Kültür Sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kültür Sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7.12.22

Kelimeler Ve Renkler İskender Pala Sergisi

 Dün otururken " hadi kaldır totonu ve o sergiye git" dedim... Aslında hem gitmek istiyordum hem de evde kalıp kitap okumak.... Bir kaç gün hiç çıkmadan evde oturabilirim, o potansiyele sahip biriyim 😬🙈

Hep duyuyordum "Nev Mekan Sahil" in çok güzel bir cafe olduğunu. Sergide bu mekanın alt katında idi.  "Kelimeler ve Renkler" İskender Pala'nın 13 eserinden esinlenerek yapılan resimlerin sergisi idi.... Öğlen bir güzel hazırlanıp Üsküdar'a gittim. Önce sergiyi gezdim, sonrada cafe kısmında bı çay içtim. Çok kalabalıktı cafe kısmı. Hatta yer olmadigi için bekleyenlerin isimleri alınıp, sırayla boşalan masalara çağrıldık...

Oradan çıkıp biraz sokaklarında dolaştım.... Hatta fotoğraf çekmek yerine aklıma ve içime kazidim detayları.... 

Açıkçası sergi çok ama çok hoşuma gitti. Ne kadar güzel bir sanat...bir yazar için ise olağanüstü... Kaleminden dökülen satırların resimelere yansıması.... Kitaplarını severek okuyorum yazarın. Anlatım dilini ve bakış açısını seviyorum, bizden hikâyeler anlatmasını daha çok seviyorum 🙏🏻☺️

Sergide Pala'nın 13 romanını temsil eden eserlerden "Babilde Ölüm İstanbul'da Aşk"ı Murat Kurt, "Katre-i Matem"i Ceyda Hüseyinoğlu, "Şah ve Sultan"ı Ataman Oğuz, "Od"u Hürrem Özerden, "Efsane"yi Mustafa Sönmez, "Mihmandar"ı Gültekin Serbest, "Karun ve Anarşist"i Handan Korkmaz, "Abum Rabum"u Erhan Hökelek, "İtiraf"ı Erol Kılıç, "Akşam Yıldızı"nı Figan Batı, "Kervan"ı Evren Gül, "A-71"i Müfit İşler ve "Surname"yi Talip Keser resmetti. ( Bu bilgiler netten alınmıştır)

Not: Sergi 02/01/2023 tarihine kadar açık ve ücretsizdir.

Çektiğim fotoğrafları da paylaşmak isterim sizinle.💫














1.12.19

Uyuyan Güzel Balesi Ve Biten Kitaplar...

Selam.... :)

Ve kasım ayını bitirip yeni yıla saatler kala kafamda yeni sene için listeler oluşmaya başladı bile. Artık ne kadarını gerçekleştiririm bilemiyorum ama düşüncesi bile heyecanlandırıyor beni.

Yavaştan yılbaşı ağacını da çıkartırız. Geceleri karanlıkta sırf ağacın ışıklarının yanması da keyifli  oluyor. Sanırım ben hayata dair bir çok şeyden keyif alıyorum :)))

Bugün Yaşam İzi Bloğundan da bildiğiniz Gamzem ile "UYUYAN GÜZEL" balesine gittik.
İkimiz de ilk kez bir bale gösterisi izledik. Ve kendi adıma diyebilirim ki tek kelime ile bayıldım. O dans etmeleri, müzik ve oyunu sahnelemeleri olağanüstü idi.
İzlerken bir kez daha düşündüm ki; müzik ve dans gerçekten de boşuna evrensel olmamış....
sözler, kelimeler, konuşmalar olmadan sadece dans ve müzik ile o kadar çok duyguyu ifade ediyorlar ki..... acı, keder, sevinç, hüzün......


Çok seviyorum, ruhum resmen huzur buluyor böyle gösterilere gidince. İstiyorum ki devamlı, sinema, tiyatro, gösterilere gideyim. Sadece evimde kitabımı okuyayım....
Tabi hayaller ve gerçekler de var 😊
En önemlisi yoğrulmasına yardımcı olacağım bir kızım var. :)

Allah'tan evimi çekip çevirme işinde iyiyim tabi bunda beyimin de desteği var.
Tek sıkıntım kendi adıma şu" mutfak" ve "değişik yemekler yapmak" olayı var. Ruhumun bir tarafı mutfağa girip harikalar yaratmak istiyor, bir yanım da kitap-kahve istiyor.
Genelde ikinci isteğim ağır basıyor. Karnımızı doyuracak kadar yemek yapıp, hemen koltuğuma geçiyorum. :) Tabi mutfak-yemek ikilisi gerçektende emek, yetenek istiyor.  Bende öye bir şeyleri karıştırıp değişik lezzetler yapmak gibi bir hüner yok. Bildiğim neyse onu pişiririm. Arada da nete bakar ordan değişik bir şeyler yaparım.
En güzeli değişik tatları dışarıda yemek. 😀

Neyse efenim bu konu uzar gider.....
  okuduğum kitapları da paylaşmak isterim. :)










Bir Kutu Kitap.com'un gönderdiği öykü kitabını okudum.

Yunan Dansçı Kız- Arthur Schnitzler

Bir kaç öyküsü dışında beni pek sarmadı tabi bunda benim öykü okuyamama durumumda var.
Belki öykü okumayı sevenler çok sevecektir.

Arka kapak yazısı şöyle;

Bu ölüm! Ürperdi! Şimdi sadece tek şey hissediyordu; bir ölüyü. “Ben ve bir ölü, o ölü de benim kucağımda.” Titreyen elleriyle adamın başını kucağından çekti ve yere bıraktı. Ve şimdi de korkunç bir terk edilmişlik duygusu kapladı kadını. Neden arabacıyı göndermişti ki? Bu ne saçmalık! Burada ölü bir adamla yalnız başına ne yapacaktı şimdi.

Kucağınızda yatan ölü bir adamla yakalansaydınız ne yapardınız? Ya yasak aşkınızı itiraf etmek zorunda kaldığınızda? Yıllardır birlikte yaşadığınız kardeşinizin size inanmasını sağlamak için neyi göze alırdınız?
Bir sihirbazın öleceğiniz zamanı söylediği kehanetinden kaçabilir misiniz? Arthur Schnitzler’in öykü seçkisi Yunan Dansçı Kız’da bu soruların cevaplarını bulacak, kendinizi kahramanların yerine koyarak neler yapabileceğinizi düşüneceksiniz. 
 

Bir diğer kitabım;

Canavar


3.10.18

İmza Günü / Taksim Gezisi

Selam. 😊
Dün sevdiğim yazarlardan Erlend Loe'nin (Doppler kitabının yazarı  YapıKredi Yayınları Beyoğlu şubesinde imza günü vardı.
Müsait de olunca gittim. Hatta Instagram vesile ile daha önce tanıştığım Sevgili Vildan'da sürpriz yapıp gelmişti. Öncesi kahve içip sohbet ettik. Sohbeti keyifli olunca zaman nasıl geçiyor anlamıyorum.
İnstagram bazen güzel şeylere de vesile oluyor. Kitap vasıtası ile bir kaç arkadaşım oldu. Demek ki zamanlarımızda gelmiş ve birbirlerimizin yollarına çıkmışız.

Hazır Taksim'e gidiyorken erken çıkayım evden dedim. Kızı da okuldan sağolsun babaannesi aldı. 😊
Hemen yolumun üstünde olan ve ne zamandır gitmek istediğin "Galata Mevlihane" 'sine gittim. Müze içine giremedim ama bahçesini gezdim. Suskunlar /Hamuşan mezarların ziyaret ettim. 🙏🏻  İlk burayı İhsan Oktay Anar' ın Suskunlar kitabı ile bilmiştim.
Dua mı ettim, biraz düşündüm biraz bakındım derken bir sonraki ilk fırsatta tekrar gideceğime kendime söz verdim.
Öyle güzel ki bahçesi... Ağaçlar içinde... Yolunuz düşerse uğrayın derim.

Ordan yol üstünde olan Borusan Müzik Sanat Evi'nde "LEYLA GENCER" in kullandığı eşyaşarın sergisi vardı. Açıkçası ismini duymuştum o kadar. Oysa ki Ülkemizde ki ender Sanatçılardan biriymiş. Nasıl da bazı şetlwrden bir habersiz dedim kendime.
Dünya çapında ünlü Opera Sanatçısı imiş kendisi. Hatta Primadonna imiş.
Primadonna; Opera'da baş kadını oynayan oyuncu demek. Leyla Gencer hem en iyi Soprano hemde önemli bir Primadonna imiş. Öldükten sonra da vasiyeti üzerine yakılıp küllerini İstanbul Boğazına dökmüşler ..
Sergi de kullandığı özel eşyalarından bir kaçı serilenmişti.

Ordanda Ziraat Bankası Sergisini gezdim. Onu da bir sonra ki yazımda paylaşayım  😊

Sonra saat 16:30 imza saati başladı. Yine eski Blogger şimdi ise İnstagram ve YouTubber olan Damla ile de karşılaştık.
Ve yazarı görünce ilk tepkimiz "sanırım yazar Doppler'i özenmiş" oldu.

Çünkü sizde fark edeceksiniz ki arka kolada ki fotoğraf da epey genç bir adam var. Oysaki sakkalı orta yaş biri imiş bizim yazar 😁 Tabi ki yaşı veya görüntüsü sorun değil lakin o zaman güncel fotoğraf ile duyurusunu yapın kardeşim ..... 
Bunun ötesi kitabı imzalattım /k. 
Akşam ki söyleşide kalıp bir saat de dinledim. 
Güzel bir günden kalanları da yazdığıma göre yeni kitabıma başlayayım..
Selam ederim 🤗 arkadaşlar  🙋🏻‍♀️ 

19.7.18

Bizden ses var... :) Karikatür Evi/ KAdıköy

Selam.

Uzun zaman olunca bloğa uğramayalı önce takip ettiğim ve okumaktan keyif aldığım blogları okudum, yorum bıraktım. Şimdi biraz da kendi bloğuma yazayım.

Hani size daha önce de demiştim ya biz devamlı parklardayız. kalan zamanlarda da evde ev modundayız.
Yalnız bu park olayı ne kadar yorucuymuş Umay büyüdükçe anladım.
Ki ben geceleri öyle üçe dörde kadar otururdum. Hele yazsa balkon keyfi yapmadan yatmazdım... "Heyyy goca güllüşah" diyorum kendime....evlat böyle erkenden yatırır işte seni, sabahın da köründe de diker ayağa.😳😬

Haftada bir gün "Ritim-Solfej-Koro" dersine başladı Gönüllü evinde kızçem. Severek gidiyor. Hemde yaz tatilini değerlendirmiş oluyoruz.

Kadıköy Belediyesi sanat ve çocuk etkinliklikleri konusunda epey iyi çalıyor. Diğer belediyeleri bilemiyorum belki onlar da çalışıyordur.

İzlediğim çok film oldu ama şuan yazacak takatim yok desem inanır mısınız? Sanıyorum bunda İnstagram'ın da etkisi var. Oradan pıt pıt paylaşmak daha kolay oluyor.

Bu aralar Cem Karaca Şarkıları , Mazhuni Şerif Şarkıları ve Selda Bağcan 40 Yıla 40 Şarkı albümlerini dinliyorum. Özellikle Cem Karaca Albümü de çok iyi olmuş. Seslendiren şarkıcılar yerli yerine oturmuş.
Kitap olarak da "Yedi Taş" okuyorum son 20 sayfa kaldı ve bir kaç gündür okuyamadım. Kendime inanamıyorum doğrusu. Akşam kız uyuduktan sonra ortalık toplayıp yatıyorum. Valla kendime inanamıyorum a dostlar......
Geçen hafta Umay'ın ders çıkışı Kadıköy-HasanPaşa'da bulunan "KARİKATÜR EVİ" ne gittik. Küçük ama samimi bir ev oldu burası.
Ayrıca karikatr dersleri de veriliyor.
Şartları çocuğun ilkokula başlamış olması. Okuma-yazma bilmesi gerekiyormuş.
Yıl içinde ufak sergiler de oluyor. Olur da yolunuz düşerse uğrayın.








Böyle işte. Ses vereyim istedim. Yine aklımda yazacak bir sürü düşünce ve yine yazamadan bitirdiğim bir yazı.
Gözleirm zor dayanıyor desem yeridir.
Biraz da kitap okuyayım ve yatayım.
İyi geceler, selamlar. :)

10.1.18

Füreya Koral Sergisi...

 Bundan belki de on veya on beş yıl önce Ayşe Kulin'in kaleminden Füreya'nın hayatını okumuştum.
Çok etkilenmiştim. Köklü bir ailenin kızı , hayatlarında ihtişam, keyif de olmuş; acılar da vuku bulmuştu.
Ve yapmış olduğu evlilik, ayrılmak istemesi, hastalığı ve verdiği mücadele; belirli bir yaşdan sonra da, o dönemi düşünürsek teyzesinin desteği ile seramik sanatına başlaması.... vermiş olduğu öenmli eserler, sergiler.... hayatına o kadar çok şey sığdırmış ki bu kadın.... hayran olmamak elde değil.
Akaretler de Seramik Sanatçısı Füreya Koral'ın en kapsamlı retrospektif sergisini Kale Grubu 18 Ocak tarihine kadar açmışlar.
Tabi eserlerinde çok etkilendiği kuşlar, kuş evleri ve kapılar ön planda. Daha sonra da seramik tabak içine çizdiği balık figürleri, duvar seramikleri ve sehpalar ön palana çıkmış.
Daha sonra da Anadolu ve Mezopatamya'dan, Kızılderililer'den etkilenerek motiflerine bu desenleri de eklemiş.

Daha vakit var, uygun olursanız sergiyi gezin...



















11.9.16

Kütüphaneler hakkında....

(Kendime inanamıyorum... Son yazımı yanlışlıkla sildim ve geri dönüşüm kutusu yok bloğun...............................çok üzgünüm)


Bu yazımda size Kadıköy'ün kütüphanelerinden bahsetmek istiyorum.
Sahi sever misiniz Kütüphane'ye gitmeyi, oradan kitap almayı?
Biz lisede iken, kulakları çınlasın hatta yazımı okuyorsa evet evet Tülay senden bahsediyorum canım arkadaşım. :)
Tülay ile Kartal Kütüphanesinden ödünç kitap alırdık. Okuma ve iade süresi 15 gün idi. Bazen ben kitabı bitiremediysem 20 günde falan da teslim ederdim. Ama oranı havasını çok severdim ki hala çok severim kütüphaneleri... Özellikel bir çok kitabı bu şekilde okumuşluğum vardır.
Kartal Kütüphanesi rıhtımda idi... Hem evimize de yakındı. Şimdi Topselvi'ye taşımışlar sanırım, yanılmıyorsam...
Evlenipte Kadıköy'de yaşamaya başlayınca burada da aradı gözlerim... Bize yakın Aziz Berker İlçe Kütüphanesi var ama pek verimli değil. 
Ara ara kitaplarımdan toparlar ve kütüphanelere bağışlarım, başkaları da okusun diye... Hemde çok sahiplenmemek adına...

Birde rıhtımda bir kütüphane var ki; aman Allah'ım içler acısı, bak şimdi ismi aklıma gelmedi ama rıhtımın arka sokağında kalıyor.
Orada yetkili biriyle konuştum, eğer isterseniz belediyeye dilekçe ile şikayetinizi bildiebilirsiniz demişti... O kadar vasattı anlayacağınız...Üzülüyorum çünkü kullanmak için giden çocuklar için hiçde iyi değildi....








2014 yılında Kadıköy Sahilin sonuna doğru Moda yoluna çıkarken, eski belediye binasını Kadıköy Belediyesi;  'Kadıköy Tarih, Edebiyat ve Sanat Kütüphanesi' (TESAK) olarak Mart 2014’te yeniden halka açık Kütüphane olarak lanse ettiler. Ve gerçekten içeri girdiğinizde o tarihi zileri görebiliyorsunuz. Aynı zamanda aydınlık oluşu, o görkemli avizeler, merdivenlerin nelere tanıklık ettiğini düşünüyorsunuz gezerken...

Birde kütüphanesinde bayağı güzel kitaplar var. Havayı solumanın sarhoşluğu ile" üye olup ödünç kitap alabiliyor muyuz diye?" sormayı unuttum...

Bende hep merak ediyordum acaba burası nasıl diye. Vaktim varken gezeyim ve biraz orada nefes alayım istedim...
Kesinlikle uğrayın, gazetenizi, kitabınızı okuyun. Hatta o sessizlikte cam kenarına oturup kendiniz dinleyin.... 

Geçmişi hakkında bilgiyi ve detayları da aşağıda ki linkten takip edebilirsiniz. :)

not: http://kultursanat.kadikoy.bel.tr/tr/kultur-merkezleri/tarih-edebiyat-ve-sanat-kutuphanesi sitesinden alıntıdır.


Tarih, Edebiyat ve Sanat Kütüphanesi

Açılış Tarihi 2014
Çalışma Saatleri 10:00 - 18:00
Adres Caferağa Mahallesi, Rıhtım Caddesi, No: 2/3 (Eski Başkanlık Binası) Kadıköy/İstanbul
Telefon 0216 337 86 54 / 55
Kadıköy Şehremaneti yani Kadıköy'deki İstanbul Belediyesi'nin örgütlenme tarihi 1869 yılındaki Belediye Nizamnamesi'ne kadar uzanmaktadır.
Bu nizamnameye göre İstanbul Belediyesi 14 belediye dairesine bölünmüş, Kadıköy de 13’üncü belediye dairesi olarak anılmaya başlanmıştı. İşte bu düzenlemelerin gereği olarak, o zamanki adıyla Kumluk denilen mevkide Belediye Başkanı Dr. Cemil Topuzlu döneminde Belediye Şubesi binası olarak inşa edildi. Binanın mimarı, İstanbullu Ermeni mimar Yervant Terziyan’dı. Bina, yine Yervant Terziyan’ın eseri olan Fatih Belediyesi binası ile adeta ikiz bir görüntü arz etmekteydi.
Binanın kurulduğu ve halk tarafından Kumluk diye isimlendirilen yer, denizin doldurulması ile elde edilen dolgu bir araziydi. Hem buradaki iskele binası (Beşiktaş vapur iskelesi) hem de İstanbul Şehremaneti Şubesi binası bu arazi üzerinde inşa edilmişti.
Binanın sivri kemerleri, cephede yer alan çini kaplamaları, sütunçeler ve ağırlık kulesi şeklindeki sütunları ile saçakları, devrin mimarlık üslubunu yansıtan en önemli yapısal ve dekoratif unsurları arasındadır.
Birçok tarihi vak’aya tanıklık eden bina, Birinci Ulusal Mimarlık Dönemi’nin en önemli eserleri arasında yer almaktadır.
Bir süre Kadıköy Kaymakamlığı daha sonra da Kadıköy Belediye Başkanlığı olarak kullanılan tarihi bina, 1995 yılında Kültür Varlıkları ve Anıtlar Kurulu'nun onayladığı restorasyon projesine uygun bir şekilde tadilattan geçti. Kadıköy Belediyesi’nin Söğütlüçeşme’deki ana binaya taşınmasının ardından, kısa bir dönem belediye meclis toplantılarına ev sahipliği yaptı.
100 yılı aşkın bir tarihe sahip bina, sonunda 'Kadıköy Tarih, Edebiyat ve Sanat Kütüphanesi' (TESAK) olarak Mart 2014’te yeniden halka açıldı.
TESAK, bir ihtisas kütüphanesi olarak oluşturduğu kapsamlı kitap, süreli yayın, görsel materyal, CD koleksiyonu ve fotoğraf negatifi arşivinin yanı sıra bilimsel toplantı, konferans, sempozyum, seminer ve sergiler gibi nitelikli kültürel etkinlikler de gerçekleştirecek bir kültür merkezi olarak binanın tarihi misyonunu sürdürmeye devam etmektedir.
Kütüphanemiz Pazartesi günleri kapalıdır.