Gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3.10.18

İmza Günü / Taksim Gezisi

Selam. 😊
Dün sevdiğim yazarlardan Erlend Loe'nin (Doppler kitabının yazarı  YapıKredi Yayınları Beyoğlu şubesinde imza günü vardı.
Müsait de olunca gittim. Hatta Instagram vesile ile daha önce tanıştığım Sevgili Vildan'da sürpriz yapıp gelmişti. Öncesi kahve içip sohbet ettik. Sohbeti keyifli olunca zaman nasıl geçiyor anlamıyorum.
İnstagram bazen güzel şeylere de vesile oluyor. Kitap vasıtası ile bir kaç arkadaşım oldu. Demek ki zamanlarımızda gelmiş ve birbirlerimizin yollarına çıkmışız.

Hazır Taksim'e gidiyorken erken çıkayım evden dedim. Kızı da okuldan sağolsun babaannesi aldı. 😊
Hemen yolumun üstünde olan ve ne zamandır gitmek istediğin "Galata Mevlihane" 'sine gittim. Müze içine giremedim ama bahçesini gezdim. Suskunlar /Hamuşan mezarların ziyaret ettim. 🙏🏻  İlk burayı İhsan Oktay Anar' ın Suskunlar kitabı ile bilmiştim.
Dua mı ettim, biraz düşündüm biraz bakındım derken bir sonraki ilk fırsatta tekrar gideceğime kendime söz verdim.
Öyle güzel ki bahçesi... Ağaçlar içinde... Yolunuz düşerse uğrayın derim.

Ordan yol üstünde olan Borusan Müzik Sanat Evi'nde "LEYLA GENCER" in kullandığı eşyaşarın sergisi vardı. Açıkçası ismini duymuştum o kadar. Oysa ki Ülkemizde ki ender Sanatçılardan biriymiş. Nasıl da bazı şetlwrden bir habersiz dedim kendime.
Dünya çapında ünlü Opera Sanatçısı imiş kendisi. Hatta Primadonna imiş.
Primadonna; Opera'da baş kadını oynayan oyuncu demek. Leyla Gencer hem en iyi Soprano hemde önemli bir Primadonna imiş. Öldükten sonra da vasiyeti üzerine yakılıp küllerini İstanbul Boğazına dökmüşler ..
Sergi de kullandığı özel eşyalarından bir kaçı serilenmişti.

Ordanda Ziraat Bankası Sergisini gezdim. Onu da bir sonra ki yazımda paylaşayım  😊

Sonra saat 16:30 imza saati başladı. Yine eski Blogger şimdi ise İnstagram ve YouTubber olan Damla ile de karşılaştık.
Ve yazarı görünce ilk tepkimiz "sanırım yazar Doppler'i özenmiş" oldu.

Çünkü sizde fark edeceksiniz ki arka kolada ki fotoğraf da epey genç bir adam var. Oysaki sakkalı orta yaş biri imiş bizim yazar 😁 Tabi ki yaşı veya görüntüsü sorun değil lakin o zaman güncel fotoğraf ile duyurusunu yapın kardeşim ..... 
Bunun ötesi kitabı imzalattım /k. 
Akşam ki söyleşide kalıp bir saat de dinledim. 
Güzel bir günden kalanları da yazdığıma göre yeni kitabıma başlayayım..
Selam ederim 🤗 arkadaşlar  🙋🏻‍♀️ 

9.5.18

Günlük...

Ruhumu yedi kez aşağıladım;





İlki, onu yükseklere ulaşmaktan kaçındığını gördüğüm zamandı.
İkincisi, onu topalın önünde topallarken gördüğüm zamandı.
Üçüncüsü, kolayla zor arasında seçim yapması gerekip de, kolayı seçtiği
zamandı.
Dördüncüsü, bir yanlış yaptığı ve kendini başkalarının yanlışlarıyla
avuttuğu zamandı.
Beşincisi, güçsüzlüğe sabrettiği ve sabrını güce yorduğu zamandı.
Altıncısı, bir yüzün çirkinliğini hor gördüğü ve onun aslında kendi
maskelerinden biri olduğunu anlamadığı zamandı.
Ve yedincisi, bir övgü şarkısı söyleyip de, bunun bir erdem olduğunu sandığı
zamandı.
Halil Cibran 
❗❗❗ Çok seviyorum Halil Cibran kitaplarını ve kısa-öz cümlelerini.
Geçen gün Kadıköy'e indiğim de bu kitabını almıştım. Aforizmalarından( özlü, çarpıcı, aykırı söz. ) oluşuyor. Ara ara açıp okuyorum hem ruhuma hem de aklıma iyi geliyor. Dün balkonda otururken bir kaç kez okudum yukarıda sizinle de paylaştığım cümlesini.
Gerçekten de ruh, ego zihin hem tehlikeli hem de çok iyi bir şey. Önemli olan dengeyi sağlamakta.
Arada bazı değerlerimizi unutabiliyoruz, hatırlamak adına iyi oluyor bu kitaplar.

📱 İnsatgram'da takip ettiğim ve çoğu bloggerın da bildiği biri var. Serrose. Hatta sosyal medyada da sıkı takipçileri var.
Biliyorsunuzdur geçmişte üzücü bir olay yaşadı. Şimdi ise hamile ve çok şükür iyi de geçiyormuş.
Aman Allah'ım nasıl gereksiz, can acıtıcı yorumlar yazıyorlar anlatamam. Kendisi de ara ara "nolur yazmayın bir şey dese de " yazıyorlar.
Elbet iyi dileklerini yazanlar da var.
Benim anlamadığım nasıl bir vicdan yokluğu var ki bazılarında... bu kadar acımasız olabiliyorlar. Başkalarının acısı ile mutlu olabiliyorlar.
Zaten aklımın almadığı o kadar şey görüyor okuyor ve şahit oluyorum ki... böyle dediğim de Merter" nolur aklın almasın, hiç hoş şeyler değil" deyip beni teselli ediyor.
Sanıyorum hiç bir zaman da anlamayacağım ki anlamak da istemiyorum.................................
Bunları neden yazdım, okurken o kadar içim acıyor ki bazen.... yazmayın dedikçe yazıp yorum yapanlara sinir oluyorum.
Bırakın yahu kızcağız hamileleiğinin tadını çıkartsın, paylaşsın, beğenmiyorsan takip etme..
Ay bir de o olay var dimi!
Takibe takip eden, olmadı listeden çıkartan... olmadı taciz eden......😳 

💥 
Bu hafta hava kapalı olunca bizim havalar da biraz melankolik oldu :)

Unautmadan buraya da ekleyeyim;  Pazar günü Edirne gezimiz vardı.
Meşhur Selimiye Cami'sine ve hanlara, konaklara hayran kaldım.
Ciğer'den hiç bahsetmiyorum bile. Dediğim tek şey; "sanıyorum bir daha mecbur kalmadıkça İstanbul'da ciğer yemeyeceğim!"  :)
 Dönüş te Tunca Nehri'nin sonunda Merc nehri kenarında bir çay bahçesi vardı ki, manzarası süperdi. Soluklandık, kahvelerimizi içtik, Kavala Kurabiyelerimizi de alıp yola koyulduk. :)

Bu haftada da böyle biter, evde kitap kahve ile...ki en sevdiğim ikili.

Selamlar. 🙋























11.4.18

9.Alaçatı Ot Festivali'nden Kareler/Anılar.

Haftaya yorgun ama keyifli ve enerjik başladım diyebilirim. Her ne kadar hala uyku halleri bastırsa da iyiyim.
Burdan alerji hapıma çok teşekkür ediyorum bir kez daha :)

Geçtiğimiz cuma akşamı ben, Sevdoş ve kuzenim 9.Alaçatı Ot Festivali'ne  gittik tur ile.
 Çocukları da eşim ve kardeşime bıraktık.
Kız kıza kısa bir mola oldu bizim için.




Sabah erken vardık Alaçatı'ya. 700 turun katıldığını söyledi rehber. Çok kalabalıktı. Yine de güzeldi. Şansımıza hava da parçalı bulutlu idi. Çok zor gezsek de stantlarda ki el emeği yemekler, börekler, enginarlar, sarmalar, kurabiyeler mis gibi kokuyordu.

Sokak aralarını gezindik daha çok. O eski Rum Evlerinin mimari yapısına, görüntüsüne tek kelime ile hayran kaldım.
Tabi bir kez daha bu sefer kendimizce gelip gezmek gerek buraları, zaman kısıtlı olunca hızlı hızlı bakınıp geçtik.
Bol bol fotoğraf çektik.
Ordan da Çeşme'ye geçtik. Çeşme Kalesini gezdik. Nasıl muhteşem bir kale idi. Eskiye dair izleri olan gezileri çok seviyorum. Şöyle bir durup düşündüm; ne savaşlar ne kişiler, ne acılar ve sevinçler görmüştür bu yerler......
Sonrası Kordon Saat Kulesi oldu. Rehberimiz kısa kısa anlatıp gezdirdi.
Akşamına da konaklayacağımız otele geçtik.
Sabah 09:30'da yola çıktık. Öncelik olarak Şeyten Sofrası/Ayvalık  çıktık. Burda ki manzara da müthişti. Yine tarihini dinledik, okuduk ve bu enfes manzaraya karşı kahvemizi içtik.














Sonrası sahile inip yine sakızlı dondurmamızı yedik. Ordan tekne ile Cunda Adası'na geçtik. Aman Allah'ım tekne çok esiyordu donduk donduk resmen. Gerçi rehber bizi uyardı ama bizde de serde gençlik var yani :) o kadar da üşümeyiz dedik ama nerdeee....

Cunda Adasın'da az kaldık. Aaa öncesi Ayvalık evlerine de bayıldım. Hepsi eski ve az katlı idi. bakımsız olanlar olsa bile huzur doluydu sokakları.
Burada  Taksiyarhis Kilisesi'ne gittik. nasıl güzeldi içi.... Çok da iyi restore etmişlerdi.
Cunda Adasın'da da Rahmi Koç Müzesi'ni gezdik kızlarla. Burası da kiliseden müzeye çevrilmiş bir yapı idi.
Yine arabalar, sanayi aletleri ve oyuncaklara dair sergi vardı.

İki günlük güzel bir gezi idi. Sıra da diğer geziler var.

Selamlar ey okuyucu! :)

7.2.18

Tarihi Yeldeğirmeni, Biten Kitaplar ve Günlük Haller...

 Kızı dün okula bıraktıktan sonra Yeldeğirmeni sokaklarında dolaştım biraz. Değişik bir ruhu var bu sokağın. Sanıyorum evlerinden ötürü. Tarihi bir geçmişi de var.
Aslında restore edilse ve yaşam dolsa içine binaların ne güzel olurdu değil mi? Elbet böyle durmalarının bir sebebi vardır, prosedürü bilemiyorum...
"Adını Osmanlı sarayının un ihtiyacını karşılayan değirmenlerden almış. Bizansın da Osmanlının da orduları bu semtin etrafındaki çayırlarda toplanıp doğuya sefere çıkmış. Adile Sultanın düğün eğlencelerinde  İtalyan Komaski balonuyla burdan havalanmış bir daha geri  dönmemiş . Hacca ve askere gidenler onun Ayrılık Çeşmesi'nde yakınlarıyla vedalaşmış. Anadolu yakasının ilk çok katlı apartmanları da bu semtte yapılmış.

İsimleri değişmiş olanlar  varsa da Kehribardjı, Menase, Celal Muhtar, Demirciyan, Sünget ve Valpreda Apartmanları İstanbul'un konut olarak yapılan ilk  apartmanlarından."
Not: Kendingez sitesinden alınmıştır alıntı. Web adresi http://kendingez.com/unutulan-semt-yeldegirmeni-gezi-yazisi


Gezerken tarihi dokuyu ve ruhu hissetmemeniz mümkün olmuyor. Hala hizmet veren bakkalları, yufkacıları ve terzilerin dükkanlarının eskiye dair olması sizi bakarken gülümsetiyor.
Yolunuz düşerse gezin sokaklarını...

Dünden evi derleyip toplayınca bugün yemek dışında yapacağım bir şey yoktu. Sokağa da çıkmayınca evde evin tadını çıkarttım. Birde hava mis gibi olunca kahvemi balkonda içtim.
İkinde bir " ne yemek yapsam bugün" diye kendim sormaktan bazen o kadar yoruluyorum ki...
Bazı kadınlar nasıl liste hazırlıyor bilmek isterdim. Bazen tıkanıp kalıyorum, nette geziniyorum. Canım hep aynı şeyleri yemek de istemiyor ama kısır döngü gibi dönüp dolaşıp aynı şeylere dönüyorum yani......😕😳

Bugün daha önce aldığım Ayla Kutlu kitaplarımı okudum. Bu arada çok istikrarlıyım elimde ki kitaplardan bitmeden kitap almayacağım demiştim ve gerçekten de almıyorum. 25-30 tane kadar kaldı evdeki kitaplarım, bitsin ondan sonra listemde ki kitapları almaya başlıyıcam. Benim için zor bir durum çünkü kitap alışverişi beni o kadar çok mutlu ediyor ki anlatamam size....... o kitap poşetini taşımak, alma hissi... nasıl bazı kadınlar kıyafet alışverişimi çok severse bende kitapta öyleyim. :)

Hoşça Kal Umut; biraz sıktı beni. Sanıyorum dönem kitabı olmasından dolayı. Çünkü 12 Eylül öncesini anlatıyor ve benim hiçbir bilgim yok. Evet kulaktan dolma yada tvden bildiğim bazı şeyler var ama onun dışında merakımda olmadığından siyasete bazı şeyler hava da kalıyor.
Ama onun dışında gencecik yaşında hapse giren bir gencin psikolojisi, dışarı hayata uyum sağlamaya çalışması, sürü psikoloji vs... iyi anlatılmış.

Diğer kitabı da Sende Gitme Triyandafilis; kitap 9 öyküden oluşuyor. Beni en çok etkileyen kitaba ismini veren hikaye ile Altın oldu.....
Bu kitap aynı zaman da 1990 Sait Faik Hikaye Ödülü'nü almış. Tiyatro'da da oynanmış bir hikaye.
Anlatımı ve bakışı çok farklı yazarın. Toplumsal olayalrı, hissedişi, örgüsü ve kurgusu ile sizi adeta hikayelerine bağlıyor. Ama ben en çok kadınların olduğu hikayelerini seiyorum. Onların çektiği acıları o kadar sahici anlatıyor ki....

Kitaplar ince olunca ikisi su gibi akıp gitti.
Sonra Kudüs/Başıboş Kentler 1 Stratis Tsirkas kitabına başlayayım dedim. Epeydir kitaplıkta gözüm takılıyordu.İnternette bakındım yorumlar bayağı iyi. Konusu tarihi aslında ama anlatım akıcı olmayınca olmuyor işte...
Fakat hiç düşündüğüm gibi olmadı ve yarım bıraktım. Anlatım dili çok sıkıcı idi. Kitap sanki ilerlemiyordu.
Eskiden olsa başladım diye bitirirdim, zorla okurdum. Artık geride kaldı o günler :)
Baktım gitmiyor ve kitabın içine giremiyor muyum? hemen bırakıyorum.
Yeni kitaba başlıyorum. 
Eğer oumak isteyeniniz olursa göndermek isterim.

Böyle işte sevgili blog.
Yarın ola hayr'ola....


10.1.18

Füreya Koral Sergisi...

 Bundan belki de on veya on beş yıl önce Ayşe Kulin'in kaleminden Füreya'nın hayatını okumuştum.
Çok etkilenmiştim. Köklü bir ailenin kızı , hayatlarında ihtişam, keyif de olmuş; acılar da vuku bulmuştu.
Ve yapmış olduğu evlilik, ayrılmak istemesi, hastalığı ve verdiği mücadele; belirli bir yaşdan sonra da, o dönemi düşünürsek teyzesinin desteği ile seramik sanatına başlaması.... vermiş olduğu öenmli eserler, sergiler.... hayatına o kadar çok şey sığdırmış ki bu kadın.... hayran olmamak elde değil.
Akaretler de Seramik Sanatçısı Füreya Koral'ın en kapsamlı retrospektif sergisini Kale Grubu 18 Ocak tarihine kadar açmışlar.
Tabi eserlerinde çok etkilendiği kuşlar, kuş evleri ve kapılar ön planda. Daha sonra da seramik tabak içine çizdiği balık figürleri, duvar seramikleri ve sehpalar ön palana çıkmış.
Daha sonra da Anadolu ve Mezopatamya'dan, Kızılderililer'den etkilenerek motiflerine bu desenleri de eklemiş.

Daha vakit var, uygun olursanız sergiyi gezin...