'ye götürdük. Kahramanmaraş Dondurmacı'sı neredeyse yarım top dondurmaya kaın tek top dondurmaya 150 TL istedi. Şaka gibi ya......Biz Selanik'te, oranın iyi pastanelerinden birinde altı kişi, ikisi çocuk, dört kahve, ortaya iki tabak tatlı, iki cocuğa dondurma ortalama 400 Tl ödedik... tabi ister istemez bura ile karşılaştırdık her şeyi.... sonucunda da miss gibi ülkemde kazıklanmanın alasını yaşamak koyuyor insana.... :/😑

Geldik ağustos ayına.. kızı ortaokula kayıt ettirdik... ne zaman büyüdü bu bee diye diye duygular şelale tabiii😌 

Dizilerden "The Young Pope" dizisine başladım. 

 



 

Papa'yı oynayan oyuncuya bayıldım. O nasıl bir karakter....Emil In Paris sezonu geldi, severek takip ettiğim dizilerden. Birde uzun zamandır listemde izlenmeyi bekleyen "Fringe" dizine başlıyorum. 😁arkadaşlarım ve beyim dizinin tam bana göre olduğunu söyleyip duruyorlar :)


Bir sürü kitap okudum. Bu ara elimde olan Tokyo Manga Klasik Serisine başladım... Hem baskı kaliteleri, hemde görüntü ve puntoları ile gönlümü çaldılar :)

internetten alıntı yaptım :) görseli

Böyleyken böyle işte... :) 

Daha sık görüşmek dileğiyle :)

28.3.24

Merhaba... Ulyssee ile

 Selam.... 

Uzun çok uzun bir aradan sonra "merhaba" demek de zormuş.  Hayatımızda çok şey oldu bu süreçte. Bizi üzen olaylar yanında sevindiren haberlerde oldu. Hayat böyle işte diyorum kendime. Bir sınavdayız ve her şey mümkün....

Ara ara girip sizleri okudum. 😊 Kendi okuduğum kitaolarj rutin bir şekilde Instagram'da paylaşınca burası biraz atıl kaldı sanki 🥺 oysa ki seviyorum bloğumu, yorumlarınızı, sizlerin paylaşımlarını. Sanırım bir döngüye girdim. Kırmak gerek... O zaman son okuduğum kitaplardan birini paylaşarak selam demiş olayım. 





Çooooooooooooook uzun zamandır #ulyesses okumak istiyor ama bir türlü kendime güvenmiyordum. 🙈 Ki çok seviyorum #jamesjoye 🤗

Özellikle kelimeler ile oyunlarını, ince esprilerini, hafiften laf dokundurmalari falan hep çok zekadan bence😊😉 

Neyse efenim, Ferda dedi ki; Gulsaaahhhh Serkan Hoca ve grubu "Ulyess" okuyacak gelsene. ( Tabiki arkadaşım biliyordu ne kadar çok okumayı istediğimi 🙈) Hadi dedim kacmaaaz bu fırsat, gruba katıldım. 


Öncesi "İlyada ve Odeyssa" okuduk. Joyce'un diğer kitaplarını okuduğum için yeterli idi benim için.  

Alt metni çok fazla olan bir kitap. Grupta ki arkadaşlarımı takdir ediyorum öyle detaylar yakalıyorlar ki.... Bizimlede paylaşıyorlar 🙏🏻 

Lakin yapı olarak bir kitabı öyle didik didik okuyunca yani ders kitabı gibi okuyunca keyif alamıyorum. O yüzden roman okur gibi didiklemeden okudum. Ve daha çok keyif aldım. 

Tabi bunda #fuatsevimay çevirisinin de etkisi var. Çünkü daha günümüze uygun çevirmiş. 

Ahhhh! Bazı yerleri okurken gülmeden edemedim. O ince zekâsı ile ince espriler, söylediği alttan alttan lafları bitirdi beni ya🙈😀

En çok hayran kaldığım şey ise; bir günü anlatıyor romanında ve o nasıl detaylar... Gerçekten de kendinizden pay biçin, bir günde karşılaştıklarınızla konuşmalarınız, evde bekleyen durumlar derken öyle oluyor ama bunu yazıya dökmek, arada geri dönüşlerle anlatmak, sonrası derken bir kez bir kez daha hayran kaldım zekâsına. Çünkü o dönemi düşünürsek, hz.google yok🙈 bu kadar ulaşım kolay değil bir çok şeye... Ve Joyce öyle bir sembol dili kullanmış ki. 

Açıkçası başlarken hızlı başlayıp sonra durağanlasıyor kitap, ama lütfen pes edip bırakmayın. O kelimelerin büyüsü ile devam edin. Evet sıkılabiliyorsunuz çünkü o anlatım üstünlüğünün gizemi bazen yoruyor ama değiyor da.


Not: Nette çok fazla kitap ile ilgili açıklama var. O yüzden ben kendi hissettiklerimi paylaşmak istedim.

İyi ki kitaplar

 var...✌🏻





16.12.23

Yıl Biterken!

 Yine günnnlerrrrr  geçmiş ve ben yazmamışım. Tabi  bunda biraz İg'in de suçu var.🙈

Kasım ayı biraz hüzünlü geçti... hem annemin vefat ettiği ay olması sebebi hem de ailevi bazı durumlardan dolayı tam bir hüzün ayı oldu.......

Aralık ayınada hızlı bir giriş yaptık. kayınpederim rahatsızdı, doktor kontrolleri sonrası tedavisi önce kemo, sonra ışın ve sonra da ameliyat ile devam edilecek diyerek tedaviye başlanıldı.

Üstünede önce Umay grip oldu, üç gün ateşlendi, sonrası burun tıkanıklığı, öksürük... ve kaçınılmaz son...ben de hasta oldum. 3.günün sonunda sesimde kısıldı.... resmen grip evrim geçirmiş bambaşka bir şey olmuş. agrılarımızı ve tedavi yöntemi olarak parol çok iyi geldi... tabi bizde böyle. Hatta bu hafta sınıfta 14 çocuk aynı şikayetlerden dolayı gelmemiş........öğretmenimizde cuma günü rahatsızlanmış ve son ders çıkmak zorunda kalmış... diyeceğim o fena salgın var....

Bu hastalık sürecinde hızır giibi canım arkadaşım yetişti, tarhana çorbası yapmış. sonraki gün sınıf veli arkadaşım Umay'ın sevdiği kurabiyelerden yapmış, getirdi, cuma günü de yine sevdiğim başka bir arkadaşım hasta çorbası yamış şifa niyetine hemen kapıdan bıraktı..... nasıl dua ettim anlatamam...  hani hep diyoruz ya "Allah iyi insanlarla karşılaştırsın" diye... çok şükür yolum hep iyi arkadaşlıklarla dolu.... o kapının çalması, sizi arayan soranın olması öyle kıymetli ki....🙏

Bir sürü kitap okudum, bazen hiç okuyamadım... derken bu yıl çok az dizi ve film izlemişim... seneye daha çok izlemek istiyorum... daha çok gezmek ve sokaklarda olmak istiyorum..elimde biriken kitapları bitirmek istiyorum o yüzden yeni kitap almıyorum. Kütüphaneye üye oldum, çok okumak istediğim ama bende olmayan bir kitapsa, kitüphaneye bakıyorum. Varsa alıp okuyorum yoksa bekliyorum. 

Bu hafta "Blue Eye Samuraı" yetişkin anime diziyi bitirdim. Ve çok beğendim..... Konusu; Edo dönemi Japonyası'nda dışlanmasına yol açanlardan intikam almaya yeminli genç bir savaşçı kendine kanlı bir yol çizer.


Bu haftayı böyle bitirdim....... 

Bir selam vermek ve özet gibi bir yazı yazmak istedim......

iyi geceler...


3.10.23

Günlük, Sergi Gezisi

 Selam... yeni yazıları okuyup da blog yazmak çok iyi hissettiriyor...🪷

Yine yoğun bir Eylül ayını geride bırakıp, birazda hüzünlü bir Ekim ayına giriş yaptık. Bu hafta sonu Sakarya'da Minikler ve Takım maçları vardı. Kulüp olarak oradaydık. Takım olarak bizim kızlar 2. oldu. 👏🏻👏🏻👏🏻

Ferdi maçta da altı maçı alarak Umay kız sıralamada 13.oldu( 100 kız arasında) bizim için iyi bir maç oldu. Adım adım basamakları çıkıyorlar minikler...

Tabi valiz hazırla, valiz boşalt, çamaşır yıka, ütüle derken... hop gece erkenden uyumuşum. Sabah beş gibi uyandım lakin hava serin olunca yataktan çıkasım gelmedi... oysa ki erken kalkmayı ne kadar özlemiştim 🙈 olcak olcak kalkıcam erkenden😁

Blog yazımı yazarken haberleri dinliyordum. Artık bir çok şeyin lüks olduğundan bahsediyor... öyle gerçektende... bir anda arttı her şey ve ne olacak böyle bilemiyorum....

Bir offf çekerek devam edeyim.....

(Bu aralar canım sıkkın, bazı şeyler yaşanıyor ve saygı duymaktan öte bir şey gelmez elimden diyerek.... içime dönüyorum...🥺 hayat böyle diyorum, her şey bizim için.... yaşıyoruz ve öğreniyoruz....)

Kulüp'ün 2. Sezonu gelmiş onu izliyoruz. Sevdik bu diziyi... bir de Tabii sitesinde "Rumi" dizisi vardı onu izleyip bitirdim. Mevlana Hz. Anlatıyor...çok beğenerek izledim. Özellikle müzikleri ve oyunculari çok beğendim.

Geçen hafta arkadaşım ile "İstanbul Resim Ve Heykel Müzesi"ni gezdik.  Tabi öncesi simit çay ikilisi ile güne başladık.

Çok çok beğendik. Kronolojik olarak duzenlenmis ve her odada ki yerleşimler, sergiler harikaydi. İmkânınız olursa mutlaka ziyaret ediniz derim. Müzekart geçmiyor bilginize.

Çok fazla kare var lakin hepsini ekleyemem tabi buraya. Özellikle Osman Hamdi odasında ki resimler muhteşemdi... o dönemin sanata olan bakışı ve yaptıkları çok iyiydi ... ne zaman kaynettik sanatı bı düşündük gezerken....

Bir de +700 bölümü vardı. Bir sanat sever koleksiyonunu bağışlamış müzeye...













18.9.23

Kırılma Andres Neuman

Selam. 🪷💫

Bu hafta sonu Derince'de Masa Tenisi elemeleri vardı. Takım olarak gittik. Eşimin kuzeni oturuyor orada. Sağ olsun bizi evinde misafir etti. 🙏🏻🪷 hem ziyaret hem de maç ile geçti dört gün. Maçlar kura sonucu eşleştirme ile yapılıyor ve kızımın şansına hep yaş olarak büyük ve dereceli kişiler denk geliyor 🙈 3 maçtan bir tanesini alabildi. Antrönümüz " beklediğimiz bir şeydi" dedi. Bu maçlar aslında tecrübe oluyor küçüklere dedi. Ee ne demisler; onumuzde ki maçlara bakalım 😊🙈 

Ekip olarak 1.olduk. 🪷 tabi izlerken hop oturup hop kalktık. Masa Tenisi öyle bir Spor ki siz ne kadar iyi oynarsanız oynayın bir atışa bakıyor... hep heyecan tetikte o yüzdende. Ay sonu yine maç var oradan ümitiliyiz.

Bu haberlerin dışında uzun zaman önce başladığım ama araya hep başka şeyler girmesi sebebi ile okumalarımın yarım kaldığı kitabımdan bahsetmek isterim. 

"KIRILMA / ANDRES NEUMAN" 


Katledilenlerin ve işkenceye uğrayanların çektikleri dolaysız acı var. Bir de onların yakınlarının çektikleri yarı imgesel acı. Hem çekilen, hem de çekilmeyen. Bu konuyu konuşurken, birinci tekil şahsa pek değinmezdi Yoshie. Başlarına gelenleri anlatamayacak olan kardeşleri, annesi ve babasından söz ederdi hep. Sanki onun için, konuşmak, ölüleri konuşturmakmış gibi. Bir de, biz diğerleri var elbette. Acı çekmeden hayatta kalanlar, sözüm ona yaşamaya devam edebilenler. İnsana bu da acı verebilir. Ölmemiş olmanın, işkence görmemiş olmanın ne anlama geldiğini hiçbir zaman çok iyi değerlendiremedim. Bizim de başımıza gelebilirdi dediğimiz şeylerin travması nelere yol açar? Görünmeyen ikincil etkiler vardır sanırım. Parçalanmış bir beden, radyoaktif maddelerin sakatladığı bir organ, sırtta bir yara izi olmayan şeyler. Yaptığımız her şeye, her susuşumuza sinmiş olan.

Özellikle anlatım açısından akıcı bir kitaptı. Ana karakterin yaşadıkları, olaylara bakış açısı, yorumunu aktarımı çok iyiydi. Bir de gezdiği sürece edindiği kadın arkadaşlarının gözünden de Bay Watabe anlatılıyor. Başlar da kim kimdi karışıyor lakin takılmadan devam ederseniz oturuyor anlatım kafanızda. Zaten son bir kaç bölümde de iyicene şekilleniyor kitaptaki anlatılan "yaşanmışlıklar" üzücü bir geçmiş....🥺



"Gerçek önemlidir , diye akıl yürütür Pinedo. Ne var ki, gerçek, verilenden çok arka plandaki metaforlara bağlıdır."

"Yemek yemenin birlikte yaşamak olduğunu. Sosyalleşmenin de bizi beslediğini...."


"Etrafınızda her zaman size biraz olsun unutmanızı tavsiye eden insanlar olur. Bazı şeyleri hatırlamamanın daha iyi olduğunu söyleyen. Ne var ki, tavsiye edilen şey, sizi çözümsüzlüğe sürükler. Çünkü ifade edilmeyen bir travmanın üstesinden gelinemez. Tam anlamıyla yatışması sağlanamaz. " ( sy: 284)


31.8.23

Selam :)

 Selamm :)

Çokkk sıcak günlerden bir günü daha bitirdik... Bu sene hepimiz yandık sanırım.. Hani yaz ayını severim ama bu kadar sıcaklar mahvetti resmen. Mıncır'da nasibini aldı sıcaklardan ve iki kez iğne oldu...

Onun dışında malum haftanın altı günü antreman olduğu için buralarda takılmaya devam... Güzel yanı ise arkadaşlarımızla keyifli vakit geçirmek oluyor. Bir de bu sene Kalamış'da Yaz Festivali kapsamında çok iyi sanatçılar konser verdi. Aldık sandalyelerimizi akşamları Kalamış'ta takıldık. " Nilüfer, Erol Evgin, Melike şahin, Edip Akbayram, Ceza" yı dinledik esen deniz kenarı eşliğinde :)


Dizilerden "This Is Us" izliyorum. Son sezona geldim. İçimde o kadar çok yere dokundu.... yer yer ağlayarak yer yer gülümseterek izletiyor dizi kendini... Terapi gibi bir dizi gerçekten de... ÖZellikle aile içi yaşananlarda içinizde, aklınızda kalan sorular varsa kendi kendinize yanıtları buluyor olacaksanız. Bazı diziler ve filmler başka kapılar açar size. Hani hep beklediğiniz o cümle, bazen bir kelime var ya.. işte o kilili kapıyı açıyor....,

Gülmek için de "Big Bang Teori" ye başladık tekrardan. Nasıl bir ince espriler diyorum her izlediğimde...  :))


iki gündür ayaklarım yere basmıyor.... Ufak ufak suprizler yapan ailem, dostlarım, arayan, mesaj atan arkadaşlarim, dostlarım.... Çok teşekkür ederim 🙏🏻🪷🫶🏻
Yeni bir yaş almak hep heyecanlandırmıştır beni... Çok da severim doğum günlerini 🙈
Bu sene ruhum için kendimce çok şey yapmaya çalıştım, hâlâ yol devam ediyor. Denge-de kalmaya çalışmak zor ama imkânsız değilmiş öğrendim... Yaş alırken yolumda olan bütüne teşekkür ederim 🙏🏻


 Okuduğum kitapları da paylaşmak isterim :)

📚📖 Kimse kendisini ilgilendirmeyen bir düş göremez.

📚📖📚📖 İnsan yasaklanmış hiçbir eyleme kalkışmaz, ama yine de alçağın daniskası olabilir. Bunun tersi de düşünülebilir kuşkusuz. Aslında sadece bir rahatlık sorunudur bu. Kendi kafasıyla düşünemeyecek ve kendi kendisinin yargıcı olamayacak kadar rahatı sevenler, yasaklara olduğu gibi boyun eğerler. Böylelerin işi kolaydır.

🪷🪷🪷🪷 Okurken yer yer Tanrılar Okulu kitabına benzettim... Çok uzun detaylara girmeden bir çocuğun büyürken yaşadığı duygu durumlarını, farkındalıklarını, arayışlarını, cekimserliklerinide okudum.... Olaylara karşı bazı cümleler sizin de yolunuza ışık oluyor....

Kendini bulma yolundaki delikanlı, din ve ahlak gibi artık inanmadığı kalıplarla birlikte baba evinden de kopar. Küçük yalanlar ve hırsızlıklarla beslenen yaşamında, sağlam çocuk dünyasının çöktünü görür. Onu bu acılarından kurtaracak olan kişi, okula yeni gelen bir başka öğrencisi: Max Demian'ıdır. Demian, Sinclai'in yaşamını yönlendiren, etkileyen başkişi olur. Der kitabın arka kapağında....
Bu kitabı Sevgili Banu'mun vesilesi ile öne çekip kitap dostu arkadaşlarımızla okuduk.


 

Defoe'nin bu pikaresk romanı (İspanyolca "picaro" kelimesinden türetilmiş, toplumun aşağı tabakasından olan parasız, serseri ve gezgin kişilerin başlarından geçen olayların anlatıldığı otobiyografik yönü de olabilen romanlar)

📖" Bu hayata girmemin nedeni yoksulluk olmuştu, devam etmemin nedeni de yoksullaşmak korkusuydu...." Resmen her şeyi açıklıyor bu cümle.....
Annesi hapse giren ve hayatta kalma mücadelesi veren bir kadının romanı.
17. Yüzyıl'da İngiltere'de yaşanan günlük olayları da okuyoruz bir nevi. Hatta resmi nikahın ötesinde hemen hemen her erkeğin metresinin olması... Doğum kontrolü bilinmediği için babasız doğrulan çocuklar....

İşin garip tarafı Moll hayat hikâyesini öyle bir iştahla ve keyifle anlatır ki, tövbekâr mı, yoksa usta bir yalancı mı olduğu yüzyıllar sonra halen tartışılmaktadır. Güzel olan bir yanıda hikayeleri öyle bir birbirene bağlıyor ki; sanki binbir gece masalları okuyorsunuz 🙈

📖 tek sıkan tarafı hikâyenin çok uzatılması. Araları atladım resmen🙈🙈🙈 çünkü çok tekrarlar vardı napayım 🤭 okurken güldüğüm yerler de oldu çok üzüldüğüm yerlerde.... 

Hiç grafik, çizgi roman vs.. tarzı okumamıştım. Küçükken de okudum mi hatırlamıyorum. Bu seriyi biraz da gözümü kapatıp almıştım geçtiğimiz senelerde... Sonra araya alıp okuyayım derken bayıldım kitaba 🙈😊
Tek zorlayan, yazıların el yazısı ile yazılmış olması. :)

Vincent, 30 yaşında, bekâr ve yalnız; kuaför salonu ile baskıcı ve çatlak annesi arasında sıkıcı ve tekdüze bir hayat yaşıyor. Bir gün yolu, bir yerden tanıdık gelen ancak çıkaramadığı Rosalie ile kesişir. Kim olduğunu bulma bahanesiyle onu izlemeye koyulur. Alışılagelmedik bir şekilde, gizlice bu kadının hayatının bir parçası olan Vincent, bir yandan kendi hayatıyla ilgili tercihlerini sorgulamaya başlar.

Küçük bir şehirde, sıradışı karakterler ve suluboya renklendirilmiş harika çizimler eşliğinde üç ciltlik sürükleyici bir hikâye.

2015 yılında sinemaya da uyarlanan Rosalie Blum serisi, aynı zamanda ilk cildiyle Angoulême Çizgi Roman Festivalinde de ödül kazanmıştır. #rosalieblum #gulsahinkitapligi

14.8.23

Ruh Adam Nihal Atsız Ve İclal Aydın

 

Selâm 🪷 #ruhadam H. Nihal Atsız tarafından okuduğum ilk eser. Sanırım son olmayacak 🙈 Biraz ön yargılı idim yazara, neden derseniz inanın bir sebebi yok hatta yazar hakkında hiç bir bilgim bile yoktu. Çok düşündüm ve aklıma gelen tek şey "kapak tasarımı ve isim kısmının" itici gelmesiyle oluşan ön yargılarım...🥺 Ne kötü bişey şu bilmeden ön yargılı olmak...... Kitap bitince yazarın hayatını okudum ve kitabında ne demek istediği daha bir oturdu kafamda. Anladığım kadarıyla dik bir karakter Nihal Bey. Türkçülük'ü ömrü boyunca savunmuş, hapis yatmış ve kitaplarında da bunu işlemiş... Düşünceleri sebebi ile sık sık yargılanmış anladığım kadarıyla... (Sonra Tuğbaaaammm dedi ki; Gülşahhhhh "Ruh Adam" okudun mu? Hayır dememle, mutlaka okumalısın arasında ki konuşma sonunda, kitaplığından kaptığım gibi okudum ☺️ hatta bana Canım Zelişim'de eşlik etti 🙏🏻💞) 💫💫💫 Kitabın konusuna gelirsek; Selim Pusat kıralcılığı savunan bir askerdir. Düşünceleri yüzünden mahkemeye çıkar ve görevinden men edilir... Sonrası olaylar başlar. Aslında bir nevi Türk Milliyetçiliği'nin o dönem girdiği çıkmazı da anlatıyor sanki.... Kitap aslında bir kendi nefsi ile mücadeledir. Yalnız yazarın öyle bir olayları anlatışı var ki, kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. Kitap birazda sembollerle anlatıyor hikâyeyi, ve en güzelide felsefi yanı; akıl ile nefsin nasıl da mücadele ettiğini, bazen biri üste çıkarken, bazen de diğerinin üstün gelmesini okumak güzeldi.... Bir de kitabin bir destanla başlayıp, hikâyeyi bağdaştırıp anlatması çok güzeldi. Mutlaka okuyunuz, dediğim kitaplardan oldu naçizane.... 

Sıcaktan bayılmadan bu yazı atlatırsak ne âlâ....🌡️ ruhuma; yazıları, cümleleri, anlatımı hep iyi gelmiştir iclalaydın'ın.... #bunusenoku kitabı bitti.... Bu tarz anlatımlarda favori kitabım " Kağıt Kesikleri" hatta o kitabın devamı gelecek demişlerdi o dönemlerde ama gelmedi...🫣 İlk çıktığı zaman almıştım #söylenmemişsözler kitabını.

( kitabı paylaşımımdan sonra okudum. Yine içime çok iyi geldi. Tabi yazarın okumadığım kitabı olmayınca, anlatım tarzı artık bildik geliyor. Bu sefer kitabın sonunu çok beğendim. :))  )

 Nedense bazı sevdiğim yazarların kitaplarını alır almaz okuyamıyorum...🫣 Zamanını bekliyor kitap ve o zaman gelince elim direk o kitaba gidiyor. Böyle yazarlardan biride "Elena Ferrante" benim için.☺️ Napoli Serisinin son iki kitabını aldım seneler evvel ama hâlâ zamanını bekliyor. Çünkü onları da okursan seri bitecek ve kızlarla vedalaşmam gerekecek... Sanırım bu ayrılığı geciktiriyorum......... 📖📖📖📚 Geçen akşam tamam dedim şimdi sırası İclal Aydın okumanın.... Yine içimde bir yerlere dokunuyor cümleleri.... Dokunuyor çünkü içimde bir yerler var, sessizce duran, kelimelere dökülmeyen ve dökülmeyecek olan ... Velhasıl bu hafta böyle işte..... 

🙋🏻‍♀️🙋🏻‍♀️🙋🏻‍♀️🙋🏻‍♀️ Serin geçsin gününüz 🙏🏻🪷

30.7.23

Biraz Biz biraz kitaplarım...

Çok hızlı bir karar ile okullar kapanır kapanmaz Ortaca'ya hem tatile hem de babamgilleri görmeye gittik. :) Tamamen aile ziyareti idi🙈🤭 deniz bahane demek isterdim... Aklıma Instagram'da bir paylaşım vardı o geldi. Tatil bölgesinde yaşayan akrabaları ziyaret ile ilgili 🙈🙈🙈

Tabi bizim planımız cuma akşamından çıkmaktı lakin kızın antremanı vardı ve pazar sabaha karşı çıktık yola. Bayramın 3.günü de döndük. Çok keyifli bir tatil ve yol yolculuğu oldu. Geçen sene Umay'ın izni olmayınca, burada havuzda geçirmiştik yaz ayını🙈

Çok güzel, keyifli bir yolculuk ile gittik, geldik. Dönüşte de Toprak Cem'i de getirdik 🎉🎉🎉🎉

Bu sene uzun zamandan beri ilk defa yaz tatilinde yanıma kitaplar almadım. E-Okuyucu'yu aldım lakin ondan da bir iki sayfa okumuşumdur. Ruhumun dinlenmeye daha çok ihtiyacı vardı ve içimdeki sesi dinledim....

Bazı dönemler çok tetikleyici oluyor hayatta...deprem ve ülke gündemi gibi... 

Uzun zamandır haberlere bakmıyorum daha doğrusu her gün takip etmiyorum artık... Arada gündemden kopmamak için bakıyorum...

Okuduğum bir iki kitabın da yorumunu bırakıp, kaçayım. Yeni yazılarda görüşürüz 🙏🏻🪷🎉📖📚


 ...Şimdi hissedilenler, birileri tarafından yüzyıl önce de hissedildiler. Onlarca asır önce de. Zaman, deli bir pervane gibi etrafımızda dönüp dururken, geçmişten gelen bilgiyi de taşır. İnsanın iradesi ancak düğümleri görüp, kabul etmeye yeter. Olmuş olanı yok etmeye değil. O halde, kaç neslin bilgisi akmıştır hücrelerimize kimbilir. Kaç kuşağın gözyaşı, mutluluğu, acısı...”🏘️

"İnsan, sürekli anlam peşinde koşar, değil mi? Özellikle, yaptığı her şeye geçerli bir neden bulma çabasını entelektüel insanın çilesidir. Sanki her eyleminde mutlaka bir değer, bir farkındalık olmak zorundaymış gibi. "

"Kimbilir, belki biz her şeyi yanlış biliyoruz. Belki yarım kalmış hayat yoktur. Sadece ömrü o kadardır..."

🏘️ Çok güzel bir roman okudum; Botter Apartmanı.

Birbirini etkileyen, zaman kavramını sanki nesilden nesile iyileşmeleri için aktaran bir hikâyeydi anlatılanlar.

Hayatımıza giren hiç kimsenin tesadüf olmadığını bir kez daha okudum satırlarda. Kimi ders olur kimi nasip.... 

Canım arkadaşım Tuğba ile okuduk bu güzel kitabı 🙏🏻🪷💞


Bu topraklarda yaşanan tarihi olayları, geçmişimizi, ya da başka halkların geçmişlerini okumayı önemsiyorum... Yezidi halkının çektiği sıkıntıları anlatan bir kitap.... Yazar kısa kısa bir dönem yaşananları onlardan dinleyerek, notlar tutarak anlatmış... Üzüldüğüm yerler de oldu, katılmadığım yerlerde oldu.... 


🦚Sabiha Banu Yalkut, Ezidiler üzerine çalışmaya 1979 yılında bir arkeoloji öğrencisi olarak gittiği Mardin'in Midyat ilçesinde karar verdi. Yıllarca onların izini sürdü; Almanya'da, diaspora koşullarında yaşayan Ezidilerle düzenli bir biçimde görüştü.

Melek Tavus'un Halkı Ezidiler, artık sayıları birkaç yüze inmiş olan Türkiyeli Ezidilerin, göç etme nedenlerini, göçün yarattığı dönüşümü ve diaspora koşullarında varolma ve varkalma mücadelelerini göstermeyi amaçlıyor.



7.6.23

Nerde Kalmıştık?

 Bir şekilde devam ediyor hayat..... 

Hayatımızda ki en büyük yenilik " yavru kedi"sahiplendik. Umay Kız çok istiyordu sahiplenmeyi. Kuzenim de 6 yavru kedi bulmuş evinde onlara bakıyordu. Bu arada kuzenimin kendisinin 11'e yakın kedisi ve köpeği var. Hepsi de sokakta muhtaç olarak bulduğu ve bırakamadığı kedileri.... Ama ev artık almadığı için 🫣 bulduklarni iyileştirilip ya da yavruysa birz büyütüp sokağa bırakıyor. İşte biz de o dönem çok kararsızdık... Ama aklımızın bir köşesinde vardı... Gittik ve Umay'a bıraktık hangi kedinin bizle geleceği seçimini...  Tek kriterimiz " dişi kedi" 🐱 olması idi ☺️


Adını "Mıncır" koydu. Çok tatlı bir kız Mıncır, tam bir sevgi arsızı, tabi bunda bebek olmasınında verdiği bir tepkiymis. Yalnız devamlı oyun istiyor, oynuyor, yiyo- iciyo-mıçıyo yatıyor 😂

Benim tek kriterim; mutfağa girmeye alışmaması. O yüzden mutfak kapısı hep kapalı.. 

Onun dışında rutin hayatıma devam. Okuyorum, geziyorum, izliyorum......