Fuat Sevimay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fuat Sevimay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28.3.24

Merhaba... Ulyssee ile

 Selam.... 

Uzun çok uzun bir aradan sonra "merhaba" demek de zormuş.  Hayatımızda çok şey oldu bu süreçte. Bizi üzen olaylar yanında sevindiren haberlerde oldu. Hayat böyle işte diyorum kendime. Bir sınavdayız ve her şey mümkün....

Ara ara girip sizleri okudum. 😊 Kendi okuduğum kitaolarj rutin bir şekilde Instagram'da paylaşınca burası biraz atıl kaldı sanki 🥺 oysa ki seviyorum bloğumu, yorumlarınızı, sizlerin paylaşımlarını. Sanırım bir döngüye girdim. Kırmak gerek... O zaman son okuduğum kitaplardan birini paylaşarak selam demiş olayım. 





Çooooooooooooook uzun zamandır #ulyesses okumak istiyor ama bir türlü kendime güvenmiyordum. 🙈 Ki çok seviyorum #jamesjoye 🤗

Özellikle kelimeler ile oyunlarını, ince esprilerini, hafiften laf dokundurmalari falan hep çok zekadan bence😊😉 

Neyse efenim, Ferda dedi ki; Gulsaaahhhh Serkan Hoca ve grubu "Ulyess" okuyacak gelsene. ( Tabiki arkadaşım biliyordu ne kadar çok okumayı istediğimi 🙈) Hadi dedim kacmaaaz bu fırsat, gruba katıldım. 


Öncesi "İlyada ve Odeyssa" okuduk. Joyce'un diğer kitaplarını okuduğum için yeterli idi benim için.  

Alt metni çok fazla olan bir kitap. Grupta ki arkadaşlarımı takdir ediyorum öyle detaylar yakalıyorlar ki.... Bizimlede paylaşıyorlar 🙏🏻 

Lakin yapı olarak bir kitabı öyle didik didik okuyunca yani ders kitabı gibi okuyunca keyif alamıyorum. O yüzden roman okur gibi didiklemeden okudum. Ve daha çok keyif aldım. 

Tabi bunda #fuatsevimay çevirisinin de etkisi var. Çünkü daha günümüze uygun çevirmiş. 

Ahhhh! Bazı yerleri okurken gülmeden edemedim. O ince zekâsı ile ince espriler, söylediği alttan alttan lafları bitirdi beni ya🙈😀

En çok hayran kaldığım şey ise; bir günü anlatıyor romanında ve o nasıl detaylar... Gerçekten de kendinizden pay biçin, bir günde karşılaştıklarınızla konuşmalarınız, evde bekleyen durumlar derken öyle oluyor ama bunu yazıya dökmek, arada geri dönüşlerle anlatmak, sonrası derken bir kez bir kez daha hayran kaldım zekâsına. Çünkü o dönemi düşünürsek, hz.google yok🙈 bu kadar ulaşım kolay değil bir çok şeye... Ve Joyce öyle bir sembol dili kullanmış ki. 

Açıkçası başlarken hızlı başlayıp sonra durağanlasıyor kitap, ama lütfen pes edip bırakmayın. O kelimelerin büyüsü ile devam edin. Evet sıkılabiliyorsunuz çünkü o anlatım üstünlüğünün gizemi bazen yoruyor ama değiyor da.


Not: Nette çok fazla kitap ile ilgili açıklama var. O yüzden ben kendi hissettiklerimi paylaşmak istedim.

İyi ki kitaplar

 var...✌🏻





19.1.22

Biraz bizden biraz kitaplardan.... :)

 Selam...... :)

Yeni yıl sonrası covid oldum/k. Aslında her şey güzel başlamıştı. :)

 Yeni yıl öncesi perşembe günü üşüttüğümü düşünüp, hafif bir kırgınlıkla yeni yılı karşılamıştık. Fakat 4.günün donunda tat ve koku gidince, bide üstüne hafif bir sırt ağrısı hissedince " ahanda ben covid oldum sanırım" dedim...... sonrası malum test ve pozitif. Koku kaybı sonrası ikinci gün koku ve tat geri geldi lakin beşinci gün test yaptırıp " negatif" sonucunu görene kadar yata odasında takıldım. Vallahi hiç yatağımdan bu kadar sıkılacağım aklıma gelmemişti ;))

Sonrasında Merter'de grip oldu gibi oldu ve o da pozitif cıktı. lakin onun daha uzun sürdü. 5.gün testi de pozitif cıktı, bu sefer onu kapattık odaya.

Nasıl zor geldi Umay'a dokunamamak, öpüp koklayamamak.....😒 neyse geçti bitti diyeyim. Sanırım biz Omicron olduk cünkü üşütme gibi gelip geçti.... 

bi on gün evdeydik ma aile, sonrası okullu okuluna ben de evde kahve kitap keyfime.

Bu sene yei yıl coşkusundan hiç bir şey anlamadım. Oysa ki çok severim yeni bir yılı karşılamayı.... Buna da şükür deyip başladık bakalım. 

Çok uzun zamandır grup okumalarına katılmıyordum. Sonra İnstagram'da severek takıp ettiğim Mine'nin paylaşımına denk geldim. Çok düşündüm ( aslında niye bu kadar düşündüm onu da anlamadım ama neyse) sonra kitaplara baktım ve "hadi bakalım" deyip katıldım. İyi ki de katılmışım. O kadar tatlı arkadaşlıklarım oldu ki... En önemlisi de aynı dili konuştuğum canım kadınlara çok teşekkür ederim. Çünkü ortak paylaşımlar olmadı mı sohbetde keyifli olmuyor.

Mesela bugün Proust toplantısı vardı. O kadar değişik bakış açıları ile dinledim ki Can'ım Proust'u, bir sürü kapılar açıldı zihnimde. Gelelim okuduğum kitaplara;

Caım Isabel Allende'mden okudum yine. "AŞKTAN VE GÖLGEDEN" tabiki çok beğendim yine. Sadece aşk yok... Yaşanan gerçeklerden yola çıkarak kurgulanmış bir hikaye var...Askeri bir diktatörlük ve sonrası yaşananlar, gizlice gömülenler ve sonrası....

AŞK VE POLİTİKA

Allende’nin Aşktan ve Gölgeden romanı ilk bakışta klasik bir aşk romanı gibi görünse de büyülü kurgusu ve yazarın sarsıcı sözcükleriyle ise aslında politikanın insanlara yaşattığı acının anlatıldığı, bıçak gibi keskin bir yapıt.

Roman, gazeteci Irene ile fotoğrafçı Francisco’nun üç bölüme yayılan çarpıcı öyküsünden oluşuyor. Irene gazeteciliğinin yanında annesi ile birlikte bir huzurevinin sahibi. Francisco ise İspanya İç Savaşı’ndan kaçıp bu ülkeye gelen kalabalık bir ailenin üyesi. Savaştan kaçan aile burada da darbeye yakalanıyor ve evi olarak gördükleri bu ülkede kaderin yazgısına razı oluyorlar.

Ayrıca huzurevi sakinleri, sirkte çalışan bir sanatçı, mucizeler gösteren bir kız, askerler, köylüler, hizmetçiler ve din adamlarının yer aldığı geniş karakter skalasıyla bir ülke panoraması sunuyor.

Irene ve Francisco, bir azize olarak görülen Evangelina ile röportaj yapmak üzere onun evine gidiyorlar. Bu sırada evi askerler basıyor. Böylece olay örgüsünün fitili ateşleniyor.

ÜLKEDE MAYALANAN KIZGINLIK

Ülkede siyasi yapı son derece kırılgan, her yerde polis ve asker var. Halk arasında muazzam bir uçurum söz konusu, çok zengin bir kesimin karşısında fiyatların artması ve ortalığı kasıp kavuran kıtlıkla birlikte hep mucize arayan insanlar sarmış dört bir yanı:

“Askerler gerçeğin üzerine sımsıkı bir kapak örtmüşlerdi, şimdi bu ülkede vahşi bir kızgınlık mayalanmaktaydı, kapak patladığı zaman da ortada bunu denetim altına alacak sayıda tank, asker olmayacaktı.”

Evangelina’nın askerlerce götürülüp kendisinden bir daha haber alınamamasıyla Irene ve Francisco için röportaj, bir polisiyeye / araştırmaya dönüşüyor. Ülkede sadece Evangelina değil yüzlerce kayıp olduğu ortaya çıkıyor.


"Erkeklerin ve kadınların errores'i olur-hataları, kabahatleri, günahları, faltas," İnsanoğlu kendi tasalarının tohumlarını eker ve yanıltıcı hayal gücünün yarattığı kayalarda tökezler, hayat zor ve zorludur....." der kitapta....
Yeraltı Edebiyatın da yazan bir yazar #jackkerouac normal de pek okuyamam ama yazarın "Yolda" kitabını çok merak ediyordum. Sonra #1yayınevi1kitap etkinliğinde bu ayın yayinevi Siren Yayınları olunca, başlangıç yapayım dedim.
Seveni olduğu kadar sevmeyeni de var kitabın. Başta anlatım tarzı garip gelmişti. Sonra biraz araştırınca, kitap daha anlamlı gelmeye başladı. Yazar dönemin Beat yazım tekniğini kullanan ve öncü olan yazarlarındanmış, hatta Proust, Joyce gibi yazarlarin da kendisinden etkilendiği yazıyor. 😊 Aşağıda biraz paylaştım. Bunu bilipte okuduğumda kitabın anlatmak istediği daha bir net oldu kafamda. 

🍂 🍁 🍁 🍂 🍁
Beat Kuşağı'nın ortaya çıkışı, sonu gelmeyen yolculuklara ve yer değiştirmelere dayanır.
Beat Kuşağı yazarları ve şairleri, alışıldık edebiyatçıların ötesinde bir kişiliğe sahiptiler. Onlar için edebiyat hareket halindeyken, yolda üretilen bir şeydi. İçlerinde bazıları ise bir şeyler yazmak yerine hayatlarını romanlara yaklaştırmayı tercih ettiler. Bir Beat gibi yaşayan Jim Morrison da 27'sine dek yapılabilecek her türlü çılgınlığı yaparak ölümü kucaklamayı seçer. Peki "yol" neden Beat Kuşağı için böylesine kutsal bir anlam kazanmıştır? Bunun birkaç nedeni vardır. Yol, sonu gelmeyen arayışın simgesidir ve Beat Kuşağının felsefi özü olan Zen, dinamik meditasyon yöntemleriyle bu anlamı bulma üzerine kuruludur. Oysa anlam bir hedef olamaz. Anlam arayışın kendisindedir. Bu coşku onları Kuzey Afrika'ya, Viyana'ya, İstanbul'a, Uzakdoğu'ya, Paris'e ve dünyanın en uç köşelerine dek götürür.


James Joyce'un yarı otobiyografik bu romanı, genç Stephen Dedalus'un bir sanatçı olabilme arzusuyla, hayal gücünü boğan ve yaratıcılığını sindiren kiliseye, okula ve topluma başkaldırışını anlatıyor....
🤴 Eğer daha önce hiç Joyce okumadıysanız "Sürgünler" ya da "Ben Deniz James Joyce" kitabıyla başlayın derim.
Bu kitabında din, aile, kendi yaşamak istediği hayat, şartlar ve sunulunlari çok iyi ifade etmiş Joyce....
Kaldı "Ulyess" bu kitap için çok heyecanlanıyorum ve çok da merak ediyorum... 😁
Fuat Bey'e de çevirisinden ötürü teşekküru borç bilirim 🙏🏻

16.8.19

Biten Kitaplar, Yeni Başlanan okumalar....

Veeeeeee #anarşık bitti..... Kürdan beni çok güldürdün çok yaşa emi.....
☘ Novella tarzı bir roman Anarşık.  Uzun zamandır böyle ince dokundurmalarla kitap okumamıştım. Özellikle bazı yerler de ki o mizahi laflar beni bitirdi.
🤭

Yer yer güldüğümüz ama en çok da içinde yaşadığımız çok bizden biri Kürdan.  Hayatı roman gibi.... Yokluk,  kimsesizlik,  umut.... Hepsi varda var...
Ve başına gelmeyen kalmaz.
Tabi şu ince detayı atlamamak lazım; hiç bir şey göründüğü gibi değildir. Okuyanlar anladı beni 😏




Kürdan lakaplı Mahmut’un cenazesi kaldırılmıştır. İmam efendi, mezara indirilenin Kürdan olmayabileceğine dair şüphesini fısıldayınca,
tüm tanıklar sorguya çekilir. Ancak yedi tanığın ifadesi işleri iyice içinden çıkılmaz hale getirir. Peki Kürdan ölmediyse gömülen kimdir? İmam Efendi cenaze namazında “er kişi niyetine” diyeceği yerde “hatun kişi niyetine” derken bir bildiği mi vardır, yoksa kalbi temiz olduğu için dili mi sürçmüştür? Kürdan arada bir nereye kaybolmaktadır?

Sanayi sitesindeki ustasından kamyon şoförüne, hayat kadınından
muhabbet tellalına, patronundan kabadayısına İzmir’in arka sokaklarında neşeli bir macera. Fuat Sevimay mizahi üslubuyla okuru Kürdan’ın peşinde bir arayışa çıkarırken, acımasız sistemin karşısında vatandaşın çaresizliğini de gözler önüne seriyor.
(Tanıtım Bülteninden)
Hamur Tipi : 2. Hamur
Sayfa Sayısı : 84
Ebat : 13,5 x 19,5
İlk Baskı Yılı : 2017
Baskı Sayısı : 1. Basım












Bitti....lakin içim de karakterler,  olaylar bitmedi.....Tabi bunda bazı karakterler ve isimlerinin de hayatımdaki yerleri sebebi ile daha bir içimde yer etti.
🏔 Nasıl da sadece bize anlatılanları biliyoruz duygusunu bu kitapla bir kez daha hissettim. 
🏔 Bazı karakterleri çok sevdim bazılarına kızdım. Lakin fazla açık veremiyorum kitap yeni 😉
🏔Hatai Başkan, John Gable, Aziz sizi unutmıycam..... Hele bana hatırlattıklarınızı hiç....
🏔 Bu yaz okuma hızım düştü diye kaç kez demiştim 😉 #dergahdağınsaklıyüzü
Kitabı elimden hiç bırakmak istemedim, bazı cümleler de ve detaylar da daha yavaş okudum,  çocukluğuma, anılarıma gittim.....
🏔 Özellik "İsmail" karakteri tam ismi çok içimi yaktı....fazla detay verememek çok zormuş yahu....keşke size de anlatsam hikâyeyi...
Ama anlatmam kitap yeni,  alacak olanlarınız olur.....
Kader ölçüsü, içimizde ki his....yaşadığımız anlar......hepsi var Dergah'ta....
Emekli bir asker olan John Gable aldığı bir haberle geçmişe döner ve başına geleceklerden habersiz Amerika’dan Türkiye’ye doğru yola çıkar.
Binlerce kilometrelik bu yolculuk Hakkâri’de görev yapan Binbaşı Cem Elvan ve emir eri İsmail’i de içine alacak bir serüvene dönüşecektir.
Onlar birbirlerini bekleyedursun, geçmişe ait ruhlar da yerlerinden çıkıp bu üç adamın kaderine ortak olacaktır.
(Tanıtım Bülteninden)

Hamur Tipi : 2. Hamur
Sayfa Sayısı : 280
Ebat : 13,5 x 19,5
İlk Baskı Yılı : 2019
Baskı Sayısı : 1. Basım






Bu kitabı bir arkadaş önerdi. Daha önce hiç duymamıştım. Ve yine tanımakta geç kaldığım yazarlardan diye düşündüm.
Çünkü öyle güzel ki anlatımı. Şuan PDF olarak okuyorum. Lakin diğer kitaplarına da bakmayı düşünüyorum.
Kitabın tanıtımı şöyle;

On yıl boyunca tasarlanan, iki yılda yazılan, belki bir günde bir solukta okunacak, belki bir haftada hazmedilemeyecek, herkesin istediğini bulabileceği bir yapıt olan Yaşam Kullanma Kılavuzu düzensiz büyük bir düzen ya da son derece düzenli bir düzensizlik…yani yaşamın kendisi…Edebiyat türleri açısından sınıflandırılması oldukça zor bir yapıt…Betimlemeler, sıradan öyküler, olağanüstü yazgılar, kataloglar, bilgelik dolu egzotik olaylar, mükemmel biçimde tasarlanmış cinayetler, karanlık kara büyüler, mucize bir eski kitap, bir seyahat kitabı, kapsamlı bir sözlük, şefkatin hiç eksik olmadığı bir ironi... Perec’in her şeyi tıkıştırdığı bu kitap büyük bir yapboz! Kaba güldürüyle atbaşı giden barok bir gerçekçilik!

Henüz başlardayım lakin okurken nasıl ilerliyor sayfalar fark etmiyorum bile....

28.7.19

Kapalıçarşı Fuat Sevimay Kitabi

Daha önce hiç bilmiyordum Sevgili Fuat Sevimay'ı. Arkadaşım Ayla vesilesi ile hem iyi bir çevirmen hem de iyi bir yazar ile tanışmış oldum. 😊



✒ kapalıçarşı romanı enfesti. Tabi  sonrası biraz yorumlara baktım.... Enteresandı. Çünkü bu kitap öyle sade akan romanlardan değil de...içinde biraz felsefe,  biraz okuma birikimi,  biraz da tarih vardı. Örneğin "Uzun İhsan Efendi" nin isminin nereye vardığını( ki İhsan Oktay Anar'ın yazım diline hayranım ve Fuat Bey'in kitabında da aynı keyfi aldım),  "Amak-ı Hayâl" deki konunun burada nasıl da geçtiğini,  hatta ben Aras ile Meriç'in aşkını biraz İskender Pala'nın "Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk" kitabında ki aşka da benzettim.
✒ tabi bu göndermeler sizi yanıltmasın, kopyalama paylaşımlar yok.... Tarihi bilgiler, yanlış bilinen doğrular en önemlisi de önemli bir yapı olan Kapalı Çarşı'ya dair masalımsı anlatımlar.
✒ Örneğin; Lenordo Da Vinci'nin kitapta ne işi var diyebilirsiniz... Oysa ki büyük ressam, hazerfan Lenordo D.V. zamanın da İstanbul'a gelip meşhur Haliç Köprüsü mimarisi ve yapımı talebi onaylanmasa da sergileniyor. Ve Kitapta neden olduğunu daha iyi anlıyorsunuz 😊
✒ özellikle masalımsı,  destansı ve biraz da abartılı anlatım aslında bizde çok eskilere dayanıyor.  Olaylar anlatılırken hâlâ o mizahi anlatım yok mudur?!    Her ne kadar bazı değerlerimizi yitirsek de yazarın kitabında bunu hissettim.
✒ Pir vasıtasıyla Kapalı çarşı ruhunu konuştırması,  insanların hırsı, dünyevi istekleri karşısında  yapabileceklerini öyle güzel anlatmı ki...
Hele hele o özlü sözlerin nasıl çıktığını anlattığı masalımsı dili.... En en çok güldüğüm "ayılana gazoz" hadisesi oldu 😁
✒ Civan'ın neden divan olduğu ve Civan'ın vasıtası ile biraz da  Mesnevi'ye gönderim yapılması,  özellikle Bitim kısmında anlatılıyor.
Velhasıl çok sevdim çok kitabı.  Tek sevmediğim naçizane kapak tasarımı oldu.
Ve en kısa zaman da Kapalıçarşı turu ve ara sokaları gezerken başka duygularla bakıp, hissedip gezicem.