Günlük Haller etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Günlük Haller etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3.12.25

Bir merhaba ile geldim...

 Selâmlar. 

Senenin sonuna doğru yine bir bütün senenin getirdikleri, götürdükleri ile yeni seneye merhaba demek istiyorum. Bu sene sağlık sorunları ve tedavileri ile geçti. Çok şükür tedavisi kolay olan durumlardı. 

Bunların dışında zaman nasıl geçti vallahi anlamadım.sanki bir hız var ve o hıza yetişmeye çalışıyormusum gibi hissettim.

Yazın hem  biraz nefes almak, hem de ailemi ziyaret için Fethiye'deydik. Sonra bir baktık İstanbul'dayiz. ☺️

Bunların dışında biraz da okuduğum kitapları ekleyeyim dimi🤗 özetlerini yazamayacağım ama Instagram'da paylaştığım fotoğraflar ile paylaşacağım. İnşallah bundan sonrakileri anlatarak ekleme yapacağım. 






28.1.25

Melankoli 1-2 ve günlük haller

 Yeni yıl öncesi Kadıköy'de gezerkene :) hemen Bahariye'nin girişinde, sağ kolda pasaj vardır, çantacılar ve ayakkabıcıların olduğu ( adını unuttum pasajın 🙈 sık gitmediğimden sanırım) pasaj... Oraya çanta tamiri için gitmiştik.

Hadi dedik çantalara bakalım. Her dükkanda turuncu rengi cüzdanlar vardı. Meğerse bu senenin rengi turuncu imiş ve bolluk, bereketi simgeliyormuş, dükkan sahibi öyle dedi. :) 

Bide kendi kendimize değil arkadaşımızın bize alması gerekiyormuş. Bizde birbirimize beğendiğimiz cüzdanları aldık, te Allah'ım ya🙈😂😂😂😂 neyse çocuklarda vardı yanımızda onlarada da şenlik oldu.

Filmlerden "Kardeş Takımı 2" yi izledik. Umay hastası ikilinin ☺️ çocuklar için fena değildi.

Dizilerden de "succession" izliyoruz. Böyle dizilere bayılıyorum. Sanki çevremde oluyor olanlar ve izliyorum gibi... Çekimin kalitesi, oyunculuk bir harika. Dizi, küresel medya ve eğlence şirketi Waystar RoyCo'nun sahipleri olan Roy ailesini ve ailenin reisinin sağlığıyla ilgili belirsizliğin ortasında şirketin hakimiyeti için verdikleri mücadeleyi konu almaktadır. Dizi, 28 Mayıs 2023'te dördüncü sezonunda final yapmıştır. Brian Cox aile reisi Logan Roy'u canlandırıyor. Diye yazıyor internette.

Bu ay iyi kitap okuyorum, başlarda böyle oluyor. Umarım yıl içinde de böyle devam eder ☺️


Yazar ile tanışma kitabım oldu #melankoli1 #melankoli


Başlarda tekrarlar sıksada , grupta ( 1nobel1klasik grubumuzun bu ay ki okuma kitabı idi) konuştukca ve bilgilendikçe, aslında kitaptaki tekrarların olması gerektiği gibi olduğunu anladım. O zaman kitapta ki anlatım anlamlı gelmeye başladı.

Fosse, bu romanla hem bir sanatçının yaratım sürecini hem de melankoli, yalnızlık ve delilik temalarını anlatmaya çalışmış....

Yalnızlık, hayal kırıklıkları ve melankolinin derinlemesine tasvir edildiği bölümde, Lars’ın sanatını ve yaşamını anlamlandırma çabası ön plandadır. Jon Fosse, bu bölümde Lars’ın iç dünyasına daha derin bir şekilde inerek okuyucuya yoğun bir psikolojik yolculuk sunar.

Roman, bilinç akışı tekniğiyle yazılmış olup, Lars’ın düşüncelerini, anılarını ve hayallerini katman katman işler.


‼️ Yalnız bu kitabı herkes sever mi? Bence sevmez, hatta sıkılabilirsinizde. Ama eğer yukarıda yazdığım bilgilerle okursanız, neden o şekilde tekrarlar olduğunu anlar ve devam edersiniz. 

#gulsahinkitapligi #gulsahreads #monoklyayınları #jonfosse




Bir evladın gözünden #hasanâliyücel ailesi ve hayatı.... Ülkesi için verdiği mücadele, yaptıkları, ön ayak olduğu girişimler... Kızının nehir söyleşi ile kağıda dökülenler.... İlgiyle okudum.

Gelsin yeni kitaplar.🪷 

Selam ederim 🤗 🙋🏻‍♀️

15.1.25

Ortaya Karışık 🌟

 Selâm.🙋🏻‍♀️


Ne zaman okullar açıldı ne zaman ara tatil geldi modundayım bu hafta..

Ocak ayına hızlı bir giriş yaptık. Bu ay yoğun geçiyor. Resmen ayı yarıladık... Her ne kadar bir kaç senedir " yeni yıl kararlarını" yazılı yapmasamda, kafamda tik atıyorum 🙈 

Bu ay ne çok kayıp oldu sanat dünyasından.... Tanımasamda için buruluyor, TV'den tanıyor, izliyorduk...bir nevi uzaktan tanıdık gibi....

Okuma olarak da hızlı başladım. Yine ortaya karışık bir yazı oldu 🤭☺️


Enis Batur'un kendi deyimiyle "kitaplarla tutkulu ilişkisi" üzerine kurulu olan Kitap Evi, yazarın kişisel kütüphanesi ve bu kütüphaneyle kurduğu bağ üzerinden ilerleyen bir deneme. Kitapların yazarın hayatındaki yeri, kitaplarla kurduğu bağ ve bu bağın hayatına etkileri. Ozellikle "eril bakış açısı" yorumları ve kitaplarını evlat gibi sahiplenmesi üzerine düşüncelerini düşünürek okudum. Gerçekten de iyi bir okur olduğunuzda, kitabınızla kurduğunuz bağ bambaşka. 

 Başta hep kitaba ismini de verdiği konuyu bekledim, hangi satırda " mirası kimin bıraktığını" öğrenicez diye. Oysaki kitap bitiminde anladım ki önemli olan o değil. Yazarın da arayışları vardı ve o arayışlarda anılarına dönmesi, hissettiklerini anlatması vs.. asıl onlardı kıymetli olan.



"Erzurum Yolculuğu", Rus edebiyatının önemli yazarlarından Aleksandr Puşkin'in kısa bir hikayesidir. Puşkin, bu eserinde, bir yolculuk sırasında karşılaşılan insanlarla ve gözlemlerle ilgili izlenimlerini aktarır. Kitap, genellikle insan doğasının farklı yönlerini, kişisel gözlemleri ve toplumsal etkileşimleri derinlemesine ele alır. 


Yolculuk temasını, yalnızca bir yerden başka bir yere gitme anlamında değil, aynı zamanda içsel bir yolculuk olarak da görmek mümkündür. 


Puşkin'in eseri, aynı zamanda bir dönemin sosyo-politik yapısını anlamamıza da yardımcı olur. Erzurum'un kendisi, bir zamanlar Rus İmparatorluğu için stratejik bir önem taşıyan bir yerdi, bu yüzden Puşkin, bu yerin insanları, kültürü ve gelenekleri hakkında derin bir gözlem yapma fırsatı bulur.


Eserdeki anlatım tarzı, gerçekçilik ile romantizmin birleşimi olarak nitelendirilebilir. Yolculuk boyunca karşılaştığı halkı, orduyu kendi bakış açısı ile betimler. 


Puşkin'in edebi gücü ve gözlemci bakış açısı, hikayenin hem dönemin Rusya'sını hem de insanın evrensel özelliklerini derinlemesine yansıtmasına olanak tanır.

Kısa ama dolu dolu bir kitaptı. 


19.12.24

Merhaba....

 

Azra Erhat


Çok uzun bir zamandan sonra "merhaba"

Bu sene bir çok şey oldu  hayatım/ızda.... Can sıkıcı olaylar silsilesi yaşandı.... Bitmesi gerekenler bitti... Tabiki sancıları da oldu. Herhalde en çok sabır sınavı verdiğimiz bir sene olmuş olabilir.... 🥺 Bazen anlatamamak, susmak, beklemek çok zormuş..... 

Neyse ... Yeni seneden umudumuz, ümidimiz çok,🙏🏻

Olan'da vardır bir hayır 🙏🏻 

Ara ara sizleri okudum, bazen yorum yazmadım 🙈 ama buranın yeri hep ayrı. Bu sene "yapılacaklar, alınacaklar vs.." gibi listeler yapamadım.... Bu seneyi de geldiği gibi yaşayalım dimi ama🤗 an-da daha fazla kalarak, akışa bırakarak yaşayalım. Birde böyle deneyeyim bakayım:)

Güzel kitaplar okudum. Daha çok Instagram'dan paylaştım.

Şu an "Azra Erhat" okuyorum. Yılın son kitaplarından olacak. 

Böyle işte blog dostları,🪷 ses vermek , yazmam istedim.

22.8.24

Selammmmm !

 Selaaaammmmm :))))

Yeni yaşımdan merhaba :)

Yine kopukluk yaşamışım blogdan. Telefondanda giremediğimden oldu aslında. Başlarda yazıyor ve okuyordum. sonra ne olduysa hata vermeye başladı...

Velhasıl bir iyi bir düşünceli devam ediyor hayat.... Yaza hızlı bir giriş yaptık. Kızın İzmir'de maçı vardı, hazır oraya kadar gitmişken babamlara gitmemek olmazdı. Hem kısa bir tatil hepimize iyi gelecekti. Güzel bir tatil oldu.

Sonrasında da ufak bir Selanik-Kavala kaçamağımız oldu arkadaşlarımızla. Bize çok benzeyen bir ülke. Baktığınızda biz daha gelişmiş duruyoruz bence yapı olarak ama medeniyet olarak onlar daha da gelişmiş. Mesela "hiç korna sesi" duymadık. Belirli saatlerde dükkanlar kapanıyor v.s....

Gitmişken Can'ım Ata'mızın evini de ziyaret etmemek olmazdı. Tabi acayip bir restore edilmiş bir ev ile karşı karşıyaydık. Her şey yeniydi :(( duvarla dokundum, duamı ettim.... ve bir şey daha dikkatimi çekti; gelen herkes hızlıca gecip, daha çok fotoğraf alma peşindeydi... kimse durup bakmıyordu. :( gitgide böyle şeylere daha çok takar oldum......



Çok gezemedik, tekrar gidicez. :) en çok üzüldüğüm noktada; hani hep diyorlar ya; gerçektende fiyatlar çok uygun. Biz kendi ülkemizde tatil yapmak istesek.... iki kati resmen... birde orada aldığımız hizmette  çok iyiydi. Geçenlerde çocukları Pier Loti'ye götürdük. Kahramanmaraş Dondurmacı'sı neredeyse yarım top dondurmaya kaın tek top dondurmaya 150 TL istedi. Şaka gibi ya......Biz Selanik'te, oranın iyi pastanelerinden birinde altı kişi, ikisi çocuk, dört kahve, ortaya iki tabak tatlı, iki cocuğa dondurma ortalama 400 Tl ödedik... tabi ister istemez bura ile karşılaştırdık her şeyi.... sonucunda da miss gibi ülkemde kazıklanmanın alasını yaşamak koyuyor insana.... :/😑

Geldik ağustos ayına.. kızı ortaokula kayıt ettirdik... ne zaman büyüdü bu bee diye diye duygular şelale tabiii😌 

Dizilerden "The Young Pope" dizisine başladım. 

 



 

Papa'yı oynayan oyuncuya bayıldım. O nasıl bir karakter....Emil In Paris sezonu geldi, severek takip ettiğim dizilerden. Birde uzun zamandır listemde izlenmeyi bekleyen "Fringe" dizine başlıyorum. 😁arkadaşlarım ve beyim dizinin tam bana göre olduğunu söyleyip duruyorlar :)


Bir sürü kitap okudum. Bu ara elimde olan Tokyo Manga Klasik Serisine başladım... Hem baskı kaliteleri, hemde görüntü ve puntoları ile gönlümü çaldılar :)

internetten alıntı yaptım :) görseli

Böyleyken böyle işte... :) 

Daha sık görüşmek dileğiyle :)

28.3.24

Merhaba... Ulyssee ile

 Selam.... 

Uzun çok uzun bir aradan sonra "merhaba" demek de zormuş.  Hayatımızda çok şey oldu bu süreçte. Bizi üzen olaylar yanında sevindiren haberlerde oldu. Hayat böyle işte diyorum kendime. Bir sınavdayız ve her şey mümkün....

Ara ara girip sizleri okudum. 😊 Kendi okuduğum kitaolarj rutin bir şekilde Instagram'da paylaşınca burası biraz atıl kaldı sanki 🥺 oysa ki seviyorum bloğumu, yorumlarınızı, sizlerin paylaşımlarını. Sanırım bir döngüye girdim. Kırmak gerek... O zaman son okuduğum kitaplardan birini paylaşarak selam demiş olayım. 





Çooooooooooooook uzun zamandır #ulyesses okumak istiyor ama bir türlü kendime güvenmiyordum. 🙈 Ki çok seviyorum #jamesjoye 🤗

Özellikle kelimeler ile oyunlarını, ince esprilerini, hafiften laf dokundurmalari falan hep çok zekadan bence😊😉 

Neyse efenim, Ferda dedi ki; Gulsaaahhhh Serkan Hoca ve grubu "Ulyess" okuyacak gelsene. ( Tabiki arkadaşım biliyordu ne kadar çok okumayı istediğimi 🙈) Hadi dedim kacmaaaz bu fırsat, gruba katıldım. 


Öncesi "İlyada ve Odeyssa" okuduk. Joyce'un diğer kitaplarını okuduğum için yeterli idi benim için.  

Alt metni çok fazla olan bir kitap. Grupta ki arkadaşlarımı takdir ediyorum öyle detaylar yakalıyorlar ki.... Bizimlede paylaşıyorlar 🙏🏻 

Lakin yapı olarak bir kitabı öyle didik didik okuyunca yani ders kitabı gibi okuyunca keyif alamıyorum. O yüzden roman okur gibi didiklemeden okudum. Ve daha çok keyif aldım. 

Tabi bunda #fuatsevimay çevirisinin de etkisi var. Çünkü daha günümüze uygun çevirmiş. 

Ahhhh! Bazı yerleri okurken gülmeden edemedim. O ince zekâsı ile ince espriler, söylediği alttan alttan lafları bitirdi beni ya🙈😀

En çok hayran kaldığım şey ise; bir günü anlatıyor romanında ve o nasıl detaylar... Gerçekten de kendinizden pay biçin, bir günde karşılaştıklarınızla konuşmalarınız, evde bekleyen durumlar derken öyle oluyor ama bunu yazıya dökmek, arada geri dönüşlerle anlatmak, sonrası derken bir kez bir kez daha hayran kaldım zekâsına. Çünkü o dönemi düşünürsek, hz.google yok🙈 bu kadar ulaşım kolay değil bir çok şeye... Ve Joyce öyle bir sembol dili kullanmış ki. 

Açıkçası başlarken hızlı başlayıp sonra durağanlasıyor kitap, ama lütfen pes edip bırakmayın. O kelimelerin büyüsü ile devam edin. Evet sıkılabiliyorsunuz çünkü o anlatım üstünlüğünün gizemi bazen yoruyor ama değiyor da.


Not: Nette çok fazla kitap ile ilgili açıklama var. O yüzden ben kendi hissettiklerimi paylaşmak istedim.

İyi ki kitaplar

 var...✌🏻





16.12.23

Yıl Biterken!

 Yine günnnlerrrrr  geçmiş ve ben yazmamışım. Tabi  bunda biraz İg'in de suçu var.🙈

Kasım ayı biraz hüzünlü geçti... hem annemin vefat ettiği ay olması sebebi hem de ailevi bazı durumlardan dolayı tam bir hüzün ayı oldu.......

Aralık ayınada hızlı bir giriş yaptık. kayınpederim rahatsızdı, doktor kontrolleri sonrası tedavisi önce kemo, sonra ışın ve sonra da ameliyat ile devam edilecek diyerek tedaviye başlanıldı.

Üstünede önce Umay grip oldu, üç gün ateşlendi, sonrası burun tıkanıklığı, öksürük... ve kaçınılmaz son...ben de hasta oldum. 3.günün sonunda sesimde kısıldı.... resmen grip evrim geçirmiş bambaşka bir şey olmuş. agrılarımızı ve tedavi yöntemi olarak parol çok iyi geldi... tabi bizde böyle. Hatta bu hafta sınıfta 14 çocuk aynı şikayetlerden dolayı gelmemiş........öğretmenimizde cuma günü rahatsızlanmış ve son ders çıkmak zorunda kalmış... diyeceğim o fena salgın var....

Bu hastalık sürecinde hızır giibi canım arkadaşım yetişti, tarhana çorbası yapmış. sonraki gün sınıf veli arkadaşım Umay'ın sevdiği kurabiyelerden yapmış, getirdi, cuma günü de yine sevdiğim başka bir arkadaşım hasta çorbası yamış şifa niyetine hemen kapıdan bıraktı..... nasıl dua ettim anlatamam...  hani hep diyoruz ya "Allah iyi insanlarla karşılaştırsın" diye... çok şükür yolum hep iyi arkadaşlıklarla dolu.... o kapının çalması, sizi arayan soranın olması öyle kıymetli ki....🙏

Bir sürü kitap okudum, bazen hiç okuyamadım... derken bu yıl çok az dizi ve film izlemişim... seneye daha çok izlemek istiyorum... daha çok gezmek ve sokaklarda olmak istiyorum..elimde biriken kitapları bitirmek istiyorum o yüzden yeni kitap almıyorum. Kütüphaneye üye oldum, çok okumak istediğim ama bende olmayan bir kitapsa, kitüphaneye bakıyorum. Varsa alıp okuyorum yoksa bekliyorum. 

Bu hafta "Blue Eye Samuraı" yetişkin anime diziyi bitirdim. Ve çok beğendim..... Konusu; Edo dönemi Japonyası'nda dışlanmasına yol açanlardan intikam almaya yeminli genç bir savaşçı kendine kanlı bir yol çizer.


Bu haftayı böyle bitirdim....... 

Bir selam vermek ve özet gibi bir yazı yazmak istedim......

iyi geceler...


3.10.23

Günlük, Sergi Gezisi

 Selam... yeni yazıları okuyup da blog yazmak çok iyi hissettiriyor...🪷

Yine yoğun bir Eylül ayını geride bırakıp, birazda hüzünlü bir Ekim ayına giriş yaptık. Bu hafta sonu Sakarya'da Minikler ve Takım maçları vardı. Kulüp olarak oradaydık. Takım olarak bizim kızlar 2. oldu. 👏🏻👏🏻👏🏻

Ferdi maçta da altı maçı alarak Umay kız sıralamada 13.oldu( 100 kız arasında) bizim için iyi bir maç oldu. Adım adım basamakları çıkıyorlar minikler...

Tabi valiz hazırla, valiz boşalt, çamaşır yıka, ütüle derken... hop gece erkenden uyumuşum. Sabah beş gibi uyandım lakin hava serin olunca yataktan çıkasım gelmedi... oysa ki erken kalkmayı ne kadar özlemiştim 🙈 olcak olcak kalkıcam erkenden😁

Blog yazımı yazarken haberleri dinliyordum. Artık bir çok şeyin lüks olduğundan bahsediyor... öyle gerçektende... bir anda arttı her şey ve ne olacak böyle bilemiyorum....

Bir offf çekerek devam edeyim.....

(Bu aralar canım sıkkın, bazı şeyler yaşanıyor ve saygı duymaktan öte bir şey gelmez elimden diyerek.... içime dönüyorum...🥺 hayat böyle diyorum, her şey bizim için.... yaşıyoruz ve öğreniyoruz....)

Kulüp'ün 2. Sezonu gelmiş onu izliyoruz. Sevdik bu diziyi... bir de Tabii sitesinde "Rumi" dizisi vardı onu izleyip bitirdim. Mevlana Hz. Anlatıyor...çok beğenerek izledim. Özellikle müzikleri ve oyunculari çok beğendim.

Geçen hafta arkadaşım ile "İstanbul Resim Ve Heykel Müzesi"ni gezdik.  Tabi öncesi simit çay ikilisi ile güne başladık.

Çok çok beğendik. Kronolojik olarak duzenlenmis ve her odada ki yerleşimler, sergiler harikaydi. İmkânınız olursa mutlaka ziyaret ediniz derim. Müzekart geçmiyor bilginize.

Çok fazla kare var lakin hepsini ekleyemem tabi buraya. Özellikle Osman Hamdi odasında ki resimler muhteşemdi... o dönemin sanata olan bakışı ve yaptıkları çok iyiydi ... ne zaman kaynettik sanatı bı düşündük gezerken....

Bir de +700 bölümü vardı. Bir sanat sever koleksiyonunu bağışlamış müzeye...













31.8.23

Selam :)

 Selamm :)

Çokkk sıcak günlerden bir günü daha bitirdik... Bu sene hepimiz yandık sanırım.. Hani yaz ayını severim ama bu kadar sıcaklar mahvetti resmen. Mıncır'da nasibini aldı sıcaklardan ve iki kez iğne oldu...

Onun dışında malum haftanın altı günü antreman olduğu için buralarda takılmaya devam... Güzel yanı ise arkadaşlarımızla keyifli vakit geçirmek oluyor. Bir de bu sene Kalamış'da Yaz Festivali kapsamında çok iyi sanatçılar konser verdi. Aldık sandalyelerimizi akşamları Kalamış'ta takıldık. " Nilüfer, Erol Evgin, Melike şahin, Edip Akbayram, Ceza" yı dinledik esen deniz kenarı eşliğinde :)


Dizilerden "This Is Us" izliyorum. Son sezona geldim. İçimde o kadar çok yere dokundu.... yer yer ağlayarak yer yer gülümseterek izletiyor dizi kendini... Terapi gibi bir dizi gerçekten de... ÖZellikle aile içi yaşananlarda içinizde, aklınızda kalan sorular varsa kendi kendinize yanıtları buluyor olacaksanız. Bazı diziler ve filmler başka kapılar açar size. Hani hep beklediğiniz o cümle, bazen bir kelime var ya.. işte o kilili kapıyı açıyor....,

Gülmek için de "Big Bang Teori" ye başladık tekrardan. Nasıl bir ince espriler diyorum her izlediğimde...  :))


iki gündür ayaklarım yere basmıyor.... Ufak ufak suprizler yapan ailem, dostlarım, arayan, mesaj atan arkadaşlarim, dostlarım.... Çok teşekkür ederim 🙏🏻🪷🫶🏻
Yeni bir yaş almak hep heyecanlandırmıştır beni... Çok da severim doğum günlerini 🙈
Bu sene ruhum için kendimce çok şey yapmaya çalıştım, hâlâ yol devam ediyor. Denge-de kalmaya çalışmak zor ama imkânsız değilmiş öğrendim... Yaş alırken yolumda olan bütüne teşekkür ederim 🙏🏻


 Okuduğum kitapları da paylaşmak isterim :)

📚📖 Kimse kendisini ilgilendirmeyen bir düş göremez.

📚📖📚📖 İnsan yasaklanmış hiçbir eyleme kalkışmaz, ama yine de alçağın daniskası olabilir. Bunun tersi de düşünülebilir kuşkusuz. Aslında sadece bir rahatlık sorunudur bu. Kendi kafasıyla düşünemeyecek ve kendi kendisinin yargıcı olamayacak kadar rahatı sevenler, yasaklara olduğu gibi boyun eğerler. Böylelerin işi kolaydır.

🪷🪷🪷🪷 Okurken yer yer Tanrılar Okulu kitabına benzettim... Çok uzun detaylara girmeden bir çocuğun büyürken yaşadığı duygu durumlarını, farkındalıklarını, arayışlarını, cekimserliklerinide okudum.... Olaylara karşı bazı cümleler sizin de yolunuza ışık oluyor....

Kendini bulma yolundaki delikanlı, din ve ahlak gibi artık inanmadığı kalıplarla birlikte baba evinden de kopar. Küçük yalanlar ve hırsızlıklarla beslenen yaşamında, sağlam çocuk dünyasının çöktünü görür. Onu bu acılarından kurtaracak olan kişi, okula yeni gelen bir başka öğrencisi: Max Demian'ıdır. Demian, Sinclai'in yaşamını yönlendiren, etkileyen başkişi olur. Der kitabın arka kapağında....
Bu kitabı Sevgili Banu'mun vesilesi ile öne çekip kitap dostu arkadaşlarımızla okuduk.


 

Defoe'nin bu pikaresk romanı (İspanyolca "picaro" kelimesinden türetilmiş, toplumun aşağı tabakasından olan parasız, serseri ve gezgin kişilerin başlarından geçen olayların anlatıldığı otobiyografik yönü de olabilen romanlar)

📖" Bu hayata girmemin nedeni yoksulluk olmuştu, devam etmemin nedeni de yoksullaşmak korkusuydu...." Resmen her şeyi açıklıyor bu cümle.....
Annesi hapse giren ve hayatta kalma mücadelesi veren bir kadının romanı.
17. Yüzyıl'da İngiltere'de yaşanan günlük olayları da okuyoruz bir nevi. Hatta resmi nikahın ötesinde hemen hemen her erkeğin metresinin olması... Doğum kontrolü bilinmediği için babasız doğrulan çocuklar....

İşin garip tarafı Moll hayat hikâyesini öyle bir iştahla ve keyifle anlatır ki, tövbekâr mı, yoksa usta bir yalancı mı olduğu yüzyıllar sonra halen tartışılmaktadır. Güzel olan bir yanıda hikayeleri öyle bir birbirene bağlıyor ki; sanki binbir gece masalları okuyorsunuz 🙈

📖 tek sıkan tarafı hikâyenin çok uzatılması. Araları atladım resmen🙈🙈🙈 çünkü çok tekrarlar vardı napayım 🤭 okurken güldüğüm yerler de oldu çok üzüldüğüm yerlerde.... 

Hiç grafik, çizgi roman vs.. tarzı okumamıştım. Küçükken de okudum mi hatırlamıyorum. Bu seriyi biraz da gözümü kapatıp almıştım geçtiğimiz senelerde... Sonra araya alıp okuyayım derken bayıldım kitaba 🙈😊
Tek zorlayan, yazıların el yazısı ile yazılmış olması. :)

Vincent, 30 yaşında, bekâr ve yalnız; kuaför salonu ile baskıcı ve çatlak annesi arasında sıkıcı ve tekdüze bir hayat yaşıyor. Bir gün yolu, bir yerden tanıdık gelen ancak çıkaramadığı Rosalie ile kesişir. Kim olduğunu bulma bahanesiyle onu izlemeye koyulur. Alışılagelmedik bir şekilde, gizlice bu kadının hayatının bir parçası olan Vincent, bir yandan kendi hayatıyla ilgili tercihlerini sorgulamaya başlar.

Küçük bir şehirde, sıradışı karakterler ve suluboya renklendirilmiş harika çizimler eşliğinde üç ciltlik sürükleyici bir hikâye.

2015 yılında sinemaya da uyarlanan Rosalie Blum serisi, aynı zamanda ilk cildiyle Angoulême Çizgi Roman Festivalinde de ödül kazanmıştır. #rosalieblum #gulsahinkitapligi

27.4.23

Amasya Gezisinden Kalanlar....

 Merhabaaaaa...

 

Yoğun bir ara tatili sonrası yağmurlar ve evde olmak iyi geldi. Bu ara tatilde kızın turnuvası sebebi ile Amasya'daydık. Cuma'dan yola çıktık ve cumartesi ilk ferdi maçını oynadı. Kuradan karşısına; kendisinden iki yaş büyük ve dereceleri olan bir kız denk geldi. 2-3 puan fark ile yenildi. Melis Hocamız bunu beklediğini söyledi. Hem ilk maçı olması hem de rakibinin büyük olması sebebi ile yenmesi biraz zordu dedi. Lakin iyi de oynadığını söyledi, arada ki 2 puan farkla yenilmek başarıydı Umay Kız için. Karşı tarafın rakibi başta iyiydi lakin Umay'ın solak olması ve iyi servis atması sebebi ile suratı o kadar çok düştükü ki bu durum bize motive oldu açıkcası.😬


 Bu arada onlar oteldeyken akşamları Amasya'yı gezdik. Tek kelime ile bayıldım şehre. Hele akşamları ışıklandırma ile muhteşem bir manzara vardı. Bu arada şehzadeler şehri olması sebebi ile Yeşilırmak kanalının orası hep konaklarla çevrili idi. Kaldığımız otelde konaktı. Ziyagil Konağı idi adı ve aile işletmesiydi. O mütevazi yaklaşımları, karşılamaları ve samimiyetleri ile beş yıldızı hak etmişlerdi. Oranın iyi konaklama merkezlerinden biriymiş. Aile işletmesi olması ve ortamın huzuru, sakinliği otelede yansımıştı.

Yemeklerimizi de " Amasya Mutfağı Konağı"nda yedik. Genellikle oraya has yemekleri seçtik. Çok fazla yöresel yemeği yoktu. Haşhaşlı çöreği ile meşhurmuş. Fena değildi. Favorimiz " baklalı sarma" ve "keşkek" oldu.

Döneceğimiz gün de "Kral Kayalıklarına ve Arkeoloji Müzesini" gezdik arkadaşlarımızla..

 




Amasya'nın bir güzel anısıda, orada yaşayan Elif ile tanışmak oldu. Kitap kulübünden bir arkadaşım Elif ve oaraya geleceğimizi duyunca, akşam bizi çaya davet etti. Bir de öyle güzel bir cafede yer ayırtmış ki... Yamaç Tepesinde ve tüm Amasya ayaklarımızın altında idi. Kitap kulübünün bana kattığı güzel arkadaşlıklarından biridir Elif. Ve yüzyüze tanışmak çok heyecan ve keyif verici idi.💜🙏  
İstanbul'a dönüş yolunda da Ankara/ Anıtkabir'e uğradık. Tüylerimiz diken diken ve gözümüz yaşlı dolaştık.... İÇimdeki sevgi, saygı, minnet duygusu o kadar büyük ki.......
Güzel bir ara tatil oldu bizim için. Gelsin sırada ki maçlar :)
 
 
 




29.3.23

Günlük Haller....

 Bu aralar bı gerginlik var üstümde.... Aşırı kahve tüketimine bağlıyorum.... Bir de degerlerim düştüyse.. birbirine domino taşı gibi bağlı.....bu aralar haber izlemeyi de bıraktım. Artık depremden çok siyaset konuşuluyor... Güncel olayları takip etmek için. Oldum olası televizyon bana göre olmadı. Biraz izleyeceğimi izleyip kapatırım. Ruhum daha çok müzikten yana.. son üç dört yıldır Radyo Voyage dinliyorum... onların çaldığı dingin liste iyi geliyor ruhuma.... İnsan yaş aldıkça nasıl da değişiyormuş, kendim de bunları gözlemliyorum bu ara ...

(Hoş ruhen daha genç hissediyorum ama bazen yaşımın da getirdiği duyguları fark ediyorum.)..


Ramazan geldi hoş geldi...📿 Ruhumuzu da beslememiz gerektiğini düşünüyorum ve böyle anlar bir vesile oluyor, daha bir enerji foliyir içimiz. Haftasonu tekne orucu tutmak istedi Umay Kız'da, tabi birnsuee sonra o klasik soruyu kızçemde sordu 🤭 anne sakız çiğnesem orucum bozulur mu? ... Demek böyle geliyrmus sorular dedim🤭😄

Bu ara arkadaslarim ile ortak kitap okuyoruz. 

"Kelebekler Zamanı", " Havuzlu Yazlık" ve " Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi" hepsini de elimden bırakmadan okuyorum.....



13.2.23

06.02.23 deprem sabahı

 O sabah geç uyandım.... Salona girince televizyona bakakaldım. Gece yatmadan interneti kapatıyorum, telefonlar başucunda olduğundan... O yüzden hiç bir mesajı göremedim... Ve o gün bugündür ne diyeceğimi de bilmiyorum...🥺🤲🏻📿 



Geçmiş olsun Ülkemize 🥺  

Hiç televizyon karşısından kalkmak istemiyorum... Sanki TV'yi kapatinca haber alamayacağım ve bu olsunda istemiyorum...

Her habere hem üzüntüden hem sevinçten ağlıyorum/Z eşimle......

Geçen gün eşim arkadaşının yakınları için kefen aradı.... Ararken çok kötüydük... Zor bulduk, bulduğumuza sevindik sonra sevindigimize üzüldük... Resmen bu haldeyiz...... 

Oysa ki 15 tatilde Kuzum Toprak Cem gelmişti.... Umay kız ile keyiflerine diyecek yoktu...... 

Gittiği günün ertesi deprem haberi ile yandık..... Nasıl bir dunay dedim, 1 dakika içinde her şey değişiyor.......

Bu gibi durumlarda konuşamayan, anlatamayanlardanim.... Daha çok sessizce izliyorum... Ne diyebilirim ki zaten..... Her kelime, her cümle anlamsız....

İki gündür geceleri televizyonu kapatıp, kitap okumaya çalışıyorum. Bugün daha iyiyim okudum yoksa kafayı yiycem......

İşte böyle......

Fazla söze gerek yok...

Allah Yar Ve Yardımcımız Olsun 🤲🏻🥺

16.12.22

Haftaya Dair

 Yeni yıla az bı zaman kaldi ama biz hâlâ evi renklendirmedik... Sanırım pandeminin getirdiği şeylerden biride bu oldu.... Bazı sevinçlerimizi köreltti resmen... Yapı olarak olan olaylar karşısında soğuk kanlıyımdır.. ve pandemi dönemini de sakin, evde kaldığımız dönemi oflamadan geçirdim/k... Ve anlıyorum ki bu sene o dönem ki sakinligimin zıt duyguları çıkıyor....

Bu hafta yoğun geçiyor... Zaman ne Zaman bugüne geldi anlayamıyorum bile ...  Oysa ki bugüne kadar listeler yapmıştım, yeni kararlar alıp, listeler yapıp, uyguladıkça üstünü çizmeler.... Hepsi geride kaldı gibi bu dönem....

İki üç gün önce Sevgili Blogger Momentos, Spotify'de hazırladığı " blogger tanıtım postu"nda bloğumdan bahsetmiş. Nasıl hoşuma gitti, gururum okşandı anlatamam ... Gerçekten de burası bir başka..daha samimi, daha içten..

Burdan bir kez daha teşekkür ederim 🙏🏻 kendisine.

Bu aralar evde geçiyor, haftaya dışarı atmayı düşünüyorum kendimi... Gitgide yine ertelemeye başladığımı hissediyorum bir çok şeyi... Aslında vaktim bol, evde spor yapmak istiyorum, olmadı arada çıkıp düzenli yürüyüş yapmak istiyorum... Ve engel olacak bir durumda yok ama ben çok erteliyorum... Yeni yıla listemde ilk sırayı bu erteleme huyumu terbiye etmek olsun😬🙈

Bu aralar üç kitap birden okuyorum, üçü de grup kitaplarımız... Yeni yılda bunu da bire indiricem. Elimde çok kitabım birikti, kendi keyfime göre okumak istiyorum.

"Tutunamayanlar, Yerdeniz 6 ve Jean Christophe" okuyorum. Hepside maşallah sayfa sayısı olarak çoklar 😬

Yarına da kayınvalidemin kuzenleri gelecek. En iyisi ben kalkıp hazırlıklara başlayayım. Sonrada kitabımı okuyayım ☺️🪷


7.12.22

Kelimeler Ve Renkler İskender Pala Sergisi

 Dün otururken " hadi kaldır totonu ve o sergiye git" dedim... Aslında hem gitmek istiyordum hem de evde kalıp kitap okumak.... Bir kaç gün hiç çıkmadan evde oturabilirim, o potansiyele sahip biriyim 😬🙈

Hep duyuyordum "Nev Mekan Sahil" in çok güzel bir cafe olduğunu. Sergide bu mekanın alt katında idi.  "Kelimeler ve Renkler" İskender Pala'nın 13 eserinden esinlenerek yapılan resimlerin sergisi idi.... Öğlen bir güzel hazırlanıp Üsküdar'a gittim. Önce sergiyi gezdim, sonrada cafe kısmında bı çay içtim. Çok kalabalıktı cafe kısmı. Hatta yer olmadigi için bekleyenlerin isimleri alınıp, sırayla boşalan masalara çağrıldık...

Oradan çıkıp biraz sokaklarında dolaştım.... Hatta fotoğraf çekmek yerine aklıma ve içime kazidim detayları.... 

Açıkçası sergi çok ama çok hoşuma gitti. Ne kadar güzel bir sanat...bir yazar için ise olağanüstü... Kaleminden dökülen satırların resimelere yansıması.... Kitaplarını severek okuyorum yazarın. Anlatım dilini ve bakış açısını seviyorum, bizden hikâyeler anlatmasını daha çok seviyorum 🙏🏻☺️

Sergide Pala'nın 13 romanını temsil eden eserlerden "Babilde Ölüm İstanbul'da Aşk"ı Murat Kurt, "Katre-i Matem"i Ceyda Hüseyinoğlu, "Şah ve Sultan"ı Ataman Oğuz, "Od"u Hürrem Özerden, "Efsane"yi Mustafa Sönmez, "Mihmandar"ı Gültekin Serbest, "Karun ve Anarşist"i Handan Korkmaz, "Abum Rabum"u Erhan Hökelek, "İtiraf"ı Erol Kılıç, "Akşam Yıldızı"nı Figan Batı, "Kervan"ı Evren Gül, "A-71"i Müfit İşler ve "Surname"yi Talip Keser resmetti. ( Bu bilgiler netten alınmıştır)

Not: Sergi 02/01/2023 tarihine kadar açık ve ücretsizdir.

Çektiğim fotoğrafları da paylaşmak isterim sizinle.💫