Deprem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Deprem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26.2.23

Ruha İyi gelenler...

 Bu aralar TV'yi kapattım... Hatta Twitter açtım haberleri takip etmek için... İçimde ki yangın, acı soğumadı... Yüzüm ara ara gülüyor, bazen gerçekten de gülüyorum, hayat devam ediyor...bazen kızçeyle kuduruyoruz.... Normal tabi bunlar... Ama hep arkasından, içimde bir yer acıyor.... Her iki duyguyu da yaşıyorum... Özellikle Umay'ın yanında daha güçlü duruyoruz... Çünkü henüz bazı şeyleri tam anlamlandıramıyor., Haklı da.... Şu küçücük yaşına bir pandemi bir deprem sığdırdı diğer çocuklar gibi....

Neredeyse son bir haftadır kitaplarıma döndüm... İyi geliyor çünkü başka türlüsü depresyona çıkartır.... Oysa ki ayağa kalkmak için aklıma da ihtiyacım var... 


BALIKÇILAR/ DMİTRİ VASİLYEVİÇ GRİGOROVİÇ 

Nobel ödüllü bir yazardan klasik bir  Rus Edebiyatı klasiği... Güzel yanlarından biri Rus isimleri ile sizi yormuyor....

On dokuzuncu yüzyıl Rus edebiyatının altın çağının en parlak isimlerinden biri kabul edilen ve Rusya’nın ilk köy edebiyatı yazarlarından olan Dmitri Grigoroviç, Balıkçılar adlı romanıyla Vakıfbank Kültür Yayınları tarafından çevrilmiş. Özellikle anlatım dili çok yalın ve akıcı.... O dönem de geçimini balıkçılık ile geçiren aileler ile sanayileşmeye başlayan devletin arasında ki yaşananları anlatmış. 

"Çok paranın olduğu yerde çok günah olur....." 



Karakterleri ve hikâyeyi çok sevdim. O dönemin kırsal yaşamını daha güzel nasıl anlatırdı bilemiyorum. Özellikle yerel halk ile sanayileşmeye yardım eden halk arasında ki detaylar, yaşananlar, o fabrika çıkışı erkeklerin içmeye gitmesi... Kadınların ev ile hamhâl olması, duyguların anlatımı... Çalışırken ki tutumları...iyi ile kötünün dengesi ... İki güne bitecek bir eser.

Lakin biraz yavandi kitap. Evet her karakterden parçalar vardı ama hep eksik gibiydi. Özellikle sonu sanki devamı varmış gibi bitti ya da yarım kalmış gibiydi... 

Ve çeviri için #leventözübek çok teşekkürler 🙏🏻


#gulsahinkitapligi

#balıkçılar




Gerçek bir hikâyeden uyarlanan bir kitap #eseklikutuphaneci 


Köy köy kitap taşıyan biri Mustafa Güzelgöz... Önce eşeği ile taşır. İster ki kadını, çocuğu, erkeği okusun öğrensin. Yılmadan, yorulmadan taşır, liste tutar, büyük şehirlere gider yardım ister.... 

Hikâyeye bakınca gerçekten de Ürgüp'te heykeli olan biri "Eşekli Kütüphaneci"

Öyle güzel anlatıyor ki Fakir Bayburt, kesinlikle hikâye anlatıcısı da olmalıymış.... Hüznü de sevincide içimize dokunarak anlatıyor..... 


🫏📚 Mübadele döneminde Ürgüp'ten Yunanistan'a göçe zorlanan ailesinin izini sürmek için gelen D.Katsikas Aziz ile tanışır ve hikâye ondan sonra başlar..... 

“Düşündüm: Ama ben ilçede kitaplık memuruyum; köylüye nasıl hizmet götürebilirim? Köylülere hizmet götürebilmem için köye dönük bir görevimin olması gerekir. Düşündüm: Var mı öyle bir görevim? Yoksa, yok mu? Belki vardır; iyi düşün bakalım. Düşündüm: Ben de kitap götüreyim! Ama nasıl götüreyim kitabı?(sy.46)”

 Der sayfa 46'da.... İşte başlıyor hikâye...

Geçen sene mıydı tam hatırlamıyorum ama Sevgili KitapSemasj ve grupları okumuştu. O zamandan eklemiştim listeme .... Bu zor günlerde, içimin içimi yediği günlerde çok iyi geldi kitap. 

Veeee sevgili Tuğba vesilesi ile de öne çekip okuduk kitabı... 🙏🏻✌🏻🪷

Mutlaka ama mutlaka listenize ekleyin diyeceğim kitaplardan bir oldu....





13.2.23

06.02.23 deprem sabahı

 O sabah geç uyandım.... Salona girince televizyona bakakaldım. Gece yatmadan interneti kapatıyorum, telefonlar başucunda olduğundan... O yüzden hiç bir mesajı göremedim... Ve o gün bugündür ne diyeceğimi de bilmiyorum...🥺🤲🏻📿 



Geçmiş olsun Ülkemize 🥺  

Hiç televizyon karşısından kalkmak istemiyorum... Sanki TV'yi kapatinca haber alamayacağım ve bu olsunda istemiyorum...

Her habere hem üzüntüden hem sevinçten ağlıyorum/Z eşimle......

Geçen gün eşim arkadaşının yakınları için kefen aradı.... Ararken çok kötüydük... Zor bulduk, bulduğumuza sevindik sonra sevindigimize üzüldük... Resmen bu haldeyiz...... 

Oysa ki 15 tatilde Kuzum Toprak Cem gelmişti.... Umay kız ile keyiflerine diyecek yoktu...... 

Gittiği günün ertesi deprem haberi ile yandık..... Nasıl bir dunay dedim, 1 dakika içinde her şey değişiyor.......

Bu gibi durumlarda konuşamayan, anlatamayanlardanim.... Daha çok sessizce izliyorum... Ne diyebilirim ki zaten..... Her kelime, her cümle anlamsız....

İki gündür geceleri televizyonu kapatıp, kitap okumaya çalışıyorum. Bugün daha iyiyim okudum yoksa kafayı yiycem......

İşte böyle......

Fazla söze gerek yok...

Allah Yar Ve Yardımcımız Olsun 🤲🏻🥺

17.8.15

17 Ağustos'da yaşadığım olay....


17 Ağustos 1999 gecesi evde yalnızdım. Çalıştığımdan dolayı annemlerle tatile gidememiştim. Akşamları ışıklar açık uyuyordum korkmamak için. O gün ilk defa ışıkları kapatıp yattım korkumu yenmek ve yalnız kalmaya alışmak için.
Ve ne hikmetse tüm camları da açık bırakmıştım " ne olur ne olmaz" diye... Ve o gece yıkımı, kayıpları büyük bir deprem oldu.... Birçok kişi sevdiklerini, evlerini herşeylerini kaybetti.
Tabi ben depremi anlamadım, diyeceksiniz ki öyle bir sarsıntıyı duymadın mı? Vallahi de duymadım.

Hatta depremden nerdeyse bir on dakika önce uyumuştum. Tek duyduğum bir çığlıktı. Alt komşumuzun kızı bağırıyordu. Deprem haftasından önce ki hafta evlerine balkondan hırsız girmeye çalışmış ve karşılaşmışlar hırsız da kaçmıştı.
Dedim herhalde yine hırsız girdi bağırıyor komşu kızı.....
Sonra sesler geliyordu. Kapılar zangır zangır titriyor, yalnız uzunnnnnnnn zamandır deprem yaşamamış biri olarak anlayamadım. Sesler gelince camdan bakayım dedim; herkes bahçede. Pencere de gidip geliyor ama bende hala jeton düşmedi.
Kapıların sallanması için kendi kendime yorumum; herhalde hırsız görülünce kaçıyor ve bizim kapıları sallıyor diye garip bir düşünceye kapılmıştım....
Gençlik ve uyku sersemliği işte..................

Sonra komşular aşağıdan bana bağırmaya başladılar; Gülşahhh sen evdemiydin? Çabuk in aşağıya deprem oluyorr..........
DEPREM OLUYORRR........?????

Hemen ilk aklıma gelen kimlik, cüzdan ve telefon oldu , giyinip indim aşağıya.

Göcek'deki tanıdıklarımız annemlere haber vermişler, İstanbul'da büyük bir deprem olmuş, yer yerinden oynamış, taş üstünde taş kalmamış diye.....

Tabi siz düşünün sonrasını....

Sonra babamlar arıyor ama telefonlar çekmiyor, tam iyiyim baba diyeceğim pat telefon kapanıyor. Yengemleri aramışlar ama benden haber alamıyorlar....

Neyse uzatmayayım....

Birde kardeşim o yıl lise sonda okuyordu. Okullarında deprem bilgilendirilmesi yapılmış ve olası büyük bir deprem beklenildiği, önlem alınması gerektiği gibi konularda bilgi vermişler çocuklara.
Kardeşim de eve gelip; biliyor musunuz yazın büyük bir deprem bekleniyormuş" dedi.
Bizde "hadi ordan ne depremi? nerden bilecekler zamanı gibi yorum yapmıştık...

Ne kadar yanılmışız meğersem uzmanların, devletin haberi varmış.... Keşke televizyonlar da daha çok bilgilendirselerdi toplumu....

Ben ogün çok şükür Rabbim'e hiçbir şey hissetmedim, hissetmediğim için de o korkuyu  yaşamadım.
Ama yaşayan insanların yüzündeki ifadeyi, endişeyi, korkuyu GÖRDÜM...
Sonrası haberlede gördüklerim/iz...

Ocağı sönenler...... Belki ben yaşamadım ama o acının bıraktığı hissi hep yüreğimde hissettim, her haberlerde gördüğüm yüzdeki acıyı kalbimde hissettim.

Allah bir daha böyle acılar, böyle afetler yaşatmasın.

O gün vefat edenlerin mekanları cennet olsun.

Şimdi neyden korkuyorum biliyor musun Blog?

Doğayı çok hırpalıyor, bu dünyanın tek sahibi bizmiş gibi davranıyoruz. Ve bir gün yine bize kendini hatırlatacak DOĞA... bende varım ey insanoğlu heryeri kendi mekanın sanma diyecek... diyecek.... ve demesi çok doğal......

......................

İyi haftalar....