Alfa Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alfa Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14.8.23

Ruh Adam Nihal Atsız Ve İclal Aydın

 

Selâm 🪷 #ruhadam H. Nihal Atsız tarafından okuduğum ilk eser. Sanırım son olmayacak 🙈 Biraz ön yargılı idim yazara, neden derseniz inanın bir sebebi yok hatta yazar hakkında hiç bir bilgim bile yoktu. Çok düşündüm ve aklıma gelen tek şey "kapak tasarımı ve isim kısmının" itici gelmesiyle oluşan ön yargılarım...🥺 Ne kötü bişey şu bilmeden ön yargılı olmak...... Kitap bitince yazarın hayatını okudum ve kitabında ne demek istediği daha bir oturdu kafamda. Anladığım kadarıyla dik bir karakter Nihal Bey. Türkçülük'ü ömrü boyunca savunmuş, hapis yatmış ve kitaplarında da bunu işlemiş... Düşünceleri sebebi ile sık sık yargılanmış anladığım kadarıyla... (Sonra Tuğbaaaammm dedi ki; Gülşahhhhh "Ruh Adam" okudun mu? Hayır dememle, mutlaka okumalısın arasında ki konuşma sonunda, kitaplığından kaptığım gibi okudum ☺️ hatta bana Canım Zelişim'de eşlik etti 🙏🏻💞) 💫💫💫 Kitabın konusuna gelirsek; Selim Pusat kıralcılığı savunan bir askerdir. Düşünceleri yüzünden mahkemeye çıkar ve görevinden men edilir... Sonrası olaylar başlar. Aslında bir nevi Türk Milliyetçiliği'nin o dönem girdiği çıkmazı da anlatıyor sanki.... Kitap aslında bir kendi nefsi ile mücadeledir. Yalnız yazarın öyle bir olayları anlatışı var ki, kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. Kitap birazda sembollerle anlatıyor hikâyeyi, ve en güzelide felsefi yanı; akıl ile nefsin nasıl da mücadele ettiğini, bazen biri üste çıkarken, bazen de diğerinin üstün gelmesini okumak güzeldi.... Bir de kitabin bir destanla başlayıp, hikâyeyi bağdaştırıp anlatması çok güzeldi. Mutlaka okuyunuz, dediğim kitaplardan oldu naçizane.... 

Sıcaktan bayılmadan bu yazı atlatırsak ne âlâ....🌡️ ruhuma; yazıları, cümleleri, anlatımı hep iyi gelmiştir iclalaydın'ın.... #bunusenoku kitabı bitti.... Bu tarz anlatımlarda favori kitabım " Kağıt Kesikleri" hatta o kitabın devamı gelecek demişlerdi o dönemlerde ama gelmedi...🫣 İlk çıktığı zaman almıştım #söylenmemişsözler kitabını.

( kitabı paylaşımımdan sonra okudum. Yine içime çok iyi geldi. Tabi yazarın okumadığım kitabı olmayınca, anlatım tarzı artık bildik geliyor. Bu sefer kitabın sonunu çok beğendim. :))  )

 Nedense bazı sevdiğim yazarların kitaplarını alır almaz okuyamıyorum...🫣 Zamanını bekliyor kitap ve o zaman gelince elim direk o kitaba gidiyor. Böyle yazarlardan biride "Elena Ferrante" benim için.☺️ Napoli Serisinin son iki kitabını aldım seneler evvel ama hâlâ zamanını bekliyor. Çünkü onları da okursan seri bitecek ve kızlarla vedalaşmam gerekecek... Sanırım bu ayrılığı geciktiriyorum......... 📖📖📖📚 Geçen akşam tamam dedim şimdi sırası İclal Aydın okumanın.... Yine içimde bir yerlere dokunuyor cümleleri.... Dokunuyor çünkü içimde bir yerler var, sessizce duran, kelimelere dökülmeyen ve dökülmeyecek olan ... Velhasıl bu hafta böyle işte..... 

🙋🏻‍♀️🙋🏻‍♀️🙋🏻‍♀️🙋🏻‍♀️ Serin geçsin gününüz 🙏🏻🪷

15.1.20

Uğur Batı / Enneagram İle Kişilik Analizi

Geçtiğimiz  hafta arkadaşımın kitaplığından okuduğum " Enneagram İle Kişilik Analizi " ve "Kendine İyi Bak" kitabını bitirdim.
Yazarı Uğur Batı. Daha önce kendisini televizyonda,  tartışma programlarımda izlemiştim. Anlatımı akıcı ve dikkat çekici, kendini dinletiyor. Tabi bu önemli bence. Anlatan kişinin kendini dinletebilmesi 😏

 Aslında okuduğunuzda öyle çok tıbbi kelimeler kullanmıyor,  hatta bildiğimiz şeyler... Tabi bildiğimiz duyguları,  kelimeleri hayatımızda uygulamayınca pek bir faydası da olmuyor.
Enneagram kelime anlamı olarak Yunanca... Kendini bilmekle, farkında yaşamakla ilgili bir öğreti. Diğerlerinden tek farkının Enneagram'ın dinamik olmasını belirtiyor Uğur Bey.
Altını çizdiğim, tekrar tekrar okumak istediğim cümleler çok fazla.
Hayatımı farkında yaşamaya başlayalı uzun zaman oldu. An'ı mı yaşamaya da çabalıyorum. Ama gerçek şu ki biz dünyaya boş yaşayalım, uyuyalım, yiyelim, sevişelim diye gelmedik sadece... Evet önemli ve vücudumuzun ihtiyacı istekler lakin, gelişimimiz için, hatırlamak için ve farkında yaşamak için yeterli değil.
Çevremde o kadar çok var ki; örneğin parktayız, kuş sesleri var ve farkında değil..... Kaçırdığı hissi, duyguyu anlatamam. Üzülüyorum.... Elimden geldiğince,  karşımdakini sıkmadan, neden farkında yaşaması gerektiğini anlatmaya çalışıyorum. Tabi gerisi kişinin kendisine,  isteğine bağlı.
⏳⏳⏳
Onun dışında kitapta anlatılan bir diğer şeyde; Enneagram'da her insanın 9 özü bulunduğunu ve kişiliğinde bunlardan barındığını anlatır. Eğer kendimizi tanırsak, ikili ilişkilerimiz,  hayata bakışımız daha sağlıklı olur. Bir sıkıntı anında ayağa kalkmamız daha kuvvetli ve kolay olur.
Kitap sizi sıkmadan, örneklerle anlatmış her bir detayı.
Eğer ilginizi çekiyorsa bu tarz öğretiler, bilgiler tavsiye ederim.

Birde aklıma gelmişken yazayım, temel öğreti kitapta da heö bilimin hem ilimin bizim için olduğunu,  Mevlana'nın, Sufiliğin, insana yardımı fazlasıyla olduğunu, aslında beraber ilerlediğini de anlıyorsunuz okurken. Zaten yer yer Mevlana'nın, Sokrates'in vb...  cümleleri ile sayfa başlıklarına başlamış kitapta....

ARKA KAPAK YAZISI şöyle der;


Uğur Batı bizi bu kez hayatımızın akışında farkına varmadan kaçırdığımız, basit gibi görünen birçok ayrıntıyı yeniden anlamlandırmaya davet ediyor. Sorular soruyor ve kendi sorularımızı sormamız için bizi kışkırtıyor adeta. Bu kitabı okurken bildiğinizi sandıklarınızı yeniden düşünme ihtiyacını duymanız da mümkün, kimi sorunlarınızla baş etmede çok işinize yarayabilecek küçük, yol gösterici ışıkları da. Yolda ilerledikçe farklı kültürler, çok uzağımızdakiler, ama aynı zamanda da çok yakınımızdakiler bize meğer ne çok ipucu veriyormuş diyebilirsiniz. Sonuçta her şey insan için değil miydi zaten?”
Mario Levi
 
“Birçok insan doğal olarak hayatın anlamını sorguluyor. Ben bu dünyada kişisel gelişim için var olduğumuzu düşünüyorum. Kişisel gelişim içinse bir insanın kendi kişiliğini ve diğerlerini tanıması şart görünüyor. Bu yolda dünyanın en etkili kişilik tanıma yöntemi Enneagram ve yöntemin Kalp, Zihin ve Beden yaklaşımı bize büyük imkanlar tanıyor. Birçok diğer yaklaşımın aksine Enneagram, dinamik ve tutarlı yaklaşımıyla kişilik tanımada kilit bir noktada. Uğur, bu kitabıyla Enneagram gibi karmaşık yöntemi bize olabilecek en keyifli yolla sunuyor. Hikayeler anlatıyor, çözümlemeler yapıyor. Kitabın dili çok parlak ve sihirli. Uğur bizi aslında heyecanlı bir okuma deneyimine davet ediyor.”
Ralph Willmann
Yaşam Koçu, İletişim ve Kişisel Gelişim Uzmanı

26.12.19

Biten Kitaplar....

Selam.
Nabersiniz?

Bizim bu hafta epey yoğun geçiyor.... Hatta sonraki haftalar da öyle olacak sanırım.

Bu arada okumalara devam tabi.

Elimde ki dört kitaptan üçünü bitirdim. Bi kaldı Proust 😬

Bunlardan biri okuma gurubu olarak okuduğumuz "ÇANLAR KİMİN ÇALIYOR/ ERNEST HEMİNGWAY" 
( Bu arada Macera Kitabım Özlem kulaklarını çınlattım. Kendisinin en sevdiği yazarlardandı 😉)

Daha önce hikaye kitaplarını okumuştum. Anlatım dili biraz yavan geliyor ama bana öyle geliyor.
Romanlarını da okumayı istiyordum ve bu kitap ile başlamış oldum. Aslında konusu itibari ile ara ara içim çekildi hele bir savaş sahnesi vardı ki... tabi burda yazmayayım okumayanlar için hoş olmaz.

İç savaşı anlatıyor ve gazeteliğinin izlerini fazlasıyla görüyoruz. Elbet edebi tarafını tartışmak bana düşmez. Ben sadece kendi adıma hissettiklerimi yazıyorum okurken. Ve bu kitapda konu her ne kadar gerçek, acımasız ols da yazarken bazı detaylar uzamış bazıları ise geride kalmıştı......

Örneğin ön sözünü yazan  Ataol Behramoğlu kitabın bir savaş, devrim, felsefe, aşk ya da serüven romanı gibi okunabileceğini söyledikten sonra ekliyor: “'Çanlar Kimin İçin Çalıyor', sanıyorum ki bütün bunların toplamıdır”. Aşkı, ölümü, savaşı ve direnişi olduğu gibi, tüm çıplaklığıyla yazar Hemingway. Aşk sözcükleri kalbinize işler, direnişçiler dürbünün ucunda bir düşman askeri görünce sizin de içiniz ürperir ve savaşın nasıl bir cinayet olduğunu okurken mideniz ağzınıza gelir.

Bazı cümleler çok uzatılmış geldi kendi adıma. Lakin okumasaydım da üzülürdüm dediğim kitaplardan oldu. Şimdi de Yaşlı Adam'ı okuyorum.

Diğer kitabım;
 Pdf olarak okuduğum bir kitap "KÜÇÜK KARA BALIK /  SAMED BEHRENGİ" 

yazarın diğer kitaplarına da bakmaya karar verdim. Öyle sıcacık bir öyküydü ki. Evet çocuk kitabı ama bizim de içimizde küçük bir çocuk yok mudur?..... Hatta okurken aklıma Kayık Balık Nemo geldi. :)))


 
Samed Behrengi (1939-1968), İranlı bir yazar. On bir yıl İran’ın Azerbaycan kesiminde köy köy dolaşarak öğretmenlik yaptı. Öğretmenken bile öğrenciliği bırakmadı: Halkın dilinde dolaşan masalları, söylenceleri derledi, yorumladı, yeniden yazdı. Bu arada Tebriz Üniversitesinde İngilizce öğrenimi gördü. 1968 yılının Eylül ayında, daha 29 yaşındayken, Aras Irmağı kışısında ölüsü bulundu. Yüzerken boğulduğu söylentisi yayıldıysa da buna kimse inanmadı. Çünkü Samed Behrengi, yazdığı masallarla, ülkesinin başına çöreklenmiş Şahlık düzenini açık açık eleştiriyor, her türlü baskı yönetimine karşı çıkıyordu. Küçük Kara Balık, onun yalnızca İran’da değil, dünyanın pek çok ülkesine tanınıp sevilmesine yol açmış bir ölümsüz kitaptır. Bu küçük kitap, Bratislava ve Bolonga Dünya Çocuk Kitapları Fuarlarında ödüller almış.
  Diğer kitabım ise; "BİR BAŞVEKİL SEVDİM/ MELİKE İLGÜN" 

Sevgili Melike Hn.ile  ilk Gamze'm http://yasamizi.blogspot.com/ 


sayesinde tanıştım. Bana "Kemale Eren Kadınlar" kitabını hediye etmişti. Yazarın kalemini, olayları anlatımını öyle sevdim ki... sırayla diğer kitaplarını da okumaya başladım. Sonra son kitabı "PARAMPARÇA" yı okudum.
Ve uzun zamandır da okuduğum kitabını arıyordum. Ve yine Gamzem bildiğinden buluşmamamızda bu kitabı hediye etti.  💓 

Hayatım boyunca siyaset anlatan programları izlemedim. Aslında hem iyi hem kötü benim için. Bazen bir şey konuşuluyor ve ben o dönemleri okumamış ya da takip etmediğimden anlayamıyorum.
Bu kitap da Başvekil Adnan Menderes ve Ayhan Aydan'nın aşkı, o dönem yaşanalar var. Ama en çok da Sevgili Soprano Ayhan Hn. yaşadıkları, hissettikleri anlatılmaya çalışmış.
Okurken yer üzüldüm, kızdım.... Ama sevince de kalbe, akla söz geçirmek bazılarımız için çok zor oluyor diye düşündüm. Özellikle kitabın sonunda ki fotoğraflar da gördüklerim çok üzdü. ÖZellikle idam fotoğrafları...
En çok Başvekil olarak değil de erkek olarak Adnan Bey'e kızdım. Neden neden deyip durdum. Kendimi hep Ayhan Hn.yerine koydum. Ara da Ayhan Hn. da kızdım...Keşke hayır deseydini dedim....sonra da ben o değilim ki dedim. Kendi kararları idi ve sevgiyi yaşamak istemişlerdi.
Tabi kadın olarak çok acılar çekmiş. En sonda oğlunu kaybetmesi......

Velhasıl yine kalemine sağlık diyerek bitirdim kitabımı ve Melike Hn. teşekkür ettim kendimce yazımları için.
Arka kapak yazısı şöyle der;


Bir Başvekil Sevdim



Bir başvekil, bir soprano, bir büyük aşk…
Adnan Menderes… Öldürülüşünden onca yıl sonra bile politikalarıyla hâlâ tartışılan, eleştirilen, özlenen, çok partili dönemin seçilmiş ilk başvekili…
Ayhan Aydan… Dinleyenin lirik sesini hiç unutamadığı, operanın genç ve güzel sopranosu…
Bir büyük aşk… Her ikisinin de evli olmasına rağmen filizlenen, her türlü engele rağmen boy veren, onca dedikoduya, yasağa, mesafelere, hasrete rağmen vazgeçilmeyen, vazgeçilemeyen…
Bir kahraman kadın… İhanetlerin en ağırına rağmen, kararını çoktan vermiş bir mahkeme heyetinin önünde “Ben onu çok sevdim!” diyebilerek tarihe geçen…
Gazeteci, yazar Melike İlgün’ün Kemal’e Eren Kadınlar ve Enver Paşa’nın Sultanı adlı kitaplarından sonra yeni romanı Bir Başvekil Sevdim Alfa Yayınları’ndan çıktı.
Yasak aşkı ünlü opera sanatçısı Ayhan Aydan’ın gözünden Menderes, Demokrat Parti ve 27 Mayıs İhtilali...
Yazar Melike İlgün bu kitabında, Türkiye siyasi tarihinde önemli rol oynamış ve derin izler bırakmış Başvekil Adnan Menderes’in 10 sene devam eden iktidarına ve idamına aşkın penceresinden bakıyor.
İlgün kitabında Ayhan Aydan’ın yaşadığı onca acıya, kaybettiği bebeğine, uğradığı ihanete rağmen aşkına nasıl sahip çıktığını anlatıyor.





<>

27.6.18

Murakami ve Paramparça Kitabı Hakkında..

Selam. 😊

Geçtiğimiz hafta iki kitap üç film izlemişim/iz.
Kız uyuduğu vakit hemen kitap okuyorum yoksa zaman çok az.
Bir kaç gündür yağan yağmur ve sesi içime biraz iyi geldi. ☔
🖋 Yaş büyüdükçe çok keyifli oluyor Umay ile zaman. Artık birçok şeye yorum yapıyor yada fikrini söylüyor. En çok hoşuma giden "çözüm odaklı" olması.




🖋 Bu aralar devamlı olarak "Mahzuni'ye Saygı Albümü" dinliyorum..  Her bir sanatçı çok güzel yorumlamışlar. Geçtiğimiz seneler Orhan Gencebay böyle bir albüm yapmıştı ama tam bir vasattı bence. Çünkü o güzelim arabesk parçalar dijital saundlarla söylenmiş ve tüm duygu gitmiş. Sanki başka bir albüm gibi olmuş....
🖋 Kitaplardan da:

PARAMPARÇA/ MELİKE İLGÜN

Daha önce de yazarın "Kemal'e Eren Kadınlar/ Latife ile Fikriye" Yazısı için tıktık
kitabını Gamze(Yaşam İzi Bloğu) 'nin hediyesi ile okumuş ve çok sevmiştim anlarım dilini. Kitabın nasıl bittiğini anlamıyorsunuz bile..
📖Paramparça kitabında ise bu sefer karşımıza Nazım ile çıkıyor. Aslında  bir hayat ile başlıyor kitap. Zeynep ve yaşamı...  Yedi yaşında babasının terk etmesi ile başlayan... İlerde yaşamının etkileyen olaylar zinciri ve Nazım Hikmet....
Kitapta şiirler yok. Dah çok editörlüğünü yaptı Nazım Hikmet kitabına çalışırken ünlü büyük ustanın hayatına giren kadınlar, aşkları, acıları var. Okurken çok şey içinize işliyor.
Sonrası kendi hayatında bambaşka bir yol çıkması....
Daha fazla detay yok bende. 😊 Çünkü kitap yeni çıktı ve okuyacak olabilirsiniz.
Kesinlikle tavsiye edeceğim kitaplardan oldu.
                    ♚ ♚ ♚♚♚♚♚♚♚♚♚

Bir diğer kitabım ise Haruki Murakami'nin "Haşlanmış Diyarlar Ve Dünyanın Sonu" kitabı.

E-Kitap olarak okuduğum bir kitap oldu. Yine müthiş bir hayal gücü ve olaylar zinciri vardı. Tabi okurken "yok canım" falan deseniz de hayal gücüne hayranım ve aslında hiçbir şey imkansız değil...
Burada da yine bir iç hesaplaşma, sistem ülke siyaseti ve bilim vardı.
Gölge karakteri çok iyiydi.
Tabi yine kitap isimleri, müzik ve Japon yaşam biçimi de etkendi.
Özellikle Uzak Doğu'nun ruh'a ve bedene baki açısını düşündüğümüz de kitapda yazılanlar çok da imkansız değil.
Not aldığım bazı bölümler...


Filmleri de başka bir yazıda anlatayım  😊 Sıkmayayım sizi dimi. 😊

14.2.18

Günlük/ İki Şehrin Hikayesi

Bu aralar yine daralmış vaziyette dolaşıyorum ortalıkta. Ara da oluyor bana bu haller.....😶
Hem çok şey yapasım var hem de hiçbir şey yapasım yok. Oysa ki kafamda bir sürü düzenlenecek şeylerin listesi dönüp duruyor....
Uzun zamandır o kadar çok şeyi erteliyorum ki; hep bir ara yaparım havasındayım kendimle......Sanıyorum ki daha doğrusu sanmıyorum öyle diye düşünüyorum bu haller, düşünceler de beni daraltıyor.
Bir de özlediğim şeyler var.....
Mesela sabah erkenden kalkmak ve kahve kitap keyfi yapmak, camdan bakmak, havayı koklamak...
"ha deyince hazırlanıp dışarı çıkmak" veya bazı şeyleri düşünmemek vs....

Sonra böyle düşündüğüm için de üzülüyorum, kızıyorum kendime.... havalardan havalardan diyorum kendi kendime.......
Uzun zamandır kendime bakmayı, süslenmeyi bıraktım. Bu tavrıma da kızıyorum....
Falan filan işte.....
Geçecek biliyorum bu haller de.....
🙆🙆🙆🙆🙆🙆🙆






Bu nasıl bir yatıştır yahu 🙀😻😽😸😹😹😹 o boyun hiç mi ağrımaz... :)
Paso uyuyor zaten hayat Bulut'a güzel. :)


Klaisklerden bitirdim bu hafta. Yalnız alamadığım böyle romanları ortaokul öğrencilerine de okutulması.
Sonuçta kitapta, aşk, entrika, savaş, sömürü, devrim ve cinayet var.....
Yazar Moby Dikc'de ayrıntıya önem veriyorsu, bu kitabında da öyle.
Bir çok duygu ve davranışı ayrıntılamayı ve bazen gözden kaçırmamış hissi uyandırıyor.
Filmi de varmış ama izlemedim filmini, artık ne zaman izlerim onu da bilmiyorum.

Bu hafta da böyle bitiyor işte.....

6.6.15

Kızımlailk sergimiz... Biten kitabım.....

Seçime bir gün kaldı. Bir oydan nolcak demeyip sorumluluk bilincimizle oyumuzu kullanıcaz. Ülkemiz için hayırlısı olsun.
Perşembe günü Nesrin ve Müge Ablamla bir arkadaşımızın resim sergisine gittik. Çok seviyorum sergileri. Hele ki benim gibi çizim yoksunu biriyseniz daha bir güzel geliyor sergiler. Gerçekten de hem yeteneksiz hemde isteksizimdir çizim kkonusunda. Kardeşim çok sever ve iyi de resim çizer.  Bende yok öyle bir yetenek.
Bağlarbaşı Kongre ve Sanat Merkezinde idi sergi.  Gittik gezdik sohbetimizi de edip geldik.  Beni en çok sergi sahiplerinden biri olan SemraAblanın kızı ile kendini çizdiği kara kalem çalışması ile Galata çalışması etkiledi. Saraydaki Cariye resmide güze ama bende en çok ikisi yer etti diyebilirim.
Tabi Umay'a ilk sergimiz. Biraz peşinde koşmak gerekiyor ama oda olacak. Çünkü onun yaş dönemi koşturmak üzerine şimdilik. Onu da her yere götürüyorum ki şimdiden alışsın. Her ne kadar anlamıyor gibi gözüksede öğrenmenin yaşı,  bilmenin yaşı yok.
Bazı şeyler küçükken oturuyor beynimizde .
Daha önce bahsetmiştim sanırım ; Arjantin Rüyası  kitabının yazarının pr dan mail aldım. Kitabı yollamak istediklerini ve okuduktan sonra da yorumumu paylaşmamı rica etmişlerdi.
Kitabı okudum. Öncelikle yolu, satışı bol olsun.
Tabi okurları çoğu zaman kitap kapağı da etkiler ve kapak tasarımı çok hoştu. Kitap Alfa Yayınlarından basılmış.
Konusu bir elemanın adı Kerem Laçin, iş gereği Arjantin'e gitmesi ve daha giderken başına gelenler,  orda yaşadıkları ve hayalleri anlatılıyor. Yalnız beni en çok rahatsız eden her cümlede kahramanımızı isim ve soyisminin devamlı tekrar edilmesi,  bazı cümleler hep aynı olması. Evet kitabın anlatım dili yalın, kolay anlaşılır ama konu ve anlatımçok bbasit geldi bana.
Yeni kitap okumaya başlayan biri olsam çok severdim kesin diyebilirim size.  Ama okuma konusunda çokca yol almış biri olarak bana pek hitap etmedi.
Onun dışında ilk yazım denemesi olarak güzel bir kitap.  ....  Tekrardanyolu açık  olsu.
Şimdiden keyifli haftasonları blog.
Not: şuan bloğumu yazarken cama vuran yağmur taneleri beni nasıl etkiliyor anlatamam. Ruhumu okşuyor resmen. ☺