Ernest Hemingway etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ernest Hemingway etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26.12.19

Biten Kitaplar....

Selam.
Nabersiniz?

Bizim bu hafta epey yoğun geçiyor.... Hatta sonraki haftalar da öyle olacak sanırım.

Bu arada okumalara devam tabi.

Elimde ki dört kitaptan üçünü bitirdim. Bi kaldı Proust 😬

Bunlardan biri okuma gurubu olarak okuduğumuz "ÇANLAR KİMİN ÇALIYOR/ ERNEST HEMİNGWAY" 
( Bu arada Macera Kitabım Özlem kulaklarını çınlattım. Kendisinin en sevdiği yazarlardandı 😉)

Daha önce hikaye kitaplarını okumuştum. Anlatım dili biraz yavan geliyor ama bana öyle geliyor.
Romanlarını da okumayı istiyordum ve bu kitap ile başlamış oldum. Aslında konusu itibari ile ara ara içim çekildi hele bir savaş sahnesi vardı ki... tabi burda yazmayayım okumayanlar için hoş olmaz.

İç savaşı anlatıyor ve gazeteliğinin izlerini fazlasıyla görüyoruz. Elbet edebi tarafını tartışmak bana düşmez. Ben sadece kendi adıma hissettiklerimi yazıyorum okurken. Ve bu kitapda konu her ne kadar gerçek, acımasız ols da yazarken bazı detaylar uzamış bazıları ise geride kalmıştı......

Örneğin ön sözünü yazan  Ataol Behramoğlu kitabın bir savaş, devrim, felsefe, aşk ya da serüven romanı gibi okunabileceğini söyledikten sonra ekliyor: “'Çanlar Kimin İçin Çalıyor', sanıyorum ki bütün bunların toplamıdır”. Aşkı, ölümü, savaşı ve direnişi olduğu gibi, tüm çıplaklığıyla yazar Hemingway. Aşk sözcükleri kalbinize işler, direnişçiler dürbünün ucunda bir düşman askeri görünce sizin de içiniz ürperir ve savaşın nasıl bir cinayet olduğunu okurken mideniz ağzınıza gelir.

Bazı cümleler çok uzatılmış geldi kendi adıma. Lakin okumasaydım da üzülürdüm dediğim kitaplardan oldu. Şimdi de Yaşlı Adam'ı okuyorum.

Diğer kitabım;
 Pdf olarak okuduğum bir kitap "KÜÇÜK KARA BALIK /  SAMED BEHRENGİ" 

yazarın diğer kitaplarına da bakmaya karar verdim. Öyle sıcacık bir öyküydü ki. Evet çocuk kitabı ama bizim de içimizde küçük bir çocuk yok mudur?..... Hatta okurken aklıma Kayık Balık Nemo geldi. :)))


 
Samed Behrengi (1939-1968), İranlı bir yazar. On bir yıl İran’ın Azerbaycan kesiminde köy köy dolaşarak öğretmenlik yaptı. Öğretmenken bile öğrenciliği bırakmadı: Halkın dilinde dolaşan masalları, söylenceleri derledi, yorumladı, yeniden yazdı. Bu arada Tebriz Üniversitesinde İngilizce öğrenimi gördü. 1968 yılının Eylül ayında, daha 29 yaşındayken, Aras Irmağı kışısında ölüsü bulundu. Yüzerken boğulduğu söylentisi yayıldıysa da buna kimse inanmadı. Çünkü Samed Behrengi, yazdığı masallarla, ülkesinin başına çöreklenmiş Şahlık düzenini açık açık eleştiriyor, her türlü baskı yönetimine karşı çıkıyordu. Küçük Kara Balık, onun yalnızca İran’da değil, dünyanın pek çok ülkesine tanınıp sevilmesine yol açmış bir ölümsüz kitaptır. Bu küçük kitap, Bratislava ve Bolonga Dünya Çocuk Kitapları Fuarlarında ödüller almış.
  Diğer kitabım ise; "BİR BAŞVEKİL SEVDİM/ MELİKE İLGÜN" 

Sevgili Melike Hn.ile  ilk Gamze'm http://yasamizi.blogspot.com/ 


sayesinde tanıştım. Bana "Kemale Eren Kadınlar" kitabını hediye etmişti. Yazarın kalemini, olayları anlatımını öyle sevdim ki... sırayla diğer kitaplarını da okumaya başladım. Sonra son kitabı "PARAMPARÇA" yı okudum.
Ve uzun zamandır da okuduğum kitabını arıyordum. Ve yine Gamzem bildiğinden buluşmamamızda bu kitabı hediye etti.  💓 

Hayatım boyunca siyaset anlatan programları izlemedim. Aslında hem iyi hem kötü benim için. Bazen bir şey konuşuluyor ve ben o dönemleri okumamış ya da takip etmediğimden anlayamıyorum.
Bu kitap da Başvekil Adnan Menderes ve Ayhan Aydan'nın aşkı, o dönem yaşanalar var. Ama en çok da Sevgili Soprano Ayhan Hn. yaşadıkları, hissettikleri anlatılmaya çalışmış.
Okurken yer üzüldüm, kızdım.... Ama sevince de kalbe, akla söz geçirmek bazılarımız için çok zor oluyor diye düşündüm. Özellikle kitabın sonunda ki fotoğraflar da gördüklerim çok üzdü. ÖZellikle idam fotoğrafları...
En çok Başvekil olarak değil de erkek olarak Adnan Bey'e kızdım. Neden neden deyip durdum. Kendimi hep Ayhan Hn.yerine koydum. Ara da Ayhan Hn. da kızdım...Keşke hayır deseydini dedim....sonra da ben o değilim ki dedim. Kendi kararları idi ve sevgiyi yaşamak istemişlerdi.
Tabi kadın olarak çok acılar çekmiş. En sonda oğlunu kaybetmesi......

Velhasıl yine kalemine sağlık diyerek bitirdim kitabımı ve Melike Hn. teşekkür ettim kendimce yazımları için.
Arka kapak yazısı şöyle der;


Bir Başvekil Sevdim



Bir başvekil, bir soprano, bir büyük aşk…
Adnan Menderes… Öldürülüşünden onca yıl sonra bile politikalarıyla hâlâ tartışılan, eleştirilen, özlenen, çok partili dönemin seçilmiş ilk başvekili…
Ayhan Aydan… Dinleyenin lirik sesini hiç unutamadığı, operanın genç ve güzel sopranosu…
Bir büyük aşk… Her ikisinin de evli olmasına rağmen filizlenen, her türlü engele rağmen boy veren, onca dedikoduya, yasağa, mesafelere, hasrete rağmen vazgeçilmeyen, vazgeçilemeyen…
Bir kahraman kadın… İhanetlerin en ağırına rağmen, kararını çoktan vermiş bir mahkeme heyetinin önünde “Ben onu çok sevdim!” diyebilerek tarihe geçen…
Gazeteci, yazar Melike İlgün’ün Kemal’e Eren Kadınlar ve Enver Paşa’nın Sultanı adlı kitaplarından sonra yeni romanı Bir Başvekil Sevdim Alfa Yayınları’ndan çıktı.
Yasak aşkı ünlü opera sanatçısı Ayhan Aydan’ın gözünden Menderes, Demokrat Parti ve 27 Mayıs İhtilali...
Yazar Melike İlgün bu kitabında, Türkiye siyasi tarihinde önemli rol oynamış ve derin izler bırakmış Başvekil Adnan Menderes’in 10 sene devam eden iktidarına ve idamına aşkın penceresinden bakıyor.
İlgün kitabında Ayhan Aydan’ın yaşadığı onca acıya, kaybettiği bebeğine, uğradığı ihanete rağmen aşkına nasıl sahip çıktığını anlatıyor.





<>

5.3.18

Günlük, Ernest Hemingway Kitapları.... hafta biterken...

Cumartesi Umay'ın 4 yaş doğum günü idi. Pazar günü de sınıf arkadaşları ile kutlama yapacaktık.
Tam ben iyileşir gibi olmuşken, perşembe günü Umay ateşlendi ve grip oldu. İki gün ateşini kendimiz düşürdük ve doğal bitki çayları ile takviyeler yaptık. İlk defa grip oluyordu, atlatır dedim ama olmadı. Üç gecedir sabahlıyoruz, en son gece karnım ağrıyor, boğazım da acıyor deyince doktora gittik; grip enfeksiyonu var ama antibiyotiklik değil deyince rahatladık.
Bugün daha iyi ateş olmadı, gece de uyudu.
Tabi tüm programlar iptal ettik, daha sonra kutlamak üzere...
Aklıma " hayat , sen planlar yaparken başına gelenlerdir" sözü geldi.
Yeni yaşın kutlu olsun kızım, keyifli, bol oyunlu geçsin dedim....tabi yanında da bir sürü dilek, temmeni, şükür... içimden geçen dualar bir sürü, bir sürü oldu.
O kadar çok şey değişti bu dört yıl da.... Vazgeçtiğim çok şey oldu, bazen daraldım, bazen " ben ne zaman ha deyince çıkıcammmm" deyişlerim oldu.... vs.... uzar bu anlamışsınızdır beni😉
ve hep " iyi kilerim" ağır bastı.....
Ortalıkta "ben büyüdüm anne" diye dolaşan bir tip var. Ve şimdilik en büyük taleplerinden biri "tek başına bir şeyler yapmak, evde kalmak"... hani bu kadar erken gelen bir talep ... acaba ilerde bizi neler bekliyor düşüncesini de getiriyor aklıma :))
Öğrendiğim bir şey var ki; çocuk demek sabır ve özveri demekmiş.... daha da ne olsun ama dimi :)







Sonbahar başı indirimden Hemingway'e ait 3 kitap almıştım. Üçü de öykü kitapları idi. Hafta başı bitirdim öykü kitaplarını, zaten sonrası hastalık girince araya kitap almadım elime.
Yalnız bir yanlışlık yapmışım,Kilimanjaro'nun Karları kitabını okumasam olurmuş. Çünkü diğer iki kitapta yer alan öyküler bu kitapta da var.
Bende okurken " Allah Allah bende gariplik var herhalde sanki okudum ben bunu" diye düşünürken nete girip bir baktım ki... dediğim gibiymiş.




Öykülerin de bolcana kendi yaşamına dair yazılara rastlıyorsunuz, mesela bir öyküsünde gazeteci, bir öyküsünde ava gidiyor, deniz kenarında,  boğa güreşi yarışçısı .....
Yalnız anladım ki "öykü" kitapları bana göre değil. Çok nadir sevdiğim vardır öykü ve hikaye kitabı. Onun dışında sıkılıyorum. Bana roman olacak.
Ve bende yazarın anlatım ve yazım dilini çook sevsem de romanlarını tercih ederim.

Bu haftayı böyle bitirdim işte...
Bakalım bu hafta neler bekliyor beni/bizi...

İyi geceler, iyi haftalar arkadaşlar.

9.1.18

Ernest Hemingway'in Kadınları...





ilk eşi

ikinci eşi


Ara kitap olarak almıştım kitabı.
Geçtiğimiz yıllarda Yaşlı Adam ve Deniz kitabını okumuştum. Ama sorun aklımda hiç bir şey kalmamış. bazı klasik kitapları bence çok erken yaşlarda okumamak gerek.
Sonra önce bu kitabı okuyayım sonra da Hemingway'in kitaplarını seri şekilde okurum dedim.

Nemesis Yayınları seviyorum, çevirileri de iyi oluyor. Hemingway'in Kadınları kitabında her ne kadar kitap hayal ürünüdür desede yazar, aynı zamanda sıkı bir araştırma da yapmış ve öyle anlatmış meşhur çapkın yazarımızın evliliklerini ve hayatını.
Tabi aşka aşık bir adammış Hemingway.
Aynı zamanda savaş muhabirliği de yapıyor ve gittiği şehirde yanında karısı yoksa muhakkak sevgilisi, metresi oluyor. İşin garip yanı bunu kimseden de saklamıyor ve arkadaş toplantılarına metresini de götürebiliyormuş.
Evlendiği ve ayrıldığı dört eşi de öyle sıradan da değiller. İlk eşi hariç diğer üç eşi de savaş muhabiri, gazeteciler. Ama öyle aşık oluyorlar ki Ernest H. her şeyden vazgeçip sadece karısı oluyorlar.

Güzel bir kitaptı sadece keşke dedim fotoğraflar da olaydı kitabın ara ara yerlerinde yada son sayfalarında.
Onun dışında sevdim kitabı.