Okul Zamanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Okul Zamanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16.9.20

Okul Günlüğü.... Kitaplığım...




Geçen hafta okul bahçesinde tanışma etkinliğimiz vardı. Öğretmen bir kaç gün öncesinden WhatsApp grubumuzu kurdu ve artık oradan haberleşeceğiz. 
Tabi Umay kadar bizde heyecanlı idik. Öğretmenimizi ilk kez görmenin heyecanı yanında, artık kızçem ilkokul birinci sınıf diye diye dolaştım evde.... içimden habire "inanamıyorum yaaaa kızım 1'e gidecek "deyip durdum. 
Tabi bu pandemi sürecinde nasıl olacak okul yaşamı bilemiyorum/z... Öğretmen de bizim gibi, gidişata göre hareket edecek. En çok üzüldüğüm şey, bir çok heyecanımızı yaşamamak oldu.
Mesela; pandemi öncesi okul zamanını konuştuğumuzda "şöyle yaparız, şunları alırız, fotoğraf çekeriz, ay ne güzel çocuk çantaları var" diye konuşurken...şimdi fazla bir harcama yapmayalım nasıl olsa okul en fazla bir hafta sonra kapanır., sayılar artıyor neticede diye yorumlar yapar olduk....

Neyse ki çocuklar bahçede bir heyecan ile tanıştılar. Kısa kısa, mesafeli bir takım etkinlikler yapıldı. Fotoğraf çekinildi. Hem  aileler olarak hem de sınıfça.
Hemen buzdolabının üstüne asmak istedi Umay.
Tabi müdür toplanma öncesinden mesajlar göndermişti. Okul kıyafeti ile gelinmesini rica ediyordu, fotoğraf çekimi için.
Veliler olarak kıyafet almadan olmazdı. Yedeklerini almadan sadece ana kıyafetleri aldık. Hep dediğimiz gibi; gidişat nasıl olacak, okullar ne kadar sürece açık kalacak bilmiyoruz. Tedirginiz hepimiz tabi. Çocuklara sosyal mesafeyi anlatsak da bir araya gelince kalmadı sosyal mesafe falan.....

Öğretmen iki gruba ayıracağını söyledi sınıfı. O da zor olacak, çocuklar sadece grubunda ki çocuklarla arkadaş olmuş olacaklar, diğerleri ile belki de seneye beraber olacaklar. Zor yaaaa, bazen hala inanamıyorum bu hastalık sürecine. Hep kitaplarda okurduk veba, veya böyle bir salgın hastalığı, ülkelerin kargaşasını, mücadelesini... şimdi biz de yaşıyoruz daha doğrusu tüm dünya...
Kırtasiye listesi vermedi öğretmen, evden uzaktan eğitimde bir çok şeye gerek olmayacak sanırım. 
Hoş bana göre bilgi açığı bir şekilde kapatılır ama o çocukların bir arada edindikleri sosyallik, öğrenme, bilme, öğretmen-öğrenci ilişkisi açığı zor kapanır...….

Tek içime sinen gideceği okul devlet okulu ama müdürümüz ve öğretmenlerimizin çok fedakar ve işini seven olmaları. Hele yeni gelen müdürümüz okulu özel okullar gibi yapmış. Hoş hiç isteğim olmadı kızı özel okula yollayalım diye. Bize göre önemli olan çocuğu boş bırakmamak. Devamlı elimiz üstünde olmalı. Tabi bu okul süreci de sancılı. İlkokul öğretmeni çok önemli ve iyi araştırma yapmak gerekiyor.
Bunları konuşup araştırırken aklıma kendi zamanım geldi. Muhtemelen annemler araştırmamıştır diye düşünüyorum. Bizim mahalle hatta ma mahalle aynı okula gidiyorduk. Hatta ilkokul öğretmenimi hiç iyi anmam. Hatıralarım kötüdür çünkü güzel çocuk-çirkin çocuk ayrımı yapardı ve güzel kızlara daha iyi davranırdı. Bende o zamanlar kara kuru bir kızım. Öyle çoook güzel bir çocuk değildim.  Ve öğretmen için bu önemli idi.... Allah'tan sınıf arkadaşlarımız iyiydi. Tek üzüldüğüm o dönemlere ait hiç okul fotoğrafımın olmaması. Çok isterdim arkadaşlarımla, okulum ile fotoğraflarım olsun. Çünkü en son ilk okuluma gittiğimde, doğal olarak okul yenilenmişti. Çok değişmişti çok....

İnşallah kızımın okul hayatı  başarılı, güzel anılarının biriktiği bir dönem olur. O yüzden elimden geldiğince, okul ile alakalı bir çok şeyi kaydetmeye çalışıyorum.....
 Gelişmeler oldukça yazacağım. 

Bu aralar tabi gece okumalara devam. Sanırım uzun bir süre daha bu şekilde olacak.
Zati artık yeni kitap almıyorum, öncelik elimdeki kitapları okumak. Sadece grup okumalarımın kitaplarını alıyorum.
 Doğum günü hediyesi olarak Umay ile babası "Son Bakış / Irmak Zileli" kitabını almışlardı. Çok merak ediyordum hemen okudum.



Çoook beğendiğim bir kitap oldu. Konusu çok hüzünlü idi. Gürcü bir kızın ülkemize kaçak girmesi, bakıcılık yapması, çalıştığı kadın tarafından hor görülmesi kötüydü.... elbet yok mu böyle senaryolar var...hem de çok... sadece bizim etrafımızda olmayınca yok sayıyoruz.
Tabi kitabın ana konusu bu değil... daha çok ait olamama hali, anılar, yaşanan, ülkece çekilen acılar... İlk kez okudum yazarın kitabını ve diğerlerini de okumayı çok istedim.

Kitap Açıklaması

Irmak Zileli bu romanında genç bir kadının ölüme giderken ki son birkaç dakikasından hareketle, geriye doğru hayatlar ve kuşaklar boyunca aktarılan bakışların izini sürüyor. Aynı zamanda insanın hayata, geçmişe, kendi varlığına ya da yokluğuna yönelen bir bakış bu...

Son Bakış yabancılığın ve dilsizliğin nasıl bir şey olduğunu anlamanın ve anlatabilmenin yolunu arayan bir roman. Bu nedenle de evvela dille uğraşan,  dilin kendisini romanın meselesi yapan bir metin. Türkiye’ye kaçak yollardan girmiş, girerken biricik sevgilisi Kaveh’i yitirmiş Tina’nın iç sesi okuru yanına çağırıyor. Son yolculuğunda ona eşlik edilmesini bekliyor.

Hem yakarış, hem hesaplaşma olarak okunabilecek Son Bakış, Irmak Zileli’nin edebiyatta açtığı hattı derinleştiriyor.

“Ah insan zihni nasıl da kaydedemiyor aslında hiçbir şeyi olduğu gibi, çünkü sonradan ekliyorsun kendi bakışını onunkine, sonraki bakış diye bir şey de var aslında, hiçbir bakış son olarak kalmıyor,  kendi son bakışının üstüne ister istemez yenisinin gölgesi düşüyor. 

( Tanıtım Bülteninden)


İnstagram grubumuz ile "Michael-Çocuksu Topluma Gençlik Kitabı/  Elfriede Jelinek" kitabını okuyoruz. Boyle grup okumaları iyi oluyor. Belki de  ben bu kitabı okumayacaktım bile. Satışı da yok ve reklamını da görmemiştim.Değişik bir tarzı var yazarın, biraz araştırdığımızda da edebiyatta yeni bir akıma vesile olmuş. 

Böyle işte, uykum geldi, yazı biter ben deniz kitabıma gider.biraz okuyup yatarım. 

İyi geceler a dostlar. :))



1.11.17

Umay'lı ev halleri ve Yeni Üyemiz; Kedimiz :))


Umay'ın kreş günleri gayet iyi gidiyor. Çoook alıştı okula, arkadaşlarına.
Okul müdiresi hanım kızımın çok sosyal olduğunu, mutlaka selam verdiğini, giderken de "görüşürüz" dediğini söyledi. Benim için çok hoş bir duyguydu. :)
Okul ile ilgili neredeyse hiçbir şey anlatmıyor. Her gün istinasız soruyorum ama yok, tek dediği,
----- Okul nasıl geçti Umay?
------İyi geçti.
-------- Naptınız?
----- Oynadık....

Konuşmamız bu kadar... Eşim çok sormamamı, çünkü genelde çocukların anlatmadığını söyledi. Ama ben anlamamış gibi her gün soruyorum. Napayım anayım ben anayım moduna başlıyorum...😀
Tabi gün geçtikçe huyları da büyüyor, bazen atarlı oluyor bazen normal. ::)

Yeni oyunlarımızdan biri de kapak resimlerinden ve renklerinden kitap bulmaca ve koklamaca.
Ben kapakta yer alan bir nesneyi, resmi kareyi ve rengi söylüyorum oda üç sıra halinde olan kitaplar içinden bulup getiriyor. Bi de nasıl hoşuna gidiyor anlatamam....
Böylelikle görsel hafızası da iyi çalışmış oluyor. Tabi sonra bu kitaplardan yol, köprü yapıyoruz, oyuncak kaplumbağası geçiyor vs... artık gerisi hayal gücüne kalmış.
Uzun zamandır direndiği tek şey "oyuncaklarını toplamak"... ısrarla reddediyor.
Elbet bir gün toplayacak. Toplayacak dimi? 😳
Onun dışında çok iyi huylu bir çocuk... öyle anlatacak, dertlenecek bir şeyimiz yok. İlerde nasıl olur bilemiyorum.



Size  yeni üyemiz "Pamuk Şekeri"ni tanıştırmak isterim. Şimdilik Umay bu ismi verdi kediye.
Uzun zamandır istisnasız her gün bizim kız " anne niye bizim kedimiz yok? ne zaman kedi alıcaz? ne zaman bizim de kedimiz olacak?"
diye başımızın etini yiyordu. Dışarda ki hayvanlara deliriyor zati.
Biz de artık karar verdik ve kuzenimin sayesinde bu İran Kedisini sahiplendik.
Dün geldi evimize, kısırlaştırıldığı için daha hassas.
Uzun zamandır kapalı yerde durduğu için ürkek de biraz.  5 yaşında bir erkek kedi.
Özelliklerini okuyunca tam bize göre bi kedi. :)
Çünkü ben evin içinde hoplayan, zıplayan, bir şeyleri tırmıklayan bir kedi ile yapamam diye düşünüyorum. Hoş böyle diyorum ama büyük de konuşmayayım. Baksanıza nerden nereye geldik ve evimizde bir kedi var.

Öyle tatlı ki, boynundan okşayınca kafasını avucumuza yatırıyor ve sevdiriyor, bayıldık bu kediye. Çok da ısındık. Umarız o da bize yeni evine ısınır ve alışır. Netice de uzun yıllar birlikte olucaz.
Huy olarak da tam bir ev kedisi, sakin, huzurlu, duyarlı bir kedi. Bağırdığınız da depresyona girebiliyormuş  nette öyle yazıyor. Kızdığınızda azıcık yüksek tonda "hayır" demeniz yeterli diyor.
Daha da bir sürü şey yazıyor.. Bazılarını yaşadıkça görüp anlıycaz.


Genelde hep yatıyor, öyle fazla yukarlarda gezmeyi sevmiyormuş; tam benlik yani.

Çıktık bakalım bir yola.... Bizi neler bekliyor yaşayıp görücez. :) Böyle işte blog.

Ben kaçar, biraz Pammık Şekerimizi seveyim, seveyim ki alışsın bize. ::))))))



26.10.17

Her kız biraz Annesine benzer.. Değil mi?

Dün gece dayanamayıp ikiye kadar oturdum. Aslında daha da otururdum ama..işte hayat! :)

Sabah 06:15 gibi bizim kız uyandı tabi enerji full.  Bugün okula götürdüm artık çünkü evde sıkılmaya başlamıştı, öksürüğü de bayağı bir geriledi. Sabahtan biraz oluyor  o kadar.

Bugün okul aile birliği toplantısı vardı okulda. Bir garip duygusal oldum. Her zamanki gibi "ne zaman büyüdü kızım yahu?" nidaları ile içim dolu olarak gittim. Ara ara hala inanamıyorum kreşe başladığına.
Öğlen hava bildiğiniz buz gibiydi.... Ki ben çok üşümem bağrım açık gezerim ama dondum bugün.....

Neyse efenim "ben, ben, ben" diye başlayan cümleler hiç bitmez.

Beklerken düşündüm; ne çok "ben farklı olucam, ben senin gibi olmıycam" derdim anneme; o geldi aklıma.
Bekarken bizim evde, her gün sabah erken kalkılır kahvaltı edilir, o sofra beklemez hemen toplanır, sonra kahve içilir ve sabah erkenden süpürme silme işlemi biterdi. Abartmıyorum her gün ev süpürür, süpürtürdü annem.. .😲
Kendince düzeni, kuralları vardı. O ev süpürme işi asla öğlene kalmazdı, ola ki biri geldi ve öğleden sonraya kaldı..."cık" olmazdı. Ev işi dediğin sabah erkenden yapılırdı. Hatta tozlar alınır, cam önleri silinirdi... Hele aygaz silinir paklanırdı...
Bende hep anneme (can annem nurlar içinde uyu, yattığın yer cennet olur İnşAllah) ;
Evlendiğimde senin gibi bir ev hanımı olmayacağım...
derdim. Gerçekten de olmadım ama gün geçtikçe de bazı huylarım benzemeye başladı yahu....

💒 Evet her gün sabahtan evi sil süpür yapmıyorum, kendimce bir düzen oturttum ona göre yapıyorum.
Ama düzeni seviyorum, düzenliyimdir, dağınık olsun istemiyorum ev.
💒  Yer yer kendimi annem gibi davranırken buluyorum evde... sonra da "silkelen Gülo burası senin evin senin düzenin" diyorum, hayata bir kere geliyoruz evi temizliycem diye uğraşıp didinme...
Hem nasıl olsa hep temiz kalmıyor değil mi?
💒Bazı takıntılarım da yok değil;
İlla ki banyo lavabosu temiz olacak, kirli bir banyoda el yüz yıkamaktan hoşlanmıyorum, mutfak tezgahında bulaşıktan hoşlanmıyorum, yatarken kontrol edip ne var ne yok bulaşık makinesine atıyorum hop çalıştır makineyi sabah hazır :::)))))
Birde aygaz temiz olsun istiyorum, yemek yaparken hele bir taşsın, ocağı kapatıp aygazı silip tekrardan pişirme işlemine devam ediyorum....😬

💒  Ama bu hayat bana o kadar çok şey öğretti ki;
 ütü mü var; canım istemiyorsa yapmıyorum, ev mi süpürülecek; dışarı çıkacaksam hiç ertelemem hop dışarı çıkarım, bazen bir haftayı evi süpürmeden bitirmişliğim var. Banyo temiz olsun yeter. :)
Çünkü zaman ve an o kadar değerli ki... hiçbir şeye değmez zamanı kaçırmak....

Tabii annem açısından düşününce, hayatı o şekildeydi, öyle görmüş öyle yetişmiş ve öyle de gelin olmuştu annem... Babanem çok titiz kadınmış, ondan çok şey kapmış annem....
Ve kendi evinde de düzeni devam ediyordu.

💒   Bende kendi evimde düzeni oturttum sonuçta.... İŞ her zaman yapılır an'ı kaçırmayayım yeter, kızıma da öğretmeye çalıştığım bu. 
Sözlü pek etkisi olmadığından davranışlarımla örnek olmaya çalışıyorum.

Annelik kolay değilmiş "anne" olunca anladım... 

Velhasıl ediğim gibi de olmadım, kendim gibiyim evimde çok şükür... 
Ama ara ara da benzer huylarım baş göstermiyor değil anacığımla... sonra  bir silkelenip kendine gel deyip hop an'a geri dönüyorum.


İyi geceler.....

3.10.17

Ev Hali, Sevdalım Hayat Z.Livaneli ...

 Artık Umay akşamları erken yatıyor... Bize de vakit kalıyor. Sabahlarıda erken kalkıyor... Benim için hem iyi hem kötü. Gece artık çok geç saatlere kadar oturamıyorum. Oysaki yazın ne güzeldi üçlere dörtlere kadar oturuyordum.
Okul düzenimiz artık tamamdır. Çocuklar nasılda adaptepe oluyorlar yeniliklere... 👧
Okul kavramı oturdu kafasına bizim kızın. Yeme düzeni bile değişti. Okulda öğlenci olduğundan, tek öğün besleniyorlar ve eve aç gelmiş oluyor. Önceleri tek çeşit yerdi ve bir saat sonra falan diğer yemeği isterdi. Şimdi iki çeşit yemeği aynı anda yiyor.
Hatta uyumadan önce de ya tost, ya ekmek peynir yada biraz çorba içip yatıyor.
Sanıyorum bu gidişle yemediği yemekleri de yiyecek okul sayesinde. :))

Yeşillikleri bu şekilde saklamayı nette görmüştüm deneyeyim dedim. İnsatgram'da gelen yorumlar da eğer buzdolabında saklamazsam ve suyunu değiştirmezsem çabuk bozulacağını söylemişti arkadaşlar.
Gerçekten öyle... Hele o suyu nasıl fena kokuyor..
Benim derdim buzdolabında da uzun süre dayanmamasıydı.
Burdan yeni evlenecek olanlara sesleniyorum. İÇİ GENİŞ BOZDOLABI ALIN.
Benim gibi dar alırsanız; hem yiyecekler çabuk bozulur hemde tıkış tıkış olunca buzlanma sorunu yaşarsınız benden demesi... 
Velhasıl böyle de olmadı çünkü bu kavanozları buzdolabına koyarsam yemeklere yer kalmıyor, bende eski usul havlu kağıda sarıp buzdolabı poşeti ile sebze bölümüne koydum..


Geçenler de bahsetmiştim Kobo'dan size. Almak istediğim bazı kitapları bu siteden E-Kitap olarak almıştım. Bunlardan biri de Zülfü Livaneli'nin Sevdalım Hayat kitabı idi.
Nasıl bir hayattır dedim okurken.
Öncelikle aydın bir kişiliği var ve hep de öyle olmuş hayatı boyunca. Çocukluğundabile böyleymiş.
Gerçekten de bazı şeyler, bazı yaşam biçimlerimiz çocukkende ortaya çıkıyor ve biz büyükler farkına varırısak o yönde çocuklarımıza örnek olabiliriz.
Çok zor dönemlerden geçmiş yazar.
Oysaki tek derdi, tek yaşama biçimi okumak, yazmak, üretmek olmuş hayatında. Ama o kadar çok engellenmiş, kıskanılmış ki...
Hem sağ koldan hem sol koldan....
Birde parti yanlısı olmaması da etkili olmuş.
Aslında yazarı ilk bu kitap ile okumak lazım. Çünkü yazdığı kitapların nasıl ortaya çıktığını, konularını daha farklı bir gözle okuruz diye düşünüyorum...

İçimi acıtan en çok işkence görmesi ve sürgün yaşamsı konuları oldu.
Ki hala içim acır o sokakta kavga edenleri gördükçe.....

Duyarlı, hassas, bir döneme ait anı-biyografi kitabı idi.
Birde okurken eşinin sabrına ve ona destek olmasını çok takdir ettim.. Kolay değil göçebe gibi yaşamak, eşini bir anda içeri almaları ve sebei yokken bile görüşememek...

Velhasıl iyi bir kitaptı...

2.10.17

Kayıt Yenileme, Günce, Ekim Ayı...

Geldi çattı Ekim ayı... Seviyorum Eylül'ü ve hissettirdiklerini... 🍂Her ne kadar hüzün barındırsa da, hışırdayan yapraklar, hafif bir üşüme tende.. derken bir bakmışsınız "elinizde bir bardak çay" var ısınmak için..

Bu hafta o kadar düzenli yazmayı planlıyordum ki... nerdeeee, uzun zamandır ne günlüğümü yazıyorum nede kızın defterini...

Allah'tan İnstagram'da paylaşıyorum da ordan o güne bakıp, aklıma gelenleri  not alıyorum.
Bu ara fazla dalgınıp, sanırım hayatımda bir çok şey tek düze... Sabah uyanıyoruz, kahvaltı, ev toparla, muhakkak bir çorba yapıyorum, bizim kız çorba içmeyi çok seviyor. Günde bir kez muhakkak içiyor, sonra okula götürüyorum, sonra eve geliyorum. Yarım kalan bir işim varsa yapıyorum yoksa çok sevdiğim kitaplarıma gömülüyorum. Ki bu ara onları da çok ihmal ettim..

Üzerimde bir miskinlik, ağırlık var. İşte bunlar hep şuan için evde olmamdan kaynaklanıyor diye düşünüyorum...Devamlı aynı şeyleri yapmak bir yerden sonra...Rutine bağladım bir çok şeyi yaşamımda...


Bu hafta yoğundu. Hep okul sonrası dışarıdaydım/k.



Pazartesi kayıt yenileme öncesi harç yatırmak için bankada geçti neredeyse günüm.
Sonrası kaydımı yeniledim. Daha önceden mezun olduktan sonra İşletme 3.Sınıfa geçiş yapmıştım. Sözelci olduğumdan dersler biraz ğır gelmişti, epeydir kaydımı yenilemiyordum.
malum AçıkÖğretim Sisteminde epey bir değişiklik olmuş.
Artık ders başına ücret ödüyoruz, herşey internet üzerinden yapılıyor ve sınavlar da yanlışlar doğruları götürüyormuş birde geçişler zorlaşmış.
Bölüm değişikliği için büroya gittiğimde orada ki bayan; notlarıma bakıp değişiklik yapmayın isterseniz dedi, eskisi gibi kolay değil geçişler ve sınava tekrar girmeniz gerekir deyince...
Bende o stresi kaldıramayacağımdan kaydımı yeniledim.
Sonrası, okul bittikten sonra istediğim başka bir bölüm okurum diye düşündüm..


Perşembe günü de "kimlik yenileme" için randevu almıştık. Randevu günü geldi çattı, öğleden sonra idi. Orada buluştuk Merter ile.
Yani şu biyometrik fotoğraf çekilcez diye ... Sadece hafif bir tebessüm sadece... az doğal makyaj( iyi ki sevmiyorum makyajı) arkada tek tip fon.. vs..
Bu işi de hallettik, başvurduk sıra adrese teslim edilmesinde. Orada ki görevli bayan " daha da iyileştirmelerin devam ettğini, artık tek kimlik ile bir ço bilgimizin yükleneceği" vs anlattı, elbet biz sorduk dye.
Bu arada bir de  parmak ve avuç içi izi alıyorlardı.Orta parmak izi aldılar.
"Neden?" diye sordum. En az yıpranan parmak olduğundan dedi görevli. :)
Birde üstüne 16 TL para ödüyorsunuz... Şuan için randevusuz işlem yapmıyorlar aklınızda bulunsun.
Yalnız başka bir ildeyseniz gidip başburabiliyorsunuz randevusuz...

 Yarın kızı okula bıraktıktan sonra kitaplarımı almaya gidicem. Bu sefer işi sıkı tutup çok ders çalışmam lazım. Ve kalmadan, alttan ders bırakmadan yılı bitirmem lazım. Çok uzatmak için artık öyle uzun zamanlarda yok...

İzlediğim filmler, bitirmiş olduğum Sevdalım Hayat kitabı, İlhan İrem knseri detayları hepsi diğer yazımda... Malum gecenin bir yarısı yazı yazarsam böyle olur. :)))

İyi haftalar, iyi geceler ...
 


19.9.17

Veee Umay artık kreşli... :))

Veee bizim evde de okul zamanı için ziller çalmaya başladı.
2017-2018 Eğitim Öğretim yılı başarılı, bilgili olsun.
Tabi yine senenin başında sınavlarla ilgili yapılacak olan değişiklikler eminim bu yolda ilerleyen öğrenci ve velilerin kafasını karıştıracaktır....

Bizim içimiz kıpır kıpır...
Umay kız bu sene kreşe başladı.
Eşimde okuldan ( öğretmendir de kendileri)  izin alıp ilk gününde yanyanaydık kızçemizin...
İLk gün olarak gayet iyiydi Umay. Bakalım sonraki günler nasıl olacak?


Bu yazıyı dün akşam yazmış ama yayınlayamamıştım, Umay akşam üstü uyuyunca ve saat 8 gibi uyanınca gece yattı... Bende de yazıya devam edecek güç kalmamıştı.

Bugün sabah bi " anne ben okula değil parka gitmek istiyorum" durumu yaşadık. Ve yola çıkınca da aynı muhabbet döndü durdu aramızda.
Okulun bahçesinde arkadaşlarını görünce biraz koşturdular sonra yine sınıfa gitmek istemedi ama öğretmen çağırınaca da; anne ben okula gidiyorum büyükleri almıyor deyip girdi sınıfa...

 Uzun bir süre ara ara bu durumu yaşarmışız gibimize geliyor...

Tabi bizde ki heyecanı anlatamam.
Gerçekten de çok farklı bir duyguymuş okula götürmek evladını...onu kreş bile olsa bir sınıfa emanet etmek.Artık bazı şeyleri düzene oturtmamız gerekiyor.

Örneğin; öğlen uykularını yavaş yavaş kaldırmaya çalışıyordum ki okul öncesi hazırlık olsun diye. Birkaç gün uyumasa bile sonraki günler, akşam üzeri 2-3 saat uyuyup uyanıyordu.
Her ne kadar oyalasak da en fazla akşam üstü altıya kadar daynıp yine de yatıyordu.

Dün okuldan gelince de aynısı oldu. Bugün oyaladık epey ve 20:30'da uyudu. Sessizlik nasıl iyi geldi anlatamam. Birde benim anemiden dolayı sanıyorum yine kanım çok düştü... kafamı kaldıramıyorum. Devamlı uyur vaziyetteyim... Bu yazıyı bile parça punçik yazıyorum... Bi yazıyorum bi bırakıyorum, dinlenip tekrar yazıyorum o vaziyetteyim anlayacağınız.
Perşembe günü doktora gidip kan vericem.... Bakalım ne çıkacak sonuçlar. Uzun zamandır bu kadar kötü olmamıştım..


Ne diyordum; kızın uyku düzenini oluşturalım derken, sonra dedik ki "nasıl olsa okul saatini düzene girince kendi zaten o düzene ayak uyduracak. O yüzden bu ara Umay nasıl istiyorsa öyle gidiyor...

Böyle işte daha fazla ya#fffdfacak taakatim kalmadı... Gözlerim neredeyse kapanıyor...
Sonraki yazıda görüşürüz, iyi haftalar blog...





10.8.17

Umay'lı Hayat....

Tatil öncesi Umay için çevremizde ki Devlet Okulları ile görüşmeye gittik.

Parkta ki biz annelerin yaz ortasından beri konusu çocuğumuz hangi kreşe vereceğimiz?
Bazı anneler özel kreşlerden yana.

Bana sorarsanız devlet okulu kreşlerinden yanayım. Önemli olan iyi bir öğretmen bulmak çünkü. Karı-koca aynı düşünüyoruz.
Nedense bana sırf oyun oynayacağı, arkadaş edineceği okula devasa paralar vermek doğru gelmiyor. Diyebilirsiniz ki; arakadaşlıklar da önemli...elbet önemli.
İyicene araştırdık ve evimize yakın okula yazdırdık Umay'ı.

Bana kalsa bu sene de göndermezdim. Çünkü evde etkinlik olsun, oyun olsun oynuyoruz. Park deseniz oda gani gani... bi gidiyoruz en az 3-4 saat parktayız.

Ama yetmiyor. Artık kendide istiyor.
---- Anne benim okulu tatil açılsın gidicem, anne neden ben okuma yazma bilmiyorum? Anne bende okula gidicem"
 vs.. şeyler söyleyip duruyor.
Birde parkta süreklilik olmuyor arkadaşlık anlamında.
Evet çoğu zaman aynı çocuklarla karşılaşıyoruz ama oyun kurma veya paylaşım açısından yeterli olmuyor.

📌O yüzden bizde yazdıralım dedik. Yarım gün öğlenleri gidecek. Çok mutlu okula gideceği için. Umarım sever okulunu kızım.

 Düşünüyorumda gerçeken de belirli bir yaştan sonrası öyle hızlı geçti ki...anlamadım bile. Eğer unutmayayım diye defterine yazmasam herşey uçup gidiyor gibi aklımdan.

📌Oysa ki her anını, her hareketini, her cümlesini hatta kelimesini unutmak istemiyorum. Satır satır hatırlamak istiyorum.
📌Mesela 3 yaş sonrası o kadar büyüdü ki davranışları, hareketleri ve cümeleleri.
📌Artık dışarı çıktığımız da elimizi tutup yürüyor ( bu çok öenmli biz anne babalar için 😁 )
📌Bekle bizi daha alışverişimiz bitmedi dediğimizde de bekliyor ( bakın buda önemli bir şey)
📌Bir olay olduğunda öyle yorumlar yapıyor ki bazen şaşırıp kalıyorum.
vs... tabi bunlar bitmez. :))))

Şimdi sıra okul alışverişimiz de. Nasıl duygulanıyoruz anlatamam. Devamlı dilimiz de " ay bu kız ne zaman bu kadar büyüdü de okullu oldu"  " amanda aman okul alışverişine mi çıkıcaz?" diyip diyip duruyoruz.

Bizdeki halleri görende tek bizim kız büyümüş de okula gidecek sanır,  :))))

Napalım bizim için ilk ama :))))