İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3.10.23

Günlük, Sergi Gezisi

 Selam... yeni yazıları okuyup da blog yazmak çok iyi hissettiriyor...🪷

Yine yoğun bir Eylül ayını geride bırakıp, birazda hüzünlü bir Ekim ayına giriş yaptık. Bu hafta sonu Sakarya'da Minikler ve Takım maçları vardı. Kulüp olarak oradaydık. Takım olarak bizim kızlar 2. oldu. 👏🏻👏🏻👏🏻

Ferdi maçta da altı maçı alarak Umay kız sıralamada 13.oldu( 100 kız arasında) bizim için iyi bir maç oldu. Adım adım basamakları çıkıyorlar minikler...

Tabi valiz hazırla, valiz boşalt, çamaşır yıka, ütüle derken... hop gece erkenden uyumuşum. Sabah beş gibi uyandım lakin hava serin olunca yataktan çıkasım gelmedi... oysa ki erken kalkmayı ne kadar özlemiştim 🙈 olcak olcak kalkıcam erkenden😁

Blog yazımı yazarken haberleri dinliyordum. Artık bir çok şeyin lüks olduğundan bahsediyor... öyle gerçektende... bir anda arttı her şey ve ne olacak böyle bilemiyorum....

Bir offf çekerek devam edeyim.....

(Bu aralar canım sıkkın, bazı şeyler yaşanıyor ve saygı duymaktan öte bir şey gelmez elimden diyerek.... içime dönüyorum...🥺 hayat böyle diyorum, her şey bizim için.... yaşıyoruz ve öğreniyoruz....)

Kulüp'ün 2. Sezonu gelmiş onu izliyoruz. Sevdik bu diziyi... bir de Tabii sitesinde "Rumi" dizisi vardı onu izleyip bitirdim. Mevlana Hz. Anlatıyor...çok beğenerek izledim. Özellikle müzikleri ve oyunculari çok beğendim.

Geçen hafta arkadaşım ile "İstanbul Resim Ve Heykel Müzesi"ni gezdik.  Tabi öncesi simit çay ikilisi ile güne başladık.

Çok çok beğendik. Kronolojik olarak duzenlenmis ve her odada ki yerleşimler, sergiler harikaydi. İmkânınız olursa mutlaka ziyaret ediniz derim. Müzekart geçmiyor bilginize.

Çok fazla kare var lakin hepsini ekleyemem tabi buraya. Özellikle Osman Hamdi odasında ki resimler muhteşemdi... o dönemin sanata olan bakışı ve yaptıkları çok iyiydi ... ne zaman kaynettik sanatı bı düşündük gezerken....

Bir de +700 bölümü vardı. Bir sanat sever koleksiyonunu bağışlamış müzeye...













3.10.18

İmza Günü / Taksim Gezisi

Selam. 😊
Dün sevdiğim yazarlardan Erlend Loe'nin (Doppler kitabının yazarı  YapıKredi Yayınları Beyoğlu şubesinde imza günü vardı.
Müsait de olunca gittim. Hatta Instagram vesile ile daha önce tanıştığım Sevgili Vildan'da sürpriz yapıp gelmişti. Öncesi kahve içip sohbet ettik. Sohbeti keyifli olunca zaman nasıl geçiyor anlamıyorum.
İnstagram bazen güzel şeylere de vesile oluyor. Kitap vasıtası ile bir kaç arkadaşım oldu. Demek ki zamanlarımızda gelmiş ve birbirlerimizin yollarına çıkmışız.

Hazır Taksim'e gidiyorken erken çıkayım evden dedim. Kızı da okuldan sağolsun babaannesi aldı. 😊
Hemen yolumun üstünde olan ve ne zamandır gitmek istediğin "Galata Mevlihane" 'sine gittim. Müze içine giremedim ama bahçesini gezdim. Suskunlar /Hamuşan mezarların ziyaret ettim. 🙏🏻  İlk burayı İhsan Oktay Anar' ın Suskunlar kitabı ile bilmiştim.
Dua mı ettim, biraz düşündüm biraz bakındım derken bir sonraki ilk fırsatta tekrar gideceğime kendime söz verdim.
Öyle güzel ki bahçesi... Ağaçlar içinde... Yolunuz düşerse uğrayın derim.

Ordan yol üstünde olan Borusan Müzik Sanat Evi'nde "LEYLA GENCER" in kullandığı eşyaşarın sergisi vardı. Açıkçası ismini duymuştum o kadar. Oysa ki Ülkemizde ki ender Sanatçılardan biriymiş. Nasıl da bazı şetlwrden bir habersiz dedim kendime.
Dünya çapında ünlü Opera Sanatçısı imiş kendisi. Hatta Primadonna imiş.
Primadonna; Opera'da baş kadını oynayan oyuncu demek. Leyla Gencer hem en iyi Soprano hemde önemli bir Primadonna imiş. Öldükten sonra da vasiyeti üzerine yakılıp küllerini İstanbul Boğazına dökmüşler ..
Sergi de kullandığı özel eşyalarından bir kaçı serilenmişti.

Ordanda Ziraat Bankası Sergisini gezdim. Onu da bir sonra ki yazımda paylaşayım  😊

Sonra saat 16:30 imza saati başladı. Yine eski Blogger şimdi ise İnstagram ve YouTubber olan Damla ile de karşılaştık.
Ve yazarı görünce ilk tepkimiz "sanırım yazar Doppler'i özenmiş" oldu.

Çünkü sizde fark edeceksiniz ki arka kolada ki fotoğraf da epey genç bir adam var. Oysaki sakkalı orta yaş biri imiş bizim yazar 😁 Tabi ki yaşı veya görüntüsü sorun değil lakin o zaman güncel fotoğraf ile duyurusunu yapın kardeşim ..... 
Bunun ötesi kitabı imzalattım /k. 
Akşam ki söyleşide kalıp bir saat de dinledim. 
Güzel bir günden kalanları da yazdığıma göre yeni kitabıma başlayayım..
Selam ederim 🤗 arkadaşlar  🙋🏻‍♀️ 

31.1.18

Uçurtma Müzesi, Aziz Mahmud Hüdayi Hz. Ziyaret...

Selamlar.

Dün hava güzel olunca, kahvaltıdan sonra "ne yapsek acep" derken aklıma Uçurtma Müzesi'ne gitmek geldi. Uzun zamandır aklımdaydı. Zamanın birinde gazete de yazısını görmüştüm ve telefonuma gidilip-görülecek yerler listeme eklemiştim.
sitenin adresi için tıktık-Uçurtma Müzesi Sitesi

 1986 yılından itibaren Mehmet Naci Aköz tarafından toplanan Uçurtmalar ve sonrası ilavelerle Türkiye'nin ilk Uçurtma Müzesi imiş.

Giriş ücretsiz, sadece çocuklarla etkinliğe gittiğinizde randevu alırsanız iyi oluyor. Birde çocukların yaptığı uçurtmanın malzeme parasını alıyorlar. O da 18 TL, sonunda da katılım belgesi veriyorlar çocuklarımıza. Umay çok keyif aldı hala anlatıp duruyor.
Çocukken çok severdim ama öyle çok uçurtma uçurmuşluğum yoktur.
Geçen sene biraz sahilde uçurduk, bu sene Umay ile daha bir keyifli olacak hissediyorum. :)

















Özellikle Çin ve Kore uçurtmalarını çok beğendim. Sanırım bunda o ülkelerin yaptıkları uçurtmalara yükledikleri simgelerin anlamı da etkili oluyor.
Yolunuz düşerse Üsküdar'da olan bu mini müzeye uğramayı ihmal etmeyin.

Biz biraz erken gitmişiz. 45 dakika vaktimiz vardı. napalım  napalım derken aklıma Aziz Mahmud Hüdai Hz.'lerine ziyarette vardı. Hazır vaktimiz var hemde yakını da gidelim mi? dedim, Merter'de gidelim dedi, bir şey de soracaktık onuda sorar aklımızda kalmaz dedik.

 Çok kalabalıktı, içine girmeden dua ettim/k bu sefer. Tabi Umay ilk defa geldiği için anlamaya çalıştı. Neden kafamı örttüğümü sordu. Bende anlayacağı dilde izah ettim. Ben dua ettikten sonra ona da "kızım Bismillah" der misin? dedim. dedi. Allah kabul etsin.
İnanıyorum ki benim dediğim onca Bismiallah'dan daha çok kabul olmuştur.
Sever misiniz bilmem ama ruhuma çok iyi geldiğine inanıyorum büyük Zat'ları ziyaret etmenin huzurunun...
Gerçekten de duru görü, öngeri, sezi ne derseniz, nasıl isimlendirirseniz isimlendirin; bazı insanların kalp gözü açık ve başka bir gözle bakıyorlar insanlığa, Allah'a( C.C), dünyaya.....
Ve gerçekten de yaşarken hem bedenimizi, aklımızı hemde ruhumuzu beslememiz gerekiyor. Yaşam döngüsü enerji ve dengeden oluşuyor.
Tabi bu inanç meselesi ve herkes kendi inandığı, öğrendiği şekilde yapar ibadetini.
Kimi bir kez der Allah kimi bin kez der anca yerini bulur. O yüzden kimsenin kimseyi yargılamaya, sorgulamaya hakkı yok. Ama en çok beni üzen şey; karşımızdakini, küçümsemek, bilmeden yargılamak.
Hayat bana birşey öğretti; hiç bir şey göründüğü gibi değil.

Hiç meditasyon yaptınız bilmiyorum ama muhakkak deneyin derim. İçimizde ki ve aklımızda ki düşünceleri susturmak o kadar zor ki.... o birkça saniye surdurmayı başarabilirsek... her şey işte o birkaç saniyede....
Uzun zamandır aslında bu konuda yazmak istiyorum, bakalım doğru zaman ne zaman gelecek.
Taasavuf çok önemli hayatımız da aslında. Farkındalık, hayatı farkında yaşamak... bu meseleler önemli.
En iyisi konuyu dağıtmayayım ve uygun zamanda da yazayım.

Böyle güzel bir günden güzel ve keyifli kareler kaldı bize....

Selamlar, sevgilerrrr .🙋

15.10.17

Masumiyet Müzesi Orhan Pamuk

Bir önceki yazımda bahsetmiştim( Gamze'nin bloğu http://yasamizi.blogspot.com.tr/; Gamze ile buluştuğumuz da Masumiyet Müzesi'ne gitmiştik.
Taksim Caddesi'n de dolaşırken Çukurcuma'ya doğru dönüp sonrada müzeye gitmeye karar verdik.
Ben romanını seneler seneler evvel içim daralarak okumuş ve bitirmiştim.
Çok fazla betimleme vardı kitapta ve bu beni çok sıkıyormuş o zaman iyicene anladım :)
Gamze'de kitabı okumamış ama müzeye gitmek istiyordu elbet bende merak ediyordum müzyi... Ama nedense bana uzak bir yerdeymiş gibi geliyordu.
Konuşma esnasında Gamze; "çok yakın buraya gidelim mi? "
diye sorunca; "hadi gidelim" dedim ve gittik...
Öncelikle bu fikir çok güzel ve çok da başarılı bir müze olmuş onu diyeyim. Her ne kadar Orhan Pamuk bu kitap ile beni boğmuş olsa da müze ayrı bir şey...
Kitapta incık,cıncık her şeyi yazmıştı. Yok Füsun elini şöyle koydu, yok Füsun mutfağa gitti...saat bilmem kaç... şimdi şurdan geçiyoruz.. derken...

Velhasıl müze de eğer sesli rehber alırsanız ekstre 5 TL ödüyorsunuz ve Orhan Pamuk kendi sesi ile size numarasına bastığınız her fotoğrafı ve sayıya denk gelen kitaptan bölümü okuyor...
Her detay düşünülmüş...
Kendisi de belirtiyor ki; annesinden ve gittiği yerlerden ileri de müze açacağını kafasına koyduğundan, antika, değerli olan porselenleri, eşyaları toplamış...

3 katlı, fonda müzik, duvarlar da eski filmlerden yansımalarla dolu bir müze evdi... Özellikle evin rengi koyu yapılmış, perdeler ve camlar kapalı, kasvetli bir hava hakimdi... Sanıyorum bunda romanın da kasvetli, hüzün ve ayrılık dolu bir aşk acısı ile ilgili olması etkili....

Yolunuz Çukurcuma'ya düşerse uğrayın.
Müze giriş ücreti; öğrenci15 TL, tam: 20 TL