Sosyal Medya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sosyal Medya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9.5.18

Günlük...

Ruhumu yedi kez aşağıladım;





İlki, onu yükseklere ulaşmaktan kaçındığını gördüğüm zamandı.
İkincisi, onu topalın önünde topallarken gördüğüm zamandı.
Üçüncüsü, kolayla zor arasında seçim yapması gerekip de, kolayı seçtiği
zamandı.
Dördüncüsü, bir yanlış yaptığı ve kendini başkalarının yanlışlarıyla
avuttuğu zamandı.
Beşincisi, güçsüzlüğe sabrettiği ve sabrını güce yorduğu zamandı.
Altıncısı, bir yüzün çirkinliğini hor gördüğü ve onun aslında kendi
maskelerinden biri olduğunu anlamadığı zamandı.
Ve yedincisi, bir övgü şarkısı söyleyip de, bunun bir erdem olduğunu sandığı
zamandı.
Halil Cibran 
❗❗❗ Çok seviyorum Halil Cibran kitaplarını ve kısa-öz cümlelerini.
Geçen gün Kadıköy'e indiğim de bu kitabını almıştım. Aforizmalarından( özlü, çarpıcı, aykırı söz. ) oluşuyor. Ara ara açıp okuyorum hem ruhuma hem de aklıma iyi geliyor. Dün balkonda otururken bir kaç kez okudum yukarıda sizinle de paylaştığım cümlesini.
Gerçekten de ruh, ego zihin hem tehlikeli hem de çok iyi bir şey. Önemli olan dengeyi sağlamakta.
Arada bazı değerlerimizi unutabiliyoruz, hatırlamak adına iyi oluyor bu kitaplar.

📱 İnsatgram'da takip ettiğim ve çoğu bloggerın da bildiği biri var. Serrose. Hatta sosyal medyada da sıkı takipçileri var.
Biliyorsunuzdur geçmişte üzücü bir olay yaşadı. Şimdi ise hamile ve çok şükür iyi de geçiyormuş.
Aman Allah'ım nasıl gereksiz, can acıtıcı yorumlar yazıyorlar anlatamam. Kendisi de ara ara "nolur yazmayın bir şey dese de " yazıyorlar.
Elbet iyi dileklerini yazanlar da var.
Benim anlamadığım nasıl bir vicdan yokluğu var ki bazılarında... bu kadar acımasız olabiliyorlar. Başkalarının acısı ile mutlu olabiliyorlar.
Zaten aklımın almadığı o kadar şey görüyor okuyor ve şahit oluyorum ki... böyle dediğim de Merter" nolur aklın almasın, hiç hoş şeyler değil" deyip beni teselli ediyor.
Sanıyorum hiç bir zaman da anlamayacağım ki anlamak da istemiyorum.................................
Bunları neden yazdım, okurken o kadar içim acıyor ki bazen.... yazmayın dedikçe yazıp yorum yapanlara sinir oluyorum.
Bırakın yahu kızcağız hamileleiğinin tadını çıkartsın, paylaşsın, beğenmiyorsan takip etme..
Ay bir de o olay var dimi!
Takibe takip eden, olmadı listeden çıkartan... olmadı taciz eden......😳 

💥 
Bu hafta hava kapalı olunca bizim havalar da biraz melankolik oldu :)

Unautmadan buraya da ekleyeyim;  Pazar günü Edirne gezimiz vardı.
Meşhur Selimiye Cami'sine ve hanlara, konaklara hayran kaldım.
Ciğer'den hiç bahsetmiyorum bile. Dediğim tek şey; "sanıyorum bir daha mecbur kalmadıkça İstanbul'da ciğer yemeyeceğim!"  :)
 Dönüş te Tunca Nehri'nin sonunda Merc nehri kenarında bir çay bahçesi vardı ki, manzarası süperdi. Soluklandık, kahvelerimizi içtik, Kavala Kurabiyelerimizi de alıp yola koyulduk. :)

Bu haftada da böyle biter, evde kitap kahve ile...ki en sevdiğim ikili.

Selamlar. 🙋























18.1.18

Ev Hali, Uygulamalar ve Aile Arasında Filmi...

Bu sabah hava ne güzel değil mi? Çok severim böyle havaları; puslu,soğuk ve kapalı. Bir yanım depresif benim ondan sanırım.👧
Elbet çalışırken zor bir hava şartları bu havalar. Sabah soğukta sıcacık evden çıkıp işe gitmek. Biliyor musunuz bunu da özledim çok. Çalışmak çok güzel bir şey ve darısı bana diyip günün olumlamasını da yapayım.🙏
 Dün kız babaannesindeydi. Bir tane de sinema biletimiz vardı. Merter'e dedim kalk sinemaya gidelim, Aile Arasında filmi sinemadan kalkmadan izleyelim dedik ve iyi ki de sinema da izlemişiz.( amma çok sinema kelimesi kullanmışım)

 Çok güldük ve keyifle izledik. Bir de gece matinelerini çok seviyorum. İmkan olsa hep gece son matineye gitmek isterdim.
Dün de böyle bitti.
Bu günde yazımı yazdıktan sonra dağ gibi olan ütüyü bitirme zamanı 😳😵
Sonra da vakit oldukça yeni başladığım Güvercin Bekçileri kitabımı okuyacağım. Aslında bu kitaba AbumRabum kitabından sonra başlamam iyi oldu çünkü konular birbirine paralel ve şuan okuduklarım yabancı gelmiyor.




Ne zamandır aklımdaydı aslında size gazete de gördüğüm ve kullanmaya başladığım bir uygulamadan bahsetmek.


Ben şimdilik Müze uygulamasını daha aktif kullandım ve çok da iyiydi. Size en yakın Müze ve Milli Parkları gösteriyor uygulamalar. Ve Türkiye genelinde ki müzeleri ve parkları da bildiriyor.
Akıllı telefonuma indirdim ve ordan bakıyorum....

Eğer gezileri seviyorsanız işinize yarayacak bir program. Google'dan aratmaktansa tek uygulama ile bakmak daha pratik oldu. Hatta yakınımda olan ama bilmediğim yerleri bile gördüm bu site ile.

Bugünde böyle işte, diğer blog yazılarını okudum, yazımı yazdım, müzik olarak da; loreena mckennitt açtım hem kulağıma hem ruhuma hitap ezgiler eşliğinde ütüye kaçar ben. ::))

Selamlar hepinize.

13.5.17

Zaman....

Gündüz kızı uyuturken bi beş dakka bende uyuyayım derken bi baktım 2 saat uyumuşum.
Tabi uykuyu alınca gece de nöbetteyim.
Buraları da denetliyorum asayiş berkemal :))))

Facebook kullananlar bilir, her gün Facebook geçen sene aynı gün neleri paylaşmışız hatırlatma yapıyor.
Dün de annemin fotoğrafını ve paylaşımımızı hatırlattı.

Elbet onun hatırlatmasına ihtiyaç yok ama o anda görünce daha bir içerledim, içim cız etti....

Hatta paylaşıren de yazdım "biz hergün annemle konuşuyoruz, selamlaşıyoruz" diye...

Şunu fark ettim ki insan annesini, babasını kaybettiğinde ölüm anlam değiştiriyor.... 

Önceden söylediğim, teselli ettiğim birçok cümle şimdi anlamlarını kaybetmemiş olsada daha bir azaldı.
Ve kendi kendimi teselli etme yöntemi buldum.

Elbet kabul ediyoruz ölümü ama işte ne bileyim kelimelerin anlamsız kaldığı noktadayım...

Şunu anladım ki "alışılmıyor" hani diyorlar zamanla alışırsın diye, yok öyle birşey yaşımız kaç olursa olsun alışılmıyor, tersine sadece "daha bir kabul eder" oluyoruz.
Ve zaman her zaman iyi gelmiyor, düşünüyorum, ki hep aklımda can'ım annem, kalbimde, bedenimde, kulaklarımda...

Bazenler çoğalıyor... sonra o özlem varya işte o özlem.. zaman bu duyguya hiçde iyi gelmiyor.... Kendimizi kandırıyoruz sanırım, iyi olmak için, hayatta kaldığımız için ve herşeyden öte bizde birer anne-baba olduğumuz için güçlü olmak zorunda kalıyoruz....

Ve gece gece yazdım bunları ççünkü sabaha bırakırdam muhtemelen yazmam bunları... içimde tutarım.
Aslında daha çok benim gibi acıyı yaşayanlara "yalnız değilsiniz" demek için yazıyorum... yoksa ötesi yok yani...

Herşey Facebbok'un başının altında çıktı ey blog.....

Yeter bu kadar dimi....

İyi geceler.....



23.3.16

Günlük.... Satır Arası....

Aslında yazacak gücüm yok inanın.....
Haberler de izlediklerim, Twitter'da okuduklarım... böyle zamanlar da nedense kelimler düğümleniyor... 
Hele hele şu en son çocuklara tecavüz, taciz olayları mahvetti beynimi diyebilirim. Ki inanıyorum ki bu yazıyı okuyanlarınız da "katılıyorum bizim de senden farkımız yok" diyordur....
Hele hele bir bakanın çıkıpta yaptığı açıklamalara ne demeli dilim varmıyor....... Ne olursa olsun, ister bir taciz ister bin taciz olsun.... önemli olan o çocuğun yaşadıkları, korkuları ve bundan sonra ki hayatı... Bunun hesabını kim verecek.......................
.............................
..............................................

Uzun zamandır gündemden dolayı yazamıyorum ama baktım yine ara veriyorum, en azından dedim yazayım da içimde ki daralma biraz azalsın...





İnanın korkudan çocukla bir yere çıkamıyoruz, hep yakın mesafe gidiyoruz gideceğimiz yere.. Bende evde fırsat buldukça kitaplara sarılıyorum, çok iyi geliyor ruhuma.
Bu arada yeni bir kitaba başladım, internette takip ettiğim birkaç blogda da görünce bu kitabı almak farz oldu bana. Önsözünü Dr.Kemal Sayar'ın yazdığı içeriği iyi olan bir kitap.
Sizinle paylaştığım sayfada ki örnek çok hoşuma gitti ve okurken ne kadar da doğru dedim kendime. Daha çok başlardayım, çok fazla şu aralar okuyamıyorum.


Sebebi de ay sonu kitap klubü toplantısı var ve ayın kitabı olan Kaderin Kızı biraz kalın bir kitap. Benim de okuma sürelerimin kısıtlı olduğunu düşünürsek, önceliğim bu kitap.

Yine okunacak kitaplar birikti ama o kitap kulesini görmek bile keyifli...

Haydin yazımı yazdım bana müsade, kız uyuyorken biraz da kitap okuyayım. :)


8.7.15

Sosyal Medya Diyeti. :)

Huhu ben sosyal medya diyetine aldım kendimi. Önümüzdeki çarşamba gününe kadar Facebook ve İnstagram hesabıma bakmayacağım. Çıkış yaptım sitelerden çünkü elim devamlı gidiyor.
Diyeceksiniz ki ne gerek vardı; kendimi sınamak istedim çünkü şu akıllı telefonlar çıktığından ve aktif olarak kullandığımdan beri sürekli netteyim. Bugün ilk günüm diyette, elim devamlı telefonumda facebook ce instagrama gitt. Tabi çıkış yaptığımdan  bakamadım hiçbir şeye. Sanki hep hayatımda bunlar varmış gibi geldi düşününce. Benimde bir huyum var sürekli bağımlılık yapan şeyleri sevmiyorum. Kendimi özgür hissetmiyorum bu bağımlılıklarla. Biraz da o yüzden kısa süreliğine çıkış yaptım.
Ve ilk gün elim devamlı telefonda Facebook ve İnstagram linklerine gitti, hemde sık sık.
Sonra ki günler baktım ki elim hiç gitmiyor. 
Elbette nette olmayı seviyorum ama fazlasına gerek yokmuş...

Bitti diyetim... :))

sonuç ne dersenz bana iyi geldi. :)
Neyse konuyu uzatmayayım....

Aklımda yazmak istediğim çok konu var inşallah yakında daha sık yazacağım. 
Görüşmek üzere şimdiden hayırlı iftarlar.




25.11.14

Sosyal Medya Diyeti.....

Geçen hafta HaberTürk kanalını  akşam haberlerinde bir ara başlık vardı. Şimdi hatırlayamadığım bir üniversitenin hocası, öğrencilerinden bazıları  ile "Sosyal Medya Diyeti" testi yaptıklarını anlattılar. Katılan öğrencilerin şöyle yorumları oldu:
-bu ne lan şimdi hiç nete bakamayacak mıyız?
-ee ben her sabah uyandığımda muhakkak İnstagram, Facebook vb... sitelerine bakmadan yataktan kalkmıyorum, şimdi nolucak......
?............. vb sorular, az çok tahmin ediyorsunuzdur.
Deneme süresi 48 saat ve katılan  dört öğrenci net olmayınca alternatif yollar bulmuşlar. Bulmuşlar diyorum aslında olması gerekeni yeni keşfetmişler.
Kitap okumuşlar, arkadaşları ile iletişimi Whatsap yerine konuşarak kurmuşlar,  evde diğer bireylerle sohbet etmişler vs.... sıralama uzun.
Haberi dinler ve izlerken düşündüm. Gerçekten de akıllı telefonlar çıktığından ve bir sürü paylaşım ağı hayatımıza girdiğinden beri iletişim azaldı. Devamlı telefon elimizde, kim nerde ne yapıyor, ne paylaşmış modundayız....
Nasıl olsa birbirimizi Facebook'ta takip ediyoruz,  ne yapıyor ne ediyoruz biliyoruz.
Oysaki ben ve  benim dönemimdeki arkadaşlılar buluşmaya, sohbete dayalı. Eğer anlatacak birşeyimiz varsa netten değil, telefonda değil en uygun yakın zamanda buluşup, karşılıklı konuşarak anlatırdık.
Tabi bu sıralama uzar. 
Geçen yıl yeni yıla girmeden bazı kararlar alırken karar vermiştim; Facebook gibi sosyal ağları daha az kullanıcam diye ve uyguladığımda daha fazla şeye vakit ayırabildiğimi yeniden fark etmiştim. Çünkü gerçekten de nette devamlı dolaşırken vakit nasıl geçiyor anlamıyorsunuz bile. 
İşte böyle blog. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda var mı sizinde ara ara uyguladığınız diyet?

Not: görsel fotoğraf netten alınmıştır.